GİRİŞ

GİRİŞ

Çocukluğumda evde radyodan, pikaptan sürekli müzik dinlendiğini, konunun magazinin de Ses dergisinden izlendiğini anımsıyorum. Orkestraları canlı dinlemem de küçük yaşlara, düğünlere kadar gidiyor.

Aklımda kalan ilk orkestra ise, Beykoz’a kadar gelen Selçuk Alagöz ile arkadaşlarıydı. Kızılderili giysileriyle, kafalarında tüy ve suratlarında boyalarla sahneye çıkmışlardı. Uzun süre Kızılderili olmuş, divanı sahne yapıp oyuncak gitarlarımız elde onlara öykünmüştük. Devamında da müziği şarkıcılardan çok, çalanlardan dinlemeyi sevdik.

Büyüdük; hayatımıza HEY dergisi girdi ve gruplarla orkestralardan daha haberdar olduk. O günlerde görsellik yazılı basından sorulduğundan, haberler ve söyleşilerde asıl olan fotoğraftı; bilgi arkadan geliyordu.

Televizyonlu günlerde, TRT’nin ağır denetimiyle uzun süre sıkı sansür yaşanacak, grupların ekrana çıkabilmesi ancak TRT’nin şartlarını kabul etmeleriyle gerçekleşecekti…

Sevdiğimiz isimleri TV’de izlemek lükstü ve gruplarla orkestralar ‘sıra dışı yapımcı’ İzzet Öz çabalarsa ayda, yılda bir ekranda görünecekti. Sonrasında birkaç rock ve pop programı daha yapıldı, o kadar.

Kısacası, konsere gitmeden, büyük kentte yaşamadan gruplardan haberdar olabilmek zordu.

Özel radyolu ve özel televizyonlu dönemde durum değişir gibi oldu, ama bu kez de müzik marketin bol satışa yönelik kuralları uygulanıyor, sistemin talep ettiğinden farklı şeyler üretenlere yine üvey evlat gözüyle bakılıyordu.

Sonrasında, internet sihirli değneğiyle her şeyi değiştirdi ve gruplar özgürlüğüne kavuştu. Şimdilerde kimi dinlemek isterseniz külliyatıyla el altında…

Benim ikinci kitabım bu. Kitap diye tanımlıyorum; çünkü yola çıkarken bu araştırmayı kitap halinde müzikseverlere sunmayı hedeflemiştim. Ancak, artan kağıt maliyeti böyle kapsamlı bir kitabın tane fiyatını normal ölçülerin çok ilerisine taşıdı ve rakamları yakalamak zorlaştı.

Bir de internet bu derece yaşamımıza girince, bilgilere daha kolay ulaşılabilsin diye kitabı elektronik ortama taşımaya karar verdim.

İlk kitap Kentin Türküsü: Anadolu Pop-Rock’ın önsözünde de anlatmıştım; gazeteciyim, yazarlık yanım da var. Müzik dünyamızla ilgili kalem oynatırken hep tedirginim; başvurabileceğim kaynaklar sağlıksız ve sınırlı.

İnternet ise tam kafa karışıklığı. Kim tarafından ne zaman yazıldığı belli olmayan yanlış bilgi orada, burada kullanılarak zamanla  kaynak haline geliyor. Tehlikeli miktarda bilgi kirliliği var internette.

Müzik yazarlarımızın, ellerinden geldiğince, vakit yettiğince kitaplar, yazılar yoluyla tarihe not düştükleri dışında masalla, hurafeyle, dedikoduyla şekillenen bir geçmişi taşıyoruz geleceğe.

Böyle bir ortamda, doğru verileri içerecek başvuru kitabı yazma iddiasıyla yola çıktım. Bulabildiğim kaynakları gözden geçirerek orkestralarımızın ve gruplarımızın öykülerini bir araya getirmeye çalıştım. Çok önce bitecekti, ama internette şarkı, müzik yayınlama işi başlayınca grup sayısında patlama oldu. Araştırma büyüdükçe büyüdü; yayını sarktı.

On binden fazla orkestra ile grubu inceledim. Bunların hepsinin sığacağı kitabı bastırmanın zorluğu ortadaydı. 2324 orkestra ve grubun öyküsünü yazdım; 8707 tanesinin de adını sıraladım.

Eleme yaptım ve özelikle 2000’li yıllarda kurulmuş gruplardan pazarda, internette satılmış-satılan albümlerle tekliler yayınlamışların öykülerine yer verdim; diğerlerinin de adlarını listeledim.

Adlarını listeye aldıklarım arasında, albüm ya da tekli çıkardıkları halde haklarında yeterli bilgiyi sağlayamadıklarım da var. Ürettiklerini  Türkiye pazarında değerlendiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti grupları ile başta Almanya olmak üzere, ülke dışında müzik yapan vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın toplulukları da kitapta yer buldu.

Çetrefilli süreçti; grupta aynı dünya görüşü, hedef, müzikal tat, fikir gibi ortak değerler geçerli olduğundan, değişen eleman sayısı ortalama 15-20’de kalırken, bu sayı orkestralarda çok yüksekti. Orkestrada ortak duruş ve felsefeden çok, çalgıya hakimiyet önemli olduğundan, topluluklar arası yoğun eleman alışverişi yaşanıyordu. Birincil kıstas, repertuvardaki parçayı en iyi şekilde çalmaktı.

Ahmet gidince, Mehmet geliyor, bir süre sonra onun yerine kadroya Hasan dahil oluyor, parasal anlaşmazlık ya da başka nedenle ayrılınca kısa sürede yeri Hüseyin’le dolduruluyordu. Genellikle, Beyoğlu Mis Sokaktaki İrfan Baba’nın kahvehanesinden bazen gecelik, bazen de uzun sureli yeni eleman bulunuyor,  bu müzisyen çabucak orkestraya alışıyor ve daha paralı yer buluncaya kadar sahnede elinden geleni yapıyordu.

İşte, böylesine yoğun trafiğin izini kısıtlı kaynaklarla sürmek, kayda geçirmek hayli zamanımı aldı. Şüphesiz atladığım isimler olmuştur. Bu nedenle, kitapta dikkate takılacak eksiklikleri, gedikleri, hataları,  gönderilecek bilgi, belge, haberleri okurlarla kurulacak iletişim ve bilgi akışı sonucu sitede değerlendirmeye hazırım. Elektronik posta adresim: cumcan@hotmail.com.

Teşekkürler…

Bir not daha: Alfabetik sıralamayı sağlayabilmek amacıyla bazı grup isimlerinin önündeki ‘grup’ kelimesini, ‘the’ları kullanmadım.

CUMHUR CANBAZOĞLU

CUMHUR CANBAZOĞLU

İstanbul, Beykoz doğumlu. İtalyan Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’nda öğrenim gördü. Gazeteciliğe 1984’de Hürriyet’te başladı.

1987’de Cumhuriyet Gazetesi’ne girdi. Bir süre muhabirlik ve yayın sekreterliği yaptıktan sonra Cumhuriyet Dergi’nin yayın yönetmenliğini üstlendi; sinema, müzik, spor yazdı.

Cumhuriyet’te 1994-2001 arası, kesintisiz, haftalık müzik sayfasını hazırladı. Cumhuriyet Radyo için programlar üretti. 1993’den bu yana SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) üyesi olan Canbazoğlu’nun müzik ve sinema yazıları TV’de 7 Gün, Hürriyet Çocuk, Beyazperde, Antrakt, Sinema, Altyazı, Nokta, Radikal, Milliyet Sanat, Total, Shaft, Billboard Türkiye, Arka Pencere Mecmua, Sinema Seven Mecmua, sinemamuzik.com’da yayınlandı.

error: Content is protected !!