ÇALGICI TAYFASI 1

ÇALGICI TAYFASI 1 – ÇALGICI TAYFASI 2

ABDULLAH KEZLER (PİYANO)

Mart 1948’de Eskişehir’de doğdu. İstanbul Belediye Konservatuarı’nda öğretim gördü. Sanat yaşamına 1965’te Erol Büyükburç Orkestrası’nda başladı ve uzun süre bu toplulukta çaldı. Ardından Aysun Ercan’ın topluluğuna kemancı olarak katıldı.

 

ADİL AKTUNÇ (BAS GİTAR)

1948’de Üsküp’te doğdu. 1965’te müziğe başladı. Barok 6, Orhan Şevki-Önder Bali 7’lisi, Yurdaer Doğulu Orkestrası, Nihat Baysal Orkestrası’nda yer aldı.

 

ADNAN ERGİL (GİTAR)

1961’de Ankara’da doğdu. Fenerbahçe Lisesi’nde okurken katıldıkları Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’nda Edip Akbayram’ın dikkatini çekti ve arkadaşı Metin Özülkü ile Seksenler’in başında Edip Akbayram-Dostlar grubuna katıldı.

Kısa sürede grubun vazgeçilmez elemanlarından oldu ve Edip Akbayram’a verdiği Hava Nasıl Oralarda bestesiyle dikkat çekti.

1985’e kadar Akbayram’la çalışan Adnan Ergil, lise çağlarından başlayarak gruplarda ya da ikili olarak müzik yaptığı Metin Özülkü ile 1985’de ‘Grup Çağrışım’ adıyla Gerçekler uzunçalarını ve kasetini yayınladı.

10 parçalık albüm 1985 tarihliydi. Ergil ile Özülkü başka sanatçıların projelerinde çalışırken Çağrışım’a vakit ayıramayınca, grup tek albümün ötesine gidemedi.

Ergil birçok sanatçının albümlerinde besteci, düzenlemeci ve söz yazarı olarak görev aldı. Besteleri arasında Nilüfer’in yorumladığı Dokunsalar Ağlarım, Yolcu Yolunda Gerek, Böyle Ayrılık Olmaz, Haram Geceler, son Perde, Eda Özülkü’nün yorumladığı Parolayı Söyle gibileri listelerin üst sıralarında dolaştı.

Müziğin yanında mesleği mimarlığı da sürdüren Ergil, daha sonra gitarıyla beş albümlük Turkish Folk Gitar serisini, neyiyle Ney ile Balkanlar, Ney ile İlahiler, Ney ile Türküler albümlerini yayınladı.

 

ADNAN GÖYKEN (GİTAR) 

Temmuz 1948’de İstanbul’da doğdu. Küçük yaşlarda gitara başladı ve 1968’de askere giden Cihat Günaydın’ın yerine Mavi Işıklar’a katıldı. 1970’te gruptan ayrıldı. Vatani görevi sonrası İngiltere’ye gitti.

1991 Eurovision Türkiye finalinde ikinci olan Hamburger şarkısını seslendirdi. 1992’de de Bu İş Bu Kadar albümünü çıkardı.

 

ADNAN ÖZALAŞAR (GİTAR)

1958’de doğan Adnan Özalaşar, 9 Eylül Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü’nden mezun oldu. Devamında İzmir’de gruplarda çalmaya başlayan sanatçı, Watt 71 grubunda uzun yıllar çalıştı.

1988’de Caz ve Pop Armoni Orkestrasyon Düzenleme Bilgisi kitabını yayınlayan Özalaşar 1989’da Grup Metro’yu kurdu. Kalbiyle ilgili sorunlar yaşayan gitarist, 27 Mart 1997’de yaşamını yitirdi.

 

AGOP PAKYÜZ  (KONTRBAS)

22 Şubat 1926’da İstanbul’da doğdu. 1948’de amatör olarak akordeon ve kontrbas çalmaya başladı. Sonra piyasada tanındı ve İbrahim Solmaz, Roberto Lorano, Stephan Papazyan, Maruşka, Necip Divitçioğlu orkestralarında çalıştı. Pakyüz bir ara da Orhan Avşar’la ikili olarak programlar yaptı. Agop Pakyüz, topluluğuyla Taverna Oyun Havaları uzunçalarını yayınladı. Albümün parçaları Yeşilçam filmlerinde sıkça kullanıldı.

 

AHİT OBEN (PİYANO, ORG)

1939’da İstanbul’da doğdu. Piyano ve org çalmayı öğrendi. İktisat yükseköğrenimi yaparken amatör topluluklarda yer aldı ve devamında 1963’te profesyonel oldu.

Kardeşi Cahit Oben, ‘Cahit Oben 4’ adlı grubuyla müzik yaparken, ağabeyi Ahit Oben aynı dönemde Golden Horn Kentet, Metin Ersoy, Özdemir Erdoğan ve Durul Gence’yle çalışıyordu.

İki kardeş 1969’da ‘Ahit-Cahit Oben 6’ adıyla bir araya geldi: Cahit Oben (gitar), Ahit Oben (org), Ergun Yorulmaz (bas gitar), Elvan Aracı (trombon), Hüner Tunç (tenor saksafon), İzzet Eti (davul).

Sonra kadroda değişiklik yaşandı ve iki kardeşin yanına bu kez de Cankut Özgül (davul), Okan Dinçer (tuşlular), Zafer Dilek (bas gitar), Özkay Tunç (saksafon), Aydın Konur (vokal) geldi.

Gece kulüplerinde çalışmak istemiyorlardı ama, maddi sorunlar nedeniyle dans müziği yapmaya başladılar ve sahnede Öztürk Serengil, Özdemir Erdoğan gibi isimlere eşlik ettiler. Birçok sanatçının stüdyo kayıtlarında da bulundular.

Cahit Oben’in besteleri yazıp şarkıları seslendirdiği, Ahit Oben’in sözleri yazdığı orkestra 1971’de dağıldı. İki kardeş solo çalışmalara yöneldi.

 

AHMET CESUR (GİTAR)

1950’de Bulgaristan’da doğdu. Türkiye’de gitarıyla çeşitli topluluklarda yer aldıktan sonra Selçuk Alagöz Orkestrası’na katıldı. Devamında Atılım Orkestrası’nda müziği sürdürdü. Cesur 2020’de yaşamını yitirdi.

 

AHMET ELMAS (SAKSAFON)

Kıbrıs’ta doğdu. Saksafonuyla Ankara caz camiasındaki nitelikli çalışmalarıyla tanındı. Quartet ve quintet halinde gruplar kurarak çeşitli etkiniklerde çaldı..

 

AHMET ERBAY (GİTAR)

Temmuz 1946’da Zonguldak’ta doğdu. 14 yaşında müzik hayatına başladı. Çeşitli topluluklarda çaldıktan sonra Okay Ergil Dörtlüsü’ne girdi. 1966’da Altın Mikrofon’a Kömür Gözlüm’le katılıp finale kalamayan Sonya Dores’e son veren Okay Ergil (banço, gitar), yarışmanın ertesinde arkadaşları Ahmet Erbay (gitar), Gül Özgen (vokal, alto partisyonlar), Adnan Erokan’la (1944) ‘Okay Ergil Folk Dörtlüsü’nü kurmuştu.

 

AHMET GÜVENÇ (BAS GİTAR)

Kurtalan Ekspres kadrosuna dört yıllık gecikmeyle, 1976’da katılan, zamanla simge isimlerden biri haline gelen Ahmet Güvenç (27 Haziran 1951-Ankara doğumlu) profesyonel müzik yaşamına 1969’da Grup Bunalım’da başlamıştı. Bu gruptayken yaptıkları sıra dışı müzikle yerli rock tarihine erken adını yazdırmıştı.

Berklee’de öğrenim gören Güvenç, 1971’de Bunalım’dan ayrıldıktan sonra Erkin Koray’ın Yeraltı Dörtlüsü’ne gimişti. Koray’la uzun süre çalışarak birçok plağının kayıtlarında ve sanatçının konserlerinde çalmış, 1975’te ise, Seyhan Karabay’ın yaşatmaya çabaladığı Kardaşlar’a katılmıştı.

Aynı yıl Avrupa’ya gitmiş ve Koray’ın The Great Error grubuyla Hollandalı Hot & Steeky grubunda kısa süreli çalışmalarda bulunmuştu.

1976’da Türkiye’ye dönüp Barış Manço-Kurtalan Ekspres’e girmişti. Askerlik görevinin ardından Kurtalan Ekspres’le yoluna devam eden Güvenç, Şubat 1978’de kurulan Cem Karaca’nın Edirdahan’ında bir hafta kalmış ve Manço iyileşince geri dönmüştü.

Bas gitardaki ileri tekniğiyle Kurtalan Ekspres’e çok yararlı olan Güvenç’in özellikle kendi bestesi Dönence parçasının girişindeki performansı, tam anlamıyla ‘klasikleşmişti’. Gülpembe de bir Güvenç bestesiydi.

Timur Selçuk’un Çağdaş Müzik Merkezi isimli müzik okulunda 13 yıl armoni, bas öğretmenliği yapan, 1991’de açtığı Stüdyo Spectrum’u işleten ve gitar dersleri veren Güvenç, Erkin Koray’ın Devlerin Nefesi (1999) ile Cem Karaca’nın Bindik Bir Alamete Gideyoz Kıyamete (1999) albümlerinde de çalmıştı.

2000’li yıllarda Kurtalan Ekspres’i yeni elemanlarla yaşatan, albümler yayınlayan Ahmet Güvenç, gerek kendi kuşağının müzisyenleriyle, gerek gençlerle sık sık ortak projelerde yer aldı.

Güvenç, arkadaşı Bülent Ortaçgil’in kaleminden çıkma ünlü şarkı ’Suna Abla’da anlatılan hanımefendinin oğludur…

 

AHMET KOÇ (BAĞLAMA)

Halk müziğimizin modernizasyonu deyince akla ilk gelen isimlerden Ahmet Koç, uzun yıllar Edip Akbayram ile birçok yorumcunun düzenlemelerine imza atmış, Dostlar grubunda yer almış, solo albümler yayımlamayı başarmış biri…

Üç yaşında cura çalmaya başlayan Ahmet Koç iyi derece bağlama çalmayı ozan babası İsa Koç’tan öğrendi. 1978’de İstanbul Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nda girdi ve ‘tar’ eğitimi gördü. 1987’de piyasada çalışmaya başladı ve gazinolarda, albüm kayıtlarında bağlama çaldı. Edip Akbayram, Sadık Gürbüz, Rahmi Saltuk, Ferhat Tunç, Ahmet Kaya, Murat Göğebakan, Murat Kekilli, Onur Akın, Cansu Koç’un albümlerinde düzenlemeci ve müzik yönetmeni olarak görev yaptı. 1993’te T.C. Kültür Bakanlığı İstanbul Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu’na, aranjör ve bağlama sanatçısı olarak katıldı. 1994’te ise, çok satan Yedi Karanfil albümünün düzenlemelerini yazdı. 1997 yılında tüm bu tecrübesini solo bir yapıtta değerlendirmeye karar verdi ve Yediveren/Anadolu adlı ilk albümünü yayımladı. İki filme yazdığı müzikler ile pop-folk kalıplarında yorumladığı geleneksel ezgilerimizi bir araya getirdiği bu çalışmada caz ve rock dokunuşlarıyla çeşitli deneylere girişmişti.

Aynı yıl, Eurovision Şarkı Yarışması’nda TRT ‘yi İrlanda’da temsil eden Grup Etnik’te bağlamasıyla yer aldı. Grup, Levent Çoker’in Dinle adlı bestesiyle Türkiye’ye ilk önemli derecesi olan üçüncülüğü getirmeyi başarmış, sürekli Batı özentisi şarkılarla Eurovision’da derece arayanlara iyi bir ders vermişti.

1998’de ikinci albümü ‘Yol Türküleri’ çıktı piyasaya. Yine baştan sona Anadolu kokan yapıtta ilk dikkat çeken nokta, Türkiye’nin kalburüstü müzisyenlerinin bir araya gelerek, çok sevilen türkülere farklı renkler katmasıydı.

Ahmet Koç denemelerine devam etti. Müzik Yorumcuları  Meslek Birliği  başkanlığı da yaptı.

 

 

AHMET KULİK (DAVUL)

1 Ağustos 1947’de İstanbul Mecidiyeköy’de dünyaya geldi. 1954’te radyodan dinlediği şarkılara darbukayla eşlik ederek müziğe başladı.

İlk darbuka dersini Doğan Hoşses’den aldı.

13 yaşındayken Metin Şanlıel’in yardımıyla çok küçük yaşta profesyonel müzik camiasına girdi.

Devamında, Burhan Tonguç’tan usul ve solfej dersleri aldı ve stüdyo müzisyeni olarak plak kayıtlarında çaldı.

1970’lerin ilk yarısında, Doğu müziği üzerine deneyler yapmak amacıyla Burhan Tonguç ile Yıldırımbora tarafından kurulan ‘Grup Metronom’a girdi. Amaç, plaklardaki müzikal performansı gazino sahnesinde yakalayamayan yıldızlara, aynı kaliteyi sunabilecek bir grup yaratmaktı.

1991’de TRT sınavına girerek TRT İstanbul Radyosu’na ritm sanatçısı göreviyle kabul edildi.

Pabuç Ahmet lakaplı Ahmet Kulik 2022’de yaşamını yitirdi.

 

AHMET MUSTAFA ÖZGÜL (GİTAR)

Seksenler’in ortasına kadar Ankara’da çalışan, sonra İstanbul’a göç eden Period Orkestrası’yla sahnede yıldızlarla müzik yaptı. Grup Çığ’ın stüdyo kayıtlarına katıldı. TRT programlarında gitarist olarak yer aldı.

1990’da türkülerimizin yorumundan oluşan üç albümlük Best of Anatolia serisini, 2013’te Köprü albümünü çıkardı. Özgül’ün diğer albümleri: Troy Turkish Folk Music, Bolu Saz Havaları, Gülümcan&Turkish Ethnic Music, Cappadocia Turkish Folk Guitar, Ankara Ezgileri Folk Jazz.

 

AHMET ÖZGENÇ (DAVUL)

1954’te Karşıyaka İzmir’de doğdu. 1969’da müziğe davul çalarak başladı. 1972’de profesyonel oldu ve düğün orkestralarında yer aldı. Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nde okurken müziğe devam etti. Pirhan Atalar Zaman 8’lisi, Watt 71 gibi İzmir gruplarında çalıştı. Cazı da denedi.

 

AHMET TİRYAKİOĞLU (GİTAR)

1983’te Ankara’da doğdu. Gitar çalan babasından etkilenerek müziğe ilgi duydu. Lisede okul orkestrasına girdi. Devamında arkadaşlarıyla gruplar kurup 1997’den itibaren lokallerde cover parçalar çaldı.

2005’te Ekin Pesen (davul,vokal) ve Alaz Pesen‘le (vokal, gitar) Dalga grubunu kurdu. Müzik yaşamını İstanbul’da sürdürdü.

2011 yılında ilk grubu Dalga ile tecrübe ettiği albüm prodüksiyonundan önce 2008 yılında oldukça hareketli bir DJ/Canlı performans grubu olan Digital Playground ile gitarist olarak Rock’N’Coke sahnesinde yer aldı.

2015 yılında Bodrum’a yerleşti ve müziğe daha fazla zaman ayırdı. Burada doğaçlama müzik oluşumu Nomad Jam Crew’u kurdu ve Erkan Oğur, Jehan Barbur, Bilal Karaman, Koray Candemir, Oğuz Kaplangı, Siney Yılmaz, Ezgi Kosa, Kaan Boşnak ve daha birçok isimle sahne aldı.

Devamında albüm kayıtlarına katıldı ve yıldızlarla ortak işler üretti.

Tiryakioğlu, 2019’da yayınladığı ve bütün enstrümanları tek başına çaldığı ‘Bir’ isimli ilk solo albümünden sonra tamamen müzikle ilgilenmeye başladı.

 

AHMET TUZCUOĞLU (BAS GİTAR)

1947’de İstanbul’da doğdu. İki yıl konservatuarda kontrbas ve şan okudu. Küçük gruplarda yer aldıktan sonra 1967’de Apaşlar’a katıldı ve aynı yıl Altın mikrofon Yarışması’nda ikinci oldular.

 

AHMET ÜNSEVER  (DAVUL)

1932’de İstanbul’da doğdu. Davul çalmaya 1958’de amatör olarak başladı ve bir yıl sonra adını taşıyan orkestrayı kurdu. Devamında, aralarında Özkan Acargil’in topluluğunun da olduğu diğer orkestralarda yer aldı.

 

AKAY TEMİZ (DAVUL)

Okay Temiz’in kardeşi olan Akay Temiz, müzik serüveninin ilk yıllarında ağabeyinin yanında yetişti. 70’lerin başından itibaren kariyerini yurt dışında sürdürdü ve davul, vurmalılar, piyano çaldı.

Bir ara yurda döndü ve Seyhan Karabay’ın Kardaşlar’ı yeniden toparladığı dönemde bu toplulukta baget salladı.

Daha sonra Erkin Koray’la çalıştı ve 1977 tarihli Erkan Koray Tutkusu albümünde davulu üstlendikten sonra yeniden yurtdışına çıkıp İngiltere’de yaşadı.

 

AKIN ELDES (GİTAR)

11 Kasım 1962’de Federal Almanya’da doğdu. İlkokulda mandolinle müziğe başladı, ortaokulda flütü de denedi. Lisede de gitara geçti.

İTÜ gemi mühendisliği bölümünde okudu. Okul döneminde pavyonlarda çaldı, E-5, Painted Bird, Çapkınlar gibi gruplarda ve Asım Can Gündüz’le müzik yaptı.

Müziğin yanında turist rehberliğini yürütürken 1986’da Bulutsuzluk Özlemi’ne girdi ve sağlam tekniğiyle kısa sürede rock camiasının dikkatini çekti; grubun birçok şarkısına müzikal zenginlik ve farklı tatlar kattı. Stüdyo müzisyenliği de yaptı ve reklam işlerinde çaldı.

2001’de Bulutsuzluk Özlemi’nden ayrıldı ve Bülent Ortaçgil’le çalıştı, albümlerinin kayıtlarında yer aldı.

2002’den solo albümler (Kafi-2002, Türlü-2004, Cango-2007, Ara Taksim-2009, Başka Türlü-2010, Hane-i Akustik-2011, Tek Başına2018) üretmeye başladı ve yapıtlardaki kaliteyle yurtdışında da kabul gördü.

Birsen Tezer’in konserlerinde de sahne alan Eldes, bir süre de Pinhani grubuna katıldı.

Gitar dersleri veren sanatçı, rockçı dostlarının projelerine desteğini sürdürdü.

 

ALDOĞAN ŞİMŞEKYAY (TROMPET)

1970’lerin ortasında kurulan Grup Doğuş’ta yetenekli müzisyenler bir araya gelmişti. Bunlardan biri de Aldoğan Şimşekyay’dı.

Amerikan kulüplerinde programa çıkarak popüler parçaları coverlayan topluluk, repertuvarına Türkçe parçalar da almıştı.

Devamında, sahne çalışmalarında yıldızlarla aynı sahneyi paylaşan ve defalarca gazetelerle dergiler tarafından ‘yılın orkestrası’ seçilen Grup Doğuş, pop müzik pazarının daralmasının ardından dağıldı.

Şimşekyay, TRT İstanbul Radyosu Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda da uzun süre çaldı.

Yerli müzik pazarının aranan bestecileri arasına da giren Şimşekyay, 1992’de yazdığı Yaz Bitti’yle Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye adına sahnede parçayı yorumlayan Aylin Vatankoş’a  oğullarıyla vokal yaparak yarıştı.

Ekip 17 puan toplayarak 19. oldu.

 

ALEKS KELECİ (PİYANO)

Keleci, Ferdi Stater ile Cemal Reşit Rey’den dersler aldıktan sonra kantocu babaannesi Şamrah Hanım’a piyano çalarak 17-18 yaşlarında profesyonel oldu.

Ardından Tepebaşı’ndaki Darülbedayi Tiyatrosu’nda çalıştı. 1940’lı yıllarda da Cemal Reşit Rey operetlerinde piyano çaldı.

50’lerde İstanbul’un ünlü gazinolarında, Hilton gibi İstanbul’un lüks otellerinde arkadaşları Çarli Rahçi ve Avusturyalı Willy ile müzik yapan piyanist Aleks Keleci, sonra Neşet (trompet), Dadik (davul), Guy de Rasenfos (keman) ve Talat’la (kontrbas) orkestrasını kurup çalışmaya başladı.

Orkestranın dağılmasından sonra Orhan Borar, Orhan Avşar, İbrahim Özgür, Fehmi Ege, Semih Argeşo gibi isimlerin topluluklarında piyanistlik yapan Keleci, 1960’da öğretim üyesi olarak konservatuara girdi ve 22 yıl görevini sürdürdü.

 

ALEN KONAKOĞLU (DAVUL)

1977’de doğmuş Alen Konakoğlu 11 yaşında davul çalmaya başlamıştı. Genç yaşta müzik piyasasına girmiş Konak, davul bilgisini geliştirmek için 1999’da Los Angeles’ta Musicians Institute’de eğitim görmüştü.

Teoman, Haluk Levent, Climb gibi sanatçı ve gruplarla albüm kayıtları yapmış ve konserlerinde çalmıştı.

2000’de Türkiye’ye dönünce Duman grubunun konserlerinde yer almış, ses teknisyenliği ve prodüktörlüğe başlamıştı.

Sahnedeki sağlam tekniğiyle dikkat çekmiş Konakoğlu, geniş yelpazede stüdyo işleri çıkarırken davul atölyeleri kurarak dersler vermiş, Mert Baykal’ın yönettiği Pardon filminin müziklerini yazmıştı.

 

ALEXANDR ZAMBOĞLU (GİTAR)

1917’de İstanbul’da doğdu ve Galatasaray Lisesi’nde öğrenim görürken son sınıfta okulun topluluğu İz-Caz’da müziğe başladı. Gitara merak saran Zamboğlu özel ders aldıktan sonra, 20’li yaşlarından itibaren dönemin az sayıdaki amatör topluluklarında çalmaya başladı.

1949’da Alexandr Zamboğlu (gitar) ve Kitar Kuarteti adını verdiği kendi dörtlüsünü kurdu. Grup, uzun yıllar İstanbul Radyosu’nda programlara katıldı. Ses Tiyatrosu, Sanary Sineması, halkevleri gibi yerlerde konserler verdi.

Grup, kurucu Zamboğlu’ndan başka Jori Stil, Koço Karalidis (keman), Mihal Filipidis ve Jori Andoniadis’le beşli haline gelmiş, ancak ‘kuartet’ (dörtlü) adını kullanmaya devam etmişti.

Repertuarında genellikle Latin melodilerine yer veren üyeler, on beş yıla yakın birlikte çalmış, Alexandr Kitar Quarteti ismiyle de sahneye çıkmıştı.

 

ALİ ALAGÖZ (ORG)

26 Kasım 1950’de İstanbul’da doğdu. 15 yaşında ağabeyi Selçuk Alagöz’ün orkestrasında melodika çalarak profesyonel oldu. Sonra orga geçti.  Dönemin gözde yarışması Altın Mikrofon’da Selçuk Alagöz Orkestrası’yla 1965’te finalist, 1966 ve 1967’de üçüncü oldular. 1970’de 3. Apollonia Uluslararası Müzik Festivali’nde Türkiye’yi, oryantal motiflerin ağır bastığı, ça ça ritmli Terkedildim (söz: Ali Alagöz-müzik: Selçuk Alagöz) adlı parçayla temsil ettiler.

Ali Alagöz, uzun yıllar aynı orkestrayla müzik üretmeyi sürdürdü.

 

ALİ BOZ (SAKSAFON)

Mart 1948’de Adana’da doğdu. Sanat hayatına 1965’te Kent Yedilisi’nde başladı. Sonra Sis Beşlisi, İsmet Sıral Orkestrası ile Ritm 68’de çaldı.

 

ALİ ÇETİNKAYA (DAVUL)

Sanat hayatına Beşiktaş Halkevi’nde başlayan 1928 doğumlu Ali Çetinkaya 1954’de dahil olduğu İlham Gencer Trio’da yıllarca davul çalmıştı. Çetinkaya ile Gencer’den başka ekipte Aydemir Mete (kontrbas) vardı ve üçlünün önünde Ayten Alpman şarkı söylüyordu.

İlham Gencer, orkestrasının kalitesini çeşitli yarışmalarda sınamayı düşünmüş ve 1964’de katıldığı 2. Boğaziçi Müzik Festivali’nde İstanbul şarkısıyla en iyi beste, The Song Goes Around The World şarkısıyla en iyi ikinci beste ödüllerini kazanmıştı.

Gencer’in üçlüsü bir yıl sonra aynı yarışmada orkestra kategorisinde ikinci sırayı alırken elemanlardan Ali Çetinkaya en iyi davulcu seçilmişti.

1965’te ilk Altın Mikrofon’a İlham Gencer, Ali Çetinkaya, Mehmet Karatosun (bas gitar) kadrosuyla katılan üçlü, Zamane Kızları parçasıyla finale kalmış, dereceye girememesine karşın yarışma şartnamesi sonucu Zamane Kızları/İstanbul 45’liğini çıkarmıştı.

Çetinkaya daha sonra Süheyl Denizci, Şevket Yücesaz, Nihat Baysal, Nejat Cendeli, Necdet Karar, Ümit Aksu, Ritm 73, Şevket Yücesaz orkestralarında da yer almıştı.

Ali Çetinkaya Kasım 1970’de orkestrasını (Ali Çetinkaya: davul, Engin Erge: nefesliler, vokal, Mustafa Özkent: gitar, Osman İşmen: org, Suavi Akkanat: vokal, Mehmet Karatosun: bas gitar) kurup gazinolarda ünlü isimlere eşlik etti.

1977’ye kadar topluğuyla çalışan Çetinkaya, sonra dans orkestralarına katıldı.

 

ALİ ERDOĞAN (GİTAR)

1946’da İstanbul’da doğdu. 1966’da müziğe amatör olarak başladı ve Jaguarlar gibi çeşitli topluluklarda gitar çaldı. Sonra kendi orkestrasını kurarak programlar yaptı.  1967’de Altın Mikrofon Yarışması’na ‘altılı’ kadroyla katılan orkestrada Ali Erdoğan’ın kardeşi Rasim Erdoğan vokal, Yayla Heparı (Uzay Heparı’nın babası) organistti. 1970’li yıllarda blues ve caz çalışmalarıyla öne çıktı. Berklee’de eğitim gördü ve devamında dünyanın çeşitli yerlerinde caz performanslarına katıldı, takdir topladı.

 

ALİ ERDOĞAN AĞCA (GİTAR)

Berklee College of Music’te okudu ve caz kompozisyonu bölümünden mezun oldu. 1970’li yıllarda yerli piyasaya adım attı. Uluslararası caz ustalarıyla da aynı sahneyi paylaştı ve çeşitli projelerde çaldı. Ali Erdoğan Ağca Quartet bünyesinde ülkede cazın ilerlemesi için çaba sarf etti.

 

ALİ GÜÇKAN (GİTAR)

Müziğe küçük yaşlarda gitar çalarak başladı. 70’lı yılların başında arkadaşlarıyla Gerilim Set’i kurdu. Devamında Ersen’in grubu Dadaşlar’a geçti. 1976’dan sonra Ersen, radikal değişikliğe gitti ve yeni elemanlar Baki Yıldırım (klavye), Ali Güçkan (elektro gitar), Ferruh Çotuk (davul) ve Uğur Yassı’dan (bass) oluşan Dadaşlar’la, daha yumuşak sounda, ‘salon müziğine’ ve arabesk diye tanımlanan denemeleri içeren bestelere yöneldi. Dönem arabeskin egemenliğini ilan ettiği dönemdi ve diğer Anadolu Pop/Rockçılar politik hesaplaşmada taraflarını belirlerken Ersen, ‘arabesk’e meyletti ve Ali Güçkan besteleri  Kalbimdeki Acı/Gurur 45’liğiyle listelerin üst sıralarına tırmandı.

 

ALİ KAYRAL (GİTAR)

Ekim 1940 İstanbul doğumlu Ali Kayral, profesyonel müziğe Süheyl Denizci Orkestrası’nda gitar çalarak başladı ve ardından İsmet Sıral Orkestrası’na geçti.

Vibrafon ile piyano da çalan Kayral, vatani görevinden sonra tek başına çalışmayı denedi.

1960’ların sonunda ise, adına kurduğu orkestrayla İstanbul’un gözde mekanlarında müzik yaptı.

Kayral’ın kadrolarında yer alan müzisyenler arasında Ayten Alpman, Erol Pekcan, Muvaffak Falay, Faruk Akel, Yalçın Ateş, Alaaddin Dal, Tuna Ötenel, Aydemir Mete, Oğuz Durukan gibi isimler vardı.

1970’lerin başında bu kez üçlü kurarak Ali Kayral (piyano, vokal), İhsan Avşar (davul), Cem Bumin’li (bas) kadroyla devam etti.

1988’de Marmaris’te ‘Ali Baba Jazz Bar’ı açarak, yaşamını yitirdiği 2003’e dek aynı mekanda müzik yapan, cazcı dostlarıyla unutulmaz performanslara imza atan Ali Kayral, bir ara televizyona programlar üretmişti.

 

ALİ KIZILÇAY (GİTAR)

1945’te İstanbul’da doğdu. Kardeşi Erdal Kızılçay’la birlikte yurtta büyüdü. Onu ve kardeşini, yurttaki müzik hocası keşfetti. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na giren Ali Arslan Kızılçay viyolonsel çalmaya başladı. Uzun süre albüm kayıtlarında çalan ve Zafer Çotal Orkesrası’nda yer alan Kızılçay, viyolonsel sanatçısı olarak İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’na katıldı. Öğrenciler yetiştirdi. Kanserle üç yıl mücadele ettikten sonra 2010’da yaşamını yitirdi.

 

ALİ KOCATEPE (PİYANO)

Şubat 1947’de İzmir’de doğdu. 1961’de babası ona akordeon armağan etti ve Eyüp Çalışkantürk’ten uzun süre dersler aldı.

1964’te Atatürk Lisesi’nde arkadaşlarıyla Los Sombreros grubunu kurdu. Bir yıl sonra adları Sputnik-6 oldu. Akordeon ile piyano çalıyordu.

Gece kulüplerinde, otellerde çalıştılar. 1966’da adlarını Sol Anahtarları yaptılar.

Aynı dönemde Yeni Asır Gazetesi’nde müzik sayfası hazırlamaya başladı. İzmir Radyosu’na da disk-jokey olarak girdi.

Daha sonra radyoda futbol maçları anlatması istendi; bu işde de başarılı oldu.

Ardından, 60’ların sonuna doğru bestelerini solist olarak seslendirmeye, 45’ikler yayınlamaya soyundu.

İzmir Radyosunda prodüktörlük yaparken müzik sektörüyle tanıştı ve yakın dostluklar kurdu. 1973’te ‘1 Numara’ plak şirketini kurdu ve nitelikli yapıtları müzikseverlere ulaştırmak için çok çaba sarf etti.

Bestelerinin büyük bölümü ünlü isimler tarafından yorumlandı ve liste başı oldu. Festivallere, yarışmalara katıldı. Önemli dereceler kazandı.

Bir ara Erkekçe Dergisi’nin yazı işleri müdürlüğünü üstlendi ve basın dünyasında da yeteneğiyle dikkat çekti.

 

ALİ PERRET (PİYANO)

30 Eylül 1958’de Brooklyn’de (New York/ABD) doğdu. 1970-80 arası İstanbul Devlet Konservatuarı’nda piyano ve kompozisyon okudu. 1973’de profesyonel müzik yaşamına adım attı, kabarelerde çaldı, gruplarla sahnede caz yaptı.

1980’de Berklee Müzik Akademisi’ne girdi ve caz beste, düzenleme dallarından mezun oldu. 1985’e kadar ABD’de caz piyanisti olarak çalıştı.

Türkiye’ye dönünce radyoda caz programları hazırladı, besteler yazdı, konserlere çıktı.

1995’de, çizgisini acid jazz ya da modern caz diye tanımlağı Acid Trippin grubunu kurdu. Elemanlar, büyük bir projenin değişen üyeleri şeklinde bir araya gelmişti.

Ali Eugene Perret 1997’de Bilgi Üniversitesi’nde müzik kürsüsünü kurdu. Devamında, dostlarıyla caz çalmaya, projelere destek vermeye, ortak işler üretmeye devam etti.

İstanbul Caz Dörtlüsü (1985-1990), Acid-Trippin (1995-2003), Mingus-Trippin (2000), Free’key Trio (2004), Kakophonia (2004), Schalter Ego, Ali Perret’s Nonetonal Quartet (2009), Barbarians (2010), Ali Perret’s DU.DU projelerini hayata geçirdi.

 

ALİ RIZA EKEMEN (GİTAR, ORG)

21 Haziran 1944’de Aksaray Niğde’de doğdu. Konservatuarda okudu ama bitiremedi. Müzik öğretmenliği yaptıktan sonra çok genç yaşta profesyonel müzik piyasasına girdi ve Mavi Pantalonlular, Mete Metin, Metin Gürel, Necdet Karar, Yurdaer Doğulu, Orhan Sezener, Üstün Poyraz Set orkestralarında gitar, bas gitar, org ve flüt çaldı.

 

ALİ SERDAR (DAVUL)

Ekim 1948’de İstanbul’da doğdu. Çok genç yaşta davulcu olarak, okuldan arkadaşı Mazhar Alanson’un grubu Kaygısızlar’a katıldı.

Semtin çocuğu Barış Manço’yla dost oldular. Avrupa’da kurduğu grupları Türkiye’ye getirmekte zorluk çeken Manço beraber çalışmayı teklif etti ve 1968’de bir araya geldiler. Yaz boyunca stüdyoya girip, Kol Düğmeleri/Big Boss Man/Seher Vakti/Good Golly Miss Molly’den oluşan 45’liği yaptılar.

Kışı Avrupa’da geçirmeyi planlayan Barış Manço, Kaygısızlar’ı Paris’e götürdü. Orada, Trip ve Susana (Korsakof’un Şehrazat’ı) parçalarının kaydını ortaklaşa gerçekleştirdiler.

Kaygısızlar, Paris’te yapadıve bir süre sonra yurda döndü. Gerekçeleri, Türkiye’deki okullarıydı. Ali Serdar, diş hekimliği eğitimi almaktaydı.

Barış Manço’yu da kırmayıp orta bir yol buldular ve bağlantıyı koparmayıp onun Türkiye’deki plak kayıtlarında, konserlerinde yer aldılar. Birlikte Kızılcıklar/I’ll Go Crazy, Bebek/Keep Lookin, Karanlıklar İçinde/Trip (To a Fair), Boğaziçi/Flower Of Love, Runaway/Unutamıyorum, Ağlama Değmez Hayat/Kirpiklerin Ok Ok Eyle, Kağızman/Anadolu 45’liklerini doldurdular…

Grup performansları bir hayli yükselmişti. 1969 yazında İzmir Fuarı’nda Ekim 1969’da verilen iki veda konserinin ardından Manço’ya yolları ayırdılar…

Yıl 1970’ti ve artık tek başına işler yapmanın zamanıydı. İşte o dönemde Ali Serdar, Özkan adlı genç birini gruba getirdi. 17 yaşındaki Özkan çok iyi bas çalıyor ve şarkı söylüyordu…

Kaygısızlar, elemanların değişik kentlerde yaşamaya başlamasıyla dağıldı ve Ali Serdar 1972’de Barış Manço tarafından kendisine plaklarda ve konserlerde eşlik edilmesi için kurulan Kurtalan Ekspres grubuna katıldı.Ancak çok kalıcı olmadı. Daha sonra Ersen-Dadaşlar’da davul çalarak Anadolu popa devam etti.

 

ALİŞAN TOPALOĞLU (DAVUL)

1978’de Zonguldak’ta doğdu. Lise sırasında davul çalmaya başladı ve çeşitli gruplarla Zonguldak’ta konserlerde çaldı. 1996’da İstanbul a gitti. Kısa sürede tekniğiyle sivrildi ve İstanbul pop ve rock grupları ile çaldı. 1998-2003 arası davul hocası olarak çalıştı. 2004’te Davulcu adını verdiği kendi stüdyosunu kurdu.

 

ALP ERSÖNMEZ (GİTAR)

1999’da Çağlayan Yıldız Hollanda’ya gidince yerine Trio Mrio grubuna dahil oldu. 2003’e kadar Trio Mrio olarak çalan grup, Genco Arı’yı gruba dahil ederek Quartet Muartet ismini aldı. 2004’de Dokuz Parça albümünü yayınlayan grup funk, caz, drum’n bass karışımı, rahat dinlenebilen rafine bestelerle yoluna devam etti. Grubun 2007’de yayınladığı ikinci albüm ‘Dokuz Parça Daha’ sound çeşitliliğiyle beğenildi.

Bu arada, 2005’de bir partide buluşup çalan İlhan Erşahin, (saksafon), Alp Ersönmez (bas gitar), İzzet Kızıl (vurmalılar), Turgut Alp Bekoğlu (davul) bu doğaçlama performans beğenilince konserlere devam etti.

Caz arayışlarıyla dikkat çeken grup, İlhan Erşahin’s Istanbul Sessions feat. Erik Truffaz adlı ilk albüm ve onu takip eden Night Rider albümüyle uluslararası alanda da beğeni kazandı. Üçüncü albüm İstanbul Underground ise 2014’de yayınlandı.

Pop yıldızlarının albümlerinde ve sahne çalışmalarında da yer alan Ersönmez, 2011 tarihli ilk solo albümüne Yazısız adını verdi.

Sarp Maden, Volkan Öktem ile Alp Ersönmez’in oluşturduğu ‘Modern Caz Üçlüsü’, ilk albümü MÖE’yi 2017 başında müzikseverlere ulaştırdı ve caz, blues, rock içeren yedi parçalık yapıtı konserle tanıttı. Çalgılarına hakim elemanların ustalığı ve yaratıcılığı electronica, avangard denemelerde çok belirgindi.

2021’de Cereyanlı EP’sini çıkaran sanatçı, çalışmalarına Alp Ersönmez Trio ile devam etti.

 

ALPAN BEYAZTAŞ (SAKSAFON)

Haziran 1940’ta İstanbul’da doğdu. Profesyonel müziğe 1958’de Nihat Baysal Orkestrası’nda başladı. Daha sonra Mete Duruman Orkestrası’nda da çalıştı.

 

ALPAY İŞMAN (BAS GİTAR)

1967’de doğdu.  Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nde kontrbass eğitimi gördü. Üniversitelerde dersler verdi.   TC.Kültür Bakanlığı, İstanbul Opera ve Balesi Orkestrası -TC.Kültür Bakanlığı, Antalya, İzmir, Bursa Devlet Senfoni Orkestraları -Bakırköy ve Üsküdar Belediye Orkestrası ve Bandosu’nda çalıştı ve festivallerde, konserlerde çaldı. Birçok öğrenci yetiştirdi.

 

ALPAY ŞALT (DAVUL)

25 Ekim 1968’de İstanbul’da doğan Şalt, İstanbul Erkek Lisesi`de öğrenim görürken davul çalmaya başladı ve arkadaşlarıyla Seth grubunu kurdu. 1989’da Whisky’e katıldı ve topluluğun üç albümünde (1993, 1997, 1999) baget salladı. 1992’de vurmalı çalgılar ve davul mağazası ‘Whisky Drum Shop’u açtı.

Bir yandan davul dersleri verirken, diğer yanda rock gruplarının projelerine yardımda bulundu, sahne ve albüm çalışmalarında onların yanında oldu.

1998’de yılın rock davulcusu seçildi. 2004’te TAO Film Müzik şirketini kurdu. 2005’te Cem Köksal ile çalışmaya başlayan Şalt, Gür Akad Band ile Yüksek Sadakat’la da çaldı. 2009 ‘da İhtimaller Denizi adlı radyo programını hazırladı.

2011’de Yüksek Sadakat ile Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil eden Şalt, aynı yıl Gitarizma projesine önayak olanlar arasında yer aldı.

2013’ten itibaren öğrenci yetiştirmeye başladı. Radyoda da 100 programlık Kırık Yelkovan adlı programı hazırlayıp sundu.

Bu arada Whisky grubunun konser ve albüm projelerine destek verdi.

2016’da d52 Davul ve Perküsyon Festivali’ne katılan Şalt 2018’den itibaren aktif müzik çalışmalarını yavaşlatıp mesaisini öğrenci yetiştirmeye ayırdı.

 

ALPER BERKSÜ (TUŞLULAR)

17 Ocak 1954’te Ankara’da doğdu. 1998’de İTÜ Konservatuarı’ndan mezun olduktan müzik piyasasına girdi ve Grup Lokomotif’in değişmez klavyecisi oldu. Seyyal Taner ile 1987’de Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’ yi temsil etti. Sahne çalışmalarının yanında yıldız isimlere besteler vererek ve düzenlemeler yazarak da ünlendi. Kuşadası Müzik Festivali’nde en iyi 2. beste ile gümüş güvercin ödülünü, TRT’nin düzenlediği ‘Altın Anten’ adlı beste yarışmasında 3.lük ödülünü kazandı. 2003’te Hijazz projesinin kurucuları arasında yer aldı.

 

ALPER ÇAKIR (TUŞLULAR)

1994’te Londra Türk Radyosu’nda programlar ve DJ’lik yaptı. Aynı dönemde Londra’da gitar eğitimi aldı. 1996-99 tarihlerinde Ayna grubunda tuşluları çaldı.

Devamında aranjörlük, ses mühendisliği, müzik direktörlüğü görevlerinde bulundu, albüm kayıtlarında çaldı. 2000’lerde müzik çalışmalarını ABD’de sürdürdü.

 

ALPER ERİNÇ (GİTAR)

1965’te Ankara’da doğdu. 14 yaşında müziğe başladı ve gitar, bas gitar, mandolin öğrendi. 19 yaşında profesyonel oldu ve çeşitli topluluklarla Ankara lokallerinde çaldı. Kardeşi Barlas Erinç’le besteler yazdı.

1992’de İstanbul’a taşındı. 1994’te Umay Umay’ın albümüyle düzenlemeciliğe adım attı.

Erekli&Tunç stüdyolarında 10 yıl boyunca birçok albümde aranjör ve gitarist olarak yer aldı. Popüler albümlerin prodüktörü olarak tanındı.

2006’da kendi stüdyosunu kurdu. Yazdıkları, besteledikleri çok tutuldu ve piyasada kısa sürede en çok iş yapan isimlerden biri haline geldi.

Teoman, Candan Erçetin, Göksel, Nil Karaibrahimgil başta olmak üzere pazarın kalburüstü sanatçılarıyla çalıştı.

Medya tarafından sık aralıklarla en iyi düzenlemeci seçildi; ödüller aldı.

Alper Erinç adını verdiği grup dışında, The Silver Cornet, Coke Rag Doll, Rulet gibi gruplarda müzik yaptı.

 

ALPER FEYMAN (KONTRBAS)

İstanbul’da doğdu. İlhan Feyman’ın kardeşidir. İstanbul Konservatuarı’nda eğitim gördü ve ağabeyinin teşvikiyle profesyonel müziğe geçip Şevket Uğurluer ile Şerif Yüzbaşıoğlu orkestralarında kontrbasıyla yer aldı.

Yurdaer Doğulu, Zafer Çotal, Ergun Özer, İlhan Feyman orkestraları ve kendi adını verdiği orkestrada kontrbas, bas gitar, elektro gitar çalan Alper Feyman, Türkiye Müzisyenler Sendikası tarafından 1964’te Milli Orkestra’ya seçildi.

Yugoslavya’nın başkenti Belgrad’da 1-2 Eylül’de düzenlenecek Balkan Melodileri Festivali’nde Türkiye’yi temsil edecek Milli Orkestra’da kontrbası üstlenen Feyman, bir yıl sonra bu kez Bulgaristan’ın Varna kentinde yarışan Milli Orkestra’da yer aldı.

İki yıl üst üste birinci olan Milli Orkestra’nın bu başarılarının uydurma olduğu ortaya çıkınca, bir süre bocalayan Feyman, daha sonra çeşitli topluluklarla müziğe devam etti.

Feyman sahneleri bıraktıktan sonra yurt dışında yaşadı.

 

ALPER YILMAZ (BAS GİTAR)

1979’da doğdu. Müziğe 10 yaşında gitar çalarak başladı. Ortaokulda ilk grubunu kurdu. Lisede rockla, üniversitede cazla ilgilenmeye başladı. 1993’de yılında Ankara’da Tuna Ötenel ve Janusz Szprot orkestralarında bas gitara geçti; profesyonel oldu.

1995’te ekonomi doktorası yaptığı University of California, Miles Davis’in büyük orkestrasında iki buçuk yıl süreyle yer aldı. 2000’li yılların başında taşındığı New York’ta John Patitucci’nin atelyelerine katıldı, Matt Garrison’la bas gitar ve müzik teorisi çalıştı.

Aynı dönemde Queens College Aaron Copland School of Music’te yüksek lisans seviyesinde doğaçlama, kompozisyon ve düzenleme eğitimi gördü.

Clashes ve Over the Clouds adlarında iki solo albüm yayınladı. Müzik çalışmalarına New York ve İstanbul’da Dave Binney, Nick Kadajski, Nir Felder, Brian Adler, Mauricio Zottarelli, Tolga Tüzün, Tüluğ Tırpan, Ercüment Orkut, Volkan Öktem, Ediz Hafızoğlu, Sarp Maden, Eren Gümrükçüoğlu, Engin Recepoğulları, Serhan Erkol, Serdar Barçın, Çağrı Sertel gibi müzisyenlerle devam eden Yılmaz. Dostlarının projelerine de bas gitarıyla destek verdi.

 

ALPTEKİN YALDIR (DAVUL)

Kasım 1944’te Kastamonu’da doğdu. Profesyonel müziğe Arkadaş Dörtlüsü’nde başladı. Sonra Antik Set topluluğunu kurdu. Orkestra 1984’e kadar sahnelerde kaldı. Yaldır bir süre Metin Çotal Orkestrası’nda da çaldı.

 

ALTAN İLTER (PİYANO)

1929’da İstanbul Bakırköy’de dünyaya geldi. Evdeki piyanoyu üç yaşında teyzelerinden öğrendi. Keman çalan annesinin plaklarıyla dünya müziklerinden haberdar oldu.

Çok genç yaşta Bakırköy Halk Evi Orkestrası’yla düğünlerde, balolarda çalıp para kazanmaya başladı ve okulu bıraktı.

Çigandan popa, tangodan caza her tür müzikle ilgilendi. Birçok gruba piyanosuyla katıldı; albüm kayıtlarında piyano ve klarnet çaldı.

20 yıl Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nun oyun müziklerini yazdı.

1975’ten itibaren uzun süre Hırant Lusigyan’la klarnet-piyano ikilisi halinde programlar yaptı.

Doksanlar’ın başında Erol Pekcan’la müzik yapan Artan İlter, ilerlemiş yaşına karşın müzik üretmeyi sürdürdü.

Adana’da geçen birkaç yıl dışında İstanbul’da hep aynı mahallede yaşadı.

TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda da yer alan İrtel 2013 yılında yaşamını yitirdi.

 

ALTAN SEVERCAN (DAVUL)

1945’te İstanbul’da doğdu. Bir süre Ankara Devlet Konservatuarı’nda eğitim gördü. Profesyonel müziğe Mete Metin Orkestrası’nda başladı. 1965’te Erol Büyükburç Orkestrası’na davulcu olarak girdi.

 

ANDREAS WILDERMANN (TUŞLULAR)

Yedi yaşındayken, İzmir’de Goethe Enstitüsü’nü açacak babasının görevi nedeniyle ailesiyle Almanya’dan Türkiye’ye geldi.

İyi derecede Türkçe öğrendi ve lise sıralarında müziğe merak sardı. Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’na yıllarca sıra dışı parçalarla katılıp, birincilik dahil, sürekli iyi sonuçlar alan İzmir Koleji öğrencilerinden oldu.

Devamında Andreas Wildermann, arkadaşı Haluk Öztekin’le Temmuz 1973’de 21. Peron (A. Wildermann-tuşlular, H. Öztekin-gitar, Alp Gültekin-viyola, Halil Yıldırım-davul, Aron Şerez-bas gitar, Seyhan Eriş-gitar) grubunu kurdu ve Anadolu kokan senfonik, progressive rock müziğin peşinden giderek deneysel kulvarda önemli işlere imza attı.

Grup, 1979’da herkesi şaşırtarak 21. Eurovision Şarkı Yarışması’na katıldı ve Maria Rita Epik’le birlikte seslendirdiği Seviyorum adlı parçayla Türkiye’yi temsil etmeye hak kazandı. Yarışmaya on gün kala, Türkiye Cumhuriyeti hükumeti politik nedenlerden dolayı finallerin yapılacağı İsrail’e gitmelerini yasakladı.

Eurovision serüveninden geriye, iki isimli Seviyorum-Tanışma uzunçaları kaldı. Bu yegâne popüler açılımın ardından 21. Peron aktif müziğe veda etti ve üyeler öğrenimini gördükleri mesleklerini icra etmeye başladı.

Wildermann da tıp eğitimi görmüş ve uzmanlık olarak da iç hastalıklarını seçmişti.

2001’de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu ve Ege Duman adını aldı.

2003’de İzmirli Arzu Akçay (vokal) ve Ertan Elmalık’la (gitar, bas gitar, tuşlular, davul programlama) proje grubu Smyrname’yi kurdu. Üçlü, üst düzey enstrüman hakimiyetiyle progressive-senfonik rock deneylere girişti ve bunları Ekim 2006’da on parçalık Pay albümünde değerlendirdi.

 

ARARAT YAZMACIYAN (ORG)

1946’da İstanbul’da doğdu. Yazmacıyan, 1960’ların sonuna doğru Damlalar Orkestrası’nda org ve gitar çaldı. Moğollar’dan Cahit Berkay-Engin Yörükoğlu ikilisinin, grubu Avrupa’da sürdürebilme çabaladığı günlerde aralarına aldığı Yazmacıyan 1975 yılında Moğolar’a katılmış ve tuşluları üstlenmişti. Moğollar  o dönemde üç 45’lik ile iki uzunçalar üretmiş, çeşitli olanaksızlıklara karşın vasatı aşan işler çıkarmıştı. Ararat Yazmacıyan 2021’de İsviçre’de yaşamını yitirdi.

 

ARET FARUK İKİKAT (BAS GİTAR)

1960’ta İstanbul’da doğdu. 1980’de Whisky grubunun ilk kadrosunda bas gitar çalmaya başladı. 1983’te ayrıldı ve iki yıl sonra Ekvator grubunu kurdu. Gitar dersleri verdi.

 

ARBAK DAL (DAVUL)

1971’de İstanbul’da doğdu. Ortaokulda davula başladı. Çeşitli amatör gruplarda baget salladıktan sonra 1992’de profesyonel oldu ve İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Eskişehir lokallerinde çaldı.

Ardından Teoman, Haluk Levent, Demir Demirkan, Serdar Öztop, Gür Akad, Tibet Ağırtan, Volkan Başaran, Asım Can Gündüz, Kutsal, Indians, BADLUCK ve Dört X Dört gibi solist ve gruplarla albüm kayıtlarında bulundu, aynı sahneyi paylaştı.

Sahnenin yanı sıra yanı sıra müzik okulu ve kurslarda davul dersleri verdi, seminerler düzenledi.

İstanbul Agop zilleri bünyesinde yurtdışı pazarlama ve danışmanlık görevlerinde bulundu. Zil tasarımları yaptı; kendi markası ‘T-Cymbales’ zillerini üretmeye başladı.

2002’de Burak Kulaksızoğlu ile Maslak 433 kayıt stüdyosunu açtı, albümlerde yapımcı ve düzenlemeci olarak görev aldı.

Dört X Dört grubuyla uzun süre müzik yaptı. Bu arada, önce 200620090843ITDSPKDARD albümünü, sonra da Wave Projects 1 ile Wave Projects 2 EP’lerini çıkardı.

 

ARİF MARDİN (PİYANO)

15 Mart 1932’de İstanbul Cihangir’de doğdu. Ablalarının plaklarında Bing Crosby ile Glenn Miller’ı dinleyerek küçük yaşta müzikle tanıştı.

İngiliz okulu High School’da okurken Cüneyt Sermet’le caz yapmaya başladı. Sermet ile 1953-54 arası Arto Haçuturyan’ın orkestrasına girdi. Piyano çalarken orkestraya beste ve düzenlemeleriyle de katkıda bulundu. 15,16 kişilik topluluk Şan Sineması, İnci Sineması, Pangaltı Ermeni Lisesi gibi mekanlarda caz standartları çalıyordu. Devamında İstanbul caz camiasında yeteneğiyle sivrildi, jam-sessionslara katıldı, birçok topluukta müzik yaptı.

Liseden sonra iktisat okumak için gittiği Londra’da 1957’de caz üzerine araştırmalarını derinleştirdi. İstanbul’da tanıştığı Quincy Jones’a düzenlemelerini ve bestelerini gönderdi. Jones’un ön ayak olmasıyla ABD Berklee Müzik Koleji’nden burs kazandı; eşi Latife’yle Boston’a gitti.

Okulu bitirince bir süre öğretmenlik yaptı. 1963’te New York’taki Ertegün kardeşlerin Atlantic Records şirketinin arşiv bölümüne girdi. Zamanla yükseldi, tanışıklıkları arttı.

Aynı şirkette prodüktör oldu ve cazdan popa geçti. Bee Gees, Aretha Franklin, Chaka Khan, Phil Collins, Barbra Streisand, Diana Ross, Ringo Starr, Whitney Houston, Roberta Flack, Jewel, Rod Stewart, Nora Jones gibi isimlerle çalıştı.

Kariyeri boyunca 11 Grammy ödülü kazanan Arif Mardin, 25 Haziran 2006’da yaşamını yitirdi.

 

ARTO HAÇATURYAN (TROMBON)

Gida Kornfilt Orkestrası davul ve tromboncularından Arto Haçaturyan, kardeşleri Dikran, Victor ile Hrant Lusigyan ve Niko’nun da aralarında bulunduğu ‘Swing Amateur’ adlı 15 kişilik topluluk kurdu. Özel gecelerle birlikte sık sık Saray Sineması’nda konserler veren orkestra, Amerikan Haberler Merkezi’nden notaları temin edip provaları Tünel’deki Musevi Kulüp’te yapıyordu.

Dağıldıkları 1944’e kadar Benny Goodman tarzı müzik üreterek cazı dönemin gençliğine sevdirdiler. Haçaturyan 1946’da orkestrayı toparlamayı denese de başarılı olamadı.

Asıl mesleği mimarlık olan Arto Haçaturyan ardından, Cüneyt Sermet ve Arif Mardin ile birlikte ‘Büyük Haçaturyan Orkestrası’nı hayata geçirdi. Orkestra, Mardin’in ve Stan Kenton’ın aranjmanlarını çalıyordu. Saksafoncu Faruk Akel, tenor saksafoncu İsmet Sıral, trompetçi Dikran Haçaturyan, tromboncu Gurdik gibi dönemin en önemli cazcılarının da katıldığı topluluk, maddi imkânsızlıklardan dağıldı.

 

ARTO TUNÇ BOYACIYAN (VURMALILAR)

Çok genç yaşta, önce Burhan Tonguç’un Metronom grubunda, ardından ağabeyi Onno Tunç’un gruplarında profesyonel olmuş Arto Tunç’u (d. 4 Ağustos 1957) geniş kitleler Ajda Pekkan’ın Eurovision parçası Petr’oil’in tanıtım filminde çaldığı darkubayla tanımıştı. Ardından da meşrubat şişesini üfleyerek çıkardığı seslerden…

ABD’ye yerleşmiş ve burada şansını denemeye başlamıştı. Zamanla çevresini genişletmiş, cazcılardan dostlar edinmiş, onların albümlerinin kayıtlarında yer almıştı.  Bunlar arasında Dino Saluzzi, Al  Di Meola, Joe Zawinul da vardı.

Türkiye ile bağlantısını kesmemiş, ciddi projelere yardıma devam etmişti. Bu arada Yunan müzik şirketlerinden büyük yakınlık görmüş, solo albümlerinin önemli kısmı komşuda basılmıştı.

Ürettiklerinin çok azı Türkiye’ye ulaşırken, Erden Kıral’ın yönettiği Avcı fimine yazdığı müzikler albüm haline getirilmişti.

Sürekli üretmeye devam etti, atölyeler düzenleyerek gençlere birikimlerini aktarmaya çalıştı.

 

ASIM CAN GÜNDÜZ (GİTAR)

15 Ağustos 1955 İstanbul doğumlu Asım Can Gündüz, dört yaşındayken ailesiyle ABD’ye göçüyor. Bu ülkede, el parmakları arasındaki et parçalarından kurtulmak için geçirdiği bir dizi ameliyat sonucunda parmaklarını hareket ettirememeye başlıyor. Parmaklarını açabilmek amacıyla 11 yaşında gitar çalmayı öğreniyor ve o günden sonra yaşamı değişiyor.

Yirmili yaşlarının başında Türkiye’ye dönüyor ve gitardaki üstün tekniği ve yeteneğiyle olduğu kadar renkli kişiliğiyle de dikkat çekiyor. Ülkede rock müziğini yayma hedefiyle Ambulans grubunu kurduğunu açıklıyor.

İlk kadroda Gürol Ağırbaş (bas gitar) ve Adnan Yılmaz’la (davul) çalan Asım Can Gündüz, 10 Kasım 1981’de TRT’ye çıkıp Atatürk için yazdığı Paşam adlı şarkıyı söylüyor ama, parçanın sözleri pek beğenilmiyor. Paşa şarkısıyla tek kanallı televizyonda gözükünce ülke çapında adını duyuruyor, ancak müzik pazarında yeteneğini bir türlü gösterme olanağı bulamıyor

Sahnede Seyyal Taner’e de eşlik eden grup, sonra tek başına çalışmaya başlıyor. Gündüz, gitardaki yeteneğini öne çıkaracak şekilde müzik yapınca besteler ve sözler ikinci planda kalıyor.

Bir dönem Engin Tümer’in de gitar çaldığı Ambulans’da davul Aydın Karabulut’a emanet ediliyor. Konserlere çıkan grup, bestelerini kaydetse de albüm yapmadan 1984’de dağılıyor.

Ekim 1989’da ilk albümü Anasının Gözü/Cin Gibi’yi çıkarıyor ama sözlerinden ötürü albüm yasaklanıyor. 1993’te satışı serbest bırakılıyor.

Asıl ününü özel televizyonların ilk yayına geçtiği dönemde Cem Özer Şov’da yapıyor. Boku Yedik adlı ilk albümünü yayınlıyor bu arada. Toplumsal hicvin iyi örneklerinden olan Boku Yedik albümü medyanın ilgisini çekmezken, Asım Can Gündüz kilolarıyla ya da Jimi Hendrix’in gitarına sahip olmasıyla magazin basınında gözüküyor.

1997’de Baba Blues Band’i kuruyor. Daha sonra kendisinin de katkısıyla magazin haberler devam ediyor ve 1998’de bir albüm daha yapıyor. Gündüz, kulaklarda yer etmiş blues klasiklerini Türkçe sözlerle değerlendirdiği Bir Sevgi Eseri albümünü çıkartıyor.

Devamında radyolarda çalışıyor, gitar dersleri veriyor. Asım Can Gündüz 24 Haziran 2016’da kalp krizinden yaşamını yitiriyor.

 

ASIM EKREN (DAVUL)

Nisan 1951’de İstanbul’da doğdu. Ailede müzisyen çoktu; büyük dayısı Muhlis Sabahattin, büyük halası neveser Kökdeş’ti. Evde tencere, tava, teneke çalarak beş yaşında müziğe başladı. Ankara ve İstanbul’da konservatuarda eğitim gördü. Ali Atasagun Dörtlüsü ile Haramiler gruplarında profesyonel oldu ve Altın Mikrofon yarışmalarına katıldı.

İngilizce parçalar söylüyorlar, klasik rock yapıyorlardı. Ancak, dönemin en önemli yarışması Altın Mikrofon’a katılıp tanınabilmek için bir süreliğine folkla meşgul olmaları gerekmişti. Bu türe kafa yordular ve çok çalıştılar. Sonuçta ortaya çıkan folk ise, diğer gruplarınkiyle kıyaslanamayacak kadar sert ve değişik olmuştu.

Ali Atasagun, grubun adını Dört Harami yaptıktan sonra İngiltere’ye gidince, vokal-gitara Koray Oktay’ı, tenor saksafona Çetin Yorulmaz’ı alarak, adlarını da Haramiler yaparak yeniden yola koyuldular.

Grubun yüreğinde yatan aslanın beat müziği olduğu bilinmekteydi ve yarışmanın ardından soundları daha bir rocka kaydı.

1970’de dönemin en iyi orkestralarından Şerif Yüzbaşıoğlu’nun topluluğuna katıldı ve burada çaldığı arkadaşları Selçuk Başar, Attila Özdemiroğlu, Uğur Başar ve Garo Mafyan’la daha sonra İstanbul Gelişim Orkestrası’nı kurdu. Birçok elemanın değiştiği bu orkestrada 50 yıla yakın baget salladı. Sinemayı da denedi.

1985’te dönemin başbakanı Turgut Özal’ın kızı Zeynep Özal ile evlendi ve magazin basınının gözdesi oldu. Bu arada tekstil işine girdi.

1994 ‘da T.C. Kültür Bakanlığı’nın ‘Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu’nda müzik çalışmalarına devam etti.

Ajda Pekkan ve Kayahan ile uzun yıllar çalıştı, diğer yıldızlarla da sahne ve stüdyo çalışmaları yaptı. Kültür Üniversitesi’nde ‘Enstrüman Kursları Sertifika Programları’ düzenledi.

2009’da Cengiz Özdemir (piyano) ve Eylem Pelit (bas gitar) ile birlikte modernize edilmiş Türk Halk Müziği ezgilerini enstrümantal yorumladıkları Folkestra grubunu kurdu ve aynı adla albüm yayınladı. Ekren Nisan 2021’de yaşamını yitirdi.

 

ASLAN KARTALPENÇE (DAVUL) 

Uzun yıllar Ankara’da müzik yaptı ve caz denemeleriyle ünlendi. Orhan Sezener Orkestrası’nda çeyrek yüzyıla yakın süre baget sallayan Kartalpençe, kendi adına da topluluk kurdu.

 

AŞKIN ARSUNAN (PİYANO)

Ankara’da doğdu. Müzisyen bir aileden geliyordu; dayısı saksafoncu Sami Övünç, amcası akordeoncu Rıza Arsunan’dı. Müziğe küçük yaşta radyodaki şarkılara mızıkayla eşlik ederek başladı. Arkasından akordeona geçti. Ankara Devlet Konservatuarı’nda piyano bölümüne girdi. Konservatuardan erken ayrıldı ve geceleri düğünlerde, pavyonlarda çaldı.

Turhan Eteke Orkestrası’na piyanist olarak transfer oldu.  Çalışmak için yurtdışına gittiklerinde trombonu da denedi. Sonra İsveç’te kaldı. Caz ve piyano dersleri aldı, gruplarda çalıştı. 1987’de Türkiye’ye döndü.

Seksenli yıllarda Avrupa’da ve ABD’de müzisyen, aranjör ve besteci olarak özelikle caz projelerinde yer alan Aşkın Arsunan, 1988’de Türkiye’ye döndü.

‘Popu çok seven cazcı’ kartvizitiyle Fatih Erkoç, Onno Tunç, Zuhal Olcay, Sertab Erener, Sezen Aksu, Levent Yüksel, Aşkın Nur Yengi, Sibel Tüzün, Ajda Pekkan gibi Türkiye’nin önde gelen isimlerin projelerinde çalıştı.

Çeşitli film ve reklam müzikleri yazdı. Eşkıya’nin jenerik müziklerini ve Balalayka’nin da film müziklerini hazırladı.

İlk solo albümü ‘One A Day’ı 2004 Şubat ayında yayınladı. Çeşitli formasyonlarla lokallerde ve festivallerde sahne aldı.

 

ATAKAN ÜNÜVAR (SAKSAFON, FLÜT)

Atakan Ünüvar’ı meşhur Beş Yıl Önce On Yıl Sonra grubundan biliyoruz ama kendisinin müzisyen geçmişi daha eskilere gidiyor.

28 Mart 1944 Kırklareli doğumlu Ünüvar mandolin, akordeon, piyano, saksafon ve flüt çalmayı öğrendikten sonra profesyonel müziğe Sextet Dinamik’te başlıyor ve ardından İlhan Feyman, Özdemir Erdoğan, Aydemir Mete, Doruk Onatkut, Kadri Ünalan, Tamer Erata’nın orkestralarında çalıyor. Bu arada İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ni de bitiriyor.

1982’de TRT İstanbul Radyosu Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nın kurucu kadrosunda yer alıyor.

Piyasayı iyi bilen yapımcı Yeşil Giresunlu, aynı yıl deneyimli müzisyenler Nilgün Onatkut, Mehmet Horoz, Atakan Ünüvar ile Şebgün Tansel’i bir araya getirerek, ABBA tarzında Beş Yıl Önce On Yıl Sonra grubunu kuruyor.

Kulaklarda yer etmiş parçalarla albümler dolduran, konserler, gece kulübü ve gazino programlarıyla ününe ün katan grup,

1984’de Halay’la (beste: Selçuk Başar-söz: Ülkü Aker/S. Başar) Eurovision macerasına katılan Beş Yıl Önce On Yıl Sonra, Lüksemburg’da Türkiye’yi temsil ediyor ve 37 puanla 12’liği alarak, o güne dek elde edilmiş en iyi dereceyle ülkeye dönüyor.

Albümler devam ediyor ama pop müziği hep bir ağızdan söyleme, yakın tarihin parçalarıyla nostalji yapma operasyonu Doksanlar’da yeni isimlerin pazara girmesiyle birlikte silik kalıyor.

Atakan Ünüvar 2001’den sonra yeniden büyük orkestraya dönüyor ve 2008’de buradan emekli oluyor. Ünüvar’a 27. İstanbul Caz Festivali’nde Yaşam Boyu Başarı Ödülü veriliyor.

 

ATAMAN HAKMAN (GİTAR)

Mart 1949’da Adapazarı’nda dünyaya geldi. Bağlama ve gitar çalmayı öğrendi. 1964’de Vefa Lisesi’nde kurulan Volkanlar Orkestrası’nda sahneye çıkmaya başladı.

Orkestra bir yıl sonra Şehzadebaşı Kulüp Sineması’nda filmlerden önce günde beş defa şova çıktı. Elemanların yeterli sayıda enstrümanı olmadığını gören sinema idaresi, onlara kuyruklu piyano ile kontrbas aldı.

Beatles ile Animals parçaları seslendiren ekipte Taner Öngür (kontrbas), Rasim Ulusman (gitar), Ataman Hakman (gitar), Tezer ve Tuncay Dürüm kardeşler (vokal), Naim Koca (davul) gibi isimler yer aldı. Orkestra 1965’de İstanbul Radyosu’nda program yapmıştı.

Dişçilik Fakültesi’nde öğrenim görürken müziği bırakmadı. 1969’da Erkin Koray’ın grubu Yeraltı Dörtlüsü’ne katıldı ve 1971’in başına dek grupta gitarı üstlendi. Devamında Zafer Dilek 4’e girdi.

1974 ise Fikret Kızılok’un grubu Tehlikeli Madde’de gitar, bağlama, sitar çaldı. Hakman, Seksenler’de aktif müziği bırakıp mesleği diş doktorluğunu sürdürdü.

 

ATEŞ TEZER (DAVUL)

1960 doğumlu Ateş Tezer, Kadıköy Maarif’te okurken okulda davul çalmaya başladı.

Ardından İzmir Anadolu Lisesi’ne gitti ve orada ilk ciddi grubu kurdu.  Lise sırasında Milliyet’in Liseseler Arası Müzik Yarışması’na katıldı.

Boğaziçi Üniversitesi’nde okurken müzik bilgisini arttırmak ve nota öğrenmek için Timur Selçuk’un öğrencisi oldu.

Boğaziçi’nden sonra en bilinen müzik okullarından Berklee’ye kabul edildi.

Okulu bitirmeden Türkiye’ye döndü ve askerliğini yaptıktan sonra yeniden ABD’ye gitti. New York’ta caz ve hip hop camiasını takip etmeye başladı.

1998’de Türkiye’de Sarp Maden ve Mahmut Yalay’la albüm yayınladı. Kerem Görsev’le uzun süre çalıştı ve caz kulvarında önemli işlere imza attı.

Bu arada elektronik müziğe kaydı ve sürekli projeler üreterek dikkat çekti. Gazla adını verdiği bir CD çıkardı.

 

ATİLLA BAYBEK (BAS GİTAR)

Nisan 1947’de Ankara’da doğdu. Profesyonel müziğe Kanat Gür Orkestrası’nda başladı. Ardından Ritm 4 ile Kent Yedilisi’nde bas gitar çaldı ve bu toplulukla 1966’da Altın Mikrofon Yarışması’na katıldı. Ergun Özer ile İsmet Sıral’ın topluluklarında Turkey Stones’da da çalışan Baybek dönemin dikkat çeken müzisyenlerinden biriydi.

 

ATİLLA BERKAN (PİYANO)

1929’da doğdu. Bir süre konservatuarda eğitim gördü. Atilla Berkan, 60’ların başında İstanbul’un gözde lokallerinde orkestrasıyla sükse yaptı. Atilla Berkan Orkestrası’nın vokalini üstlenmiş isimler arasında Erol Börtlüce ile Ajda Pekkan da vardı.

İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Fransızca caz parçalarıyla tanınan orkestranın 1965-66 kadrosunda Tansu Karayazgan (elektro gitar), Metin Bulut, Üstün Akmen (vokal), Çetin Kaya (gitar), İbrahim Kavas (davul), Atilla Berkan (piyano), Adnan Özüdoğru (bas) bulunuyordu. Orkestrada bir ara Samim Bükülmez (davul) ile Erol Söylemez de (elektro gitar) çalışmıştı.

Berkan, orkestrasını dağıttıktan sonra gece kulüplerinde piyanosuyla dans müziği yaptı.

 

ATİLLA CEYHAN (GİTAR)

1942’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Belediye Konservatuarı’nda eğitim aldı. İlk topluluğu Çetin İnöntepe Orkestrası oldu ve Şevket Uğurluer’le de çaldı.

Ardından Tünay Akdeniz ile tanıştı. Birlikte müzik yapmaya karar verdiler ve 1973’de ‘Atilla Ceyhan- Çığrışım Folk’ olarak sözleri Karacaoğlan’ a ait Tünay Akdeniz bestesi Dadduk (Tatlı) ile Karacaoğlan 9/8 adlı şarkıları 45’lik olarak çıkardılar.

Plakta Çığrışım’ı bir başına temsil eden Tünay Akdeniz davula otururken, Atilla Ceyhan da gitar çalmış ve vokal yapmıştı. Rıza Silahlıpoda tuşlularda, Celal Kuru flütte, Talat Kurter bas gitarda kayıtlara destek vermişti.

 

ATİLLA ENGİN (DAVUL)

1946’da Kayseri’de doğdu. Küçük yaşta davula merak sardı ve 18 yaşında İstanbulda kulüp ve barlarda çalmaya başladı.

Burhan Tonguç’tan kısa süre dersler aldı. 1966’da Ankara’da Metin Gürel’in orkestrasına katıldı.

1968’de kendi orkestrasını kurdu ve Ankara, İstanbul, İzmirBursaAdanaSinopMersin’de otel ve kulüplerde çaldı. 1969’da ise davulcu olarak Ergun Özer’in orkestrasına girdi. Daha sonra Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası’nda Turhan Yükseler ve Onno Tunç‘la birlikte çalıştı.

1974 ‘te Danimarka’ya gitti ve çeşitli orkestralarla sahneye çıktı. 1985’te Danimarka’da yılın bestecisi seçildi, Anadolu müziğini caz ile yabancılara tanıttı.

1989’da ABD’de yaşamaya başladı ve bu ülkede orkestralar kurdu. 2005’te Brezilya’ya yerleşti ve müziğe devam etti, birçok uluslararası yıldızla aynı sahneyi paylaştı. Türkiye’yle bağını hiç koparmayan, sık sık gelerek ülkesinde de plak çalışmalarına, festivallere, konserlere katılan Atilla Engin 2019’da Brezilya’da yaşamını yitirdi.

 

ATİLLA KABAN (PİYANO)

1960’ların başında adını verdiği orkestrayı kuran Atilla Kaban uzun yıllar sahnelerde ünlü isimlere eşlik ettikten sonra yurtdışında müzik yaptı. Farklı kadrolarla orkestrayı 2000’lerde devam ettiren Kaban, tek piyanoyla da eğlence mekanlarında çalıştı, şarkı da söyledi.

 

ATİLLA ŞEREFTUĞ (TUŞLULAR)

16 Kasım 1950’de İstanbul’da doğdu. Dört buçuk yaşında İstanbul’da konservatuvara kabul edilen Şereftuğ, piyanoyla ilk konserini yedi yaşında verdi ve 12 yaşında 6 Dost Orkestrası’yla sahneye çıktı.

19 yaşında Turhan Eteke Orkestrası’na girdi ve bu toplulukta Erol Erginer (saksafon), Eray Turgay (bas gitar), Turhan Eteke (davul) ve Erdal Kızılçay’la (vokal, gitar, trombon, org) İsveç, İsviçre, Almanya’da müzik yaptı.

Ülkeye dönünce İstanbul Gelişim Orkestrası’nın ilk kadrosunda yer aldı ve Haziran 1973’de Selçuk Başar (gitar), Fatih Erkoç (trombon), Winnie Baretta (vokal), Asım Erken (davul), Onno Tunç (bas gitar), Erdal Kızılçay’lı (trompet, trombon, viyola) kadroyla ilk uzunçalar ‘Nihayet’i yayınladılar.

Albümde Chicago, Blood Sweat And Tears, Sergio Mendes ile dönemin diğer favori isimlerinin şarkılarını yorumlamışlardı.

Şereftuğ, 1974’te İsviçre‘ye yerleşti ve Bern‘de caz eğitimi aldı. Bu ülkede besteci, düzenlemeci olarak öne çıktı ve 1986 Eurovision Şarkı Yarışması‘nda Daniela Simmons tarafından yorumlanan Pas pour moi bestesiyle İsviçre adına ikinciliği kazandı.

1988‘de ise Celine Dion‘un yorumladığı Ne Partez Pas Sans Moi adlı Atilla Şereftuğ bestesi İsviçre’ye birinciliği getirdi.

Bu başarıların ardından Türkiye pop pazarına da eğilen Şereftuğ birçok yıldızın albümüne düzenlemeler yazdı, yol gösterdi.

 

ATİLLA YELKEN (TUŞLULAR)

18 Haziran 1946’da İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta müziğe merak sardı. Pendik Lisesi’nden ayrılıp 17 yaşında arkadaşlarıyla orkestra kurdu ve topluluğun gitaristi olarak düğün salonlarında, sinemalarda popüler müzikleri çaldı, dans müziği yaptı.

1967’de askere gitti ve orduevinde müzik yapmaya devam etti. Vatani görev sonrası Ankara’ya yerleşti. Cemil Başargan Orkestrası’na katıldı.

Müzik dersleri aldı ve kendi adına orkestra kurdu. 1970’te piyanosuyla restoranlarda programa başladı. Geceleri de orkestrasıyla lokallerde çalışıyordu.

Ankara’da şöhret olunca, orkestrasını dağıtıp piyanosuyla tek başına lokallerde çalmaya devam etti.

1974’te TRT’nin düzenlediği Toplu İğne Beste Yarışması’nda televizyonun da yardımıyla Türkiye’ye seslendi.

İlk 45’lik plağını 1975’te yaptı ve iki 45’lik daha yayınladı. Dönemin tek görüntülü yerli yayın organı TRT’ye sık sık çıktı ve devamında longplaylerle aranan isimlerden oldu.

Gözler Kalbin Aynasıdır şarkısıyla yerli müzik tarihine adını yazdıran Yelken, uzun yıllar Bodrum’daki lokalinde müzikseverlere seslendi ve sonrasında kurduğu müzik organizasyon şirketiyle piyasada kalmayı tercih etti.

 

ATİLLA ŞİMŞEK (DAVUL)

70’lerin başında Mavi Işıklar’a katıldı ve iki yıl boyunca davul çaldı.

Atilla Şimşek, orkestrasını kurup uzun yıllar İzmir ve çevresindeki lokallerde programlar yaptı, ünlü isimlere eşlik etti, gemi orkestrası olarak Akdeniz’de dolaştı, TV programlarına çıktı. Orkestranın 1982 kadrosunda Aytaç Naşit Aşkın (gitar), Atilla Şimşek (davul), Parmaksız Cengiz (trompet), Samet (bas gitar), Mehmet Usel (org) ile Çoban Yaver (saksafon) vardı.

Seksenler boyunca dost toplantılarında çalan Yavuzdoğan kardeşler, Atilla Şimşek, Cihat Günaydın, Nejat Toksoy’dan oluşan Mavi Işıklar, Doksanlı yıllarda İstanbul Kadıköy’de stüdyo kurup haftada iki kez provalara başlamıştı.

Yıllar geçmiş ve Mavi Işıklar 11 Temmuz 2000’de sahneye dönerek konser vermiş, ardından lokal çalışmaları yapmıştı.

Aynı yıl koleksiyoncular için Almanya’da grubun uzunçaları yeniden basılırken, 2002’de ADA Müzik şirketi hit parçaları, özgün halleriyle Mavi Işıklar isimli albümde bir araya getirmişti.

 

ATİLLA YILDIRIM (DAVUL)

Ekim 1945’te İzmir’de dünyaya geldi. Lisede eğitimini bırakıp dansa yöneldi ve bir süre dans öğretmenliği yaptı. Napolyon Set Topluluğu’nda davul çalarak profesyonel oldu. Daha sonra çeşitli topluluklarla programlar yaptı.

 

ATTİLA BERKAN (PİYANO)

1936’da İstanbul’da doğdu. Bir süre konservatuarda öğrenim gören Berkan 1960’da profesyonel oldu. Gece kulüplerinde piyanosuyla programlar yapan sanatçı, bir ara Moda Beşlisi topluluğunda yer aldı. Sonra kendi orkestrasını kurdu. İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Fransızca caz parçalarıyla tanınan orkestranın vokalini üstlenmiş isimler arasında Erol Börtlüce ile Ajda Pekkan da vardı.

 

ATTİLA ÖZDEMİROĞLU (KEMAN)

5 Ocak 1943’te Ankara’da doğdu. Yedi yaşında mandolin ve keman çalarak müziğe başladı. On yaşında ilk bestesini hazırladı. Trombon, keman, flüt, vibrafon, gitar öğrendi.

1957’de Ankara’da Tanju OkanYurdaer DoğuluBerkant‘la Jüpiterler grubunu kurdu ve kontrbas çaldı. Klasik Batı müziğinin yanında altı yıl kadar Ankara Musiki Sevenler Cemiyeti’nde Türk Müziği öğrendi. Emin Fındıkoğlu ile armoni, kompozisyon ve aranjman tekniği çalıştı; caza yoğunlaştı, Erol Pekcan Orkestrası’yla radyo emisyonlarına katıldı, konserler verdi.

İstanbul’a giderek profesyonel müziğe 1966’da Durul Gence 5 grubunda adım attı. Sonra Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası’na katıldı. 1968’de ise İstanbul Gelişim Orkestrası’nın kuruluşunda yer aldı.

Dün, Bugün ve Yarın Orkestrası’nda birlikte çalıştığı Şanar Yurdatapan ile 1972’de adlarının ilk harflerinden yola çıkarak Şat Yapım müzik yapım şirketini kurdu. 1973 tarihinden itibaren sahne çalışmasını bırakan Özdemiroğlu, aranjör, besteci ve stüdyo müzisyeni olarak yola devam etti.

Eurovision Şarkı Yarışması‘na sık sık beste gönderdi ve bunlardan Pet’r Oil 1980’de aynı yarışmada ülkeyi temsil etti.

Filmlere ve tiyatro oyunlarına müzikler hazırlayan Özdemiroğlu, yedi kez Altın Portakal En iyi Müzik Ödülü‘nün sahibi oldu.

1995-2003 arası Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) başkanlığını yaptı.

2014 SİYAD Ödülleri’nde Onur Ödülü’ne değer görüldü.

Uzun zaman boyunca akciğer kanseri ile mücadele etti. 20 Nisan 2016’da 73 yaşında düşüp bel kemiğinin kırılması nedeniyle alındığı ameliyat sonrası yaşamını yitirdi.

Medyada adı en fazla yanlış yazılan kişi olan Attila Özdemiroğlu ülke müzik tarihine her seviyede paha biçilemez katkıda bulundu.

 

AVNİ SEÇİLMİŞ (GİTAR)

Anadolu popun gölgede kalmış isimlerinden biriydi Avni Seçilmiş. 1947 Sivas doğumlu Seçilmiş müziğe on yaşında gitarla başladı ve zamanla yaylı tambur, flüt ile bağlama da çaldı.

Gardaşlar (Uğur Alpargun, Akın Seçilmiş, Nazmi Güvenç, Avni Seçilmiş) adını verdiği grubunu 1967’de kurdu. Basın onu, ‘Cem Karaca’yı en hararetle taklit eden adam’ diye tanımladı ama bir ara, bu isim benzerliği nedeniyle Karaca ve Kardaşlar’la mahkemelik dahi oldu.

İktisat eğitimi görmüş Seçilmiş ile grubu Gardaşlar’ın ‘samimi konserleri’ halk tarafından her zaman ilgiyle karşılandı. Konserlerde, Sivas Alayı, Allı Gelin, Boşu Boşuna, Tatlı Dile Güler Yüze gibi halk müziğinin sevilen örneklerinin yanında, dönemin popüler parçalarından da örnekler verdiler.

Altı yıl Gardaşlar adıyla çalışan grup, adını sonra ‘50. Yıl’ olarak değiştirdi. Amaç, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan o güne geçen yarım yüzyıllık sürede bu topraklarda yaşanan müzik akımlarını incelemek ve yansıtmaktı.

  1. Yıl grubu şu elemanlardan oluşmuştu: Avni Seçilmiş (1947-solist, gitar, yaylı tambur, flüt, bağlama), Barış Can (1951-tuşlular, vibrafon), Hadi Yavuz (1948-davul, darbuka, bongo, tumba), Kadir Çelik (1955, bas gitar), Recep Güler (1955-ritm gitar).

Seçilmiş, son 45’liği Aşkına Muhtacım/Deli Gönül’ü Ergüder Yoldaş Orkestrası eşliğinde doldurdu…

 

AYDEMİR METE (KONTRBAS)

1 Şubat 1929 Zonguldak doğumlu Aydemir Mete, Ankara’da konservatuarda okurken 1954’te ‘başkent’te vatani görevini yapan İlham Gencer’le tanıştı. Aynı yıl İstanbul’a gitti ve kulüplerde kontrbas çalarak profesyonel oldu.

1962-65 arası Lübnan’da Fransızların, İspanyolların ve Belçikalıların yer aldığı bir orkestrada çalıştı. Dönünce Vasfi Uçaroğlu ve İlham Gencer’le caz triosu olarak İstanbul Radyosu’nda programlar yaptı.

1965’te kendi adına kurduğu orkestrada birçok tanınmış müzisyenle çalıştı. 1973’te orkestrasını dağıtan Aydemir Mete, aynı yıl İstanbul Senfoni Orkestrası’nda kontrbas çalmaya başladı. 1994’te emekli olduktan sonra aktif müziği bıraktı ve 15 Ekim 2006’ta yaşamını yitirdi.

 

AYDIN BUYAR ŞENCAN (GİTAR)

Aydın Buyar Şencan 11 Şubat 1948’de Yugoslavya’da dünyaya geldi. Ailece Türkiye’de göç ettikten sonra İstanbul Rami’de büyüdü. Müziğe 1968’de mahalle grubu Siyah Gölgeler’de bas çalarak başladı.

Mustafa Kurtuluş (gitar), Cahit Kukul (gitar), Aydın B. Şencan (bas gitar) ile Ercüment Yenidoğan (vokal) sinemalarda filmden önce sahneye çıkıyor, okullarda konser veriyordu.

Beatles, Rolling Stones, Animals, Clif Richards, Shadows’tan çalıp söylüyor, Beatles gibi beyaz gömleklerle, papyonlarla program yapıyorlardı.

Şencan piyasada tanınca Yurdaer Doğulu’nun orkestrasına geçti. Bu oluşumda birlikte müzik yaptığı Rıza Silahlıpoda’nın isteğiyle Ritm 68 Orkestrası’na geçti.

1969’da Erkin Koray’ın gruplarında çalmaya başladı. Erkin Koray denemelere girişeceği underground grup Yeraltı Dörtlüsü’nü (Sedat Avcı-davul, Ataman Hakman-gitar, Aydın B. Şencan-bas gitar, Erkin Koray-bağlama, gitar) 1969’da kurdu. Grup, o günlerin sevilen şarkılarıyla türkülerini ‘kendi tadında’ çalmayı amaçlıyordu.

Erkin Koray, Yeraltı Dörtlüsü’nü dağıttıktan sonra Fransa’ya gidip müzik çalışmalarını orada sürdürmeyi denedi, ama devamını getiremedi. Dönüşte, Türkiye’ye davet ettiği Polonyalı müzisyen Jerzy Ziembrowski (ritm gitar), daha önce Yeraltı Dörtlüsü’nde çalıştığı Sedat Avcı (davul) ve Aydın B. Şencan’la (bas gitar) ‘Erkin Koray SuperGroup’u (1971) kurdu.

Erkin Koray tarafından Temmuz 1976’da kurulan The Great Error grubunun kadrosunda yine Aydın B. Şencan bas gitarı çalıyordu ve birlikte Cümbür Cemaat/Sevdiğim 45’liğini yaptılar. Şencan 70’lerin sonunda 25. Saat grubunda yer aldı, sonra da Hardal grubunun kurucuları arasında yer aldı. Şencan yaşamını yurtdışında sürdürdü ve orada çeşitli gruplarda çalarak müzik yaşamına devam etti.

 

AYDIN ÇAKUS (GİTAR)

New York’ta doğdu. Türkiye’ye gelince önce prodüksiyon amiri olan babasının yardımıyla birkaç filmde oynadı ve sonra müziğe merak sardı. Bas gitar çalmaya başladı. 1965’de İstanbul’da arkadaşları Bülent Ortaçgil (vokal, gitar), Ahmet Güvenç (bas gitar), Ercüment Ortaçgil (gitar) ile davulcu Ömer Talmaç’la (davul) Sorular grubunu kurdu. Batılı psychedelic müzik topluluklarının şarkılarını seslendiren grubu, yazlık sinemalardan birinde dinleyen Cem Karaca, 45’lik çıkarmaları için destek vermişti.

Bir ara Haramiler’de gitar çalan Aydın Çakus ile Sorular’dan Ahmet Güvenç yanlarına davulcu Hüseyin Sultanoğlu’nu alarak 1968’de Grup Bunalım ismiylebir araya geldi ve 1969’da Taş Var Köpek Yok/Yeter Artık Kadın 45’liğini yayınladı. Aydın Çakus bestesi Taş Var Köpek Yok, Anadolu popun peşinden gidildiği dönemde Batılı normlarda rock talep edenlerin yüreğine su serpmişti. O yıl İzmir’e ‘Fuar’a çağrılan Bunalım, gazino sahnesinde psychedelic örneklerle tavizsiz bir program sergilemişti…

Bunalım yerli rockta sıra dışı işler yaptıktan ve plaklar yayınladıktan sonra 1972’de dağılınca Çakus bu kez Özkan Uğur (bas gitar) ve Nur Yenal’la (davul) Ter grubu adıyla yola devam etti. Ardından Moğollar’dan ayrılan Taner Öngür ile dağılan Grup Bunalım’ın iki elemanı Aydın Çakus ve Nur Yenal 1973’de bir araya geldi; Kılıç Danışman da orguyla katıldı. İlk isimleri Elektronik Şok’tu.

Bir süre Fikret Hakan’la birleşip Fikret Hakan-Erenler adını almışlardı. Anadolu turnesi için haftalarca prova yaptıktan sonra Hakan’la ansızın ayrılmıştı grup.

Ardından Taner, Aydın, Nur ve Kılıç, isimlerinin baş harflerini yan yana koyarak gruba TANK adını verdi.

Kenti anlatan besteleri vardı ve grup kentli rock kavramını ilk dillendirenlerdendi. Albüm için kayıtları bitirmişlerdi. Ancak, plak şirketi şarkıların satmayacağını söyleyince makaradaki bantları sokakta boşaltıp tüm kayıtları imha etmişlerdi. TANK 1975’de dağıldı.

Çakus, aynı yıl ABD’ye yerleşti ve ilk dönemde geçimini müzik dışındaki işlerden kazandı. Zamanla Strict Voice, ARC, Erthlinx, Fear Nature gruplarında çaldı, plaklar yayınladı. Diğer ismi Ayet’i de sanat yaşamında kullanmaya başlayan Ayet Aydın Çakus ABD’de müziğe devam etti.

 

AYDIN DARUGA (DAVUL)

1 Mayıs 1947’de İstanbul’da doğdu. Lisede okurken profesyonel müziğe Siluetler grubunda başladı. 1966’daki Altın Mikrofon Yarışması’na Siluetler grubu Mesut Aytunca, Erol Bilem (bas gitar), Rasim Ulusman (ritm gitar, vokal), Metin Alatlı (org), Mehmet Dirisu (ritm gitar), Aydın Daruga’lı (davul) kadroyla katıldı ve halkoyuyla birinci oldu.

Yorumladıkları parça, hoş bir swinge dönüşmüş halay ‘Lorke Lorke’ydi. Bu şarkı, B yüzü’ne ‘Dede Efendi 66’ şarkısı koyularak 45’lik şeklinde yayımlandı…

1967’nin başında grup yeniden eleman değişikliğine gitti. Mesut Aytunca, Nejat Özyılmaz ve davulcu Aydın Daruga’nın yanına Meteorlar’dan Murat Ses (org) ile Aziz Azmet (ritm gitar) geldi.

Bu ekip, Eylül 1967’de grubun ilk uzunçalarına imza attı.Grupta eleman değişiklikleri sürerken Daruga bir süre daha Siluetler’de baget salladı.

Ardından Murat Ses, Aziz Azmet ve Nejat Özyılmaz’la 1967 sonunda Moğollar grubunu kurdu. Ancak bir trafik kazası sonucu aktif müziği bırakmak zorunda kaldı.

Hülya Kırbağ, 1972’de Altan Uşaklıgil, Ayhan Özkan, Samim Boztaş ve Aydın Daruga’yla ‘Özgürler’i kurdu…

Basın sektörüne geçen Aydın Daruga uzun yıllar İzmir’de gazetecilik yaptı ve 2015’te kanserden yaşamını yitirdi.

 

AYDIN ERDENER (DAVUL)

1929’da İstanbul’da doğdu. Genç yaşta davul çalarak profesyonel oldu. Şevket Uğurluer, Süheyl Denizci, İlhan Feyman orkestralarında çalıştı.

 

AYDIN ESEN (PİYANO)

İstanbul 1962 doğumlu Aydın Esen, trompetçi babası Ahmet Esen’in desteğiyle üç yaşında müzikle ilgilenmeye başlamıştı. Eğitimine İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda devam eden Aydın Esen, 1980’li yılların başında piyano ve kompozitörlük dallarında çalışmalar için Oslo’daki Norveç Eyalet Müzik Akademisi’ne davet edildi. Bir yıl sonra da ABD’deki en önemli müzik okullarından Berklee College Of Music’e gitti ve dört yıllık müfredatı bir yılda hallederek mezun oldu.

New England Conservatory of Music’te ise piyano ve kompozitörlük üzerine yüksek lisans yaptı. 1987 yılında Downbeat ve Keyboard dergileri, Aydın Esen’i “yılın en başarılı müzikçileri” arasında gösterdi. 1989 yılında Fransa’da Martial Solal Uluslararası Piyano Yarışması’nda birincilik ödülü aldı.

Kompozitör, piyanist, orkestra şefi olarak sürdürdüğü müzik yaşamında daima yeniliklerin peşinden koştu, teknolojiyi de çok yakından takip etti ve gün be gün caza yansıtmayı becerdi. Akustikle elektriği başarıyla birleştirdi ve uluslararası camianın en değerli isimleriyle ortak projeler üretti.

Solo ve ortak işler olmak üzere onlarca albüm yapan Esen, Türkiye’ye yerleşip ülkesinden dünyaya seslenmeyi tercih etti.

 

AYDIN KARABULUT (DAVUL)

6 Ekim 1962’de İstanbul’da doğdu. Dokuz yaşında davula merak sardı ve devamında okul orkestrasında çalmaya başladı. Salim Ağırbaş’tan davul dersleri aldı.

Giderek Kadıköy müzik camiasında tanındı ve genç yaşta önemli gruplarda baget salladı.

TRT’yi Eurovision’da temsil eden Klips ve Onlar grubunun bünyesinde uluslararası finalde yarıştı ve Türkiye’nin o güne kadar aldığı en iyi derece dokuzunculukla ülkeye döndü.

Rock gruplarının yanında popçuların işlerinde de yer aldı. İlhan İrem, Tarkan, Sezen Aksu, Kayahan, Kenan Doğulu, Mazhar Fuat Özkan, Ajda Pekkan, Nilüfer gibi isimlerin yanı sıra birçok yıldızın albüm kayıtlarında stüdyo müzisyeni olarak mesai harcadı, sahnesinde bulundu ve yüzden fazla albümde davulu üstlendi.

Festivallerde büyük orkestralarda çaldı. Çeşitli oluşumlarda vurmalılar ve davul üzerine dersler verdi, kurslar açtı, seminerlere katıldı ve birikimlerini sık sık genç müzisyenlerle paylaştı.

 

AYDIN ŞEREF (DAVUL)

1963’te doğan Şeref,  ortaokulda davula başladı. İstanbul Kadıköy rock camiasında tanınmaya başladı ve birçok amatör grupta çaldı.

İTÜ Makine Mühendisliği bölümünde okurken sahnelerde baget sallamaya devam etti.

Okuldan sonra Fethi Taner ve Toplama Adamlar, Klips gibi gruplarda yer aldı ve  pop yıldızları Tarkan, Mustafa Sandal, Rafet El Roman, Demet Sağıroğlu, Harun Kolçak gibi isimlerin sahne programlarında bulundu.

Grup ZAN, Gür Akad Band, Whisky, Egoist, Whisky gibi gruplarda davulu üstlendi ve albüm kayıtlarına katıldı.

Cem Karaca ve Yol Arkadaşları grubunda yer alan Şeref, Cem Karaca’nın vefatı sonrası Cahit Berkay ile de ZAN grubu bünyesinde Toprak albümünü çıkardı.

 

AYHAN GÜNYIL (GİTAR)

1971’de Almanya’da doğdu. 10 yaşında düğünlerde tef çalmaya başladı. Sonra gitara geçti.

Türkiye’ye dönünce Yurdaer Doğulu Sanat Merkezi’nde ve Raffi Arslanyan’dan gitar dersleri aldı.

Kendini hazır hissedince piyasaya girdi ve Akrep Nalan’la çalıştı. 1992’de Banu Kırbağ’ın orkestrasıyla konserlere çıktı.

1996’dan itibaren stüdyo müzisyenliğine geçti ve bu sektörde aranan isimlerden oldu.

Tarkan, İzel, Ajda Pekkan gibi birçok yıldızla aynı sahnede yer aldı.

Kendi orkestrasını kurdu ve lokallerde müzik yaptı.

Ayrıca, Ayhan Günyıl Gitar Atölyesi adını verdiği okulunda öğrenciler yetiştirdi.

Beste yazan ve düzenlemeler de yazan Günyıl, 2007’de Skylight adını verdiği ilk solo albümünü (11 şarkı) yayınladı.

Günyıl, pop albümlerinde çalmanın yanında kendi yorumlarını topladığı solo albümler çıkarmaya devam etti: İspanyol Yağmuru (2011), Rengarenk (2013), Sezen Şarkıları (2018).

 

AYHAN ÖZTOPLU (DAVUL)

İzmir’de doğdu. Sekiz yaşında davul çalmaya başladı. 13 yaşındayken İzmir Açıkhava Tiyatrosunda ilk konserini veren Öztoplu İzmir’de çeşitli gruplarda çalarak tanındı.

On yedi yaşından sonra müziği İstanbul‘da sürdürdü. İstanbul’da çeşitli TV programları, konserlerde çaldı; Ayşegül Aldinç, İlhan İrem, Demir Demirkan, Şebnem Ferah gibi yıldızlarla çalıştı ve devamında Berlin’e taşınıp ünlü hocalardan dersler aldı.

Küba soundunun cok genis ritmik zenginliğine ilgi duydu ve José Luis Quintana’dan çok şeyler öğrendi. Almanya’da Aziza Mustapha Zadeh Band’e katılarak bir süre baget salladı.

2000’de Türkiye’ye döndü ve caz camiasına girerek Tuna Ötenel, Kürşat And, Neşet Ruacan, İmer Demirer, Sibel Köse, Fatih Erkoç, Burçin Büke, Önder Focan, İlhan Erşahin, Sarp Maden, Şenova Ülker, Murat Kodallı gibi isimlerle ortak projelerde bulundu.

Sertab Erener ve Ayna grubuyla çalıştı. İstanbul Caz Festivali, Avrupa Caz Festivali, Berlin-Hamburg-Kiel-Münih-Zürih-Rotterdam turneleri, Aydın Caz Festivali gibi uluslararası alanda ve Türkiye’de birçok caz festivaline katıldı.

İzmir’e geri döndü ve kentte cazın yaygınlaşması için çalışmalar yaptı, dersler verdi.

 

AYHAN SİCİMOĞLU (VURMALILAR)

25 Ağustos 1950’de Niğde’de doğdu. Ayhan Sinan Sicimoğlu ortaokuldayken davula merak sardı. Gitar, piyano, akordeonu da denedi.

Tarsus Amerikan Koleji eğitim görürken okul orkestrasıyla 1968’de ilk kez Milliyet Liseler Arası Hafif Batı Müziği Yarışması’na katıldı. O yıl dereceye giremeyen orkestra 1969’da Vecdi Geray (gitar), Ali İpek (vokal, gitar), Haldun Emrealp (bas gitar), Semih Fırıncıoğlu (org), Ayhan Sicimoğlu’lu (davul) kadroyla I Don’t Care (söz-beste: Ali İpek) şarkısıyla beste dalında üçüncü, icrada altıncı oldu. Kırmızı ceketleri, boyunlarında kocaman sarı madalyaları ve uzun saçlarıyla dikkat çekmiş, Şeyh Şamil düzenlemesiyle müzik otoritelerinin takdirini kazanmışlardı.

Grubun bu parçası, diğer finalistlerden Mecidiyeköy Lisesi’nin Voices in The Sky şarkısıyla aynı 45’likte bir araya getirilerek yayınlanmıştı.

Tarsus Amerikan Koleji 1970’de bu kez Vecdi Geray (gitar), Hamdi Demirel (bas gitar), Semih Fırıncıoğlu (vokal), Ayhan Sicimoğlu’dan (davul) oluşan ekiple Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’na katılmış ve ‘Tüm’ şarkısıyla bestede üçüncü, icrada ikinci sırayı almıştı. Aynı yıl Ayhan Sicimoğlu en iyi davulcu seçilmişti…

1976’da Mazhar Alanson (gitar, vokal), Fuat Güner (gitar, vokal), Özkan Uğur (bas gitar, vokal), Galip Boransü (tuşlular, vokal) ile İpucu Beşlisi’ni kurdu. İki kanallı stüdyoda Ayhan Sicimoğlu’nun ilginç düzenlemeleriyle Heyecanlı ile Hop Otur Hop Kalk şarkılarını doldurup 45’lik halinde piyasaya sürdüler.

İzzet Öz’ün TV programlarında yayınlanan, kimilerince ilk yerli videoklip kabul edilen Heyecanlı’nın siyah-beyaz görüntüleriyle İpucu ilgi gördü, plak da sattı ama, grubun özgün kadrosu fazla bir arada kalamadı. Nur Moray’ın Kim Bilir Ben de Bir Gün şarkısının stüdyo kayıtlarında da çalan ekipten Ayhan Sicimoğlu ile Galip Boransü ayrıldı.

Sicimoğlu daha sonra yurtdışında yaşamaya başladı ve bulunduğu ülkelerde özellikle vurmalılar alanında araştırmalar yaptı, solo çalışmalarına devam etti.

Ayhan Sicimoğlu, TV programları ürettiği 2000’lerde müziği ihmal etmedi ve Latin All Stars grubunu kurdu.

Ekran popülerliğini sahnelere taşıyan Sicimoğlu, ‘Latinturco’ adını verdiği soundu konserlerle tanıtmaya çabaladı. Bolerolar, salsalar, çaçalar, mambolar, caz standartlarından oluşan sahne repertuvarında Sicimoğlu’nun Friends And Family (2006) ile En Estambul (2011) albümlerinden örnekler de yer alıyordu.

 

AYHAN YUNKUŞ (PİYANO)

1933 yılında İstanbul`da dünyaya gelmiş Yunkuş 1946 yılında İstanbul Belediye Konservatuvarı’nı kazanmış ve yatılı kısmına girmişti. Klarnet ile viyolonsel bölümlerinden mezun olmuş, ama yan çalgısı piyanoya ve caza ağırlık vermişti.

Piyasaya Beyoğlu Reşat Kulüp’te piyanonuyla girmiş, 1962-68 tarihlerinde İsmet Sıral orkestrası’nda çalmış, toplulukla üç yıl İsveç’te sahneye çıkmıştı.

Salim Ağırbaş Dörtlüsü, Yalçın Ateş Altılısı, Özdemir Erdoğan Orkestrası gibi çeşitli topluluklarda yer alan Yunkuş, devamında ünlü bir otelde piyanosuyla 27 yıl program yapmış, bir dönem TRT Caz Orkestrası`nda çalmış, belediyenin konservatuarında klarnet dalında öğrenciler yetiştirmişti.

Türkiye’de caz müziğin gelişmesinde büyük katkıları olan Yunkuş, Ocak 2017’de yaşamını yitirmişti.

 

AYKUT GÜREL (GİTAR)

29 Nisan 1963’te İstanbul Şişli’de doğdu. Dokuz yaşında gitara başladı. Lise sıralarında gruplarda çaldı. Dönemin önemli topluluklarından Topkapı Orkestrası’nda yer aldı.

Yıldız Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi, aynı dönemde Neşet Ruacan’dan müzik dersleri aldı.

1983’de Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü’nde arkadaşlarıyla kurduğu Mass grubuyla lokal çalışmaları yaptı. Melih Kibar’ın asistanı oldu ve devamında  yanında Sertab Erener, Seden Gürel, Nilüfer, Ayşegül Aldinç, Coşkun Erdem, İlhan İrem, Özdemir Erdoğan gibi sanatçılarla da projeler ürettti.

İstanbul Gelişim’de bir ara tuşluları çaldı.

Doksanlar’ın başında Onno Tunç’un teklifi ile Sezen Aksunun bas gitaristliğini üstlendi, sonra orkestrasını yönetti. Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye elemelerinde büyük orkestrayı yönetti.

Stüdyo müzisyenliğine geçti ve bas gitardaki üstün yeteneğiyle birçok albümde çaldıktan sonra düzenleme yazmaya, prodüktörlüğe başladı.

Film ve TV dizilerine müzik hazırladı. Popüler isimlere albümler yaparak yoluna devam etti.

 

AYSUN ERCAN (KEMAN)

1942’de İstanbul’da dünyaya gelen ve İstanbul Konservatuarı’ndan mezun olan Aysun Ercan, müzik hayatına 1965’de başladı. O yıl kurduğu Aysun Ercan ve Kemanları grubuyla birçok kentte konserler verdi, TV programlarına çıktı. Çigan melodilerini başarıyla yorumlayan grup özellikle kadın üyelerin keman çalmaları ve şarkı söylemeleriyle gazinoların, özel gecelerin aranan ismi olmuştu.

Aysun Ercan kemanıyla solo çalışmalar da yapmıştı. Zaman içinde Aysun Ercan ve Sihirli Kemanları, Aysun Ercan ve Genç Kemanlar gibi isimler alan topluluk Çingene Dansı kasetini ve 1988’de A Night at Hilton Roof albümünü Aysun Ercan (keman) ekibiyle uzun yıllar otellerde ve restoranlarda programlar yaptı.

 

AYŞE TÜTÜNCÜ (PİYANO)

1960’da İstanbul’da dünyaya geldi. Beş yaşında gitar, yedi yaşında da piyano eğitimi almaya başladı. İstanbul Belediye Konservatuarı piyano bölümünü bitirdikten sonra 1983’te arkadaşlarıyla Mozaik grubunu kurdu.

Önce rockla ilgilendi ve devamında caza meyletti. 1991’e kadar Mozaik’le dört albüm yayınladı.

Tütüncü, Bülent OrtaçgilYeni TürküEzginin GünlüğüMehmet Güreli/ Kömür ve Bulutsuzluk Özlemi gibi grup ve müzisyenlerin albümlerinde yer aldı. 1995’ten itibaren şarkı yazarı-gitarist Bülent Somay’ın grubuyla çaldı.

Tiyatro ve film müzikleri de yazan Tütüncü birçok albümün kayıtlarına destek verdi; birçok grupla ortak sahne çalışmaları gerçekleştirdi. Çeşitli kısa film müzikleri dışında Mehmet Güreli ile Vapurlar (1986), Serdar Ateşer ile Atıf Yılmaz‘ın Bekle Dedim Gölgeye (1991) filmlerinin müziklerini yaptı. Ümit Kıvanç ve Bülent Ortaçgil ile Ordaaa Bir Şehir Var Uzak müzikalini (1994) hazırladı.

1995’de kurduğu Ayşe Tütüncü Piyano Perküsyon Grubu tango, piyano, perküsyon, bas sesleri ile doğaçlamaya açık soundun peşinden gitti. Denemelerle başlayan girişim zamanla büyüdü ve 1999’da Çeşitlemeler/Variations albümüyle pazara yansıdı.

Önceleri Tütüncü’nün Mozaik grubundan arkadaşlarının vurmalılar desteğiyle yürüyen grup, sonra Ayşe Tütüncü (tuşlular), Oğuz Büyükberber (klarnet), Timuçin Gürer (klarnet), Gökçe Gürçay’lı (vurmalılar) kadroyla müzik yaptı.

Caz festivallerinde çalan grupta Akın Eldes (gitar), Yahya Dai (saksafon), Saruhan Erim (vurmalılar), Serdar Gönenç (vurmalılar), Mehmet Güreli (vurmalılar), Ümit Kıvanç (davul), Cengiz Baysal (davul) gibi isimler de yer aldı.

Piyano Perküsyon Grubu’yla çalmaya devam eden Ayşe Tütüncü, 2004 başında ‘iki nefesli ve bir piyano’ için yazdığı bestelerini değerlendirmek amacıyla üçlü kurdu.

Ayşe Tütüncü Üçlüsü adlı grupta, ilk dönemde Oğuz Büyükberber (klarnet), Yahya Dai (saksafon) ile Ayşe Tütüncü (piyano) yer alıyordu.

Doğaçlamayla bezeli konserler veren üçlü, 2005’de iki nefesli çalgının birbiriyle ve piyanoyla ilişkisi üzerine kurulu bestelerini Panayır albümünde değerlendirdi. Caz, doğaçlama gibi birçok arayışın bir araya geldiği, bundan dolayı adının Panayır koyulduğu albüm 15 ülkede satışa çıktı.

Tütüncü, bu toprakların ezgilerini cazla harmanlayarak ürettiği albümün ardından Şuayip Yeltan (bas gitar), Hakan Kılıçoğlu (davul), Anıl Eraslan (viyolonsel) ile Meriç Demirkol (saksafon) gibi isimlerle ‘üçlü’ adıyla müzik yapmayı sürdürdü.

Ayşe Tütüncü Piyano Perküsyon Grubu 2008’de ise Yedi Yer, Yedi Gök albümünü yayınladı.

 

AYTEKİN YALDIR (DAVUL)

Kasım 1944’de Kastamonu’da doğdu. Ankara’da öğrenim gördü ve Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi’ni bitirdi. Sanat yaşamına 1966’da Arkadaşlar Dörtlüsü’nde davul çalarak başladı. Sonra Antik Set topluluğunu kurdu.

 

AYZER DANGA (DAVUL)

13 Şubat 1947 İstanbul doğumlu Danga, arkadaşlarıyla Siyah Örümcekler grubunu kurduktan sonra profesyonel müziğe dans orkestralarında başlamıştı.

Mavi Işıklar’la da çalışan Danga vatani görevinin ardından Moğollar’a girmişti.

Cem Karaca’yla ortak müzik yapıldığı dönemde gruptan ayrılıp Kardaşlar’a katılmış, Edip Akbayram Dostlar’da da çalmıştı.

Ayrıca, bir dönem Erkin Koray’la müzik yapmış, Kerem Güney’le çalışan Güneşin Sofrası ile Zorbeyler gruplarında yer almış, yerli rock tarihine sağlam tekniği olan davulculardan biri olarak geçmişti.

Danga, Ağustos 2021’de yaşamını yitirdi.

 

AZİZ ÖZEN (PİYANO)

Kasım 1943’de Yugoslavya’da doğdu. Belgrad Müzik Akademisi’nden mezun oldu. Müzik yaşamına Aysun Ercan Topluluğu’nda başladı. Muhittin Paydaş Orkestrası’nda piyano ile org çaldı. İstanbul Konservatuarı’nda dersler verdi, filmlere müzikler yazdı.

1967-79 arası İstanbul’da çalıştıktan sonra İzmir’e yerleşti ve piyanosuyla uzun yıllar programlar yaptı, 22 dilde şarkılar söyledi.

 

BAHA BODUROĞLU (BAS GİTAR)

3 Şubat 1947’de İstanbul Laleli’de doğdu. Küçük yaşta müziğe merak sardı. Subay olan babasının mesleği gereği Türkiye’nin çeşitli yerlerinde okudu. İstanbul’da gitar öğrendi ve mahalle orkestralarında bas çalmaya başladı. Ardından arkadaşlarıyla Sis Beşlisi’ grubunu kurdu. Bir süre sonra Baha ve Sisleri grubunu hayata geçirdi.

Bir süre tiyatro oyunculuğu yaptı. 1971’de müzik sektörüne döndü ve Güzin Sokullu ile ikili oldu. Güzün-Baha ikilisi ilk plakları “Sivastopol Önünde’yi 1971’de yayınladı. Plaklar yayınlayan, konserler veren ikilinin çalışmalarının devamında Boduroğlu, yapımcılığa geçip pop sanatçılarına albümler üretti, radyoculuk yaptı.

 

BAHADIR AKKUZU (GİTAR)

Kurtalan Ekspres’in ikinci kuşak üyelerinden olan Bahadır Akkuzu (3 Şubat 1955 İstanbul doğumlu) müziğe dokuz yaşında mandolin çalarak başlamıştı. 12 yaşında gitara geçti. İlk grubu Hoko Moko’yu 15 yaşında Gebze’de kurdu.
1975’te Mithat Danışan, Ali Serdar ve Siret Yurtsever’le Kadıköy’de ‘4 Adam’ adıyla rock yaptı.
1977’de Kurtalan Ekspres’e dahil oldu. O günden yaşamını yitirdiği 7 Ağustos 2009’a kadar Kurtalan’da gitar çalan ve Manço’nun ardından grubun önünde şarkı söyleyen Akkuzu’nun grubun diskografisinde Sakız Hanım ile Mahur Bey adlı bestesi vardı.
Müziğin yanında uzun yıllar grafik ve reklam sektöründe çalışan Akkuzu, İngiltere’ye giden Ohannes Kemer’in yerini almıştı.
Caner Bora (davul), Ahmet Güvenç (bass), Ohannes Kemer (yaylı tambur, bağlama, gitar), Kılıç Danışman (tuşlular), Celal Güven (vurmalılar) ve 1977’in sonlarında gelen Bahadır Akkuzu (gitar), Yeni Bir Gün (1979) albümünde çok üstün performans sergileyerek Anadolu Pop/Rock’ın en iyi albümlerinden birini yapmıştı. Kurtalan Ekspres en parlak günlerini yaşamaktaydı.
1987’de ise ilginç bir durum yaşandı; Barış Manço elemanlardan Ufuk Yıldırım, Bahadır- Cihangir Akkuzu kardeşler ile Ahmet Güvenç’e Kurtalan Ekspres adıyla çalışabileceklerini, kendisinin bir süre dinleneceğini söylemişti. Bir şekilde, Kurtalan’ın tek başına neler yapabileceğini sınama operasyonuydu bu her iki taraf için de.
Ancak yeniden birleşildi. Özellikle, 1988’den sonra bilgisayarın nimetlerinden yararlanmayı kafaya koyan Manço parçaların düzenlemelerini Garo Mafyan’a yazdırmaya başlayınca, grubun rock havası zedelendi.
Kurtalan daha bir merkeze kayarken sahne performansı da hayli zayıfladı. Manço’nun televizyon programlarına eğilmesi, müziği uzun süreliğine ikinci plana çekerek devamlı seyahate çıkması Kurtalan’ın varlık nedenini sorgulanır hale getirmişti.
Grup bir şekilde yürümekteydi ama işler tatsızlaşmıştı. Kadroya dahil olan Elif Turhan (tuşlular), Eser Taşkıran (tuşlular) gibi isimlerle taze kan aransa da, Manço-Kurtalan Ekspres ilişkileri pek sıcak gelişmediğinden elemanlar albümlerin birçoğunda tam kadro yer alamadı ve sadece konserlerde bir araya geldi. Manço’nun soundu büyük ölçüde makinelere yaslanmaktaydı artık.
Doksanlar sorunlarla akıp biterken Barış Manço 31 Ocak 1999’da yaşamını yitirdi ve Manço’nun ölümünden sonra Kurtalan Ekspres boşluğa düştü. Bir ara, Af grubundan Asrın’ı solist alarak yola devam etmek istediler ve bir, iki iş de yaptılar. Ancak sonuç pek tatmin edici değildi.
2001’de Bahadır-Cihangir Akkuzu Kardeşler, Eser Taşkıran ve Ahmet Güvenç’li kadro Cem Karaca’yla buluşup konserler verdi, lokal çalışmaları yaptı. Karaca’nın şarkılarıyla Manço-Kurtalan yapıtlarının ortak seslendirildiği ilginç bir projeydi konserler.
Kurtalan’ın vitrindeki simge isimleri Ahmet Güvenç ile Bahadır Akkuzu’ydu. Güvenç-Akkuzu ekibi ilk ‘bağımsız’ Kurtalan Ekspres albümünü 2003’te çıkarmayı başardı.
Beş yıl geciken, üzerinde hayli çalışılan bir projeydi bu. Daha 1998’de rahmetli Barış Manço, ‘Mançoloji’ adını vereceği toplamasıyla ilgilenirken, Kurtalan Ekspres’in kendi albümü için çalışmalara başladığı haberi ulaştı müzikseverlere. Manço’nun yeni çizgisinin fazla popüler olduğunu iddia eden Ahmet Güvenç ile Bahadır Akkuzu bağımsız albüm hazırlayacaklarını, yapıtın çizgisinin Gülpembe ile Dönence sounduna benzeyeceğini, Anadolu’daki insanların neleri dinlemek istediğini çok iyi bildiklerini ve o yönde ilerleyeceklerini anlatmıştı gazetelere.
Manço’nun ardından, anma geceleri, saygı geceleri, konserler, Cem Karaca’yla iş birliği derken araya çok uzun zaman girmiş; Kurtalan Ekspres ancak Ekim 2003’de ‘3552’ adını verdiği bağımsız albümünü yayımlayabilmişti.
Yerli popun tıkanmaya yüz tuttuğu, ürünlerin müzikten çok şov ve cinsellikle pazarlanmaya çalışıldığı bir ortamda albüm çıkarmaları tabii ki çok önemliydi ama sonuç Anadolu Rockçılar’ı heyecanlandırmadı.
Ahmet Güvenç, Bahadır Akkuzu, Cihangir Akkuzu ve Eser Taşkıran’dan oluşan 2003 model Kurtalan Ekspres’in dağarcığında birikmiş besteler, grupta üçüncü kuşağı temsil eden Eser Taşkıran’a emanet edilmişti. Genç yaşına karşın uzun yıllar piyasanın içinde olan Taşkıran da parçaların düzenlemelerini geniş kitlelerin hoşuna gidebilecek şekilde süsleyince, o meşhur Gülpembe ile Dönence’nin soundundan, Anadolu Pop’un özlenen tadından çok şey taşınamamıştı albüme.
Bir zamanlar Moğollar’ın da yaşadığı ve bünyesindeki Berkay’la Öngür’ün vokalleriyle çözmeye çalıştığı solist sorununa yeni yakalanmış Kurtalan Ekspres, ‘Asrın Vakası’ndan sonra Bahadır Akkuzu’nun vokaliyle yoluna devam etmeyi denedi albümde.
Ne var ki, Akkuzu’nun sesi yetersiz kalınca, yapıt vokal açısından vasatın üzerine çıkamadı. Bestelere teker teker bakıldığında melodik açıdan zengin sayılabilirdi, sözler de sırıtmadı ama vokal yorum eksik kalmıştı.
Haydarpaşa-Kurtalan-Haydarpaşa arasında gidip gelen trenin sefer sayısı ‘3552’nin isim olarak verildiği albüm, popla rock arasında bir yerde duran birkaç parçanın parladığı yapıt olarak Kurtalan Ekspres’in diskografisine yazıldı…

 

BARAN SAY (KONTRBAS)

İzmir’de dünyaya geldi. Müzik eğitimini Viyana Şehir Konservatuarı ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde tamamladı. Ana sazı kontrbas olan Baran Say gitar ve bas gitarı da öğrendi. 2003’te İstanbul caz camiasını dahil olan sanatçı, birçok isimle sahnede çaldı, albüm kayıtlarında yer aldı.

Burçin Büke, Tanini, Cenk Erdoğan, Bilal Karaman, Yavuz Akyazıcı, Şirin Soysal ve Başak Yavuz’la çeşitli projeler üreten Baran Say, trio halinde lokallerde çalıştı, festivallere katıldı.

 

BARLAS ÇEVİKUS (BAS GİTAR)

Bursa’da rock müziğin patlama yaptığı Doksanlı yılların başında King White grubuyla kentteki lokallerde ve şenliklerde bas gitar çalmaya başladı.

Bu arada, Bursa Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim görevlisi ve müzik kulübü danışmanı Murat Özyüksel bir grup kurup birikmiş protest rock bestelerini değerlendirmek istiyordu. Çevikus, Işığın Yansıması adlı bu grubun temel üyelerinden biri olacaktı.

Üniversite konserleriyle sivrilmişlerdi. Doksanlar’ın sonuna doğru İstanbul’da yeniden kurulan grup için Çevikus bu kentte yaşamaya başlamıştı. Sonucunda 1997’de Birdenbire albümü yayınlandı. 70’ler senfonik rockını çağrıştıran soundla Afşar Timuçin, Orhan Veli, Nazım Hikmet, Cahit Külebi gibi şairlerin şiirlerini seslendirmişlerdi.

Batı rockını izleyen, daha akustik ve melodik olmaya çalışan, Anadolu’ya da kulağını kabartan Işığın Yansıması, Barışarock gibi organizasyonlarla birlikte okul konserlerine de devam etti.

Murat Özyüksel’in beş yıl kadar ülke dışında olması nedeniyle verimli çalışamayan grup, Mart 2012’de müzikseverlere sunduğu ‘Şimdi Yeni Şeyler Söylemek Lazım’ albümünde yine Afşar Timuçin, Nazım Hikmet, Orhan Veli Kanık, Özcan Yurdalan, Paul Éluard gibi şairlerin yapıtlarına yer verdi. Ali Erenus (vokal), Murat Özyüksel (gitar), Ayhan Orhuntaş (gitar), Barlas Çevikus’lu (gitar) kadro klasik soundu sürdürmüştü.

Çevikus bu dönemde müziğin yanı sıra 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren çeşitli gazete, dergi, TV ve radyolarda çalıştıktan sonra farklı dergilerin yazı işleri müdürlüğünü yürüttü ve reklam yazarlığı yaptı.

 

BARLAS ERİNÇ (GİTAR)

1968’de Ankara’da doğdu. Genç yaşta gitar çalmayı öğrendi ve çeşitli gruplarda yer aldı, barlarda sahneye çıktı. İngiltere’ye gidip rock müziği yerinde inceledi.

1980 sonlarında Ankara’da Hardline ile Axe gruplarında müzik yaptı. Axe grubu cover şarkı çalmıyordu.

Erinç, daha sonra kardeşi Alper Erinç ile birlikte Physical Scandal grubunu kurdu. Devamında müzik hayatına solo devam etti ve sahnede bestelerini seslendirdi.

Bestelerini diğer sanatçılara da verdi ve yapıtlar hit oldu, Barlas Eşber Erinç bu yolla da tanındı.

Müzik dünyasında sadece Barlas ismini kullandı.

TV dizilerine müzik yazan, besteleriyle uzun yıllar yerli pop müzik piyasasını besleyen Barlas, yapıtlarını kendi de albümlerde, EP’lerde, teklilerde değerlendirdi: Bara Gidelim, Küt Küt/Kelebek, Dünya Bi Acaip, Daha Derin, Sende Kalan, Öyle Yaşıyorum, Tık Tık, Hani Nerde Aşk.

Erinç, 2022’nin sonuna doğru Siyahın Matemi teklisini müzikseverlere sundu.

 

BATU MUTLUGİL (GİTAR)

12 Mayıs 1952’de, İstanbul Erenköy’de dünyaya geldi. Babası hariciyeci olduğundan Paris’te büyüdü.

Müziğe kabiliyeti vardı; ud, piyano, keman ve darbukadan sonra gitara geçti. Örümcek grubunu kurdu.

Çocuğu doğunca 21 yaşında hayatını müzik dışında kazanmaya başladı ve uzun yıllar tekstil sektöründe çalıştı.

Yavuz Çetin’le tanışınca gitarını tekrar eline aldı ve Blue Blues Band adını verdikleri grupla 1990-2000 arası blues coverları çaldılar.

Bluesa Jimi Hendrix’i dinleyerek sevdalanmıştı. Çetin yaşamını yitirince bu kez Karpuz grubuyla bluesa devam etti.

Mojo adlı lokali işletti ve buranın sahnesini genç gruplara açtı. Buradan çok isim profesyonel rock dünyasına katıldı.

Blues ve rock camialarının güçlü müzisyenleriyle ortak sahne çalışmalarına devam eden Mutlugil’in ayrıca Batu Mutlugil Band’le yaptığı programlar da çok tutuldu.

 

BEHİÇ ALTINDAĞ (PİYANO)

1949’da İstanbul Üsküdar’da doğan Behiç Altındağ, müziğe 12 yaşında akordeon çalarak başladı ve iki yıl sonra da piyano öğrenerek profesyonel oldu.

Ünlü ses sanatçıları Perihan Altındağ ile Neriman Altındağ’ın yeğeni olan Behiç Altındağ 1970’te ‘Behiç Altındağ 5’ orkestrasını kurdu: Behiç Altındağ (org, piyano, vibrafon), Levent Altındağ (alto saks, klarnet, flüt), Metin Cengiz (bas gitar, vokal), Ahmet Balkır (davul), Oğuz Akan (gitar, vokal).

1971’den itibaren Behiç Altındağ Orkestrası adıyla yoluna devam eden topluluk, bir süre sonra Behiç-Levent Altındağ Orkestrası ismini aldı.

Her türde müzik çalan orkestra, şarkıcılara sahnede eşlik etmenin yanında plak kayıtlarında da bulundu. Behiç Altındağ besteleriyle de Eurovision dahil birçok yarışmaya katıldı.

Orkestra 1980’lerin ortalarına kadar varlığını sürdürdü ve devamında Altındağ başka projelere yöneldi, düzenlemeler yazdı, kayıtlarda çaldı, Öğrenci yetiştirdi.

 

BEHZAT GERÇEKER (PİYANO)

22 Temmuz 1963’te tarihinde Ankara’da doğdu. Çocukken darbuka çaldı. Ankara Devlet Konservatuarı Piyano ve Nefesli Sazlar Bölümü’nden 1987’de mezun oldu, yüksek bölümünü İstanbul Devlet Konservatuarı‘nda tamamladı.

Son sınıfta Maksim Gazinosu’nda çalmaya başladı ve zamanla ünlü yıldızların topluluklarında sahneye çıktı.

Sonra İspanya, Macaristan ve Paris‘te müzik eğitimini sürdürdü, araştırmalar yaptı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi orkestra sanatçısı oldu, dokuz yıl piyano ile trompeti üstlendi.

1993’te Engin Titiz ile ENBE Orkestrası’nı kurdu. İlyas Mirzayev gibi çok yetenekli ismi de bünyesinde barındıran orkestra, yıldızlara sahne çalışmalarında eşlik ederken 1997’de ‘Müziğimizle Evreni Kucaklıyoruz…’ albümünü yayınladı. Yapıtta, orkestraların repertuarlarında mutlaka bulunan klasik parçalar yer alıyordu. O dönem ilgi görmeyen albüm, ENBE Orkestrası’nın popülerliği yakaladığı 2008’de yeniden piyasaya sürüldü.

Uzun yıllar sabırla müzik yapan, chansonlardan etnik müziklere, valslerden tangolara, cazdan Latin’e kadar geniş yelpazede repertuar oluşturan ENBE Orkestrası’nın talihi, büyük bir plak şirketiyle anlaşmasından sonra değişti.

Medyada fazla görünen, özel günlerin vazgeçilmez ismi haline gelen ENBE, daha geniş kitlelere seslenebilmek amacıyla, Türkçe parçalara eğilmeye karar verdi.

2006’da Behzat Gerçeker’in bestelerinden oluşan Düşler albümünü çıkartan orkestra, asıl patlamayı 2008 tarihli, kendi adını taşıyan albümle gerçekleştirdi. Orkestra bünyesindeki şarkıcıların yanında şöhretlerin de şarkıları yorumladığı yapıt çok sattı. Orkestraların önemini Türkiye müzik pazarına yeniden hatırlatan ENBE, TV programlarının da vaz geçilmezlerindendi artık.

ENBE, 2011’de dokuz kişilik yeni kadrosuyla 30 şarkılık Collection adlı üç CD’lik albüm yayınladı. 2015’de popüler şarkıcılarla ve iyi seslerle işbirliğiyle ortaya çıkan 17 parçalık ‘ENBE Orkestrası 2015’ albümü ise yılın en çok satanlarındandı.

Orkestra, 2016’da Behzat Gerçeker&Enbe Orkestrası adıyla Düşler ‎albümünü, 2018’de ise müziğin ünlülerinin destek verdiği ENBE 2018 albümünü müziksevere sundu.

 

BERÇ KÜRKÇÜ (BAS GİTAR)

Mart 1946’da İstanbul’da doğdu. Profesyonel müziğe 1953’te Melodi Kentet Topluluğu’nda başladı. Piyanoda dikkat çektikten sonra Cem Karaca’yla Jaguarlar’da çalıştı ve ardından Siluetler’in ilk kadrosunda, Erol Büyükburç ve Orhan Şevki-Önder Bali orkestralarında bas gitar çaldı.

 

BERÇ MİNAS (SAKSAFON)

1943’te İstanbul’da doğdu. 1960’da müziğe amatör olarak başladı. 1965’te Mavi Çocuklar’da piyano ve saksafon çalarak profesyonelliğe adım attı.

Cuma günleri Hilton Oteli’nde beş çayları düzenleniyordu ve en yeni şarkıları süratle repertuarlarına alan Mavi Çocuklar bu mekanda sahneye çıkıyordu. Okul çaylarının aranan grubu olmuşlardı.

Altın Mikrofon’un üçüncü yılında (1967) Mavi Çocuklar finale kalan altı yarışmacı arasındaydı.

Tamzara ile birinciliği kazanmış ve yarışma şartnamesine göre çıkarmaya hak kazandıkları 45’liğe Tamzara ile Develi Dağlar’ı koyarak plağı yayınlamışlardı.

Minas’ın çalmaya devam ettiği grup, Dinçer Erdoğan’ın önderliğinde birkaç plak çıkartmış, 60’lı yılların sonunda Dinçer Erdoğan’ın solo devam etmek istemesi üzerine dağılmıştı.

Minas bir süre de Orhan Şevki Orkestrası’nda çalışmıştı.

 

BERÇ YENAL (GİTAR)

Berç Yeremyan ya da piyasa adıyla Berç Yenal, stüdyo adıyla Beco…

Evde babasının gitarını dinledikten sonra, biraz geç de olsa  lise yıllarında bu enstrümanı öğrenmeye karar vermiş, iki yıl ders boyunca almıştı.

Aydın Çakus’un yanında gidip Bunalım’ın provalarını izlerken bir süre sonra gruba dahil olmuştu. Kardeşi Nur Yenal da 15-16 yaşında aynı gruba davulcu alınmıştı.

Bunalım’da kısa sürede dikkat çektikten sonra piyasada aranan isimlerden biri haline gelmiş, Grup Çağdaş, Erol Duygulu, Norayr Demirci, Erdoğan Soyalp orkestralarında çalmış Yenal, birçok yerli albümde stüdyo müzisyeni olarak görev yapmış, düzenlemeler yazmıştı.

Habbecik projesinde değerli caz müzisyenleriyle bir araya gelmiş, İstanbul Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu’nda yıllarca yer almış Berç Yenal’ın adı, çok sayıda  kayıtta önemli roller üstlenmesine rağmen hep Bunalım’daki işleriyle vitrine konmuştu.

 

BERKE HATİPOUĞLU (GİTAR)

7 Mayıs 1976’da doğdu. 1989’da gitara başladı ve İngiliz Erkek Lisesi’ndeki okul orkestrasına katılıp birçok lisede konserlere çıktı.

1994’den itibaren farklı gruplarla müzik yaptı ve profesyonel oldu. 1995’te TÜYAP Müzik Fuarı’nda düzenlenen yarışmada En iyi Gitarist dalında birinciliği aldı.

1996’da Doğan DuruGüneş Duruİlke Hatipoğlu‘yla Ten grubunu kurdu ve 2002’ye dek sahne çalışmaları, kayıtlar yaptı. Aynı ekip Redd adıyla ilk albüm 50/50’yi çıkardı. Albümdeki Mutlu Olmak Varken şarkısıyla kısa sürede ünlenen ve hiçbir zaman, hiçbir şeyi kolay kabul edemediklerinden Redd ismiyle devam eden grup, İngiliz tipi pop-rock yapıyor, kentten besleniyor, gerçek hikâyeler kovalıyor, modalardan uzak duruşla müzik yapmaya gayret ediyor ve savaş karşıtı söylemi destekliyordu.

İlke Hatipoğlu Redd’in Gecenin Fişi Yok (2008) DVD, Plastik Çiçekler ve Böcek (2008) albümünün kapak, kartonet ilüstrasyonları ve grafik tasarımlarını üretti.

Redd’in 50/50Kirli Suyunda ParıltılarPlastik Çiçekler ve Böcek21 , Prensesin Uykusu albümlerinde ve Gecenin Fişi Yok DVD’sinde , besteci, gitarist ve geri vokallerde yer aldı.

8 Temmuz 2011’de İstanbul Türk Telekom Arena Stadyumu’ndaki Bon Jovi konserine ön grup olan Redd, ayrıca Van İçin Rock, Hrant Dink Anısına gibi birçok politik ve sosyal temalı konserde sahne almıştı…

2014’de Redd’de yapısal değişiklikler yaşandı. Hatipoğlu kardeşler gruptan ayrıldı ve Redd’in dağıldığını duyurdu. Geriye kalan üç üye karara karşı çıkarak Redd’in devam ettiğini, müzik üretmeyi sürdüreceklerini söyledi.

Berke Hatipoğlu (gitar) ile İlke Hatipoğlu (tuşlular) tarafından 2016’da İstanbul’da Echo grubunu kurdu. Başar Ünder (vokal, gitar, tuşlular) ile Nedim Ruacan’ın da (davul) katıldığı grup, 2017’de Square One adlı EP’yi, 2018’de Untold teklisini yayınladı. Elektroniğe yaslanan rock yapan Echo’nun ürettikleri yurtdışında da ilgiyle karşılandı.

 

BERTUĞ CEMİL SAĞINÇ (GİTAR)

7 Ekim 1974’te Bursa’da doğdu. 11 yaşındayken yatılı okumak üzere İstanbul Erkek Lisesi’ne girdi. Beş yıl gitar ile klavye dersleri aldı ve okulda birçok grup kurdu; blues çaldı.

Bertuğ Cemil (soyadı Sağınç) besteler yazmaya başladı. 1992’de Bodrum’da sokak müzisyenliği yaptı. Sonra da barlarda çalıştı.

İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okurken Cengiz Köroğlu ile tanıştı ve yardımıyla Jazz Stop’a sahneye çıktı.

14 yıl Direnen MızıkacılarFunk Doctors gibi farklı gruplarda ve Doksanlar’da kendi kurduğu SustainKaos gruplarıyla programlar yaptı.

Önder Focan’dan da dersler alan Cemil devamında Nazan Öncel’le çalıştı, Demir Leblebi albümünün gitar sololarını üretti.

Gitaristliğinin yanında vokal yanını da sergilemek isteyen Bertuğ Cemil, ilk solo albümü Duygusal Tuzaklar’ı 2006’da çıkardı.

İkinci solo albümü Geldim, Gördüm, Sevdim, Şubat 2011’de yayınlayan Bertuğ Cemil, bir dönem Kurtalan Ekspres’e katıldı.

 

BİLGE KOCAARSLAN (FLÜT)

21 Aralık 1983’te doğdu. Güzel Sanatlar Lisesi’nde flüt ve piyano çalmaya başladı. Ardından, Marmara Üniversitesi’nde müzik öğretmenliği okudu.

Genç yaşta, senfonik metal Almora grubuna katıldı ve flüt çalıp vokali üstlendi. Rockla klasik müziği, Kuzey folkunu ve Türk musikisini harmanlamayı deneyen grubun Gates of Time, Kalihora’s Song, Shehrâzad, ‘1945’, Kıyamet Senfonisi albümlerinde yer aldı; sahnedeki gotik atmosfere sesiyle, şovuyla büyük katkı yaptı.

Almora’nın ardından Bilge Kocaarslan, solo ya da üçlü halinde programlara devam etti. Cem Adrian, Yavuz Ozan Uçar gibi sanatçılarla ortak yapıtlara imza attı.

Evlenip Milano’ya yerleşti ve burada müzik üretmeyi sürdürdü. Uzmanlaştığı Modern Eğitim Teknikleri alanında çalışmaya devam etti ve çocuklara dersler verdi.

İtalya’da Caffe Turco grubuyla sahneye çıkarak geleneksel Türk müziğinden örnekler sundu.

 

BİRKAN BAŞÖREN (DAVUL)

2004’te davulçalmaya başladı. Yeteneğiyle kısa sürede sivrildive aranan isimlerden biri oldu. Zaman içinde  Deli Gömleği, Apartmanlar, Softa, Meriva, El Topo, DuctapeKenesis gruplarında davula oturdu. Öğrenciler de yetiştirdi.

 

BİROL AĞIRBAŞ (VURMALILAR)

1959’da İstanbul’da doğdu. Çocukken mandolin çaldı ve 10 yaşında babasından davul dersleri aldı. Babası Salim Ağırbaş’ı orkestrasında piştikten sonra 1979’dan itibaren birkaç toplulukta bongo çaldı. Bülent Ortaçgil ile Birsen Tezer’le çalıştı. Ritm Okulu adlı CD hazırladı ve ayrıca dersler verdi.

 

BİROL SOYURGAL (SAKSAFON)

1938’de İzmir’de doğdu. Müziğe düğün salonlarında davul çalarak başladı. Askere kadar lokallerde çalıştı. Vatani görevi sırasında tek başına saksafonu başına öğrendi.

Sivil hayata geçince piyasaya saksafoncu olarak girdi. İstanbul’a gitti ve gece kulüplerinde çalarak sivrildi. Yavuz Özışık Orkestrası’na transfer oldu. Ertan Anapa, Metin Ersoy, Tanju Okan gibi yıldızlara çaldıktan sonra Ankara’da caz camiasına katıldı.

Erol Pekcan, Nejat Cendeli, Tuna Ötenel ile Erol Pekcan Dörtlüsü’nde saksafoncu olarak yer aldı.

Bir dönem İstanbul’a dönerek Yavuz Özışık’la çalmaya devam etti. Ardından Siluetler’e katıldı.

İzmir’de adına orkestra kurdu ve kentin nezih lokallerinde çalıştı. Ömür Gidel ve Raci Pişmişoğlu ile caz yaptı.

 

BORA ÇELİKER (GİTAR)

İstanbul’da doğdu. 1988’de gitar çalmaya başladı. Üniversitede okurken Ankara’da The Crawling Snakes, The Jukes, The King Bees blues gruplarını kurdu ve gitarist, vokal olarak müzik yaptı, turnelere çıktı.

1999’da Janusz Szprot ile kurduğu grupla caza adım attı. 2001’de Alan Ginter Quartet’te Tuna Ötenel ile birlikte yer aldı.

İstanbul’a dönerek, 92.3 Radyo Kozmos’da iki buçuk yıl Blues Makinası programını hazırlayıp sundu.

2004 Eylül’de, ‘Kahvaltıda Caz Etkinliği’ kapsamında, Nilüfer Verdi, Mahmut Yalay, Cem Aksel ve Nükhet Ruacan’la kurduğu grubuyla konsere çıktı.

2005’de yılında Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda Sarp Maden’le birlikte Jethro Tull’dan önce sahne aldı.

  1. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nde kendi triosu ve Fransız saksafoncu Stéphane Guillaume’la konser verdi.

Kars Öyküleri ile Kül filmlerine müzik yazdı. Kasım 2010’da İmer Demirer (trompet), Burak Bedikyan (piyano), Eric Revis (bas gitar) ve Ted Poor’la (davul), tamamı kendi bestelerinden oluşan ilk albümünü kaydetti.

6 Aralık 2010’da Nardis Caz Kulübü’nde Caz Gitar yarışmasında birinci oldu.

2012 baharında Salıncak Neş’e ve Dans Orkestrası’nı kurdu. Aralık 2012’de ilk solo albümü Borabook’u çıkardı.

Andy Middleton (tenor ve soprano saksofon), Burak Bedikyan (piyano), Johannes Strasser (kontrbas) ve Joris Dudli (davul) ile tamamı kendi bestelerinden oluşan ikinci albümünü kaydetti ve Tersyüz adlı yapıtı Şubat 2018’de yayınladı.

 

BORA EGEMEN (BASGİTAR)
4 Temmuz 1972’de Ankara’da doğdu. Müziğe yedi yaşında piyano ile başladı. Lise yıllarında koro, bando ve çeşitli gruplarda müzik yaptı.1991’de basgitarda karar kıldı.

1991-2003 arası sırayla Şah-Mat, Penthouse, Dejavu, Vertigo, Atlantis, Hard Lines, Electric Blue, Shine, Mustafa Hadi Dedi, Domino ve HarleQueen isimli gruplar ile lokallerde çaldı.

1999 yılında da Asena’yla Harlequeen’i kurdular ve bu grup daha sonra Karakedi adını aldı.

 

BUKET DORAN (BAS GİTAR)

15 Şubat 1974’te İstanbul’da doğan Buket Doran, müziğe flüt ve mandolinle başladı. Sonra bas gitara geçti.

1991’de Boğaziçi Üniversitesi’nde İşletme bölümüne girdi ve üniversitenin müzik kulübünde ilk kez bas gitarı denedi.

Bas gitar dersleri aldıktan sonra 1992’de ilk grubu Ain’t Blonde’u kurdu. Kadınlardan oluşan bu grupla 1994’e kadar çeşitli lokal konserleriyle devam etti. Rock camiasında ilgi görmesine karşın Ain’t Blonde 1994’te dağılınca Doran devamında Köpek ve Odesia gruplarında çaldı.

Aynı yıl Volvox’a katıldı. Ancak Volvox da kısa süre sonra dağılınca Şebnem Ferah’ın konser grubunda yer aldı.

2000’lerin başından itibaren Şebnem Ferah’ın konserlerinde ve albüm kayıtlarında çalan Buket Doran, bir ara popüler TV programı Zaga’nın müzik grubunda da çalıştı.

Doran 2012’de İstanbul Kadıköy’de HomeStudio Müzik Atölyesini kurdu; öğrenciler yetiştirdi, amatör gruplara destek verdi.

 

BULUT GÜLEN (TROMBON)

Eskişehir’de doğdu. Ailesinde müzisyenler vardı. Müzik hayatına dokuz yaşında başladı ve Anadolu Üniversitesi’nin açtığı çocuk korosunda yer aldı. 11 yaşında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda yarı zamanlı piyano eğitimine yazıldı.

1993’te de Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı trombon bölümüne girdi. Ortaokul, lise, üniversite sırasında tam zamanlı konservatuvarda da okudu. Ardından İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na girdi.

2005’te ABD’ye gidip Berklee’de trombon performans eğitimi aldı. Okulun orkestrasıyla festivallerde çaldı.

2011’de Türkiye’ye döndü ve vatani görev sonrası İstanbul’a yerleşti. İstanbul Üniversitesi Konservatuarı’nda master yaptı.

Hacettepe Üniversitesi’nde caz ve trombon derslerini başlattı iki yıl öğrenci yetiştirdi. Sonra Bahçeşehir Üniversitesi’nde aynı derslere devam etti.

İstanbul Trombon Topluluğu bünyesinde programlar yaptı lokallerde çaldı, konserler verdi.

Pop albümlerinin kayıtlarında yer aldı ve 2015’te de kendi albümü Su’yu müzikseverlere sundu.

 

BURAK CANÖZER (GİTAR)

5 Ocak 1980’de İstanbul’da doğdu. Ağabeyi Soner Canözer’in yanında 14 yaşında gitar çalmaya başladı. Lise sıralarında basketbolla birlikte müziği de bir arada yürütmeyi başardı ve okul orkestrasıyla bol konsere çıktı.

İstanbul Üniversitesi’nde iktisat okurken müzik kulübünde önemli işler yaptı; arkadaşlarını örgütleyerek verimli projelere imza attı, heveslilere gitar öğretti.

Ağabeyinin grubu Knighterrant’a gitarist olarak katıldı. Daha sonra yine ağabeyi Soner Sarıkaya ile rockla klasik müziği, Kuzey folkunu ve Türk musikisini harmanlamayı deneyen Almora grubunu kurdu.

Dört albüm ile bir EP yayınlayan Almora ile ülkede ve uluslararası alanda çok parlak işler üreten Burak Sarıkaya 2006’da gruptan ayrıldı.

Önce, askerden arkadaşlarıyla Saklıkent albümünü çıkardı, 2010 başında da solo enstrümantal albümü Ufka Doğru’yu yayınladı.

Bestelerini değerlendirmek amacıyla kurduğu Kuvars grubuyla da Mart 2013’te‘Her İnsan Yalnızdır’ı çıkarttı.

 

BURAK DURMAN (DAVUL) 
1990 İzmir’de doğdu. Davul çalmaya lisede okul orkestrasında başladı. Avrupa Caz Festivali atölyelerine katıdı. Sonra Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Caz Anasanat Dalı’nda eğitim gördü.  Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda caz davul eğitmenliği yaparak öğrenci yetiştirdi.

 

BURAK GÜRPINAR (DAVUL)

23 Mart 1975 yılında İstanbul‘da doğmuştu. Lisede davul başlamış ve okul orkestrasıyla yarışmalara katılmıştı.

Virüs, Badluck, Blue Blues Band ve The End gruplarında çalan Gürpınar, 199’te Cockroach’a katılmış, devamında adları Kurban olmuştu.

The Climb ile kurduğu Hücumkedi gruplarında davulun başına geçen Gürpınar, vatani görevi sonrası popüler dörtlü Athena’ya geçmişti. Athena günlerinde İt ve Athena albümlerinin kayıtlarında çalmıştı. Teoman’ın En Güzel Hikayem albümünün davul kayıtları da Burak Gürpınar’a aitti.

Genç kuşağın en yetenekli, tekniği kuvvetli davulcularından olarak stüdyo çalışmalarının aranan ismi haline gelmişti ve Şebnem Ferah’ın ‘Artık Kısa Cümleler Kuruyorum’ albümünde de bazı parçaları çalmıştı.

Yeniden Kurban grubuna dönen Gürpınar, Doksanlı yıllardan başlayarak, sahnedeki duruşu, sempatikliği ve üretkenliğiyle İstanbul’un rock hayatına damga vuran davulculardan biri olmuştu.

 

BURAK ÖZTÜRKMEN (BAS GİTAR)

1998’de Deli Gömleği’ni kuran ekipte yer aldı ve bas gitar çalmaya başladı. Grubun sahne çalışmalarında ve albüm kayıtlarında yer alırken Dem ile Bahr topluluklarında da müzik üretti.

 

BURHAN ÖÇAL (VURMALILAR)

25 Nisan 1959’da Kırklareli’de yedi kardeşin en küçüğü olarak doğdu. Ailede müzisyenler vardı babası davul çalıyordu.

Vurmalı aletlere merak sardı. Bir dönem Kırklareli’deki orkestralarda davulcu olarak yer aldı.

İstanbul Belediye Konservatuarı’nda bir dönem eğitim gördü ama bitiremedi. Askerlik görevinden sonra İsviçre’ye gitti.

Azmetti ve darbuka, kös ve diğer etnik vurmalıları divan sazı, tambur ve ut gibi telli Türk çalgılarını Avrupa’da tanıtmaya çalıştı.

Caz camiasında dostluklar kurdu ve uluslararası ünlü isimlerle aynı sahneyi paylaştı. Weather Report grubunun lideri Jo Zawinul ile on yıl birlikte çaldı.

1991’de kurduğu İstanbul Oriental Ensemble adlı grupla konserler verdi ve Türkiye piyasasına da girerek adını duyurdu. Batı’da yayınladığı albümleri teker teker Türkiye’deki müzikseverlere de sundu ve büyük ün kazandı.

Osmanlı dönemine büyük ilgi duyan sanatçı 36 padişahın anısına Sultan projesini üretti.

2004’te yönetmenliğini Abdullah Oğuz’un yaptığı O Şimdi Mahkum filmiyle sinemayı da denedi ve oyunculuğu severek filmlerde reklamlarda TV dizilerinde rol almaya devam etti.

 

BURHAN TONGUÇ (VURMALILAR)

1925’te Gaziantep’te dünyaya geldi. Sanat Okulu’ndan mezun olan Tonguç 1955’te amatör olarak başladığı müzik serüveninde, Süheyl Denizci Orkestrası’nda davul çalarak profesyonel oldu. Devamında 3+ 3, İbrahim Solmaz, Zekai Apaydın, İsmet Sıral orkestralarında yer aldı. Caz camiasının aranan davulcularından biri haline gelmişti.

Daha sonra arabeske kaydı ve arayışlara girişti. 1971’de Burhan Tonguç, Vedat Yıldırımbora ile Orhan Gencebay, Doğu müziği üzerine deneyler yapmak amacıyla güçlü bir grup oluşturmayı planlamıştı. Gencebay’ın bireysel çalışmaları nedeniyle proje bir türlü hayata geçemeyince, 1972’de Tonguç ile Yıldırımbora ‘Grup Metronom’u kurdu. Amaç, plaklardaki müzikal performansı gazino sahnesinde yakalayamayan yıldızlara, aynı kaliteyi sunabilecek bir grup yaratmaktı.

 

BUZUKİ EROL (BUZUKİ)

Erol Örter (d. 18 Haziran 1938), nam-ı diğer Buzuki Erol, Kırklı yılların başında İstanbul Galatasaray’da büyüdü. Askerden sonraya dek müzikle hiç ilgisi yoktu. Bir gece rakı sofrasındaki çekilişte buzuki kazandı ve getirip odasının duvarına astı.

Haliç Tersanesi’nde çalışırken hastalandı ve 15 gün evde istirahat ederken buzukiyle ilgilenmeye başladı. Tek başına çalmayı öğrendi. Kısa süre sonra tersanedeki işini bırakıp altı ay içinde orkestrasıyla sahneye çıktı.

Kısa sürede tanındı. Anne tarafından Rum olduğu için dili de başarıyla kıvırıyordu. Kendi tavernasını açtı. Ancak, Kıbrıs Savaşı sırasında Rumca şarkı söylediği için mekanı kapatmak zorunda kaldı ve İngiltere’ye gidip dört yıl orada müzik yaptı. Ardından İsrail, Yunanistan, Kıbrıs’ta tavernalarda çalışmayı sürdürdü.

45’lik plaklar da yayınlamış Buzuki Erol 6 Mayıs 2007 tarihinde yaşamını yitirdi ve Kınalıada’da toprağa verildi.

 

BÜLENT ATEŞ (DAVUL)

1942’de İstanbul’da doğdu. Somer Soyata ve Arkadaşları grubunun 1960 kadrosunda Erkut Taçkın (gitar, vokal), Güngör Yücel (vokal), Özden Ulugün (gitar), Ersin Yüce (elektro gitar, vokal), Gürkan Bilgütay (saksafon), Erkan Gürsal (elektro org ve piyano), Yalçın Ateş’le birlikte davulda yer aldı.

Devamında Yalçın Ateş Orkestrası’na geçti. 70’lerin başında ‘Tamer Erata ve Dinamikler’ grubunda Çetin Akın (org), Atakan Ünüvar (saksafon) ve Dario Malki ile çaldı.

Caza merak sardı ve The Rhythm Section grubunda yerli cazın usta isimleriyle aynı sahneyi paylaştıktan sonra Almanya’ya gitti ve müzik yaşamını orada sürdürdü. Burada albüm kayıtlarında da yer aldı.

 

BÜLENT GÜVEN (GİTAR, TUŞLULAR)

1975’te doğdu. Babası da müzisyendi. 13 yaşında sahneye çıktı ve bir daha inmedi. Yeteneğiyle kısa sürede sivrildi.

Fatihli beş genç tarafından 1995’de kurulan Kör Talih, 2001 Roxy Müzik Günleri’nde jüri özel ödülünü almıştı. Batı enstrümanlarıyla birlikte Doğulu sazları da kullanan grup, arabesk ve alaturka altyapılı, tasavvufa meyleden, psychedelic rock tınılarının da olduğu soundun peşinden gitmişti.

Göksan Göktaş (davul), Muharrem Güzel (gitar), Hasan Saygın (bas gitar), Bülent Güven (gitar), Hüseyin Özkılıç (vokal) ‘alaturka rock’ adını verdikleri çizgileriyle Türk müziğini rocka taşımıştı.

Bülent Güven (tuşlular, gitar, vokal) ardından 2001’de Eyyam grubunu kurdu ve arkadaşlarıyla Türk müziği tınılarını rock müziğe taşıyarak farklı bir soundun peşinden gitti.

Sonra, Objektif grubunda rock yapmaya devam etti. Northern Light, Prostanca, Big Experience gruplarında da gitar, bas gitar ve tuşluları çalan Güven, Gitarın Asi çocukları projesinde yer aldı.

Barış Manço sonrasının Kurtalan Ekspres’inde uzun yıllar müzik üreten isimlerden biri oldu. Çalışamyan müzisyenlere yardım amacıyla 2020’de Almanya’da oluşturulan Anadolu Rock Aid projesine de katılan Güven, besteler de yazdı.

 

BÜLENT İYİMEN (DAVUL)

1945’te Ankara’da doğdu. Lise sıralarında davul çalmaya başladı ve 1962’te Uğur Başar ve Selçuk Başar’la Kontiki grubunda yer aldı, yarışmalara katıldı.

Profesyonel müziğe Ritm 4’ün ilk kadrosuyla adım attı. 1968’de Lino Ricchie Orkestrası’na dahil oldu ve yurtdışında müzik yaptı. Ülkeye dönünce Üstün Poyrazoğlu topluluğuna girdi. Bir yıl sonra Kontrastlar’a transfer oldu. Ardından Yurdaer Doğulu Orkestrası’nda davul çaldı.

 

CAHİT BERKAY (GİTAR, BAĞLAMA, IKLIĞ, YAYLI TAMBUR..)

Anadolu pop-rockın dev ismi Cahit Berkay 3 Ağustos 1946’da Isparta’da doğdu. Terzi olan anne ve babasının teşvikiyle müziğe ilkokul birinci sınıfta mandolinle başladı. İyi bir eğitim alsın diye ailesi 1959’da İstanbul’a taşındı. Isparta’da ilk ismi Abdullah’ı kullanırken, İstanbul’daki arkadaşları Cahit’i daha çok beğenmişlerdi.

Lise çağlarında arkadaşlarıyla Siyah İnciler grubunu kurup düğün salonlarında çaldı. Kabataş Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne girdi ve müzikle yüksek öğrenimini birlikte sürdürdü.

1964’de mahalle arkadaşı Nazım’ın yardımıyla Selçuk Alagöz Orkestrası’na katıldı ve bu ekiple iki kez Altın Mikrofon’da yarıştı. Temmuz 1967’ye dek çalıştığı Alagözler’le Türkiye’yi dolaşma olanağı buldu ve sahne deneyimini arttırdı.

Moğollar’ın ilk dönem serüveninden sonra film müzikleri yazmaya başladı. Film müziği denince akla gelen ilk isimlerden olan Berkay, Doksanlar’ın ikinci yarısında bu yapıtlarını albümlerde toplayarak büyük bir boşluğu doldurdu.

1975’te Deli Yusuf (yön: Atıf Yılmaz) adlı filme müzik yazarak bu sektöre adım atmış Berkay, maddi açıdan fazla bir şey elde edememesine rağmen dört Altın Portakal (Fırat’ın Cinleri-1978, Kırık Bir Aşk Hikayesi-1982, Gizli Yüz-1991, Melekler Evi-2001), Uluslararası Ankara Film Festivali’nden üç, Uluslararası Akdeniz Film Festivali’nden bir (Herşeye Rağmen) ve Sinema Yazarları Derneği’nden bir ödül kazandı.

Berkay’ın kariyerinde 156 uzunmetrajlı film, 59 TV dizisi müziği, 10’un üzerinde belgesel ve sayısını anımsamadığı reklam müzikleri yer almakta.

Türkiye’ye dönüşü hayli olaylı olan Cem Karaca ve Uğur Dikmen ile Doksanlar’ın başında Rock Kumpanyası grubunu kurdu. Birlikte, Nerde Kalmıştık? albümünü yaptılar. Bu arada, Karaca’nın yorumladığı Kahya Yahya adlı Berkay bestesi Kuşadası Altın Güvercin Yarışması’nda birincilikle ödüllendirildi.

Doksanlar’ın sonunda Uğur Dikmen, Engin Yörükoğlu ve Ahmet Güvenç’le Bindik Bir Alamete Gedeyoz Kıyamete albümünün stüdyo çalışmalarında Cem Karaca’ya destek verdi.

2005’te Sinema Bir Mucizedir filmine yazdığı müzikleri albüm halinde yayınlarken, 2007’de ZAN grubuyla, Moğollar’dan bağımsız olarak Toprak albümünü çıkardı.

Berkay bir söyleşide çaldığı enstrümanlarla arasındaki bağı şöyle özetlemişti: ‘Moğollar’la yurtdışına gitme derdimiz var ya, bir özelliğimizin olması gerekiyor. Anadolu’nun simgesi diye bağlamayı denemeye karar verdik. ‘Ben çalarım’ dedim. Gittim aldım bir tane; akordunu çektim, başladım çalmaya. Perdeli sazlara karşı yatkınlığım var; mesela verin udu elime. Perdesiz filan fark etmez; elime oturunca beş dakika sonra çalarım. Tabii ki bir utçunun tekniğine, onun seviyesine yaklaşamam ama beceririm. Mesela yaylı tamburda, tövbe, bir Sadun Aksüt ya da Ercüment Batanay kadar değil ama kendi bildiğimin en iyisini yaparım. Bağlamada da böyle; hiçbir zaman bir Arif Sağ, bir Erdal Erzincan, bir Musa Eroğlu’nun yanında adım geçmez ama ben gitar tekniğiyle karışık bir çalış tarzı oluşturmuşumdur zamanla kendi kendime. Keman biraz farklı. On dakika çalıştın mı oturuyor parmak. Her şeyi çalamıyorum tabii ama kafamdaki melodiyi elimi alıştırıncaya kadar deniyorum, sonra çalıyorum. Ben Moğollar’da Massachusetts adlı parçada keman çaldım mesela. Ama başka bir şey çal de, çalışmam lazım önceden; gitar gibi, mandolin gibi ana sazım değil. Bağlama, cura, yaylı tambur, kabak kemane, gitar, ıklığ da çalıyorum bu arada…’

 

CAHİT KUKUL (GİTAR)

1949’da Yugoslavya’da doğdu. 1956’da ailesiyle Manastır’dan İstanbul’un Rami semtine geldi. Daha Manastır’da gitar çalmayı öğrenmişti. İstanbul’da da Metin Alkanlı’dan gitar dersleri aldı.

Sinemada Batılı gençlik ve müzik filmlerini izledikten sonra mahalledeki arkadaşlarıyla 1964’te Siyah Gölgeler grubunu kurdular.

Kıyafetleriyle, soundlarıyla Beatles’a öykünen, Beatles, Rolling Stones, Animals ve diğer grupların hitlerini çalan grup beş kişiydi. Zamanla Karadut, Makaram Sarı Bağlar, Halimem, Gül Dalında Öten Bülbülün Olsam gibi sevilen türküleri de düzenleyerek repertuvarlarına dahil ettiler.

Sinemalarda filmlerden önce sahneye çıkarak, yarışmalara katılıp kazanarak ufak çapta ünlenmişlerdi.

Erkin Koray’ın alt grubu olarak İzmir’e konsere gittiler. Koray, Siyah Gölgeler’den Cahit Kukul ile Aydın Şencan’ı kendi grubu Yeraltı Dörtlüsü’ne kattı.

Kukul daha sonra Pasifik Yedilisi’ne girdi. Askerden sonra da Koray’la ara ara müzik yapmaya devam etti.

Bir süre Seyyal Taner, Asu Maralman, Ertan Anapag, Çetin Alp, Ayten Alpman, Başar Tamer, Muhittin Paydaş, Seyyal Sevda Karaca, Metin Ersoy’la da çalışan Cahit Kukul 1978’de Sedat Avcı, Aydın Şencan, Şükrü Yüksel’le Hardal grubunu kurdu.

1980’de arabeskin hakim olduğu dönemde Türkçe soft progressive rock albümler Nasıl? Ne Zaman? (1981) ile Nereden Nereye’yi (1983) çıkarttılar ve çizgilerinden ödün vermediler.

Cahit Kukul, Doksanlı yılların ikinci yarısında Hardal grubunu sürdürmek için yeni kadro planlamıştı. Ancak, Hardal’ın eski üyelerinden Şükrü Yüksel, Hardal adını kullanmasını istememişti. Bunun üzerine Kukul (gitar) İstanbul’un Rami semtindeki dostları Adem Altındilek (gitar, vokal), Kenan Misket (bas gitar), Rüçhan Baytar (davul) ile Erkin Koray’ın akrabası Tayla Koray’ı (tuşlular) yanına alarak 1996’da Meteor adıyla yeni grubunu kurdu.

Meteor sekiz ay prova yaptıktan sonra kayıtlara girdi ve 1998’de Ne Kadar Zaman Geçti albümünü çıkardı. O dönem klasik rock kulvarında bir şeyler yapabilmek cesaret işiydi ve Meteor bunu başardı.

Kukul 2021’de Alper Gadiş’le Marduk Geliyor teklisini yayınladı.

 

CAHİT OBEN (GİTAR)

4 Ekim 1946’da İstanbul’da doğdu. Çok genç yaşta kurduğu Sailors grubuyla dikkat çektikten sonra 1963’de ‘Cahit Oben 4’ adlı grubuyla yoluna devam etti. Ekipte solo gitar çalan Oben’den başka Fikret Kızılok (ritm gitar), Erol Ulaştır (davul), Koray Oktay (bas gitar) vardı.

Beat müzik yapan ve bunu halk müziğimize uyarlamayı hedefleyen, semt konserleri veren Cahit Oben 4, kendi parasıyla art arda iki 45’lik yayınladı. Birincisi Silifke’nin Yoğurdu/Hereke’ydi (beste: Fikret Kızılok), ikincisi ise Beatles ve Shadows parçalarının yorumlarından oluşan 36-24-36/I Wanna Be Your Man’di.

Aynı kadro 1965’deki ilk Altın Mikrofon Yarışması’na katıldı ve Kızılok’un seslendirdiği Halimem parçasıyla dördüncü oldu.

Dereceye girenlere plak çıkarma olanağı sağlayan yarışma kuralları neticesinde Cahit Oben 4 bir 45’liğe daha kavuşmuştu: Halimem/Makaram Sarı Bağlar.

Bu dönemde Füsun Önal gruba katılıp dörtlünün sahnesini hareketlendirmişti. İşler tam rayına oturmuşken, Cahit Oben müzik yaşamına nişanlısı Füsun Önal’la devam etmeyi kararlaştırmış ve kadro dağılmıştı…

Cahit Oben ertesi yıl grubu toparlamış, bu kez Cankut Özgül (davul), Gökhan Torgay (bas gitar), Göktuğ Vensurel (gitar), Cahit Oben‘li (vokal) Cahit Oben 4‚ Her Gün Kavga Var adlı besteyle Altın Mikrofon’da finale yükselmeyi başarmıştı. Devamında yine final şartnamesi sonucunda Her Gün Kavga Var/Şey (enstrümantal) 45’liği piyasaya çıkmıştı.

Tüm bu başarılara karşın Cahit Oben 4, 1966’da iki 45’lik Me/Anything ile Geli Geliver Bana/Bach The Bach’ı yayınladıktan sonra çalışmalarına son vermişti. Grupta bir ara Ergin Yorulmaz da (bas gitar) yer almıştı.

Cahit Oben, ‘Cahit Oben 4’ adlı grubuyla müzik yaparken, ağabeyi Ahit Oben aynı dönemde Metin Ersoy, Özdemir Erdoğan ve Durul Gence’yle çalışıyordu.

İki kardeş 1969’da ‘Ahit-Cahit Oben 6’ adıyla bir araya geldi: Cahit Oben (gitar), Ahit Oben (org), Ergun Yorulmaz (bas gitar), Elvan Aracı (trombon), Hüner Tunç (tenor saksafon), İzzet Eti (davul).

Sonra kadroda değişiklik yaşandı ve iki kardeşin yanına bu kez de Cankut Özgül (davul), Okan Dinçer (tuşlular), Zafer Dilek (bas gitar), Özkay Tunç (saksafon), Aydın Konur (vokal) geldi.

Gece kulüplerinde çalışmak istemiyorlardı ama, maddi sorunlar nedeniyle dans müziği yapmaya başladılar ve sahnede Öztürk Serengil, Özdemir Erdoğan gibi isimlere eşlik ettiler.

Cahit Oben’in besteleri yazıp şarkıları seslendirdiği, Ahit Oben’in sözleri yazdığı orkestra 1971’de dağıldı. İki kardeş solo çalışmalara yöneldi.

Cahit Oben 1970′ te Bilge Olgaç‘ın yönettiği Linç filminin müziğini, 1973’te “Canım Kardeşim filmin müziğini besteledi ve aynı yıl Canım Kardeşim’le Altın Koza’da ödül kazandı.

1993’te Turizm Bakanlığı’nın “Son 35 yılın En İyi 35 Bestecisi” ödülüne layık görülmüş ve 2010’da da Altın Kelebek Özel Ödülü aldı.

 

CAHİT ÖZBAY (DAVUL)

1947 İstanbul doğumlu Cahit Özbay lise çağlarında arkadaşlarıyla kurduğu ve adını verdiği orkestrayla 1970’li yıllarda özellikle Boğaziçi’ndeki lokallerde müzik yaptı, radyoda programlara çıktı. Bir ara İtalyan orkestrası Italo Rollini’de VE Cemil Başargan Orkestrası’nda da çalan Özbay, aynı dönemde müzik yazarlığına başladı. Müziğe solo devam eden Özbay, gazeteciliği de sürdürerek çeşitli kuruluşlarda yazı işleri müdürlüğüne yükseldi, kitaplar yazdı.

 

CAN ALPER (GİTAR, BAS GİTAR)

Uzun süre Kesmeşeker grubunda çaldı ve topluluğun Tut Beni Düşmeden İrsülin, Doğdum Ben Bu Memlekette albümlerine gitarı ve vokiliyle katkıda bulundu. Devamında Feridun Düzağaç’la, Vega ve Antisilence gruplarıyla  çalıştı. Düzenlemeler yazdı, prodüktörlük yaptı.

 

CAN ÇANKAYA (PİYANO)

İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı trompet bölümünde lisans, William Paterson Üniversitesi Caz Piyano bölümünde yüksek lisans öğrenimi gördü. Yüksek lisansını Bill Evans üzerine yazdı.

16 yaşında başladığı profesyonel müzik hayatında Acid Trippin, Detant, Kangroove gibi topluluklarla ve adını verdiği triosuyla Uluslarası İstanbul Caz Festivali, Rock’n Coke, Doğaçlama Festivali, Uluslararası Electronica Müzik Festivali gibi organizasyonlarda sahne aldı.

Yapıtları birçok festivalde senfoni orkestraları tarafından yorumlandı.

1998’de Fransız Kültür Ofisi’nin desteğiyle Fransa’da bir albüm kaydetti. Mulgrew Miller, James Weidman ve Harold Mabern gibi cazın karburüstü piyanistleriyle çalışan Can Çankaya caz albümlerinin kaydında çaldı ve bazılarının prodüktörlüğünü üstlendi.

Black Eyed Peas, The Cardigans gibi dünyaca ünlü gruplarla aynı sahneyi paylaşmış Çankaya aralıksız üretmeye devam etti.

 

CAN GÜNEY (GİTAR)

5 Nisan 1971’de İstanbul’da doğdu. Yedi yaşında mandolinle yola koyuldu; 15 yaşında gitara geçti ve 17’sinde Merih Tahir Cihan ve Demirhan Baylan ile Cry grubunu kurdu.

Doksanlı yıllarda Harun KolçakBendenizGrup VitaminSibel Alaş gibi pop yıldızlarıyla aynı sahnede çaldı.

1997’de Ayna grubuna girdi ve ‘Gittiğin Yağmurla Gel’ albümündeki gitar performansıyla büyük beğeni aldı.

1999’da Ayna’dan ayrıldı ve solo çalışmalara yöneldi. 2001’de ilk solo albümü Vur’u çıkardı.

2003’te Can Güney ve Adaşlar grubunu kuran Güney, 2004’te Ayna’ya döndü.

Ayna’nın pop kokan işlerine bir tutam rock katan Can Güney, sahne performansıyla da dikkat çekmiş, bazı konserlerde dişleriyle ya da sırtında gitar çalmıştı.

Kadıköy’de Gitarİstanbul isimli dükkânında gitar ve ekipmanları satmış, enstrüman dersleri vermiş, bir dönem de Kadıköy Studyo Dino‘yu işletmişti.

Lokallerde, stüdyo kayıtlarında grubuyla ve çeşitli sanatçılarla çalmaya devam etti. 2020’de Can Güney adlı, iki parçalık tekli yayınladı.

 

CAN KOZLU (DAVUL)

1954’te İstanbul’da doğdu. Annesi piyano çalıyordu; o da müziğe altı yaşındayken piyano dersleriyle başladı. 12 yaşında evde caz plakları dinliyordu. 14 yaşında ona zil ve trampet alındı. Saint Joseph Koleji’de okurken okul orkestrasında davul geçti.

Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’nda beste ve performans dallarında Türkiye birincisi oldular…

Paris’te Sourbonne’da ekonomi okurken, CIM School of Jazz’da burslu olarak iki caz teorisi dersleri gördü.

Fransa’da uluslararası caz camiasıyla tanıştı ve birçok önemli projede yer aldı.

Bu ülkede çalışma izninde sorun çıkınca özel bursla ABD’ye gitti ve Boston’daki ünlü Berklee Müzik okulunda vurmalılar üzerine derslere katıldı.

Mezun olduktan sonra 4 yıl daha ABD’de müzik yaptı. Cazın ünlüleriyle birlikte dünyanın çeşitli yerlerinde ve Türkiye’de konserler verdi.

1990’dan itibaren önce Boğaziçi Üniversitesi’nde, ardından bilgi Üniversitesi’nde caz performansı üzerine öğrenciler yetiştirdi.

 

CANAN AYKENT (VURMALILAR)

Ankara’da doğdu. Evde caz dinleniyordu. Vurmalılar ilgisini çekiyordu. Lise sonda Kemal Eroğlu’nun Kızılay’daki müzik dersanesine yazıldı ve davul dersleri aldı. Tuna Ötenel’in topluluğunda davul çalmaya başladı. Ankara Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde lisans, Hacettepe Üniversitesi Müzikoloji Bölümünde yüksek lisans, yine Hacettepe Sanat Tarihi Bölümü’nde doktora yaptı. Can Kozlu, Meserret Orçan Trio, Kaan Bıyıkoğlu Trio, Yıldız İbrahimova Çocuk Şarkıları, ODTÜ Deneysel Müzik Topluluğu, Akis gruplarında yer aldı. Hacettepe Üniversitesi’nde caz müziği ve vurmalı çalgılar üzerine dersler verdi. 2002’de Ankara Türk Dünyası Müzik Topluluğu’na girdi ve 2018’e dek bu oluşumda çalıştı.  Tiyatro oyunlarında müzik yaptı.

 

CANER BORA (DAVUL)

1948 Ankara doğumlu Bora, on beş yaşında ‘Halk Evleri’nde davul çalmaya başlamıştı. 1972’de Özdemir Erdoğan Orkestrası’nda profesyonelliğe geçti ve vatani görevinin ardından 1974’te arkadaşı Oktay Aldoğan’ın ön ayak olmasıyla Kurtalan Ekspresi’ne katılmıştı. On beş günlük Edirdahan serüveni dışında, 1991’e dek Kurtalan Ekspres’te çalmıştı.

2000’lerin başında Kurtalan Express Reformation adı verilen grupla, o eski tadı yaşatma projesinde yer almış ama sonuç başarısız olmuştu.

 

CANER YAVUZ (PİYANO)

1988’de İskenderun’da doğdu. 1999’da Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’ne girdi. Yavuz ilk çalışmalarına Boguslaw Wodka ile başladı. Sonra George Kodrividze ile klarinet çalıştı ve festivalere katıldı, konserler verdi. 2005’de Ethem Yavuz ve Hi-Jazz’la birlikte 44 saat 20 dakika kesintisiz çalarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Arkadaşlarıyla oda orkestrası kurdu.

 

CANKUT ÖZGÜL (DAVUL)

9 Kasım 1940’da İstanbul’da doğdu. Profesyonel müziğe 1964’te Özdemir Erdoğan Orkestrası’nda davul çalarak başladı.

Dans müziği yapan bu topluluğun ardından Ahit-Cahit Oben’in geçti ve gece kulüplerinde çalışmak istemeseler de maddi sorunlar nedeniyle sahnede Öztürk Serengil, Özdemir Erdoğan gibi isimlere eşlik ettiler.

Özgül 1966’da Gökhan Torgay (bas gitar), Göktuğ Vensurel (gitar), Cahit Oben‘li (vokal) Cahit Oben 4 ile Altın Mikrofon’da finale yükselmeyi başarmış, devamında final şartnamesi sonucunda Her Gün Kavga Var/Şey (enstrümantal) 45’liği piyasaya çıkmıştı.

Yavuz Özışık Orkestrası’nda baget salladıktan sonra 1975-80 arası Emin Fındıkoğlu Orkestrası ile İsviçre ve Norveç’te çalıştı.

Yumuşak tekniği ve deneyimi ile kısa sürede caz camiasında aranan isimlerden biri haline geldi.

Seksenler’de Tuna Ötenel, Neşet Ruacan, Önder Focan gibi isimlerin topluluklarında yer aldı, albüm kayıtlarına katıldı, festivaller sahneye çıktı.

 

CAVİT KARAKOÇ (SAKSAFON)

1930’ların ikinci yarısında müziğe başlayan Cavit Karakoç önce alaturka ile ilgilendi. Ardından hafif müziğe yönelen sanatçı, 1965’de Altın Mikrofon Şarkı Yarışması elemelerine katıldı.

Cavit Karakoç akordeonuyla Yunanistan, İtalya, Kıbrıs, Lübnan, Suriye’de de sanatçılara eşlik ettikten sonra orkestrasını kurdu. Orkestranın 1968 kadrosunda Sait Arsuman (trompet, kontrbas), Cavit Karakoç (tenor saksafon, klarnet), Hayri Yurttaş (alto saksafon, klarnet), Mesut (piyano), Necdet Küçükatasaray (davul) yer alıyordu.

 

CELAL AKATLAR (OBUA, PİYANO)

1920’de İstanbul’da doğdu. Altı yaşında özel müzik dersleri almaya başladı. 1941’de İstanbul Belediyesi Konservatuarı obua bölümünden yüksek dereceyle mezun oldu ve Viyana’da eğitimine devam etti. Dönünce İstanbul Şehir Orkestrası’na girdi.

Bu topluluk İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası adını adlı ve Akatlar bünyede grup şefi oldu. Diğer nefesli sazları da çalabilen Akatlar İstanbul, Ankara, İzmir ve yurtdışında birçok konserde yer aldı.

Pop müziğe de uzak durmadı ve Erol Büyükburç ile Engin Ege’nin orkestralarında piyanist olarak da çalıştı.

Aynı dönemde stüdyo müzisyenliğini de yürüttü ve yerli pop müzik albümlerinin kayıtlarında neredeyse bütün obua bölümlerini Akatlar çaldı.

1986’da emekli olduktan sonra aktif müziğe devam etti, öğrenci yetiştirdi. Elektroniğe ilgisi vardı ve kendi anfilerini, elektrikli aletlerini kendi üretti.

Akatlar 2006 yılında yaşamını yitirdi.

 

CELAL BOZSOY (SAKSAFON)

Astsubay olarak görev yaptığı orduda saksafon öğrendikten sonra mecburi hizmetini tamamlayıp profesyonel müzik piyasasına adım attı.

1953’te arkadaşı İsmet Sıral’ın Cüneyt Sermet’te kurduğu sextete alto saksafoncu olarak katıldı. Modern caz parçalarını, günün sevilen melodilerini çalıyorlardı. Çalıştıkları lokaller Türk müziği de talep edince repertuvara Anadolu folklorundan örnekler de koymuşlardı.

Celal Bozsoy, kısa sürede, ders verecek kadar enstrümanının ustası haline gelmişti. 60’ların başında kendi orkestrasını kuran Bozsoy, lokallerde çalışırken radyoda da merakla izlenen programlara imza atmış, toplulukta bir ara Gönül Turgut solist olarak yer almıştı.

Orkestra, Yeşilçam’ın unutulmaz karakterlerinden Kilink kostümleriyle yaptığı şovla büyük ses getirmiş, gazeteler onların adlarını ‘İskeletler Orkestrası’ koymuştu.

Orkestra bu haliyle gazinolarda program yapmış, sinemalarda filmlerden önce sahneye çıkmıştı.

1988’de İzmir’e yerleşip İzmir Belediyesi için kurduğu orkestra ile öze günlerde halka konserler verdi.

 

CELAL GÜVEN (VURMALILAR)

15 Aralık 1947’de İstanbul’da doğdu. Kültür Koleji’ni bitirdikten sonra öğrenime devam etmeyip askere gitti. Vatani görevini Afyon, Ankara, Eskişehir orduevlerinde tamamladı.
Barış Manço’nun ekibine ((Barış Manço Ve) teknisyen olarak katıldı. Tonmaister göreviyle Barış Manço ile Moğollar’ın ortak projesi Mancho-Mongol grubunun işlerinde çalışmaya başladı.
1971 sonunda Barış Manço’nun isteğiyle Ankara Atatürk Spor Salonu konserinde tumba çalarak sahnede yer aldı. Devamında da Kurtalan Ekspres’in ilk kadrosunda vurmalıları üstlendi.
Müzisyenliğin yanında grubun teknik işleriyle de ilgilendi ve Manço’nun güvenliğini de sağladı.
Osman, Mahkum, Dönence (Ahmet Güvenç ve Nejat Tedal ile birlikte), Acıh da Bağa Vir (Ohannes Kemer’le birlikte) parçalarının bestecisi olan Celal Güven, Kurtalan Ekspres’in ilk döneminin ardından 1989’da aktif müziği bıraktı.

Güven 1988’de kısa süreliğine Manço’nun grubu TDK’da da yer almıştı.

 

CELAL KARA (FLÜT, ORG)

1947’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Belediyesi Konservatuvarı’nda eğitim gördü. Yurdaer Doğulu, Muhittin Paydaş, Özdemir Erdoğan, Zafer Çotal, Ali Erdoğan, Lokomotif gibi çok sayıda toplulukta müzik yaptı, albüm kayıtlarında yer aldı. Kara, uzun süre İstanbul Devlet Sefoni Orkestrası’nda da çalıştı.

 

CELAL UYGUN  (DAVUL)

21 Aralık 1946’da Urfa’da doğdu. Mavi Işıklar’da davul çalarak başladı ve Boğaziçi Orkestrası, Vehbi Turan Orkestrası, Damlalar, Selim Özer Orkestrası, Erol Büyükburç Orkestrası, Yurdaer Doğulu Orkestrası, Erol Büyükburç-Altı Elçi grubunda baget salladı.  1972’de orkestrasını kurdu. Sahne çalışmalarını sürdüren Uygun ile arkadaşları, plak tekliflerini de değerlendirerek Kasım 1974’de Nar Danesi/Dere Boyu Kavaklar şarkılarını 45’lik olarak çıkardı.

 

CEM AKSEL (DAVUL)

Şubat 1963’te Ankara’da doğdu. Ortaokulda davula başladı ve radyoda dinleği programlarla caza ilgi duydu. Bu arada lisede okul orkestrasıyla Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’na katıldı. Liseden sonra profesyonel müziğe geçti.

İstanbul Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği bölümünden ayrılarak İsviçre’ye caz okuluna gitti. Ancak maddi olanaksızlıklar nedeniyle devam edemedi.

Türkiye’ye döndü ve Emin Fındıkoğlu ile Onno Tunç ile çalıştı.

Kısa sürede tanındıktan sonra ülkedeki kalburüstü cazcılarla sahnede ve albüm kayıtlarında çaldı.

Doksanlar’dan başlayarak Bülent Ortaçgil’in grubunda yer aldı ve 30 yılı aşkın süre Ortaçgil’in sahne, kayıt çalışmalarında bulundu.

Festivallerde, kulüplerde çok sayıda toplulukla müzik yapan Aksel, 1989’dan bu yana workshoplar, dersler vererek deneyimlerini gençlere aktardı.

Bir dönem Pinhani grubuna davuluyla destek veren Aksel, adını taşıyan grupla da sıradışı performans sergiledi.

 

CEM BEZEYİŞ (GİTAR)

1958’de İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta Carlo Domeniconi’den gitar dersleri aldı ve 1974’de okuluyla Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’na katıldı.

1977’de Erol Büyükburç Orkestrası’nda profesyonel oldu. İtalya’da dil eğitimi gördü ve İstanbul’a döndüğünde 1985’te Grup Piramit’i kurdu. Aynı yıl Kocaeli Fuarı Genç Gruplar yarışmasında birincilik kazandılar. Kadro Cem Bezeyiş (gitar), Hakan Fikircioğlu (vokal), Ayhan Uyanık (bas gitar), Hamdi Özkan (gitar), Fırat Öneş (tuşlular), Kenan Şabaran’dan (davul) oluşuyordu. Birçok festivalde, lokalde ve organizasyonda çaldılar.

TV programları aracılığıyla ismini duyuran Piramit, bu kez Hakan Girit (vokal), Feyyaz Kuruş (tuşlular), Okan Tolga Mertel (davul), Cem Bezeyiş (gitar) ve Ayhan Uyanık’lı (bas gitar) kadroyla 1988’de Milliyet Liseler Arası Hafi Batı Müziği Yarışması’nın kent kent dolaşan sürekli grubu oldu.

1989’da vokale Özlem Eyüboğlu’nun gelmesiyle 12 parçalık Sentez kasetini çıkartan Piramit, 1992’de çalışmalarına ara verdi.

Bezeyiş, Eurovision Türkiye elemelerine katıldı ve ardından çocuklar için 24 şarkı yazdı. Bunları Rüya Ersavcı ile yorumlayıp TRT’ye hazırladığı çocuk programında değerlendirdi.

1993’te Stüdyo Piramiti kurdu ve üretime başladı. 1996’da, kayıtlarda enstrümanların büyük bölümünü çaldığı solo albümü Kontrol Altında’yı yayınladı. 2003’te Grup Piramit’i yeniden toparlayıp Zamanımı Geri Ver albümünü çıkardı.

2010’da ise ikinci solo albümü Kırılma Anı’nı müzikseverlere sundu.

 

CEM CANBAY (GİTAR)

1965’te doğdu. 1982’de Cem Berksoy ile Aqua grubunu kurdu. lGrup, 1986’da Güneşte Dolaşmak soft rock albümünü yayınladı. Aqua dağılınca Cem Canbay (gitar) Mayıs 1994’de Mask grubunu kurdu; hedef çoksesli, rock ile blues ezgileri taşıyan evrensel soundla kentlinin ve çevrenin halini Türkçe anlatmaktı. Şarkılar doğanın tahribatı, çevre kirliliği, göçler, yitirilen değerler, insanın yalnızlaşması üzerineydi. 1996’da Cem Canbay (gitar, vokal), Ebru Kalabas (vokal), İzzet Hiçkalmaz (davul), Selim Benba (tuşlular), Serkan Özyılmaz (tuşlular), Demirhan Baylan’lı kadroyla (bas gitar) ‘Kapılar Ardında’ albümü yapıldı. Gitarla birlikte tuşluların da öne çıktığı rock üreten Mask, bluesla caza da uğramayı ihmal etmedi ve samimi dizelerle dikkat çekti.

 

CEM ERMAN (VURMALILAR)

1967’de doğdu. 1989’da İstanbul Belediye Konservatuarı Klasik Batı Müziği Vurmalı Çalgılar Bölümü’nden mezun oldu ve Devlet senfoni Orkestrası’nda çalışmaya başladı.

Ardından İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun yapımlarında da müzisyen olarak yer aldı.

Sayıları 500’ü geçen pop albümünün kayıtlarına katıldı;  Arif Sağ, Fahir Atakoğlu, Sezen Aksu, Tarkan, Ajda Pekkan, Kayahan, Bülent Ortaçgil, Gürol Ağırbaş gibi yıldızlarla aynı sahneyi paylaştı.

Filmlere, Asmalı Konak, İki Aile, Genco, Gümüş, Doludizgin gibi popüler TV dizilerine, belgesellere müzik yazdı.

2000’lerin başında Habbecik grubunun kurucu üyeleri arasında yer aldı. İstanbul Drum Circle topluluğuyla sıra dışı performanslar sergiledi. Erman, uzun yıllar ğrenciler de yetiştirdi.

 

CEM GÜREL (GİTAR)

Bandırma’da doğdu. İlkokul dördüncü sınıfta mandolin kursuna gitti. Klasik gitara geçti ve Iron Maiden’dan etkilenerek ortaokulda bas gitarı keşfetti.

1993’te üniversite için İstanbul’a gitti ve bir yıl sonra arkadaşlarıyla Runaway grubunu kurdu. 2000’lerin başına kadar bu toplulukla Taksim’in ünlü mekanlarında çaldı.

2003’de Runaway’den elemanlarla Element grubunu hayata geçirdiler ve 2007’de Cehennem albümünü ürettiler.

Dünyaca ünlü Scorpions’un 2008 Türkiye konserine ön grup çıkan, glam rockı seven Element’in ardından 2015’te Red Sonja topluluğuna girdi ve birlikte Nedir Rengin? albümünü hazırladılar. 2015’te Gitarizma projesine katıldı. Devamında Gür Akad, Can Güney, Ogün Sanlısoy, Tünay Akdeniz’le çaldı ve albüm kayıtlarında yer aldı.

Rock camiasında enerjik sahne şovu ve sağlam tekniğiyle kısa sürede sivrilen Cem Gürel, gitarıyla birçok gruba sahnede ve kayıtlarda destek verdi.

 

CEM MALAK (KONTRBAS)
İzmir’de doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mühendislik Bilimleri bölümünden mezun oldu. Müzik hayatına gruplarla bas gitar ile  ve kontrbas çaldı. Farklı projeerle sahne çalışmaları yaptı, festivallere katıldı. Group Inrock ile Group Sensa-tion’da yer aldı.

 

CEM NASUHOĞLU (GİTAR)

1962’de doğdu. Lise yıllarında gitara başladı. Timur Doğanay, Kamil Özer, Raffi Arslanyan’dan gitar dersleri aldı. Volkan konak Konser grubu, Kamil Özler Guitar Trio gibi çeşitli formasyonlarda müzik yaptı. 2005’te Yolculuk, 2015’te Durağan Hayat (Still Life) solo albümlerini yayınladı.

 

CEM ÖZKAN (GİTAR)

27 Mayıs 1969’da İstanbul’da doğdu.

1987’de bas gitar çalmaya başladı. Tarkan Mumkule, Hakan Özer, Ömer Ahunbay ile Waiting For China grubunu kurdu.

İki yıl grupta müzik yaptıktan sonra ABD’ye gitti.

Bu ülkede müziğe devam etti ve çeşitli gruplarda bas gitar çaldı.

2000 yılında Türkiye‘ye döndü ve Hakan Özer, Oğuz Kaplangı, Ömer Ahunbay’la Rebel Moves grubunu kurdu.

2005’te Soundcheck stüdyosunu açtı ve yapımcılığa soyundu. İstanbul Attack ve Gece Yolcularının albüm prodüktörlüğünün ardından bestelerini albümde topladı ve 2006’da Kendimce adıyla yayınladı.

Karışık Piza, İkimizin Yerine, Karadedeler Olayı gibi filmlere, Koyu Kırmızı, Melekler Korusun gibi TV dizilerine müzikler yazan Özkan, Jingle House şirketi bünyesinde reklamlara da müzik hazırladı.

Bilgi Üniversitesi’nde dersler de veren Cem Özkan 2014’te ikinci solo albümü İnsan Nasıl Unutabilir ki? çıkardı.

 

CEM POLAT (DAVUL)

1982’de İstanbul’da doğdu.  1999’da Arıkan Sırakaya ile Selami Sevinç’ten davul dersleri almaya başladı. Ekim 2001’de Zardanadam grubuna katıldı ve topluluğun konserlerinde, albüm kayıtlarında çaldı.

 

CEMAL SEREZOĞLU (BAS GİTAR)

Eylül 1947’de İstanbul’da dünyaya geldi. İstanbul belediyesi Konservatuarı’nı bitirdi. 1965’te Kadri Ünalan Orkestrası’na girdi ve bir süre bu toplulukla Avrupa’da çalıştı.

 

CEMİL BAŞARGAN (PİYANO)

1922’de İstanbul’da doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı’nda eğitim gördü. Klarnet çalmaya başladı ve bandolarda çalıştı. 1945’te bando şefi oldu.

Daha sonra hafif müzik dünyasına girdi. Orkestralarda yer alırken bando yönetmeye devam etti.

Bir süre sonra kendi adına orkestra kurdu.

Ankara’nın önemli müzik topluluklarından biri kabul edilen Cemil Başargan Orkestrası, 1950’lerden başlayarak Cemil Başargan ve Arkadaşları adıyla radyoda programlar yaptı.

Bir ara topluluğun adı Cemil Başargan Tango Orkestrası oldu. Türkiye’nin çeşitli kentlerinde sahneye çıkan topluluk Kıbrıs’ta da konserler verdi.

Lokallerde çalan orkestra, 1990’lara dek birçok müzisyene de okul oldu. Bunlar arasında Mustafa Özkent (gitar), Zafer Gerdanlı (davul), Oğuz Abadan (gitar), Vedat Gür (org), Atilla Yelken (piyano), Ercan Kuntel (davul), Işık German Ersoy (vokal), Tamer Aykut (vokal), Atınç (vokal) vardı.

Seksenler’in başında Esin Engin’le TRT’de programlar yapan Cemil Başargan Orkestrası’nın önünde Melih Akbay uzun yıllar tango söyledi.

Cemil Başargan, orkestrasının ardından solo çalışmalarını sürdürdü ve piyanosuyla uzun yıllar sahnelerde kaldı.

 

CENGİZ COŞKUNER (GİTAR)

Babası kemancıydı. Oğlundaki yeteneği görünce küçük bir keman yaptırdı. 10 yaşına kadar özel keman dersleri gördü.

Sonra gitara merak sardı. Babası bu kez de Maksim’de çalan İspanyollar’dan ona ikinci el gitar almıştı.

Şişli Terakki Lisesi’nde okurken öğretmeninin yönlendirmesiyle konservatuara girdi. Okuldayken hafta sonları düğün salonlarında gitar çalıyordu.

Konservatuarda gitar bölümü olmadığından trompet, kontrbas, piyano bölümlerinde öğrenim gördü.

Daha sonra profesyonel piyasaya Cengiz Coşkuner Orkestrası’yla adım attı. Devamında Maksim Gazinosu’na gitarist olarak girdi ve alaturkacılarla aynı sahnede çaldı.

Sanat müziğine getirdiği yenilik klasikçilerin tepkisini çekince uzaklaştı ve enstrümantal plaklar yapmaya başladı.

1970-1986 birçok ünlü sanatçının düzenlemelerini yazdı, Zeki Müren, Neşe Karaböcek, Coşkun Sabah, Selami Şahin, Gülden Karaböcek, Yıldırım Gürses, Bülent Ersoy’la çalıştı. 1986’dan itibaren tamamen bireysel çalışmalara yöneldi ve sevilen şarkıları gitarıyla yorumlayarak bunları 50’ye yakın albümde topladı.

 

CENGİZ DEMİRCİ (DAVUL, FLÜT)

1952’de İstanbul’da dünyaya geldi. 12 yaşında davul çalmaya başladı ve birçok toplulukta yer aldı. Deneyimi artınca Boğaziçi Orkestrası, Grup Evrim gibi iddialı oluşumlarda baget salladı, flüt çaldı.

 

CENGİZ KÖROĞLU (GİTAR)

1 Eylül 1973’te Kosova Mitrovica’da dünyaya geldi. Önce evdeki trompetle müziğe adım attı. Nefes yetersizliği yaşayınca gitara geçti ve 10 yaşında müzik dersleri almaya başladı.

Yaşı büyüyünce gruplar bünyesinde programlara çıktı, festivallere katıldı. Bas gitarı da öğrendi.

Doksanlar’ın başında Türkiye’ye yüksek öğrenim için geldi ve kaldı.

1992’de Jazz Stop’ta Engin Yörükoğlu’yla çalarak piyasada tanındı. Bir yıl sonra Midas grubuna katıldı; kayıtlar gerçekleştirdiler ama albüm yayınlayamadılar.

1996’da Turgut Berkes’le Fuat Güner’in stüdyosu FT’ye tonmaister olarak girdi; stüdyo işlerinin yanı sıra düzenlemeler, film müzikleri yazdı.

Devamında düzenlemeci olarak pazarda ağırlığını hissettirdi.

Kıraç, Feridun Düzağaç, Fatih Erkoç, Funda Arar, Mazhar Fuat Özkan, Bendeniz, Deniz Arcak, Sibel Tüzün gibi tanınmış isimlerle albüm kayıtlarında, sahneye çaldı.

 

CENGİZ ONURAL (KEMENÇE, GİTAR)

1961’de İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi’nden makine mühendisi, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden işletme yüksek mühendisi diplomalarını aldı. Okulla birlikte müziği de sürdürdü.

Ankara’dan İstanbul’a taşınan Yeni türkü grubuna kemençesiyle katıldı ve kısa sürede ünlendi. Grup, Murathan Mungan’ın dizelerini içeren bestelerle, Klasik Türk müziği formlarının kullanılmasıyla müzikseverin gönlüne iyiden iyiye girerken, Onural’ın varlığı sounda çok şeyler katmıştı.

Ardından, ünlü şairlerin ünlü yapıtlarına yazılmış sıcacık bestelerle Dünyanın Kapıları (1987) ile Yeşilmişik (1988) albümleri Yeni Türkü’yü zirveye taşımıştı…

Ancak, müzikal anlaşmazlıklar baş göstermişti. 1990 tarihli Vira Vira için gruba Halis Bütünley (davul) ile ‘Hadi gene iyisin Tayfun’ (Tayfun Duygulu-klarnet) dahil edilmiş, makine soundunun hakim olduğu albümün sonrasında Selim Atakan ayrılmış, yıllardır bas gitar çalan Tuğrul Bayrak da veda etmişti.

Kriz kısa sürmüş, akustik sounda dönen grup Derya Köroğlu, Murat Buket, Fuat Oburoğlu, Cengiz Onural’ın ürettiği Aşk Yeniden albümüyle eski kulvara dönmeyi becermişti.

Tam işler rayına oturmuşken bu kez de 1994’de yayınladıkları Külhani Şarkılar albümü, oynak parça Cevriye’nin varlığına rağmen satmamış, rebetiko kokan albümün bozduğu morali, sevilen TV dizisi Süper Baba’nın müziklerinden oluşan albüm bir derece onarabilmişti.

Genişleyen müzik pazarının, medyanın popular isteklerine Köroğlu haricindekiler bir türlü ayak uyduramayınca asıl kopuş meydana gelmiş, Yeni Türkü’nün sevilen parçalarının toparlandığı Her Dem Yeni albümünün ticari başarısı da dağılmayı önleyememişti Temmuz 1997’de.

Gruptan ayrılan Onural, yerli müzik pazarının en üretken isimlerindendi. Yeşim Ustaoğlu, Zeki Demirkubuz, Turgut Yasalar, Tayfun Pirselimoğlu, Çağan Irmak, Ersan Arsever gibi yönetmenlerin filmlerine müzik yazdı veya yazan ekipte yer aldı.

1997’de Bora Ebeoğlu ile Aria grubunu kurdu. Aria, sinema ve televizyon filmleri, dizi filmler, belgeseller, reklamlar ve multimedya ürünleri için müzik üretti.

Yine 1997’de Cengiz Onural (gitar), Murat Aydemir (tanbur) ile Derya Türkan (kemençe) İstanbul’da İncesaz grubunu kuruldu. Cengiz Onural ile Murat Aydemir’in besteleriyle, Sanat müziğimizin eserlerini çağdaş düzenlemelerle yorumlayan üçlüye aynı yıl Taner Sayacıoğlu (kanun) katıldı ve bu kadro Nisan 1999’da ‘1/Eski Nisan’ albümünü yayınladı.

Popüler TV dizisi İkinci Bahar’ın müziklerini de yazan İncesaz, bunları albümde topladı. 2001’de Akın Aral’ı (bas gitar) aralarına alan üyeler, 2002’de Melihat Gülses’in vokaliyle ‘2/Eylül Şarkıları’ albümünü çıkardı.

Albümler birbirini izledi ve Onural gerek gruplarıyla, gerek bireysel çalışmalarını sürdürdü, dost projelere destek verdi.

 

CENGİZ ÖZDEMİR (TUŞLULAR)

1959’da İstanbul’da doğdu. 1982’de İstanbul Belediye Konservatuarı keman ve piyano bölümünden mezun oldu. Profesyonel müziğe 1974’te Salim Ağırbaş Orkestrası’nda adım attı.

Devamında konserler ve albüm kayıtlarında Okay Temiz, Arif Sağ, Cem Karaca, Belkıs Akkale gibi isimlerle çalıştı, şarkılara düzenlemeler yazdı.

Arif Sağ Trio için yazdığı bağlama konçertosu Köln Filarmoni Orkestrası ile Strasbourg Radio Caz Orkestrası tarafından yorumlandıktan sonra İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’yla kayda alındı ve Concerto For Bağlama adıyla albüm haline getirildi. Hoşçakal Yarın filmine müzik yazdı ve bunlar albümde toplandı.

Uzun yıllar müziğin içinde olmalarına karşın yeteneklerini kitlelere gösterme olanağı bulamayan, sahnede solistin belirlediği sınırların dışına çıkamayıp ‘eşlik eden’ konumuna düşen ustalar, 2000’nin sonunda bir araya gelip Habbecik grubunu kurdu. Bunlardan biri de Cengiz Özdemir’di.

Türkiye’nin kalburüstü müzisyenlerini bünyesinde toplayan Habbecik (tahıl tanesi), Ocak 2001’de An Meselesi albümünü yayınladı. Yerelle caz arasında gelip giden soundla Anadolu’yu evrensele taşımak gibi bir hedef koyan grup, piyasanın ağır şartlarını alt edip albümü iyi tanıtamadı. Albümden aradığını bulamayan üyeler değişik projelere yönelip Habbecik’e ara verdi. Habbecik bestelerinin önemli bölümü Özdemir imzasını taşıyordu.

Türk Halk müziği ezgilerinin özenli düzenlemelerle, yerel sazlarla yorumlamak amacıyla 2009’da deneyimli müzisyenler Asım Ekren ve Eylem Pelit’le Folkestra’yı kurdu. Hey Onbeşli’den Hekimoğlu’na 13 türküyü enstrümantal çalan grup, repertuvarda türlü yöreden örnek olmasına özen göstermişti. Çoban kavalından düdüğe, bağlamadan bendire 12 çalgıya yer verilen Folkestra albümü grupla aynı adı taşıyordu.

Özdemir 2010’da Volkan Öktem, Eylem Pelit, Çağdaş Oruç ve Erdal Erzincan ile Madımak albümünü çıkardı.

Dizi müzikleri yazan, öğrenci yetiştiren Özdemir, sahne çalışmaları ve düzenlemeleriyle yola devam etti.

 

CENGİZ TEOMAN (DAVUL)

1968 Milliyet Liselerarası Müzik Yarışması’nda Atatürk Erkek Lisesi’ni temsil eden ‘Yaratıklar’ grubunda davul çalarken 15 yaşındaydı Cengiz Teoman. Yalçın Ateş Beşlisi’yle sahnede baget salladığında da orkestranın en küçüğüydü. Müziğe ilkokulda mızıkayla merak sarmıştı.

Orkestra davulculuğundan gruba geçerek Bunalım’daki arkadaşlarıyla rock yapmaya başlamıştı. Oradan da Hüseyin Sultanoğlu’nun yerine Kardaşlar’a katılıp Kardaşlar’ın Ersenli döneminde davula oturmuştu.

Ondan sonra, aralarında İstanbul Gelişim’in de olduğu bir dolu orkestrada çalmış ve Türkiye’de aşağı yukarı bütün starların sahne çalışmalarında, stüdyo kayıtlarında yer almıştı.

‘Grup Karma’ üyesi olarak Eurovision Türkiye elemelerinde İmkânsız adlı parçayla yarışmış ve hep arkadaki adamken bu kez vokaliyle vitrinin önüne yerleşmişti.

1998 yılında solo albümünü yapmış ve adını Şehr-i İstanbul koymuştu. Cengiz Teoman davulcuydu ama bir davul albümü değildi yapıt. Performansını ispata kalkışmadan, yapıtın genel müzikalitesine önem vermişti.

İstanbul’un kozmopolit halini parçalara yansıtırken birçok türe uğramıştı. Eleştirmenlerin ‘dünya standartlarında albüm’ diye yazdıkları Şehr-i İstanbul plakçı raflarında dünya müziği (world music) kategorisine koyulmuştu…

 

CENGİZ TÜRKSOY (TUŞLULAR)

1946 İstanbul doğumlu Cengiz Türksoy müziğe dokuz yaşında mandolinle başladı.

12 yaşında İstanbul Belediye Konservatuarı keman bölümüne kabul edildi.

16 yaşında İstanbul Teknik Üniversitesi Orkestrası’na girdi ve kısa sürede dikkat çekti. Aynı yıl Ankara 2. Amatör Orkestralar Yarışması’na katılmak amacıyla Üstün Poyraz, Ertuğrul Çayıroğlu, Seren Dosdoğru ve Attila Özdemiroğlu’yla adını taşıyan orkestrayı kurdu.

Bu girişimin ardından Şevket Yücesaz, Armağan Şenol, Salim Ağırbaş, Aysun Ercan, Doruk Onatkut gibi isimlerin orkestralarında da çalışan Cengiz Türksoy, Kardaşlar grubunun ilk kadrosunda yer aldı.

Kardaşlar’ın yaptığı müziğe bir türlü ısınamayan ve 1970 sonlarında gruptan ayrılan Türksoy bireysel çalışmalara yöneldi. Piyanosu ve orguyla birçok lokalde uzun yıllar taverna müziği yaptı.

Bu dalda büyük üne kavuşan Türksoy 12 albüm yayınladı ve çok sattı.

 

CENK EROĞLU (GİTAR)

1967’de İstanbul’da doğdu. Babası Ümit Eroğlu’nun müzik çalışmaları nedeni ile 7 yaşına kadar yurtdışında yaşadı.

Üniversite eğitimin Bilkent Üniversitesi Müzik Fakültesi Kompozisyon bölümünde devam etti.

1990 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Kayahan’ın grubunda yer alarak Yugoslavya’da Türkiye’yi temsil etti.

1993’de Yolculuk Rüzgara adlı ilk albümünü, 1996 yılında ise Zehirli adlı ikinci solo albümünü çıkardı.

Solo albümlerinin yanı sıra Özlem Tekin, Sibel Tüzün, Deniz Arcak, Suat Suna, Tüzmen, Doğuş, Gökhan Tepe, Levent Yüksel, Özge Fışkın, Rüzgar, Çelik ve pek çok sanatçının albümlerine aranjör, besteci ve prodüktör olarak imzasını attı.

1998’de Ultima Online 2 oyunlarının müziklerini yapan Eroğlu aynı dönemde Pat Mastelotto, Tony Levin, Robert Fripp ve Trey Gunn ile BPMM albümüne imzasını attı.

Yine aynı yıllarda Cine 5, Show TV gibi pek çok televizyon kanalına reklam müziği yazdı.

Cenk Eroğlu, İtalya’da Kip Winger ile Rod Morgenstein’la Xcarnation grubunu kurarak kayıtlara başlamıştı. Üçlü, Eylül 2005’de bir İtalyan müzik şirketi etiketiyle Grounded albümünü yayınladı.

Doğu ezgilerinin Batı’yla ambalajlandığı albümde misafir müzisyen olarak yine Pat Mastelotto, Tony Levin, Ray Coburn, Trey Gunn gibi isimler çaldı. O dönem yerli piyasada zor bulunan Grounded albümü buna rağmen adından söz ettirdi ve rock camiasında kabul gördü

 

Cenk Eroğlu 2006’da Amerikalı Winger grubuna katıldı ve IV (2006) albümünde gitarist ve klavyeci olarak yer aldı.

Gitar dersleri veren Cenk Eroğlu yerli piyasaya yönelik çalışmalarına devam ederek birçok albümün üretimine katkıda bulundu.

 

CENK TARHAN (BAS GİTAR)

26 Ağustos 1971’de Bursa’da doğdu. İlkokul sıralarında mandolini seçti ve devamında gitara geçti. Rock müziğin Bursa’da kuvvetli olduğu dönemde gruplarla sahnede bas gitar çaldı.

Crom, Bohem, Blues Band, Gökalp Baykal Band, Mızrak, Sabih Cangil Band gruplarında yer aldı ve birçok sanatçı dostunun albüm kayıtlarına katıldı.

Sağlam çalma tekniği ve renkli sahnesiyle dikkat çekti.

Türkiye’de bilgisayar deyince akla gelen ilk isimlerden de olan Cenk Tarhan, PC World, PC Magazine, Windows & .NET Magazine dergilerinin ve teknoloji portalı CHIP Online’ın yayın yönetmenliğini yaptı; bu konuda kitaplar yazdı.

Uzun yıllar Sabih Cangil’le ortak işler üreten sanatçı, 2021’de It’s a Lie teklisini çıkardı.

 

CENK TAŞKAN (GİTAR)

Asıl adı Majak Toşikyan olan Cenk Taşkan 1947’de İstanbul Kınalıada’da doğdu. Feriköy Kilise Korosu’nda müziğe adım attı. Profesyonel müziğe ise 1965’te Erol Büyükburç Orkestrası’nda gitar çalarak başladı. Askerde iken beste yapmaya başladı. Dönüşte şarkı sözü yazarı Mehmet Teoman ve Nükhet Duru ile Türkiye’nin ilk ekip çalışmasını gerçekleştirdi. İlk albümleri Bir Nefes Gibi bütün zamanların en iyi yerli albümleri arasında gösterildi. 1981’de Kanada‘ya gitti ve 15 yıl orada beste yazmaya devam etti. 1996’da Türkiye’ye döndü ve pop yıldızlarıyla çalıştı.

 

CENK ÜNNÜ (DAVUL)

21 Mart 1967’de İstanbul’da doğdu. Pertevniyal Lisesi`ni bitirdi. Heavy metal ülkede yeni yeni tanınıyordu. Mahalleden arkadaşı Hakan Utangaç’la TRT 3’teki Stüdyo FM programı ve plaklar aracılığıyla Batı’da müzik adına olan biteni izlemeye başladı.

İstanbul Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu.1987’de Hakan Utangaç ile Pentagram grubunu kurdu. O dönem Türkiye’de sert ve İngilizce müzik yapmak zordu ve konser verirken, kayıt yaparken zorlanıyorlardı. Besteler birikmiş, albüm vakti gelmişti.

Sonunda kayıtlarını Unkapanı’nda bir şirkete beğendirebildiler ve ilk kaset beklenenin üzerinde satış yaptı. Adlarını verdikleri 1990 tarihli ilk albüm, Hakan Utangaç’ın vokaliyle 30 bin adet satmıştı.

Kısa sürede Türkiye’de metalin marka ismi haline gelen Pentagram’ın başarısında, ‘solak’ davulcu, besteci ve söz yazarı olarak Ünnü’nün payı büyüktü.

Batı pazarında farklı ses duyurma adına ilk kez Türkçe şarkılara yer verdiği, oryantal tadı aradığı Anatolia ise 1997’de yayınlandı. Türkiye’de 100 bin satan yapıt, yurtdışında yayınlanan ilk Türk heavy metal albümü unvanını da aldı. Aşık Veysel’in ‘Gece Gündüz’ünün varlığıyla ve etnik sazların tadıyla daha bir beğenilen Anatolia ‘zirve albümü’ oldu.

2001 albümü Unspoken, Türkiye’yle birlikte 51 ülkede satışa çıktı. Bu çalışmada da metale Anadolu’yu katarak sentez arayışına girmişlerdi. Ney, zurna gibi etnik çalgıların değerlendirildiği çalışma, yurtdışında Pentagram adında bir başka grup daha bulunduğundan yabancı ülkelerde ‘Mezarkabul’ (İmamın ölünün üzerine attığı bir avuç toprak) ismiyle yayınlandı…

Konserlerle geçen iki yılın ardından gruptan uzun süre ses çıkmadı. Dağıldıkları söylendi. Hepsi orada burada birtakım işler yapıyordu, ama grubun adıyla müzik söz konusu değildi.

Korkulan olmadı. Pentagram 2017’de müzik serüveninin 30. yılı onuruna ‘Akustik’ albümünü çıkardı. Hit parçalarından 11 tanesini albümde toplayan Pentagram, eski elemanlarının da katıldığı turneyle yapıtı tanıttı. Cenk Ünnü ise grubun uzun kariyeri boyunca bagetlerini bırakmayarak rock adına önemli iş başarırken, 1988-2019 arası İstanbul Beşiktaş’taki Pena adlı dükkanıyla ve derslerle gençlere ısrarla müziği sevdirmeye devam etti.

 

CEVDET CANEL (GİTAR)

Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü’nden mezun olduktan sonra profesyonel müzik piyasasına adım attı ve Labinet, Kolon, Deşarj, Dadaşlar gibi gruplarda gitar çaldı, şarkı söyledi. Uzun yıllar radyoda program hazırladı ve sundu. Albüm kayıtlarına katıldı.

 

CEZMİ BAŞEĞMEZ (DAVUL)

Yerli pop ve rock albümlerinin vazgeçilmez davulcusu olan Cezmi Başeğmez 1946’da Ankara’da doğmuştu.

Evde tencere ve kapaklarıyla başlayan serüven kısa sürede ciddileşmiş, Başeğmez genç yaşında ünlü isimlerin orkestralarında baget sallamaya başlamıştı.

Ardından Onno Tunç’un olduğu bütün albüm kayıtlarında yer almış, sağlam tekniği ve büyük müzik tutkusuyla yerli popun tarihinde çok önemli bir yer edinmişti.

Bu arada büyük orkestralarla da çalmış, TRT Eurovision Türkiye finallerinde, Kuşadası Altın Güvercin yarışmaları büyük orkestralarında iri cüssesiyle ve sempatik hareketleriyle sürekli dikkat çekmiş, 1977’de katıldığı İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nda yaşamını yitirdiği 2011 yılına dek yer almıştı.

 

CEZMİ GİRAY (KEMAN)

1916’da İstanbul Eyüp’te doğdu. 17 yaşında kemana başladı ve uzun yıllar Pier Beroviç ile Marta Amati’den dersler aldı.  Önce İzmir Radyosu’nda çalışan, ardından Necdet Koyutürk Orkestrası’na katılan Giray, tenor saksafon da çaldı.

 

CİHAT AKYILDIZ (GİTAR)

Pop albümlerinde gitar çalarak tanındı ve uzun yıllar Zerrin Özer’le çalıştı. Birçok oluşumda yer aldıktan sonra 1994’te kendi grubu Deep’i kurdu. 2011’de solo albümü Eastern World’ü yayınladı.

 

CİHAT GÜNAYDIN (GİTAR)

1944’de İstanbul’da doğan ve 18 yaşında gitar çalmaya başlayan Cihat Günaydın (solo gitar), arkadaşları Metin Yavuzdoğan (tuşlular, armonika), Çetin Yavuzdoğan (bas) kardeşler ve Zamir Manisa (davul) ile 7 Eylül 1964’de Fındıkzade’de Mavi Işıklar’ı kurmuş, bir yıl sonra ABD’den dönen Nejat Toksoy da (vokal) getirdiği bantlarla aralarına katılmıştı. ‘Mavi’yi huzuru yansıttığı, ‘Işıklar’ı da geleceğe ışık tutmak için seçmişlerdi. Anadolu folkloruna ait parçaları Batı müziği kalıplarında çok sesli söylemeye başlamışlardı. Yorumladıkları geleneksel türkü Helvacı Helva’yla 1965 Altın Mikrofon Şarkı Yarışması’nda ikinci olmuşlardı ve parça 45’lik plak halinde (B yüzü Kanamam) yayınlanmıştı.

1966’da yine Altın Mikrofon’da yarışıp bu kez de Siluetler’in ardından Çayır Çimen Geze Geze’yle ikinci olmuşlardı. Altın Mikrofon şartnamesi sonucu şarkı 45’lik halinde piyasaya verilmişti (B yüzü Pınarbaşı) ve böylelikle grup ikinci plağını çıkarmıştı. Günaydın, 1968’de vatani görevi nedeniyle bir süreliğine müzik pazarından uzakta kalmıştı…

Asker sonrası Mavi Işıklar’a dönmek yerine Erol Büyükburç’un grubu Efsaneler’e katıldı. Efsaneler, 1975 sonunda Erol Büyükburç’la ‘Allahım Beni De Gör/Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak’ 45’liğini yaptı.

Günaydın 1972’de orkestrasını kurdu ve çalışmaya başladı. Kısa bir dönem Selçuk Alagöz’le çalıştı ve ardından 1976’da Çetin Yavuzdoğan’ın (gitar) önderliğinde yeniden toplanan Mavi Işıklar’a katıldı. Daha sonra dağılan grup, Seksenler boyunca dost toplantılarında çaldı. Doksanlı yıllarda İstanbul Kadıköy’de stüdyo kurup haftada iki kez provalara başlamıştı…

Yıllar geçmiş ve Mavi Işıklar 11 Temmuz 2000’de sahneye dönerek konser vermiş, ardından lokal çalışmaları yapmıştı. Günaydın 2012’de yaşamını yitirdi.

 

CUDİ KOYUNCU (BAĞLAMA-CURA)

25 Aralık 1952 Antalya doğumlu Cudi Koyuncu müziğe bağlama çalarak başlamıştı. Yıllar sonra Dostlar’a katılınca, aynı teknede cura ile bağlamayı bir araya getirerek grubun soundunda önemli değişiklikler gerçekleştirmişti. Koyuncu, ayrıca yaylı tambur, ıklığ, rebab da çalabiliyordu.

Dostlar’dan sonra Erenler’de, Kerem Güney’in grubu Güneşin Sofrası’nın ilk kadrosunda, Zorbeyler’de yer almış ve bir ara da Alanya’da Kramp’la müzik yapmıştı.

 

CÜNEYT SERMET (KONTRBAS)

1923’te İzmir Buca’da doğdu. Dört yaşında İstanbul’da geldi. Babasının gramofon plaklarıyla müzikle tanıştı. Ailede müzik aleti çalan çoktu. Ancak o alaturkayla ilgilenmedi. Plaklardan ve lambalı radyodan genç yaşta cazı sevdi.

15 yaşındayken Robert Kolej’in yanında gizli gizli konservatuara gitti. Sonra kontrbasa geçti.

1940’ların ikinci yarısında İstanbul gece kulüplerinde artık caz dinlenmeye başlanmıştı. 1947’de Robert Kolejli Cüneyt Sermet ile gitarist Turhan ve piyanist İlham Gencer piyano, gitar, kontrbastan oluşan caz triosu kurmuştu. Taksim Halkevi’nde provalar yapan bu isimler ilgi görünce, kurucu üçlünün yanına Müfit Kiper (trompet), İsmet Sıral (tenor saks) ile Şadan (davul) eklenmişti. Bibop Sextet adını seçen altılı, Taksim Belediye Pavyonu ile anlaşmıştı…

Bibop Sextet’in kurucularından Cüneyt Sermet 1951’de bu sefer tam 14 kişilik modern caz orkestrasının doğuşuna öncülük etmişti.

Müthiş kadroda Arif Mardin (piyano), Faruk Akel (alto saks), İsmet Sıral (tenor saks), Dikran Haçaduryan (trompet), Arto Haçaduryan (trombon), Cüneyt Sermet (kontrbas), Gurdik (trombon) çalmıştı. İki yıl birlikte müzik yapan büyük orkestra çok başarılı olmuş, ancak mekan sahipleri yeterli para veremeyince maddi nedenlerle dağılmıştı.

Sıral 1953’de Cüneyt Sermet’le Türkiye’nin ilk gerçek caz altılısını kurdu ve trompette Zekai Apaydın, piyanoda Nejat Cendeli, alto saksafonda Celal Bozsoy, davulda Yalçın Oral, saksafonda İsmet Sıral, basta Cüneyt Sermet’ten oluşan topluluğun önünde Sevinç Tevs şarkı söylüyordu.

Daha sonra müzik hocalığına ve eleştirmenliğe eğilen Sermet, 1959 yılında Boston Berklee Müzik Okulu’nun Türkiye temsilcisi olmuştu.

Gazetelerde müzik üzerine yazılar yazmaya başlayan Sermet, 1965’te TRT Ankara Radyosu Batı Müziği Bölüm Müdürü görevine atandı.

1968’de Paris’e yerleşti ama 1976 yılına kadar Ankara Radyosu için klasik ve caz müzik programları hazırlamaya devam etti.

Müzikteki birikimlerini, deneyimini 1991’de Cazın İçinden kitabında bir araya getirdi. 2006 yılında 13. İstanbul Caz Festivalinde “Yaşamboyu Başarı Ödülü” Cüneyt Sermet’e verildi. Sermet, 6 Mart 2018’de yaşamını yitirdi.

 

CÜNEYT VAROL (SAKSAFON, FLÜT)

1933’te İstanbul’da doğdu. Müziğe düğünlerde saksafon çalarak başladı. 1959’da Fehmi Ege Orkestrası’na (alto sax, tenor sax, bariton sax, flüt) girdi. 1961’de kurduğu Orkestra 6 ile Hollandalı bir menajerin yardımıyla yurtdışına gidip Almanya’da, Hollanda’da ve Avusturya’da otellerde programlara çıktı. Sekiz yıl Avrupa’da müzik yaptı. Dönünce Kanat Gür Orkestrası’na girdi Ardından Almanya’ya yerleşti ve orkestrasıyla uzun yıllar programlar yaptı.

 

ÇAĞLAYAN YILDIZ (GİTAR)

11 Temmuz 1966’da Aydın’da doğdu. İzmir’de ilkokulda müziğe başladı. İzmir Koleji’ndeyken lokallerde gruplar bünyesinde rock, blues rock çaldı.

Ege Üniversitesi’nde tıp okurken okulda müzik kulübü kurulmasına ön ayak oldu. 1991’de üniversiteyi bitirdi ve tamamen müziğe eğilerek Bilkent Üniversitesi Caz Konservatuarı’na girdi.

Caz camiasına katıldı ve çeşitli projelerde yer aldı. 1993’te Kaş’a yerleşti ve bestelere ağırlık verdi. 1994’e Hindistan’a gitti ve Hint müziği ve felsefesi üzerine çalıştı.

1997’de İstanbul’a yerleşti ve Oğuz Büyükberber ile A Z’ albümünü üretti. Ardından, Nikiforos Metaxa ile Heybeli’den Son Vapur ile Durga gruplarında müzik yaptı.

Sıra Trio Mrio grubundaydı. 1997’de Sarp Maden (gitar), Volkan Öktem (davul) ile Çağlayan Yıldız (bas gitar) tarafından kurulan üçlü bir yıl sonra, grubun adını taşıyan 12 parçalık albümü yayınladı.

1999’da Çağlayan Yıldız Hollanda’ya gitti ve uzun yıllar sonra dönüpyeniden Trio Mrio (Maden, Çağlayan, Öktem) adıyla festivallerde, lokallerde çaldılar.

Grup, ‘Trio Mrio 2’ albümünü 2013’de yayınladı ve yapıtta altı tane Sarp Maden, altı tane de Çağlayan Yıldız bestesi bulunuyordu.

Yıldız (akustik ve elektrikli gitar, peddesiz gitar, synthesized, perdesiz bas gitar) rock, klasik müzik, elektronikten beslenen caz anlayışıyla ilerleyen Birds Ensemble, acid caz yapan Jazznaughts gibi çeşitli gruplarla projeler yürüterek, albüm kayıtlarına katılarak, öğrenci yetiştirerek, adını grup kurarak geniş yelpazede üretimi sürdürdü.

 

ÇARLİ RAHÇI (KONTRBAS)

1940’larda profesyonel müzik piyasasına giren Çarli Rahçı, dönemin popüler şefleri Orhan Avşar ile İlham Gencer’in orkestralarında kontrbas çaldıktan sonra ‘Çarli Rahçı Yaylı Sazlar Orkestrası’nı kurup lokallerde çalıştı. Uzun süre sahnelerde kalan orkestra 60’lı yıllarda İstanbul Radyosu’nda ilgi gören programlar yaptı.

 

ÇETİN ÇALIŞIR  (DAVUL)

1936’da doğdu. Genç yaşta orkestralarda davul çalmaya başladı. Erol Büyükburç, Erol Sıdal ve Engin Ege’nin topluluklarında baget salladı. ‘Yeni ve Modern Davul Metodu’ adlı kitabı yazdı ve öğrenciler yetiştirdi. 2000’lerin başında Kenan Doğulu’yla çalıştı.

 

ÇETİN YORULMAZ (SAKSAFON)

1948’de Erzincan’da doğdu. Sanat hayatına 1967’de Haramiler’de saksafon çalarak başladı.

Aynı yıl Haramiler, Altın Mikrofon Yarışması’nda enstrümantal yorumladıkları Çamlıca Yolunda’yla finale kadar gelmelerine karşın ilk üçe giremediler ama, şartname gereği yayınlamaya hak kazandıkları Çamlıca Yolunda/Adanalı’yı ikinci plak olarak diskografilerine eklediler.

Aynı yıl Koray Oktay’ın seslendirdiği Friendship/I’m Lookin’ For A Saxophonist/Gimme Some Lovin’/I Got You adlı bir ‘cover 45’lik’ daha çıkarttılar.

İngilizce parçalar söylüyorlar, klasik rock yapıyorlardı. Ancak, dönemin en önemli yarışması Altın Mikrofon’a katılıp tanınabilmek için bir süreliğine folkla meşgul olmaları gerekmişti.

Bu türe kafa yordular ve çok çalıştılar. Sonuçta ortaya çıkan folk ise, diğer gruplarınkiyle kıyaslanamayacak kadar sert ve değişik olmuştu.

1968’de Altın Mikrofon’da Koray Oktay (gitar-vokal), Oğuz Durukan (bas gitar), Uğur Dikmen (org), Asım Ekren (davul), Çetin Yorulmaz’lı (saksafon) kadroyla yarışan grup, geleneksel Arpa Buğday Daneler’i oryantalle swingin yoğrulduğu düzenlemeyle yorumladı ve bu kez ikinciliği aldı.

Çetin Yorulmaz saksafonun yanında çeşitli dönemlerde davul da çaldı.

 

ÇINAR ALPAY (SAKSAFON)

Uzun yıllar TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda alto saksafon ile flüt çaldı. Caz camiasının ünlüleriyle lokal çalışmaları yaptı, albüm kayıtlarına katıldı. Birikimlerini dersler vererek genç müzisyenlerle paylaşmaya özen gösterdi.

 

DEMİR DEMİRKAN (GİTAR)

12 Ağustos 1972’de Adana’da doğdu. 13 yaşında gitara başladı ve kendi çabasıyla ilerletti. Ortaokul ve lisede gruplar kurdu, söz ve besteler yazdı.

Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenim görürken 1990’da Pentagram grubuna gitarist olarak katıldı.

Pentagram’la Trail Blazer albümünü tamamladıktan sonra Los Angeles’a giderek 1992’de Musicians Institute’da eğitime başladı. Mezuniyetinden sonra da Los Angeles’ta kalarak kayıtlarda bulundu, gitar çaldı.

1996’da İstanbul’a döndü. Dönüşünde Pentagram grubu ile Anatolia albümünün kayıtlarını yaptı ve 1997’de Şebnem Ferah’ın Kadın albümünün yapımcılığını üstlendi. Aynı yıl Sertab Erener’in Sertab Gibi albümünün prodüksiyonunu gerçekleştirdi. Yapımcılık tarafı ağır bastığı için Pentagram grubundan ayrıldı. 1999 yılında Şebnem Ferah, Artık Kısa Cümleler Kuruyorum ve Sertab Erener’in kendi adını taşıyan Sertab Erener albümünü hazırladı.

Demir Demirkan adını verdiği ilk solo Mayıs 2000’de yayınladı. 2002 Mart’ta ikinci solo albümü Dünya Benim’i çıkardı.

Demirkan, 2002’de bu kez Show TV’de yayınlanmaya başlayan 5’i Bir Yerde dizisinde başrolü üstlendi.

2003 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’ye birincilik getiren Every Way That I Can şarkısını sözlerini yazdı ve Sertab Erener ile birlikte besteledi.

2004’te üçüncü solo albümü İstanbul 2004’ü, 2007’de dördüncü solo albümü Ateş Yağmurunda Çırılçıplak’ı 2008’de Yolun Yarısı adlı beşinci solo albümünü, 2010’da Öfkem ve Ben’i, 2012’de ise ‘2000-2012’yi müzikseverlere sundu. Aynı yılsonunda Hatırla’yı, 2014’te Tam Ölmek de Değil’i, 2015’te Günahı Boynuma teklisini yayınladı.

Asansör, Gelibolu, Devrim Arabaları, Zenne gibi filmlere, Ay Işığında Saklıdır, Patron Kim, Eylül, Kayıp Şehir TV dizilerine müzik yazdı, ödüller kazandı.

2016’dan sonra müzik alışmalarını ABD’de sürdüren Demirkan zaman zaman Türkiye’ye gidip konserlerine devam etti. 2017’de Pentagram’ın 30.yılı nedeni ile Akustik adlı albümde çaldı ve gruba yeniden dahil oldu.

WAR 3 adlı rock/metal üçlemesinin ilk bölümü olan ve tamamı İngilizce parçalardan oluşan WAR 3-Awakening EP’sini Şubat 2018’de yayınladı. 2019 yılında ikinci İngilizce albümü olan Elysium In Ashes’i çıkardı.

 

DEMİRHAN BAYLAN (GİTAR)

25 Aralık 1970 Sivas Divriği doğumlu Demirhan Baylan müziğe bağlamayla başladı. İlkokulda trampet çaldı ve lise sıralarında bas gitara geçti. Devamında kartvizitine bestecilik, şarkı sözü yazarlığı ile ses mühendisliğini de ekleyen Baylan 1995-1999 arası ABD’de yaşadı ve Berklee’de müzik prodüksiyonu ve mühendisliği okudu.

Türkiye’ye döndükten sonra Bilgi Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesinde ses mühendisliği dersleri verdi, Bulutsuzluk Özlemi, Kesmeşeker gibi gruplarda yer aldı.

Solo işler üretmeye başladı ve beste, söz, kayıt, icra aşamalarında bireysel emek harcamayı ilke edindi. Yerli rock müziğin en üretken isimlerinden biri olarak yaptıkları hep önemsendi, takip edildi.

 

DENİZ DEMİRÖZ (GİTAR)

16 Mayıs 1980’de Adapazarı’nda doğdu. Müziğe ilgisini fark eden ailesi bu yönde onu destekledi.

1994-1998 arası Bolu Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde ana branş olarak piyano, yardımcı branş olarak da keman eğitimi aldı. Bu arada arkadaşından gitar çalmayı da öğrendi.

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. Ana branş olarak klasik gitar, yardımcı branş olarak da piyano ve şan eğitimi gördü.

2000’de İstanbul müzik piyasasına girdi. Birçok solist ve grupla çalıştı. Daha sonra Bulutsuzluk Özlemi’ne katıldı. Bulutsuzluk Özlemi Zamska albümünde gitaristliğinin yanı sıra tüm şarkıların düzenlemelerine de imzasını attı.

2011’de ilk solo albümü ‘Her Şey Yalanmış’ı yayınladı. 2013’te ikinci solo albüm Sanal Dünya geldi. Albümde prodüktörlüğü, düzenlemeleri, söz ve müzikleri üstlenmişti.

2013’te Oyun Bitti rock grubunu kuran Demiröz, yoluna teklilerle devam etti, Deniz Demiröz-Elektro Gitar Eğitim DVD’sini çıkardı ve gitar dersleri verdi.

 

DENİZ DÜNDAR (DAVUL)

1955’de İstanbul’da doğdu. Genç yaşta davul çalmaya başladı ve çeşitli gruplara girip çıktı. Özellikle Anadolu popun gözde olduğu dönemde vitrindeki isimlerden biriydi.

Kardaşlar’da Hüseyin Sultanoğlu bir süre F. Almanya’da yaşayacağını söyleyince yerine Ağustos 1971’de Fehiman Uğurdemir’le birlikte gruba katılmıştı.

Ancak Sultanoğlu fikir değiştirince iki ay sonra bu kez de Vecdi Ören (bas gitar), Can Okan (org) ve Ohannes Kemer’le (bağlama) Dönüşüm grubuna gitmişti.

Müzikle birlikte öğrenimini de sürdürmeyi başaran Deniz Dündar, İngiliz Filolojisi’ni bitirdikten sonra eğitimci olarak da çalışmış, bu arada caza merak sararak bu camiada önemli işlere imza atmıştı.

Caz adına ülkede üretilen projelerin büyük bölümüne katılan ünlü davulcu, İmer Demirer, Önder Focan, Ayşegül Yeşilnil, Burçin Büke, Şenova Ülker, Volkan Hürsever gibi birçok isimle çalmış, adına kurduğu gruplarla da uzun yıllar sahne almıştı.

 

DERİN BAYRAM (DAVUL)

İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Performans Bölümünü tam burslu olarak bitirdi. Üniversitede İlhan Usmanbaş, Ali Perret, Ricky Ford, Donovan Mixon, Francesco Martinelli, Can Kozlu ve Cengiz Baysal gibi besteci ve müzisyen eğitimcilerle çalıştı.

Müzik Bölümü Performans eğitimi yanı sıra ses mühendisliği alanında da çalışmalarını sürdürdü. Berklee College of Music’de Audio-Production for Film & TV bölümünü tamamladı.

Londra ve Türkiye’de çeşitli kısa ve uzun filmler ile belgesellerde çalışmalarını sürdürmekte olan Derin Bayhan, Yavuz Akyazıcı Project gibi önde gelen topluluklarla yurt içi ve yurt dışında birçok festival, konser ve caz albüm kayıtlarında yer aldı.

Müzik yaşamına 2013-2017arası Londra’da devam etti; önemli caz kulüpleri ve festivallerinde konserler verdi.

Derin Bayhan, Türkiye ve İngiltere’de çalışmalarının yanı sıra ders vermeye, albüm prodüksiyon, kayıt ve miks çalışmaları yapmaya devam ediyor.

 

DERVİŞ GÜRYEL (DAVUL)

1 Mayıs 1952 Tuzla Larnaka’da doğdu. Tuzla İlkokulu, Bekirpaşa Ortaokulu, Sedat Simavi Meslek Lisesi’nde okudu. Kardeşlerinin grubu Güryeller’de davul çalmayı öğrendi ve yaşı büyüyünce onlara katılıp sahneye çıktı.

1965-1971 arası Güryeller Orkestrası’nda müzik yapan Derviş Güryel, 1969 Larnaka Festivali’nde ‘en iyi baterist’ ödülünü kazandı.

Londra’da yükseköğrenimini tamamladıktan sonra Ağustos 1976’da Kıbrıs’a döndü. Televizyon, video ve bilgisayar alanlarında çalıştı. Müziği sürdürdü ve besteleriyle sanata katkıda bulundu.

 

DOĞAN CANKU (GİTAR)

17 Temmuz 1947 tarihinde Kütahya’nın Tavşanlı kasabasında doğdu. İlk müzik derslerini, amatör müzikolog olan babası Şeref Canku’dan almış, ilkokuldan sonra Ankara Devlet Konservatuvarı’nı kazanarak altı yıl (1958-1964) viyolonsel ve piyano eğitimi görmüştü.

Konservatuvar sırasında, okul dışındaki derslerle gitara ağırlık vermiş ve 1967’de Ankara Radyosu’nda açılan Klasik Türk Müziği kurslarına katılmıştı.

Flamenko gitara merak sarmış ve çok çalışarak tekniğini geliştirmeyi başarmıştı. 1969’da arkadaşlarıyla Modern Folk Üçlüsü’nü kurmuştu. Kendi olanaklarıyla olmasa da grup, devletin müzik elçiliğini yaparak hedeflerini gerçekleştirmeye başladılar. Ancak, 1971 yılının sonlarına doğru, Kurtaran ile İbrahimgil öğrenimini gördükleri mesleklerini icra etmek amacıyla Modern Folk Üçlüsü’nün profesyonel sahne faaliyetlerini dondurdular. Aralık’ta Diley Diley Yar/Gelin Ayşe plağını çıkardıktan sonra çalışmalarına ara verdiler ve yaşamını müzikle kazanan Doğan Canku kalkıp Durul Gence’nin orkestrasına (Durul Gence-7) girdi.

Kurtaran-Karaibrahimgil ikilisi bir süre sonra kararlarından vaz geçip yeniden bir araya geldi ve eleman aramaya başladı. İstedikleri adamı bir türlü bulamayınca Canku ekibe döndü ve Modern Folk Üçlüsü Aralık 1972’de klasik kadrosuyla yoluna devam etti.

1974’te Canku, Hacettepe Üniversitesi’nde kurulan ‘Müzik Ve Güzel Sanatlar Bölümü’nde müzik direktörlüğüne başlarken üçlü, ‘Alaturka’ yapıtlara yer verdikleri ‘40 Yıl Sonra’ adlı albümle yerli pop tarihinde yepyeni sayfa açtı. 1978’de ayrıca, Nükhet Duru’yla birlikte ‘Anadolu Majör’ adıyla bir araya geldiler ve Kocatepe bestesi Dostluğa Davet ile Eurovision Türkiye elemelerine katılıp üçüncü oldular; ardından Seul Şarkı Yarışması’nda aynı parçayla en iyi performans ödülünü kazandılar. Eurovision’u hiç ihmal etmediler; 1981’de Ayşegül Aldinç’le birlikte yorumladıkları Dönme Dolap adlı besteyle Türkiye’de birinci olup TRT’yi Dublin’de temsil etiler ve 18.’likle yurda döndüler…

Seksenler, Modern Folk Üçlüsü için durgun geçecekti. Doğan Canku yine solo çalışmalara yöneldi. Gitarını alıp Köçekçeler (1987) adlı albümü hazıırladı ve tamamen arabeske teslim olmuş yerli popun yüreğine su serpti. Modern Folk Üçlüsü bünyesindeki çalışmalar konserlerle sınırlanırken, Sonsuza Dek-Ayrılık (1990) adlı bir albüm daha yayımlayan Canku, öğrenci yetiştirmeye başladı. Aktif müzikten kopmayan Canku 2001 yılında ‘Doğa-n’ın Uyanışı’ albümüyle yeniden listelere döndü; ADA Müzik de aynı yıl, grubun 1986’da verdiği Bizim Tepe konserinin kayıtlarını çift CD-kaset halinde yayımladı.

Ey Dün Dan !/Doğa-n’ın Uyanışı kitabının yanında nota kitapları da yayımlamış, 2006’da Çocuklara Müzikli Alfabe adlı albümün bestelerini yazmıştı.

Okulunda öğrenciler yetiştirmeye devam eden Canku’nun solo albümleri: Doğan Canku, Köçekçeler, Sonsuza Dek/Ayrılık, Doğa-n’ın Uyanışı.

 

DOĞAN ÇAKIROĞLU (GİTAR)

Ağustos 1946’da Zonguldak’ta doğdu. Öğrenimini lisede bıraktı ve 1965’te müziğe yöneldi. Sanat hayatına Aydemir Mete Orkestrası’nda bas çalarak başladı. Ritm 73, Faruk Akel ile Sezer Bağcan topluluklarında çalışan Çakıroğlu, fotoromanlarda, filmlerde de rol aldı.

2000’lerde gitarıyla solo sahne çalışmaları yapan sanatçı 2018’de yaşamını yitirdi.

 

DOĞAN ÖZCAN (TROMPET)

1980’de İstanbul’da doğdu. 11 yaşında belediye korosuna girdi ve iki yıl sonra Şile Belediyesi Gençlik Orkestrası’nda trompet çalmaya başladı. Otellerde, lokallerde çalıştı. İstanbul Kadıköy Bağdat Caddesi’nde Taksim Metrosu’nda bir dönem sokak müzisyenliği yaptı. Ağustos 2009’da Kübalı grup Impacto Latino’ya katıldı.

 

DORUK ONATKUT (PİYANO)

1940’ta Ankara’da doğmuş Doruk Onatkut, 25 yaşında profesyonel müzik dünyasına adım atmıştı. Piyano, org, bas, trompet, gitar çalan Onatkut, Faruk Akel’in orkestrasında piyano çaldıktan sonra ‘Kentet Dogo’ (Doruk Onatkut’un lakabı) orkestrasını kurarak sahnelerde ve plak kayıtlarında yer almıştı.

Seksenler’de Doruk Onatkut Orkestrası adını da kullanan Onatkut ve arkadaşları en büyük sükseyi, Onatkut’un ça-ça ritminde düzenlediği Kara Tren’le yapmıştı.

O dönemin hit şarkısı Burçak Tarlası’nın kayıtlarında Tülay German’a eşlik etmiş ve Alpay’la da çalışmış Doruk Onatkut, orkestra çalışmalarının ardından 1972’den itibaren tonmaister olarak piyasada kalmış, daha sonra eşi Nilgün Onatkut’la sahne çalışmaları yapmıştı.

Onatkut 2016’da yaşamını yitirmişti.

 

DÜNDAR BAŞARIR (ORG)

1952’de İstanbul’da doğdu. 15 yaşında Selçuk Alagöz Orkestrası’na katıldı ve orgu üstlendi.

 

 

DÜNDAR SERTYALÇIN (BAS GİTAR)

Mart 1950’de Eskişehir’de dünyaya geldi. 1967’de İstanbul’da çeşitli topluluklarda çalarak profesyonel müziğe adım attı. Yurdaer Doğulu Orkestrası ile Metronomlar’da yer aldı.

 

EDİZ HAFIZOĞLU (DAVUL)

19 Eylül 1980’de Bulgaristan Silistre’de doğdu. Bağlama ve darbuka çalarak yedi yaşında müziğe başladı. Sahneye ilk defa dedesinin de yer aldığı Sakin Tuna Sanat Topluluğu’nda çalarak çıktı.

İstanbul’a göç ettiklerinde okuduğu Kabataş Erkek Lisesi’nin okul orkestrasında davul çalmaya başladı.

Mimar Sinan’da endüstriyel Tasarım okurken davulcu Şenol Küçükyıldırım ile tanıştı ve rock ile metalden caza ilgi geçti. Caz onun için sınırları belirlenmemiş bambaşka bir dünyaydı.

2003’de İstanbul Bilgi Üniversitesi Jazz Performance bölümünü tam burs alarak kazandı. Okul bünyesinde Ricky Ford, Cengiz Baysal, Donovan Mixon, Can Kozlu, Selen Gülün gibi hocalar tarafından eğitildi. Aynı dönemde Aydın Esen ile özel çalışmalar yaptı. Bu okulda öğrenimi 12 yıl sürdü.

Stüdyo müzisyeni olarak piyasaya girdi ve 200’den fazla albümün kaydında çaldı. 2014’te Kendi adına Nazdrave, 2016’da Nazdrave feat. Harald Lassen, Live At 22nd Istanbul Jazz Festival, 2018’de Nazdrave 13 albümlerini, 2019’da ‘’Üç Türkü’’ teklisini çıkardı.

Hafızoğlu, albümlerde destek verdiği dostlarıyla sahnede de sürekli işbirliğine gitti ve çok sayıda projede yer aldı.

 

EGEMEN ÜNAL (DAVUL)

1973’te doğdu. 1992’de Ankara’da arkadaşları Orkun Aldemir ve Ercüneyt Özdemir’le Metropolis grubunu kurdu. Metropolis farklı soundu ve duruşuyla kısa sürede dikkat çekti. Grubun makine albümü yurtdışından da olumlu eleştiriler aldı.

Ünal, daha sonra John Doe, Recycle, Silikon gruplarında balet sallamayı sürdürdü.

 

ELVAN ARACI (TROMBON)

10 Ocak 1952’de İstanbul’da dünyaya gelen Elvan Aracı’nın annesi klasik müzik sanatçısı Mualla Aracı, babası bağlama sanatçısı Bayram Aracı’ydı. Müziği melodika ve mandolinle başlayan Aracı ilkokulun ardından İstanbul Belediyesi Konservatuarı’na girdi.

Önce çello bölümünde eğitim gördü, ardından trombona geçti. Dördüncü sınıfta konservatuarı bırakıp 16 yaşında Çizgiler grubunun tromboncusu oldu. Zaman içinde birçok toplulukta müzik yaptıktan sonra askerlik görevini yerine getirdi ve 1977’de İsveç’e gitti. Bu ülkede yeteneğiyle kısa sürede sivrildi ve trombonuyla caz camiasında aranan isimlerden biri oldu.

Doksanlı yılların başında burs kazanıp ABD’ye giderek müzik okullarında eğitim gördü. 1998’de Türkiye’ye döndü ve çeşitli festivallerde, lokallerde çaldı, çeşitli organizasyonlarda yer aldı.

2003 yılında ise Modern Jazz Trio’yu kurdu. Piyano da çalan Aracı 24 Ocak 2018’de yaşamını yitirdi.

 

EMİN AYDIN (FLÜT, SAKSAFON)

1941’de Zonguldak’ta doğdu. 1964’te Kadri Ünalan Orkestrası’nda profesyonel oldu. Ferdi Özbeğen Orkestrası’nda da çalıştıktan sonra Ümit Aksu Orkestrası’na geçti ve saksafon çaldı.

 

EMİN FINDIKOĞLU (PİYANO)

4 Şubat 1940 İstanbul doğumlu Emin Fındıkoğlu lise sıralarında nefeslilerle müziğe başladı. Saint Joseph Koleji’nde okurken 15 yaşında caza sevdalandı ve mellofon çaldı. 1956’da trompete geçti. Okulunun yanında konservatuara da gidiyordu.

1959’da Arif Mardin’den armoni ve düzenleme dersleri aldı. Askerden sonra bursla Berklee’ye gitti ve 1967’de ülkeye döndü. Kurduğu caz kulübü The Rhythm Section’da, adını taşıyan orkestrayla ABD’de öğrendiklerini, kazanımlarını yerli pazara aktarmayı denedi.

1968’de ilk büyük orkestrası Big Soul Band’ı kurdu. Birçok grupta çaldı. Radyo programları yaptı, İsmet Sıral’ın orkestrası için düzenlemeler yazdı. 1971’de Hair müzikalinin direktörlüğünü yaptı ve 1972-75 arası Avrupa’da çaldı.

Bir süre gece kulüplerinde çalıştıktan sonra orkestrasını dağıtıp Durul Gence ile ortak işler üreten Fındıkoğlu, yerli popun yıldızlarına da düzenlemeler yazdı.

Fındıkoğlu bireysel çalışmaların yanında topluluklarla iş birliğine hep sıcak baktı ve Onno Tunç’la, Tuna Ötenel’le gruplar kurdu.

1979’daTaksim’de Onno Tunç’la müzik okulu açtı. Adı Polifon’du. Reklam müzikleri yazdı.

1980’lerin ortasında Euphony adlı sekiz kişilik grupla bir süre sahneye çıktıktan sonra 1996’da Sinir Standdart and Other Dog Song albümünü yayınladı.

2012’den başlayarak ismini taşıyan, farklı sayıdaki müzisyenin çaldığı topluluklarla müzik yapmaya devam etti.

 

EMRE GÜNAYDIN (DAVUL)

1979’da İstanbul’da doğdu. Lise çağlarında davul çalmaya başladı. Selami Sevinç, Şenol Küçükyıldırım, Cengiz Baysal ve Cem Aksel’den dersler aldı ve Yıldız Teknik Üniversitesi müzik bölümünden mezun oldu. 1999’da progressive rock grubu Comma grubuyla profesyonel oldu; festivallere katıldı. Flat Five grubunda çaldı; birçok ismin albüm kayıtlarında yer aldı ve sahne çalışmalarına katıldı.

 

EMRE KARABULUT (GİTAR)

1969’da Çanakkale’de doğdu. İstanbul’da üniversite sıralarında Aralık 1992’de Ertan Kızıltan (vokal), Orhan Yolsal (gitar), Çetin Güney (bas gitar), Soner Doğanca’yla (davul) Acil Servis grubunu kurdu.

Devamında pop müzik piyasasına da adım attı ve Cem Karaca, Funda Arar, Kıraç, Sezen Aksu, Sertap Erener ve Ayşe Tütüncü gibi çok sayıda isimle çalıştı, albüm kayıtlarında yer aldı. Düş Sokağı Sakinleri’nden Murat Çelik ile sahne programları yaptı.

Dünyaca ünlü bas gitarist Dominique Di Piazza ve Zeki Çağlar Namlı ile Face to Face adında trio çalışma, 2015 yılında yine Zeki Çağlar Namlı ile Element albümünü çıkardı.

Çeşitli kuruluşlarda öğrenci de yetiştiren Emre Karabulut, gitar, armoni ve ileri seviye armoni dersleri verdi.

Solak gitarist olarak da ünlenen Karabulut, 2017’de Cevdet Alanbay (gitar) ile Goncagül Alankaya’nın (vokal) grubu Akustik Bişeyler’e katıldı. Birçok dilde şarkılardan oluşan bir repertuvar hazırlayan üçlü, 2021’de dijital ortamda Gül Diye, İki Ayrı Kadeh, Kaç Kez teklilerini çıkartarak dikkat çekti.

 

EMRE KARTARİ (DAVUL)

Ankara’da doğdu. Ailesinde sanatçılar bulunan Emre Kartari 10 yaşında ABD’ye gitti ve orada davul çalmaya başladı. Caz camiasına girdi ve New York Üniversitesi’nde caz performans- kompozisyon dalında master yapan Kartari 2003’te Barney Josephson ödülünün de sahibi oldu.  2005’te New York Pops’da eğitimci olarak Mentors in Music programında yer aldı. 2006’da Trevor Dunn, Paul Pieper, Darius Jones, John D’earth, Howard Curtis ve David Liebman’la kayıtlar yaptı. İstanbul’a geldi. İstanbul’daki cazcılarla tanıştı ve ortak projeler yürüttü. Devamında, Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde caz bölümünü kurdu ve dersleri başladı. Beste yazdı ve solo albümler yayınladı.

 

EMRE KAYHAN (TROMBON)

İngiltere Londra’da doğdu. 7 yaşında mandolin ve 9 yaşında gitar çalmaya başladı. 1984’de Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Trombon Bölümü’ne girdi. Öğrencilik döneminde 1988-89 ve 1989-90 sezonlarında İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun sahnelediği Brecht’in Üç Kuruşluk Opera ve Bernstein’in Batı Yakasının Hikayesi oyunlarında çaldı. Londra Royal College of Music’de lisans yaptı.

1989 Temmuz ayında Bilkent Üniversitesi’nin düzenlediği Uluslararası Müzik Yaz Okulu çerçevesinde Uluslararası Senfoni Orkestrası ile konser ve turnelerde bulundu.

1991-93 tarihlerinde İngiltere’de senfoni orkestralarında ve big bandlerde çaldı. North Texas State University’de çalıştı. 1995’te TRT İstanbul Radyosu Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’na katıldı.

1996-98 arası Kerem Görsev ile konser, albüm projeleri üretti. 1996-97’de CRR Senfoni Orkestrası’nın birinci tromboncusu olarak görev yaptı.

2000-2001’de Trinity College of Music’de tam burs ile caz masterini tamamladı. 1998 de EBU (Avrupa Yayın Birliği) Caz Orkestrasi ile Stockholm Caz Festivali`nde ve 2002 de ise yine aynı orkestra ile Budapeşte`de ikişer konser çaldı.

2005`te İstanbul Caz Festivali`ne Neşet Ruacan Dörtlüsü’nde yer aldı. 2006’da TRT Radyo 3’de Sadece Caz programını yaptı.

 

ENDER AKAY (TUŞLULAR)

11 yaşında piyano derslerine başladı ve dört yıl sürdürdü. Üniversite döneminde iki yıl şan ve opera eğitimi aldı.

1986’da Teoman, Tanju Eren, Sunay Özgür ve Gürkan Kurtkaya ile Mirage grubunu kurdu ve o dönemin en parlak performansını sergilediler.

Akay 1988’de Viyana’ya gitti ve ses mühendisliği okudu. Çocuk tiyatrolarına müzikler hazırladı. 1993’te Viyanada’ki SAE (School Of Audio Engineering) bitirdi ve İstanbul’a döndü.

Fuat Güner’in stüdyosunda piyasaya adım attı. 1995’te Sezen Aksu’nun albüm ve sahne soundunu yaratmaya başladı… 1999’da arkadaşları ile Kedi Müzik’i kurdu. Reklamlara ve filmlere müzikler yazmaya girişti. Müzik prodüktörü, besteci ve düzenlemeci olarak devam etti.

Şellale, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü, Neredesin Firuze?, Adem’in Trenleri, Müslüm Baba gibi iddialı filmlere, çok beğenilen müzikler üretti.

 

ENGİN DEMİRTAŞ (GİTAR)

Mart  1949’da İzmit’te doğdu. 1965’te Kanlıca altılısı’nda gitar çalmaya başladı. Daha sonra Siluetler’e katıldı.

 

ENGİN EGE (PİYANO)

1940 doğumlu Ege, müzik hayatına 15 yaşında babası Fehmi Ege’nin yanında piyano çalarak başladı. Askerlik sonrası Almanya’da müzik yaptı ve ülkeye dönünce radyoevine girdi.

Orkestrasını kuran Ege’nin (akordeon) topluluğunda Celal Akatlar (piyano), Edvard Aris (akordeon), Engin Ertur (akordeon), Vedat Evren (keman), Nilgün Lü (keman), Perran Akpınar (keman), Hakan Şensoy (keman), Firdevs Burçkin (çello), Cevdet Tokuşoğlu (klarnet), Metin Irmak (kontrbas), Mimma Sansoni (vokal), Aydın Özar (trompet), Çetin Çalışır (davul) ile Tümay Sayar (davul) gibi isimler bulunuyordu. Orkestranın şarkıcısı, yaşamını yitirene dek Şecaattin Tanyerli idi (2001).

Engin Ege, orkestrasının elemanlarıyla TRT İstanbul Radyosu Tango Orkestrası bünyesinde de çalıştı ve akordeon ile piyano çaldı. Daha sonra bu orkestranın şefi oldu. 2006’ya dek bu toplulukla programlar yaptı.

Uzun bir rahatsızlık döneminin ardından 31 Ocak 2021’de yaşamını yitirdi.

 

ENGİN ERGE (TROMPET, TROMBON)

1939’da İstanbul’da doğdu. Müziğe 6 yaşında ağız armonikasıyla adımını attı. Sonra bateriye geçti. 13 yaşında semtindeki İtalyan arkadaşlarıyla orkestra kurdu ve sahneye çıktı.

Konservatuar hocalarından özel trompet dersleri aldı. Ticaret lisesinden sonra üniversitede gazetecilik eğitimi okudu.

Askerden sonra bateriyi bırakıp tamamen trompet ve trombona eğildi.

1962’de ABD’ye gitti. Oradan İtalya’ya geçti ve Domenico Modugno’nun orkestrasında trompet çaldı.

Türkiye’ye dönünce Necdet Arıkan Orkestrası, Ali Çetinkaya Orkestrası, Kadri Ünalan Orkestrası, Süheyl Denizci Orkestrası, İstanbul Gelişim, Dün Bugün Yarın gibi kalburüstü topluluklarda çalıştı.

Daha sonra kulüplerde İspanyolca, İtalyanca, İngilizce şarkılar söylemeye başladı, şovlara çıktı.

Orkestrasını kurdu ve kendi plağını çıkardı. Caz camiasında jam sessionların aranın ismi haline geldi…

 

ENGİN GÜRKEY (VURMALILAR)

1967’de İstanbul’da doğdu. Sekiz yaşındayken, babasının armağanı darbukayla başladı müziğe. İlkokul dördüncü sınıfta İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı perküsyon bölümüne yazıldı. 1992’de mezun oldu, iki yıl yüksek lisans yaptı ve devamında öğretim görevlisi olarak aynı kuruluşta çalıştı.

1985-1992 arası İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nda konuk sanatçı olarak görev aldı. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Orkestrası, Ayangil Türk Müziği Oda Orkestrası ve Korosu, Enka Sinfonietta, CRR Senfoni Orkestrası, İstanbul Oda Orkestrası, Milli Reasürans Oda Orkestrası ile Akbank Oda Orkestrasında grup şefi olarak yurt içi ve yurt dışında birçok konser ve festivale katıldı.

Okulun yanında piyasada stüdyo müzisyenliğini de sürdüren Engin Gürkey, adına kurduğu topluluklarla konserler verdi, festivallere katıldı. Gürkey Vurmalılar Atölyesi’nde birçok öğrenci yetiştirdi.  2010’da  TRT için çekilmiş, 13 bölümlük  “Müziğin Binbir Dili” adlı programı hazırlayıp sundu.

2003’te İstanbul Mehmet Zilleri tarafından üretilip, kendi adı verilen P-FX “Hand and Stick” zillerinin tasarımını yaptı.

İstanbul Vurmalı Çalgılar Topluluğu, Turkuaz Dans Company, Velvele, Chamelon Quartet, Piano’nun Türküsü, İstanbul Avangard Trio, Mızrabın Nefesi, Hi-jazz, Yansımalar, İncesaz, Hybrid Project, 3 Hisar topluluklarında çaldı.

Engin Gürkey Perküsyon Topluluğu: World Of Percussion (2005), Engin Gürkey: Güldede (2007), Engin Gürkey Nabız: Balkanist (2009) albümlerini yayınladı.

 

ENGİN RECEPOĞULLARI (SAKSAFON)

1980’de Ankara’da doğdu. Ortaokulda Erdoğan Kolgar’dan saksafon çalmayı öğrendi. Sonra Ömür Gidel ile caz armonisi, Ricky Ford ile saksafon ve emprovizasyon çalışmaları yaptı.

Logos grubunda yer aldı.

Claudio Fasoli ve Antonio Zambrini’nin oluşturduğu Open Jazz Orkestra ile 12. İzmir Avrupa Caz Festivali kapsamında sahne aldı.

IKSEV bursu ile İtalya’da Siena Masterclass Summer Course’da eğitim gördü. Yılın genç müzisyeni bursuyla ödüllendirildi.

Vatani görevi sonrası İstanbul caz camiasına girdi. İmer Demirer, Sarp Maden, Önder Focan, Ozan Musluoğlu, Ferit Odman, Kerem Görsev, Muvaffak Falay, Sibel Köse, Erkan Oğur, Cem Aksel gibi yerli caz dünyasının önemli isimlerinin yanı sıra CRR Bigband, İstanbul Superband ve TRT Caz Orkestrası gibi farklı gruplarla konserler vermeye devam etti, stüdyo müzisyeni olarak çeşitli albüm kayıtlarına katıldı, projeler üretti.

Kurduğu trioyla çeşitli lokallerde sahne aldı. İzmir’le bağlantısını kesmedi ve Maria Rita Epik Royal School of Music’te dersler verdi.

 

ENGİN SÜELÖZGEN (GİTAR)

6 Ocak 1950’de Emet (Kütahya) doğumlu Engin Süelözgen, ailesinin desteğiyle sekiz yaşında mandolinle müziğe başladı. Sonra klasik gitara geçti ve tekniğini kendini geliştirdi. Lisede okurken amatör gruplarda çaldı.

Süelözgen devamında 1967’de gitarıyla Vokal Yankılar’da çaldı ve arkadaşlarıyla Adapazarı’nda dönemin sevilen yabancı parçalarını seslendirdi.

Ergüder Yoldaş’la tanıştı ve onun orkestrası Halikarnas 6/8 Folk Back and Soul’da gitardaki sıra dışı performansıyla dikkat çekti.

1969’da Rıza Silahlıpoda onu Ritm 68’e aldı. Bir süre Ritm 68’le sahne programlarına katılan ve kayıtlara giren sanatçı, bu oluşum dağılınca Ümit Aksu ile çalıştı ve plak kayıtlarında görev yaptı.

Kendi orkestrasını kurdu. Dönemin iddialı pop albümlerine gitarıyla katkıda bulunan Süelözgen, Seksenler’de Öztürk Serengil ile çalmaya gittiği Berlin’de yaşamayı seçti ve Berlin Türk Müziği Konservatuarı’nda eğitmenlik yaptı; birçok müzisyen yetiştirdi.

İki ülkede de müzik çalışmalarına devam ederek deneyimlerini gençlere aktarmayı başardı.

 

ENGİN TÜMER (GİTAR)

1960’da İstanbul Hasköy’de doğdu. 1974’te gitara başladı.

Lisede okulu bırakarak tamamen müziğe yöneldi.

Bir dönem sokaklarda çaldıktan sonra birçok grupta yer aldı.

Kısa sürede rock camiasında sağlam tekniğiyle dikkat çekti ve 1982’de Devil grubuna girdi.

Asım Can Gündüz’le Ambulans grubunda çaldı. Adalar Müzik Festivali’nde sahneye çıktı.

Devamında Whisky grubuna ikinci gitarist olarak katıldı.

Grupla Babaanne albümünün kayıtlarında gitarist olarak görev yaptı.

Bir konserlik olmak üzere Pentagram’a katıldı.

Objektif grubunun albüm kayıtlarına da destek veren Tümer, öğrenciler de yetiştirdi.

 

ENGİN YÖRÜKOĞLU (DAVUL)

7 Ocak 1945’de, subay babasının görevi nedeniyle ailesinin bulunduğu Maraş’ta doğmuş, çocukluğu Karagümrük’te, gençliği Kadıköy’de geçmişti. 1967’de Selçuk Alagöz Orkestrası’na katılmıştı. Kısa süre sonra da 12 Aralık 1967’de Cahit Berkay, Haluk Kunt, Murat Ses ve Aziz Azmet’le Moğollar’ı kurmuştu.

Bir araya gelmelerinin birinci nedeni yurtdışında şöhret olup bol para kazanmaktı. Gruba adını, Sultanahmet’te karşılaştıkları Hollandalı bir müzik yazarı-menajer koymuştu. Avrupa’da dikkat çekmek için Moğollar ismini almalarını, postlar ve kılıçlar kullanmalarını önermişti.

Moğollar ilk Anadolu turnesinde folk pop arayışlara yeni bir hava getirecek soundun temellerini atmış, türkü düzenlemelerinin yanında aynı tarzda besteler yazmaya da karar vermişti. Bu yeni türe bir ad gerekiyordu ve isim babalığını Moğollar üstlenmişti: ‘Anadolu Pop’…

Türkiye’de tanındıktan sonra sıra Avrupa’ya gelmişti. Paris’te az parayla uluslararası ünün peşine düşmüştü Yörükoğlu’yla arkadaşları. İstanbul’da hazırladıkları besteleri ‘Dances Et Rythmes de La Turquie ‘Dhier A’Aujourd’hui’ (Dünden Bugüne Türkiye’nin Dans ve Ritmleri), albümünde toplamışlardı.

Sonuç müthişti; daha önce Jimi Hendrix ile Pink Floyd’a verilmiş Academie Charles Cros Grand Prix du Disque ödülüne layık görülmüştü Moğollar. Haber Hürriyet’te tam sayfa verilmişti: ‘Moğollar davul ve zurna ile Akademi ödülünü kazandı’.

Müzikal açıdan her şey iyi güzeldi ama, ödül istedikleri patlamayı sağlayamayınca elemanlara Türkiye yolu gözükmüştü.

Engin Yörükoğlu ise grupla Türkiye’ye dönmeyip bir Fransız’la evlenmiş, aile geçindirmek amacıyla, müzik de dahil birçok işi denemişti.

Ancak Türkiye aşkı ağır basınca Barış Manço’yla Paris’ten dönüş yapmış ve Kurtalan Ekspres’in kurucu kadrosunda yer almıştı. Bu ekipteyken ‘Kurtalan Ekspres’ adlı bir besteye de imza atmıştı.

O dönemde Moğollar’ın Türkiye ayağını dağıtan Berkay, Kurtalan’dan ayrılmış Yörükoğlu’yla ikili olarak grubu Fransa’da yeniden kurmuştu. İkili, 70’lerin ikinci yarısında Moğollar ismini Fransa’da sürdürebilmek amacıyla çok çabalayacak, albümler çıkaracak, konserler verecekti.

Cahit Berkay kısa dönem vatani görevini yapmak için Türkiye’ye dönünce Engin Yörükoğlu gece kulüplerinde çalarak hayatını kazanmıştı. Ancak yurtdışında grubu ayakta tutmak kolay değildi ve Berkay’ın askerliğinin ardından ikili, gruba nokta koymayı, başka işlerle uğraşmayı kararlaştırmıştı.

Müzik camiasında herkesi tanıyan, her sektörden bir dolu arkadaşı olan Yörükoğlu’nun ticari yanı kuvvetliydi ve 1991’de Türkiye’ye dönüp Beyoğlu’nda Jazz Stop adlı lokal açarak alternatif müzik yapanlara sahne olanağı yaratmıştı.

Bu arada Cahit Berkay ve Taner Öngür’le de bağlantıyı kesmemiş, üçlü 1993’te yeniden bir araya gelip ikinci Moğollar dönemini başlatmıştı.

Yeni çizgi, taşlama geleneğiyle rock arasında bir yerde şekillenmişti. Sound açısından zaman zaman hard rocka kadar uzanan tavrı benimseyen Moğollar’da Engin Yörükoğlu’nun üstün ritm duygusu parçalara çok şey katmaktaydı.

Sivas’ta yakılan aydınlar için söyledikleri Issızlığın Ortasında, ‘Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık’ eylemini yürüten sivil toplum örgütlerinin hemen benimsediği ‘Bi’şey Yapmalı’ gibi sivri bestelerle Doksanlar’ın ikinci yarısında, etrafta olan bitene karşı tepkisini cesurca dile getiren Moğollar, en güçlü muhalefeti üreten grup haline gelmişti.

Moğollar’ın Dört Renk albümünde Güm Güm adlı bestesi bulunan Engin Yörükoğlu müzikle sınırlı kalmayıp filmlerde ve tiyatro oyunlarında da rol almış, kansere yakalanmasına karşın bagetleri elden bırakmamış; grubun upuzun konserlerinde, aynı heyecanla rockseverlerin karşısına çıkmayı, saatlerce davulun başında kalmayı başarmıştı Yörükoğlu. Son günlerini Bodrum Kızılağaç köyünde geçirmiş ve 23 Nisan 2010’da yaşamını yitirmişti.

 

ERAY ÖNELÇİN (PİYANO)

6 Aralık 1952’de doğdu. Küçük yaştan itibaren müzikle ilgilendi ve piyano çalmaya başladı. İzmir’de gruplarda çaldıktan sonra Watt 71’de yer aldı. Devamında solo çalışmalara yöneldi ve lokallerde piyanosuyla çalıştı ve geniş repertuvarıyla beğeni kazandı.

 

ERAY TURGAY (KONTRBAS)

İstanbul’da Devlet Konservatuarı’nda eğitim gördü ve genç yaşta sahnelerde görünmeye başladı. Somer Soyata ve Arkadaşları, Turhan Eteke Orkestrası, Zekai Apaydın Orkestrası, Yavuz Özışık Orkestrası’nda  kontrbas çaldı. Caz camiasının sevilen isimlerinden oldu. Cazcı dostlarıyla birçok özel projede yer aldı. TRT İstanbul Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’na girdi ve uzun yıllar bünyesinde müzik üretti.

 

ERCAN BİROL (GİTAR)

1956’da Bulgaristan’da doğdu ve orada gitar çalmayı öğrendi.

1977’de Türkiye’ye geldi ve Elmas Şato’yu kuran ekibin arasında yer aldı. Düğünlerde çaldılar. 1979’da bir süre Ersen-Dadaşlar’da yer aldı.

1980’de Exorcist Child grubunu kurdu. 1981’de Egzotik Band’e ikinci gitarist olarak katıldı. Döneminin önemli yerli rock grupları arasında gösterilen ekibin Mayıs 1983’de RA, Devil, Latin 2 ile verdiği ortak konser boyunca seyircilerin ‘Diskolara Ölüm’ sloganını atması müzik tarihine geçti.

Bir yıl sonra Devil’e geçti. Türkçe de rock yapılabildiğinin mücadelesinin verildiği dönemde olanakları zorlayıp bol konsere çıkan Devil, ısrarla Türkçe parçalar söylüyordu. Ercan Birol da vokallerden biriydi.

Grup, beş yıl boyunca 55 konser verdi ve 1987’de kendi adını koyduğu ilk albümünü yayınladı. Repertuar Türkçe parçalardan oluşmuştu.

Sololarıyla ünlenen Birol, bu işde para olmamasına karşın ekmek fırınında çalışarak, Beyazıt’ta deri eşya satarak inantla müziğe devam etti.

Doksanlı yıllarda kadroyu bir arada tutmakta zorlanan Devil, festivallere katılarak gündemde kalmayı denedi. 28 Ocak 2003’de Ercan Birol yaşamını yitirince Devil çalışmalarına ara verdi.

 

ERCAN IRMAK (NEY)

Kırk yıldan fazladır piyasaya çıkmış plak, kaset, albüm kapaklarında Ercan Irmak’ın (d. 1956-Eskişehir) adının bulunmadığı yapıt sayısı çok azdı.

‘Ney’in klasik Türk sanat müziği kulvarından popa, arebeske, new age’e taşınmasında büyük pay sahibi olmuş Ercan Irmak, albüm kayıtlarının yanında Devlet İstanbul Modern Folk Müzik Topluluğu bünyesinde de çalışmalarını sürdürmüştü.

1970’lerin başında Vedat Yıldırımbora ile Burhan Tonguç’un grubu Metronom’a girdi. Grubun kurucusu Vedat Yıldırımbora ondan kaval yerine ney üflemesini istemişti. Aka Gündüz Kutbay’ın da teşvikiyle neye geçti.

Ardından Orhan Gencebay, Doğan Canku,Sezen Aksu, Fahir Atakoğlu’nun arayışlarında yer almış Ercan Irmak, kasik müzikte temel saz olarak devamlı aynı sesi kullanmak yerine diğer türlere de ney’i fark ettirmeyi, parça içinde uygun noktayı bulup öne çıkarmayı tercih etmişti.

Solo albümler de yayınlamış Irmak’ı meraklı kulaklar dışında geniş kitleler Eurovision Şarkı Yarışması finalinde tanımış, sanatçı Türkiye’ye Dinle şarkısı ile üçüncülük getiren ekiple ülkeyi temsil etmişti.

 

ERCÜMENT ATEŞ (GİTAR)

1956’da doğdu. 1963’de Behzat Kutluba, Altan Eke ve yedi yaşındaki Ercüment Ateş, Beşiktaş Halkevi’nde folklor çalışmalarına katılıyordu. Aynı tarihlerde Altan’ın kardeşi Rıfat Eke ile Bülent Ortaç, Ender Akacan ‘Kabataş Erkek Lisesi Müzik Kolu’na üyeydi. O yıl Beşiktaş Halkevi kapanınca bu iki grup bir arada müzik yapmaya karar verdi. Behzat kaval, Ercüment darbuka, diğerleri bağlama çalıyordu.

Üyeler kısa sürede şöhrete kavuşmak, para kazanmak istiyordu. İlk iş olarak enstrümanlarını sahnede ayakta çalmaya başladılar. Ardından gitarlarını kelebek şeklinde yaptırdılar ve gitarların ismini, adlarının baş harflerinden oluşan ‘barebeyka’ koydular.

Bir ay sonra Beyaz Kelebekler ismi alındı.

Önceleri gazetelerin promosyon konserlerine çıkan grup zamanla gazino sahnesine sıçramıştı. Renkli, sempatik şovları küçük, büyük herkesin beğenisini topluyordu. Ercüment Ateş biraz daha büyüyünce grupta gitara geçmişti…

1973’de Aram Gülyüz’ün yönetmenliğinde kamera karşısına geçen elemanlar ‘Beyaz Kelebekler’ adlı filmde Engin Çağlar, Arzu Okay ve Münir Özkul’la rolleri paylaşmış, ardından Fikret Hakan, Muammer Karaca, İlhan Daner, Feri Cansel’le Büyük Şamata filminde oynamışlardı.

1975’de Hollanda’ya gitmişler ve bizim gazetelerin haberlerine göre Sen Gidince (beste: Ercüment Ateş) adlı parçayla bu ülkeyi adeta sallamışlardı. 45’lik Hollanda’da yirmi binden fazla satmış ve listelerde beşinci sıraya yükselmişti.

1979’da Ne Güzel Olmuşsun albümünü çıkaran Beyaz Kelebekler ‘Yaşa Sen de’ adlı parçayla Türkiye Eurovision elemelerine katılmış ama başarılı olamamıştı.

Mayıs 1980’de dağılma kararı alındı ve 16 yıllık müzik macerasından sonra Beyaz Kelebekler tarihe karıştı.

Ercüment Ateş, caza merak sardı ve Ali Perret ile caz teorisi üzerine çalıştı. Perret’in grubu Acid Trippin’e girdi ve 1998’de Midnite Rebels albümünü yayınladılar.

Ardından, makamsal Türk müziğini Batı müziği ritimleriyle değerlendirmek ve dünyaya tanıtabilmek amacıyla Hijazz adıyla caz müzisyenleriyle bir araya geldi. Klasik Türk müziği eserleriyle, Klasik Batı müziği eserlerini saflığını bozmadan, özenle yorumlayan topluluk 2003 tarihli bir konserin kayıtlarını iki CD’de değerlendirerek ‘Hijazz’ albümünü yayınladılar. Topluluk 2013’de de Hijazz 2 albümünü çıkardı ve konserlerle devam etti.

Bu arada profesyonel caz müzisyenlerinin Aycan Teztel yönetiminde kurduğu İstanbul Superband bünyesinde caz standartlarından popüler caza geniş repertuvar yaratabilmek amacıyla kalburüstü cazcılarla iş birliği yaptı. Önemli organizasyonlarda ve yerli festivallere gelen yabancı yıldızların arkasında çalan orkestra, 2008’de yerli müzik tarihinin ilk big band albümü İstanbul Superband Plays Ömer Göksel’i yayınladı.

Orkestranın ikinci albümü, gitarist Okan Ersan ile gerçekleştirdikleri A Reborn Journey (2011) oldu. İstanbul Superband, 18 kişilik ‘big band’ ve 7 kişilik ‘combo’ grup olmak üzere iki ayrı kadroyla çalışmalarına devam etti.

 

ERCÜMENT VURAL (TUŞLULAR)

1959’da Samsun’da doğdu. İlkokulda mandoline başladı. İlkokul 3’te gitara geçti. Sonra tuşluları öğrendi.

15 yaşında ilk grubunu kurdu. Lokallerde çaldı. Devamında Avusturya’ya yerleşti ve tiyatro oyunlarında çalmaya başladı. Dört yıl bu ülkede müzik yaptıktan sonra Türkiye’ye döndü. 1988’de ilk solo albümü Aşka Vaktimiz Yok’u yayınladı.

Lokomotif grubuna girdi; tuşluların yanında şarkı da söyledi.

Onno Tunç’la tanıştı ve albümlere prodüktörlük yaptı. Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye elemelerine katıldı ve iki kez ikinci oldu1988’de Grup Lokomotif’in vokalini üstlendi.

Doksanlar’da Murat Özyüksel ile grubu Işığın Yansıması’yla birlikte nitelikli işlere imza attı. 1995’te Rüyalar albümünü çıkardı.

Ülkenin en yetenekli müzik adamlarından olmasına karşın bir türlü istikrarlı oluşumlar kuramayan Ercüment Vural, çaldığı gruba 1997’de Pasaporte Latino adını verdi ve onlarla 2000’de Latin Türküler albümünü çıkarttı.

Türküleri, yerli popun hit parçalarını ve Vural bestelerini bir araya getirip 2000 yazında dünyada esen ‘Latin Fırtınası’nı kenarından köşesinden Türkiye’ye taşıyan ‘Pasaporte Latino’nun amacı, bize yakın ritmlerden ve melodilerden hareketle insanları eğlendirmekti.

Ercüment Vural, Pasaporte Latino’nun ardından 2003’de Çağdaş Oruç (saksafon), Emre Can (bas gitar), Güney Güvel (vurmalılar), Erhan Seçkin’le (davul) Jelatin isimli ikinci Latin grubunu kurdu.

Filmlere müzik yazdı. Caza merak sardı. 2004’te Önder Focan’la uzun süre ortak projeler üretti, albüm yaptı.

 

ERCÜMENT YENİDOĞAN (GİTAR)

1948’te Üsküp’te doğdu. Türkiye’ye gelince genç yaşta Siyah Gölgeler topluluğunda gitar çalmaya başladı. Sinemalarda filmden önce sahneye çıkıyor, okullarda konser veriyordu. Elemanlardan bir bölümü Erkin Koray’la çalmaya gidince grup dağıldı.

1968’te Yaşar Baykal, 1968’de Yurdaer Doğulu, aynı yıl Ritm 68 topluluklarında çalıştı. Daha sonra kendi adına orkestra kurdu.

 

ERDAL GÜLER (DAVUL)

Lokallerin aranan topluluklarından Erdal Güler Orkestrası’na 1970’de Altın Ses Yarışması’nda dikkat çeken Serpil Barlas vokal olarak katılmıştı. Barlas, Erdal Güler’le de yaşamını birleştirmişti. Erdal Güler Orkestrası bir süre İran ve Lübnan’da çalışırken, Serpil Barlas topluluğun önünde ‘Türk Kızı Yakut’ adıyla sahneye çıkmıştı. Daha önce Halikarnas Yedilisi’nde, Önder Bali, Orhan Şevki, Vasfi Uçaroğlu, Boğaziçi orkestralarında çalışmış Erdal Güler’in orkestrası kulüplerde yerli, yabancı birçok yıldıza eşlik ettikten sonra dağıldı.

 

ERDAL KIZILÇAY (BAS GİTAR)

1950’de İstanbul’da doğdu ve Kasımpaşa’da büyüdü. Babası ölünce yedi yaşında Yakacık Yetiştirme Yurdu’na verildi. Sekiz yaşında keman çalmaya başladı ve 1962’de konservatuara gönderildi. Burada keman, trombon, piyano, gitar öğrendi ve 14 yaşında profesyonel olarak orkestralara girdi. 1969’da Turhan Eteke Orkestrası’yla Avrupa’ya gitti ve Almanya, İsviçre, Norveç’te çalıştı. 1972’de Türkiye’ye dönünce İstanbul Gelişim Orkestrası’na katıldı. 1977’de yeniden Avrupa’da yaşamaya başladı ve 20 yıl kaldı. İsviçre’ye yerleşti; bas gtarist olarak orkestralarda yer alırken bir süre David Bowie ile dünya turnesine çıktı, albüm kayıtlarında yer aldı. Doksanlar’da Türkiye pazarında Kayahan’ın iki albümünde, MFÖ ile MVAB albümünde çalıştı. Diğer birçok önemli ismin de albümlerinde düzenlemeleri üstlendi. Kendi de, annesine adadığı Fahrünisa.. adlı solo albüm yayınladı. Dağhan Baydur ve Fuat Güner’le Beatles Alaturka Projesi’ne hayat verdi. Türkiye’de senfoni orkestralarıyla yapılacak popüler işlere birçok düzenleme yazan Kızılçay, Avrupa’daki çalışmalarını da sürdürdü.

 

ERDEM GÖYMEN (DAVUL)

1978’de doğdu. Davul çalmaya lisede başladı. Daha sonra Akademi İstanbul’da eğitim gördü.  Üniversite sırasında birçok grupta müzik yaptı. Davul dersleri verdi. Siya Siyabend, Bajar gibi gruplarda çaldı. Ünlülerin sahnesinde ve albüm kayıtlarında yer aldı.

 

ERDEM SÖKMEN (GİTAR)

Klasik gitar eğitimi almış müzisyenler stüdyo kayıtlarına pek sıcak bakmaz. 16 Ekim 1957 İstanbul doğumlu Erdem Sökmen onlardan değil.

Şu ana kadar, belgelenebildiği kadarıyla 1300’den fazla albümün kaydında akustik ve elektro gitar çalmış Sökmen. Tarkan’dan manken şarkıcılara, Fahir Atakoğlu’dan Demet Akaın’a kadar kimler yok ki listede.

Hikayesi şöyle: Raffi Arslanyan’dan ilk dersleri aldıktan sonra konservatuarda kompozisyon ve gitar eğitimi görüyor.

İstanbul Devlet Konservatuarı’nda klasik gitar bölümü açılmasına ön ayak oluyor ve burada öğrenci yetiştirmeye başlıyor.

Diğer yanda stüdyo müzisyeni olarak piyasaya giriyor. Çaldığı hangi türde olursa olsun, üstün tekniği ve yorumuyla parçaya imzasını atmayı beceriyor.

Konserler veriyor, düzenlemeler yazıyor. Gönlündekileri de, uzun süre Passiflora adlı gruptaki arkadaşlarıyla (Levent Altındağ, Eylem Pelit, Volkan Öktem, Serkan Özyılmaz ve Şenova Ülker) caz yaparak müzikseverlere aktarıyor.

 

ERDİNÇ ŞENOL (DAVUL)

1975’te Manisa’da doğdu. Orta öğrenimi sırasında Manisa’daki çeşitli gruplarda müzik yaptı. 1990–1991’de İzmir Yamaha Müzik Okulları’nda nota ve davul dersleri aldı. Caz camiasına girdi ve başta Acid Trippin olmak üzere birçok caz projesinde, festivallerde baget salladı.

ABD’ye gitti ve ‘jam sessionlar’a katıldı. 1996’da Yeni Türkü’ye katıldı ve grupta aralıklı olarak on yıl davulu üstlendi. Devamında birçok pop yıldızının albüm ve sahne çalışmalarında yer aldı. Vurmalılar üzerine özel dersler verdi.

 

ERDİNÇ ŞENYAYLAR (GİTAR)

22 Eylül 1965’te Adana’da dünyaya geldi. Şenyaylar ailesinde  müzik yapan birçok ünlü müzisyen vardı ve babası plak kayıtlarında çalıyordu. O da konservatuarda öğrenim görmek istedi ama olmadı.

15 yaşında Raffi Arslanyan’dan klasik gitar dersleri almaya başladı.

Askerden sonra gitarıyla stüdyo müzisyeni olarak piyasaya girdi ve uzun yıllar arabeskçilerin ve pop yıldızlarının albümlerinin kayıtlarında bulundu. Piyasanın özgün isimlerinden biri olarak sürekli işden işe koştu.

Nilüfer, Sezen Aksu gibi yıldızların uzun süre konserlerinde sahneye çıktı.

Ut, keman, bağlama da çalabilen Erdinç Şenyaylar çok hızlı ve hatasız tekniğiyle yerli pop müziğin 30 yılına damgasını vurdu ve bütün şarkılara kendi stilini katmayı başardı.

Erdinç Şenyaylar, festivallere gelen gitar ustalarıyla birlikte yaptığı çalışmalarla da dikkat çekti ve bizim piyasada kendine özgü bir teknik oturtmayı becerdi.

 

ERDOĞAN ÇAPLI (PİYANO)

1926 İstanbul doğumlu Erdoğan Çaplı, Ankara Devlet Konservatuarı’nda piyano ve keman eğitimi alırken yasak olmasına karşın caza merak sardı. Ardığndan, klasik müziğin yanında popüler müziklerle de ilgilendi.

Ankara Radyosu’nda yayınlanan ‘Daldan Dala’ programında Ünal Çaplı, Salvo Azuz, Ercan Kuntel, Özdemir Baturalp, Cengizhan’dan oluşan orkestrasıyla sevilen işler yaptı ve ardından 1957’den itibaren müzik yaşantısını ABD’de sürdürdü.

New York’ta ‘Türk Haber Bürosu Müzik Bölümü’nde çalışırken Embers adlı ünlü kulüpte de programlar ve külüpten canlı yayınlanan radyo programları yapmaya başladı.

ABD müzik piyasasındaki yeni adı ‘piyano paşa’ydı (pianopasha) ve hayli ünlenip üç uzunçalar yayınlama olanağı buldu.

Zamanla daha büyük lokallerde iş olanağı yakalayan Erdoğan Çaplı, Türkiye’yle bağlantısını kesmedi ve fırsat bulduğunda ülkeye dönüp burada da programlar hazırladı.

1977’de New York’ta yaşamını yitirdi.

 

ERDOĞAN DEMİR (DAVUL)

1950’de İstanbul’da doğdu. 1968’de kendi adını verdiği orkestrayı kurdu ve davul çaldı. Ardından Grup Senkop’a katıldı ve devamında orkestrasını yeniden hayata geçirdi.

 

ERDOĞAN DOĞU (BAS GİTAR)

1946’da Ankara’da doğdu. Roberto Lorano Orkestrası’nda profesyonel oldu. Kent Yedilisi, Ergun Özer, Erol Büyükburç, Yalçın Ateş Altılısı topluluklarında çalıştı.

 

ERDOĞAN ERDURAN (DAVUL)

1928’de İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta davul çalmayı öğrendi ve İlham Gencer’in topluluğuna katıldı. Gencer’le birçok konserde yer aldıktan sonra Celal İnce ile Ayten Alpman’ın radyo programlarında davulu üstlendi. Piyano da öğrendi. Uzun yıllar çeşitli topluluklar bünyesinde müzik yaptı.

 

ERDOĞAN ERGUN (TROMPET)

1932’de İstanbul’da doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun oldu. Çeşitli topluluklarda yer aldıktan sonra İsmet Sıral Orkestrası’nda profesyonel oldu. Yaşar Güvenir, İbrahim Solmaz, Faruk Akel, Yıldırım Gürses, Özdemir Erdoğan orkestralarında da çalıştı. Arabanın Atları/Akdeniz’de Bir Gezi  enstrümantal 45’liği de olan Ergun, albüm kayıtlarında çaldı ve cazcılarla çeşitli projelerde bulundu.

 

ERDOĞAN SOYALP (TUŞLULAR)

1932 doğumlu piyanist ve organist Erdoğan Soyalp sanat hayatına adına kurduğu orkestrada başladı.

Devamında piyasanın aranan isimlerinden biri haline geldi ve Necdet Koyutürk, Nihat Baysal, Metronom, Muhittin Paydaş ve Lordları’nda çalıştı.

Soyalp bir süre sonra orkestrasını yeniden toparladı ve lokal çalışmalarıyla yola devam etti.

‘Erdoğan Soyalp ve Lordlar Orkestrası’ ismiyle de sahneye çıkan topluluk, 90’ların ortasına kadar gazinolarda yıldızlara eşlik etti, plak kayıtlarında çaldı.

Orkestrada Nurhan Yirmibir (nefesliler), Bogos Özkök (bas gitar), Minas Akhançer (davul), İbrahim Şahin (vokal), Orhan Yurtsever (trompet, trombon), Zafer Oğuz, Pandeli Maşanoviç, Neşet Betimen, Gökmen Ahmet, Hayri Uğursal gibi isimler yer aldı.

Erdoğan Soyalp Temmuz 2020’de yaşamını yitirdi.

 

ERGİN ERİM (GİTAR, PİYANO)

Mart 1946’da Konya’da doğdu. 1969’da ağabeyinin topluluğu Ersin Erim Orkestrası’nda profesyonel oldu.

 

ERGİN YORULMAZ (BAS GİTAR)

1945’te Trabzon’da doğdu. Profesyonel müziğe 1964’te Federal Almanya’da Golden Horn Sextet topluluğunda başladı. Türkiye’ye döndükten sonra Kontraslar, Cahit Oben Orkestrası, Metin Çotal Orkestrası’nda yer aldı.

 

ERGUN EREMKARA  (TROMPET)

Konservatuar eğitiminin ardından profesyonel müzik piyasasına adım attı. Genelde cazcılarla çeşitli projelerde yer aldı ve TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda çalıştığı yıllarda da bu birliktelikleri sürdürdü. TRT’nin orkestrasında trompetin yanında zaman zaman bas gitar da çaldı. Aralık 2008’de yaşamını yitirdi.

 

ERGUN ÖZER (PİYANO, ORG)

1935 İstanbul doğumlu Ergun Özer, İstanbul Belediye Konservatuarı’nda keman ve piyano bölümlerinde öğrenim gördükten sonra genç yaşlarda Fehmi Ege Orkestrası’nda piyano çalmaya başladı.

Sırasıyla İlhan Feyman Orkestrası ile Şevket Uğurluel Orkestrası’nda çalıştıktan sonra adını verdiği topluluğu kurdu. Orkestranın ilk kadrosunda Ergun Özer (piyano), Rüştü Kurtuluş (gitar, vokal), Muhittin Paydaş (saksafon), Manuel Corrales (tumba), Halil Saçlı (trompet), Dimitri Covanidis (vokal), Samim Bükülmez (vokal) vardı.

Orkestrasındaki sürekli eleman değişikliğinden yorulan Ergun Özer, piyanosuyla tek başına sahneye çıkmaya karar vermişti. Özer, piyanosuyla, günün sevilen şarkılarından oluşan toplama albüm esprisinde kasetler de çıkarmıştı.

1970’de bir ara tekrar orkestrayı toplayan Özer, Efem/İçkim ve Ben, Ilgaz/Umutlu Bekleyiş 45’likleriyle listelerde gözükmüştü.

Ergun Özer, Behiç Günseli Orkestrası’nda da müzik yapmıştı.

 

ERGUN ŞENLENDİRİCİ (TROMPET)

Doğup büyüdüğü Bergama ve çevre yerlerde üstün trompet çalma tekniğiyle dikkat çeken, düğünden düğüne koşan, sonra İstanbul piyasası tarafından keşfedilen Ergun Şenlendirici, roman ezgilerinden türkülere, sanat müziğinden caz tınılarına kadar geniş yelpazedeki ustalığıyla kısa sürede birçok türdeki albümlerin vaz geçilmez isimlerinden oldu.

Uzun süre Avrupa’da yaşadıktan sonra 1988’de Türkiye’ye kesin dönüş yapan Okay Temiz, Magnetic Band adını verdiği, klarnet, trompet, kanun, darbuka, davul ve değişik vurmalılar gibi çalgıların kullanıldığı grubuna onu davet etti. Ergün Şenlendirici, Magnetic Band bünyesinde trompet çalarak Okay Temiz’le albüm kayıtlarında, Avrupa turnelerinde bulundu, festivallerde sahneye çıktı.

Bizim tını ve ritmleri, makam müziğini, caz ve Afrika müziği ile harmanlayarak sentez arayan Okay Temiz’e bu çabada en fazla destek verenlerdendi.

Batılı caz yıldızlarıyla da projelere katılan Şenlendirici Avrupa turnesi dönüşünde 1997’ye kalp krizinden yaşamını yitirdi.

 

ERGÜDER YOLDAŞ (PİYANO)

1939 İzmir doğumlu Ergüder Yoldaş, küçük yaşlarda mandolin ve mızıka çalarak müziğe başladı. Ardından akordeona geçti. İzmir İnönü Lisesi’nde okurken ailesinden habersiz aynı kentte konservatuara yazılmıştı.

Mezun olduktan sonra 1963’de profesyonel müziğe başlayarak arkadaşlarıyla önce Los Esperanza orkestrasını kurmuş, ardından adlarını Halikarnas Altılısı’na (Aslında beş üyeli grup) çevirmişti.

İzmirli Halikarnas Altılısı, İstanbul’da plak kayıtlarında solistlere de eşlik etmişti. 1 Temmuz 1965’de düzenlenen 3. Boğaziçi Müzik Festivali’nde vokal dalında Halikarnas 6’lısı en başarılı orkestra (Sabri Güvendik: saksafon, Mustafa Can: akordiyon, Tümay Sayar: davul-vokal, Ergüder Yoldaş: piyano, Ertan Durmaz: vokal-bas) seçilirken Sabri Güvendik alto saksafonda en başarılı müzisyen ödülünü kazanmıştı.

Orkestra isim değiştirerek 1969’da yeni sayfa açmış, adı Halikarnas 6/8 Folk Bach and Soul olmuştu. Orkestrada orgda Ergüder Yoldaş, basta Oğuz Katmandu, solo gitarda Engin Süelözgen, vokalde Turgut Oksay ile Nermin Candan, tenor saxta İrfan Çimen, davulda Varol Ucuptan yer almıştı. Bu ekip 45(likler yayınlamıştı.

1970’de orkestrayı dağıtan Ergüder Yoldaş bir süre Serpil (Barlas) ve Ertan Durmaz’la Halikarnas Üçlüsü adıyla Halk müziğimizi çağdaş normlarda değerlendirmeyi denemiş, 1970’lerde ise adını verdiği oda orkestrasıyla çalışmıştı.

Ülke dışında müzik araştırmalarını sürdüren Yoldaş, 1980’lerin başında eşi Nur Yoldaş’ın yorumladığı yapıtların toplandığı Sultan-ı Yegah ve Elde Var Hüzün albümleriyle büyük ün kazandı. Türk müziği makamlarını evrensel normlarda değerlendirme çabası dünya çapında ilgiyle karşılanmıştı.

Devamında Yoldaş, TRT Müzik Dairesi Başkanlığı tarafından kurulan ‘big band’ TRT İstanbul Radyosu Hafif Müzik ve Caz Orkestrası adı verilen ekibe katılmış ve aranjörlük yapmıştı.

Ancak, yerli müzik piyasasındaki yoz uygulamalar sonucu popüler müziğe küsen sanatçı, 1991’den başlayarak uzun süre Büyükada’da bir barakada yaşamış, ardından akrabalarının yanına dönmüş ve 25 Ocak 2016’da zatürreden yaşamını yitirmişti.

 

ERGÜN DİNÇ (BAS GİTAR)

Mayıs 1935’te İstanbul’da doğdu. 1959’da Müfit Kiper Orkestrası’nda bas çalarak profesyonel oldu. Ardından Kanat Gür, Vasfi Uçaroğlu, Orhan Şevki, Ertan Anapa, Güven Aydın, Önder Bali topluluklarında çalıştı. Bir ara, kendi adına orkestra kurarak sahnelerde yer aldı.

 

ERGÜVEN BAŞARAN (SAKSAFON)

Küçük yaşta müziğe merak sardı ve gitarı denedi. Askerlik görevinin ardından Tevfik Çelen ve Salih Durutaş’tan klarinet, Celal Bozsay’dan alto saksafon, Şerif Yüzbaşıoğlu’ndan armoni dersleri alarak amatör topluluklarda çaldı.

1961’de profesyonel oldu ve devamında Kadri Ünalan, Çetin İnöntepe, Selim Özer, Aydemir Mete, Mete Duruman, Ritm73 ve Süheyl Denizci orkestralarında çaldı.

1974’te Şehir Orkestrası’nın açtığı imtihana katıldı ve birinci oldu.

Sonra, şefliğini Ümit Aksu’nun yaptığı TRT Radyo ve Caz Orkestrası’na girdi.

1982 yılında Süheyl Denizci’nin kurduğu TRT İstanbul Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda görev almaya başladı ve 2002’de ayrıldı.

1980-99 arası İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’na misafir sanatçı  olan Başaran, Türkiye’de ilk defa dört müzisyeni bir araya getirerek İstanbul Saksafon 4’lüsünü kurdu.

Başarılı kariyeri 23. İstanbul Caz Festivali’nde Yaşam Boyu Başarı Ödülü’yle süslendi.

İstanbul Caz Festivali kapsamında çeşitli etkinliklerde İstanbul Saksafon 4’lüsü ve son projesi Swing UNLTD ile sahne aldı.

Başaran caz camiasındaki ağırlığının yanında, stüdyo müzisyenliği de yaparak pop müzik yıldızlarının albümlerinde yer aldı, sahne programlarında çaldı.

 

ERHAN AKHAN (VURMALILAR)

Ekim 1979’da Sabih Cangil (gitar), Karaca Somer (vokal), Altan Üze (bas gitar), Levent Gülsün (tuşlular), Faruk Kurtulmuş’la (gitar) Dizayn grubunu kurdu. Sonra RA ismini aldılar.

Cover yerine beste çalan grup, tam işleri yoluna koymuştu ki, elemanların yurt dışına gitmesiyle kadroda değişiklikler yaşandı.

Yurtdışı macerasından sonra Akhan, Ercüment Vural’ın kurduğu Pasaporte Latino grubuna girdi. Grubun amacı, bize yakın ritmlerden ve melodilerden hareketle insanları eğlendirmekti.

Erhan Akhan, 2004’de Faruk Kurtulmuş (vokal, gitar), Erhan Akhan (davul), Levent Candaş’la (bas gitar) İstanbul’da bu kez Felek grubunu hayata geçirdi. İsimlerinin baş harflerini yan yana getiren ve sonuna da ‘ek’i ekleyerek Felek’i oluşturan ekip, Eylül 2006’da ‘2L’ rock blues albümünü yayınladı.

Daha sonra Sibel Tüzün, Sertab Erener, Tarkan, Teoman, Nil Karaibranimgil gibi isimlerle sahnede ve albüm kayıtlarında çalışan Akhan, Fenomer ve İstanbul Superband gruplarında da yer aldı.

Aydın Karabulut’la kurduğu İstanbul Drum Circle’da öğrenciler yetiştirdi ve Gezi Olayları sırasında yazdığı Chapul Song’la sosyal medyada büyük övgü aldı. Akhan 2014’te solo albümü Sonunda’yı yayınladı.

 

ERHAN SEÇKİN (VURMALILAR)

1977’de Ankara’da doğdu. Küçük yaşta piyanoya başladı. 1988’de Ankara Devlet Konservatuarı’nda vurmalı çalgılar bölümüne girdi. Okul sıralarında Volkan Öktem’le çalıştı.

1998’de İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin sınavını kazandı ve kurumda görev üstlendi. İDOB Orkestrası’nda grup şef yardımcılığı ve orkestra müdür yardımcılığı yaptı.

Operanın yanında pop yıldızlarının sahnesinde ve albüm kayıtlarında yer aldı, festivallere (Bodrum Caz, Ankara Uluslararası Müzik, Berlin Jazz, İzmir Caz Günleri, Suriye Lazkiye, Afyon Uluslararası Caz, Uluslararası İstanbul Caz) katıldı.

Caz projelerinde bulundu. Besteler yazdı.

 

ERKAN GÜRSAL (PİYANO)

Heybeliada Deniz Lisesi’nde askeri öğrenciyken müziğe başladı; piyano çalıyordu. Birkaç arkadaş birleşip özel günlerde rumba, bolero, tango, ça-ça, mambolardan oluşan repertuvar sergiliyorlardı. Sonra rock’n roll ile ilgilendiler.

13 Mart 1957 tarihinde grup kurdular. Türkiye’nin ilk rock’n roll grubu olarak tarihe geçen ekip, ülkede rock müziğini başlatanlar diye de isimlendirildi. Bir başka yenilik, ilk kez Türkiye’de dört sesli vokalin bir arada sahne almasıydı. ABD’de rock’n roll daha yeni tanınırken genç denizciler bu taze akımın örneklerini çalıp söylemeye başlamıştı bile. Adlarını Somer Soyata Vokal grubu koymuşlardı.

Somer Soyata takma isimdi. Üyeler askeri okul öğrencisi olduğundan bu ismi almışlardı. Grubun şefi Erkan Gürsal, ilginç olsun diye Somer adını bulmuş, soyadı olarak kız arkadaşının soyadı Atasoy’u deforme edip Soyata’yı üretmişti.

Erkan Gürsal piyanoda, Erkut Taçkın, Güngör Yücel, Özden Ulugül, Ersin Yüce vokallerde, Durul Gence davuldaydı. Elektrikli gitar bulunamaması nedeniyle piyanoyla işi götürüyorlardı.

Lisedeki konserlerin ardından İstanbul okullarına da gitmeye başlamışlardı. Erkan Gürsal yurtdışından elektrikli gitar getirince grup bluesun yanında rock parçaları da icra edecek duruma gelmişti.

Afişlerde adları ‘Deniz Harp Okulu Orkestrası Vokal Grubu Somer Soyata ve Arkadaşları’ şeklinde yer almaya başlamış, böylelikle yasak kalkmıştı.

Bazı geceler müsaade edildiği ölçüde beş ayrı yerde çalıp iyi de para kazanan grup, ayrıca her cumartesi İstanbul Radyosu’nda 20 dakikalık program yapıyordu. Bu programlar altı ay sürmüştü.

1961 sonunda elemanlardan bir bölümü Deniz Kuvvetleri’nde kalıp çeşitli birliklere tayin olunca, diğer bölüm de ordudan ayrılınca grup dağıldı.

Erkan Gürsal, ordudaki görevini sürdürürken müzikten kopmadı ve bireysel olarak çalışmalarını sürdürdü; Harp Filosu Marşı’nı yazdı. Somer Soyata’nın üyeleri 2003’de ‘Beş Eski Denizci’ esprisiyle bir araya gelip konser verdi.

 

ERKAN OĞUR (PERDESİZ GİTAR)

1954 yılında Ankara’da doğmuş, çocukluğunu Elazığ’da geçirmişti. İlk sazı cümbüş ve bağlamaydı. Lise çağlarında Elazığ’dan ayrıldı ve 20 yaşından sonra gitara başladı.

Erkan Oğur adı ilk kez Mazhar Fuat Özkan’ın 1984 tarihli Ele Güne Karşı Yapayalnız albümünde dikkatleri çekmişti. Güllerin İçinden ile Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da parçalarında ilginç bir gitar tınısıyla tanışmıştı müzikseverler onunla.

Oğur’un çaldığı perdesiz gitardı. O günden sonra nitelikli albüm kayıtlarında yer aldı, Bülent Ortaçgil’le çaldı, tabii hep yanında perdesiz gitarı vardı.

Yükseköğrenimini sürdürdüğü Almanya’da Türk müziği seslerine olan gereksinimini klasik gitarla karşılayamayınca 1976’da gitarının perdelerini sökmüştü. Ortaya çıkan çalgı, perdesiz gitardı…

1980 yılında Türkiye’ye dönünce Türk Müziği Devlet Konservatuarı’na girmiş, burada saz yapım dersleri de almıştı. Daha iyi bir perdesiz gitar yapmış ve sırasıyla diğer gitarlarının da perdelerini çıkartmıştı.

Çalışmalarında zengin müzikal yapı arayan Zülfü Livaneli, Sezen Aksu gibi sanatçılarla aynı stüdyoyu ve sahneyi paylaşmış, Elazığ yöresinden Neden Geldim İstanbul’a türküsünü derleyerek adını iyiden iyiye duyurmuştu.

O günden sonda sürekli arayışlara giren, caz dahil birçok adrese uğrayan, filmlere müzik yazan Erkan Oğur, ürettiklerini albümler yoluyla, sık aralıklarla müzikseverlerle paylaştı.

 

ERKİN BAYRAM (GİTAR)

982’de Çorlu’da doğdu. İlkokulda klavyeyi öğrendi ve ardından gitar çalmaya başladı. İki grupta yer aldıktan sonra Grup Pi’de müzik yaşamını sürdürdü ve topluluğun bestelerini yazdı.

 

EROL BİLEM (BAS GİTAR)

1942’de İzmir’de doğdu. Haydarpaşa Lisesi’ndeyken babasının aldığı gitarla müziğe başladı. Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi’nde okurken aynı okuldaki Gökçen Kaynatan’la tanıştı.

1962’de Erdoğan Aktuğ (davul), Erol Bilem (gitar), Mesut Aytunca’yla (bas gitar) ‘Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları’ grubunu kurdular. Kaynatan rock’n roll, twist gibi moda akımların peşinden gitmek yerine doğaçlamanın, deneyin peşindeydi. Beat müziğini de izliyordu ama, elektroniğe meraklıydı. Grup her yerde sahneye çıkmıyordu. Enstrümantal parçalar çalsalar da konserler tıklım tıklım geçiyor, sandalyeler kırılıyor, gençler coştukça coşuyordu. Kaynatan’ın ürettiği teyp, amplifikatör gibi malzemelerin yardımıyla ilginç sesler, efektler duyuluyordu sahnede.

Mesut Aytunca ile Erol Bilem bir süre sonra ayrıldılar ve soyadı sonradan Erenus olacak Bilgesu Duru’ya radyo programlarında eşlik ettiler. Bir sınavın ardından radyoda program yapma hakkını Duru kazanmıştı ve Duru’nun adıyla radyoda çalabiliyorlardı.

İngiliz Shadows grubuna öykünen topluluk, sahnede çeşitli ışık oyunlarıyla siluetlerini de gösteriyordu. 1965’de Siluetler adını almışlar ve birkaç yıl sonra ortaya çıkacak Anadolu popla, bir önceki dönem Beat grupları arasında köprü olmuşlardı.

Özensiz şarkı sözlerinin müziği zedelediği gerekçesiyle parçaların büyük bölümünü enstrümantal icra etmeleri Siluetler’in en belirgin özelliğiydi.

Mesut Aytunca (gitar), Muzaffer Güler (vokal), Erol Bilem (gitar), Koray Yılmaz (davul), Berç Kürkçü (bas gitar) 1965’de Robert Kolej’in son kez düzenlediği 3. Boğaziçi Festivali’nde folk düzenlemesi dalında Üsküdar parçasıyla üçüncülük kazanmıştı.

Sıra, aynı yıl Hürriyet’in ilk kez gerçekleştireceği Altın Mikrofon yarışmasına gelmişti. Mesut Aytunca (solo gitar), Erol Bilem (bas gitar), Ataç Oral (ritm gitar), Feyzi Tarıman (ritm gitar), Aybars (vokal), Koral Yılmaz’lı (davul) kadroyla Siluetler, Kaşık Havası’nın düzenlemesiyle finale yükselmiş ve halk oyuyla üçüncü seçilmişti. Yarışma şartnamesi gereğince Kaşık Havası 45’lik halinde çıkarılırken arka yüze Sis şarkısı koyulmuştu.

Siluetler 1965’in sonbaharında Sadık Bütünley (vokal), Sabi Halevi (vokal), Mesut Aytunca (gitar), Erol Bilem (bas gitar), Göktuğ Vensurel (gitar), Koral Yılmaz’lı (davul) kadroyla, Batı’daki ‘folku modernleştirme akımı’nın uzantısı olarak türkülere ve anonim parçalara yönelmişti. Öykünme müzikle sınırlı kalmamış, kitch elbiselerle, uzun saçlarla, çeşitli aksesuarlarla da onlara benzemişlerdi.

1966’daki Altın Mikrofon Yarışması’na Siluetler grubu Mesut Aytunca, Erol Bilem (bas gitar), Rasim Ulusman (ritm gitar, vokal), Metin Alatlı (org), Mehmet Dirisu (ritm gitar), Aydın Daruga’dan (davul) oluşan ekiple katılmış ve hoş swinge dönüşmüş halay ‘Lorke Lorke’yle birinciliği kazanmıştı. Bu şarkı, B yüzü’ne ‘Dede Efendi 66’ koyularak 45’lik halinde yayınlanmıştı…

Aktif müziği bırakıp gazeteciliğe başlayan Bilem, Günaydın, Hürriyet, Tan, Sabah, Tercüman, Türkiye gazetelerinde çalışmış, sinema yazıları yazmış, uzun yıllar önce SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) üyesi olmuştu. Erol Bilem 2021’de yaşamını yitirdi.

 

EROL DUYGULU  (SAKSAFON)

Ünlü bestekar ve udi Zeki Duygulu’nun oğlu olan Erol Duygulu 1940’ta dünyaya geldi. Aile ortamında müziğe ilgi duydu ve genç yaşta saksafon ile flüt çalmaya başladı.

Başta Üstün Poyraz Set, Güven Aydın Dans ve Show Orkestrası olmak üzere birçok toplulukta yer aldı.

1970’lerin başında kendi adını verdiği orkestrayı kurdu ve dönemin değerli müzisyenlerini bir araya getirerek sahnelerde yıldızların arkasında kaliteli müzik üretti.

Orkestranın 1976 kadrosu Aycan Teztel (trombon), Tayfun Balarısı (trombon), Erol Duygulu (saksafon), Emin Fındıkoğlu (kornet), Berç Yeremyan (gitar), Engin Erge (trompet), Melik Yirmibir (bas gitar), Nur Yeremyan (vurmalılar), Cezmi Başeğmez(davul), Turhan Yükseler’den org, piyano) oluşuyordu.

Ardından, TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nın ilk elemanlarından oldu. Eurovision Türkiye orkestralarında ve festivaller büyük orkestralarına davet edildi. Uzun yıllar sahne çalışmalarının yanında aralarında Benimle Oynar mısın? (B. Ortaçgil), Sonsuza Dek (Doğan Canku) gibi yapıtların da bulunduğu albüm kayıtlarında bulundu.

 

EROL ERGİNER (SAKSAFON)

1932 doğumlu Erol Erginer 12 yaşında müziğe başlamıştı. Askeri okulda öğrenim gördükten sonra ordunun çeşitli kademelerinde bando şefliği yapan Erginer, yüzbaşıyken istifa edip popüler müzik alemine adım atmıştı.

Şevket Uğurluer, Vasfi Uçaroğlu, Müfit Kiper, Orhan Sezener gibi birçok orkestrada çalmış ve Balkan Festivali’nde yarışacak ‘Milli Orkestra’ya saksafoncu olarak seçilmişti.

O dönemde kartvizitine ‘milli saksafoncu’ yazılmıştı.

Ardından, Kanat Gür Orkestrası’na girmiş ve İsveç’te de birlikte çalıştığı bu toplulukta tenor saksafon ile flütü üstlenmişti.

Devamında kendi orkestrasını kurarak birçok sanatçıya eşlik etmiş, 1970’te ise Turhan Eteke Orkestrası’na katılmış ve ayrıldıktan sonra topluluğunu yeniden kurup ülke dışında programlar yapmıştı.

 

EROL PEKCAN (DAVUL)

1933’te İstanbul’da doğmuş, genç yaşta Amerika’nın Sesi Radyosu’nu dinleyerek caza merak duymuş, bir yabancı orkestrada davul çalarak profesyonel müziğe adım atmış Erol Pekcan müthiş azmi ve disipliniyle kısa sürede yerli cazın temel isimlerinden biri olmuştu.

1954’te Erdoğan Çaplı’nın Ankara Radyosu’nda program yapan orkestrasına giren Pekcan, 1957’de Selçuk Sun (kontrbas) ve Melih Gürel’le (korno) Erol Pekcan Caz Üçlüsü adıyla ilk orkestrasını kurmuştu. Ankara’daki lokallerde, sinemalarda konsere çıkan üçlü Angelo Rota (trompet) ile Atilla Garal’ın (piyano) katılımıyla beşliye dönüşüp çalmıştı. Attila Özdemiroğlu da 1961-1965 arası bu grupta çalışmıştı.

Pop yıldızı olacak Füsun Önal ise ilk kez 1960’ların ortalarında Erol Pekcan Orkestrası’nda söylemeye başlamış ve Önal’ın vokaliyle doldurulmuş EP plak (You Don’t Have To Say You Love Me- Right Now/My World Is Empty Without You- Any Body But Me) 1967’de yayınlanmıştı.

1970’de Evlerinin Önü Zeytin Ağacı/Mevlâna 45’liğini Erol Pekcan 5 adıyla, vokalde Tarık Öcal’ın katılımıyla çıkaran orkestra, bir yıl sonra Kabağı da Boynuma Takarım/ Nihavent Longa 45’liğini piyasaya sürmüştü.

Ardından Erol Pekcan, Tuna Ötenel (piyano, saksafon), Kudret Öztoprak (bas gitar), K. Moss (flüt, klarnet, saksafon), Şansın Ölmeztürk’lü (trombon, tumba) ‘Erol Pekcan 5’e vokalist olarak o dönem Ankara’da vatani görevini yapan Fatih Erkoç katılmış ve 1976’da Gel Sevgilim/Allı Turnam (Özer Ünal saksafonda) plak yapılmıştı.

1978’de Pekcan, Ötenel, Öztoprak üçlüsü ‘Türk cazı’nı ileriye taşıyacak ‘Jazz Semai’  albümünü çıkarmıştı.

1988’e dek radyoda ve televizyonda caz programları hazırlayan, sanatçıların albümlerinde çalan Pekcan 11 Ocak 1994’te yaşamını yitirmişti.

Erol Pekcan kurduğu orkestralarla, televizyon ve radyo programlarıyla, yerli-yabancı müzisyenlerle yaptığı ortak çalışmalarla Türkiye’de cazın yayılması için uzun yıllar durmadan çaba harcamıştı.

 

EROL SIDAL (TROMPET)

1 Temmuz 1930’da Zonguldak’ta doğdu. Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun oldu.

Orduda devam etmedi ve 1956’da profesyonel müziğe Kemal Güleşoğlu Orkestrası’nda trompet çalarak adım attı.

Radyoda dans müziği yaptılar. Sonra Fehmi Ege Orkestrası’na geçti.

Dönemin gözde toplulukları İbrahim Özgür ve Vasfi Uçaroğlu ile de çalışan, filmlere müzik hazırlayan ve trompetin yanında akordeonla da sahnelerde yer alan Erol Sıdal 1970’de kendi adını taşıyan orkestrayı kurdu.

Deneyimli isimlerin bir araya geldiği orkestra kalitesi ve geniş repertuvarıyla kısa sürede büyük sükse yaptı.

Sahnenin yanında plak kayıtlarına da katılan Sıdal’ın topluluğu dönemin en çok iş bulan orkestralarındandı.

Gazinolarda yıldızlara eşlik eden orkestrada Sıdal’dan başka Fevzi Mumkale (bas gitar), Yavuz Savaş (tenor saks), Yılmaz Karadeniz (gitar), Çetin Çalışır (davul), Salih Günay (saksafon) çalıyordu.

 

ERSİN ERİM (BAS GİTAR, DAVUL)

Aralık 1943’de Kastamonu’da doğdu. 1959’da m-kendi adına orkestra kurdu ve sahnelerde çalışmaya başladı. Malia adında plağı vardır.

 

 ERTUĞRUL ÖZKAN (GİTAR)

Aralık 1942’de Ankara’da doğdu. İstanbul’da konservatuarda eğitim gördü.1958’de Erkin Koray’ya çalmaya başladı. Sonra Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları, Ertan Anapa Orkestrası’na katıldı. Dört Aslan grubunda da yer aldı.

 

ESER TAŞKIRAN (TUŞLULAR)

1 Haziran 1973’te İstanbul’da doğan Taşkıran dört yaşında ‘İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Piyano Bölümü’ne girdi. 13 yaşında Altın Çocuklar Yasası’ ile devlet bursu kazandı.

Ortaokul üçüncü sınıf öğrencisi iken ablası Meltem Taşkıran’la ilk grupları Gökkuşağı’nı kurdu. Grup Gökkuşağı ile 1987-1989 arası müzik yarışmalarından ödüller çıkarttı.

1990 yılında yine Gökkuşağı ile Polonya’nın Sopot International Music Festival’da ülkemizi temsil ettiler ve birincilik kazandılar.

Doksanlar’ın başında Kurtalan Ekspres’e katılan Taşkıran, uzun süre grupta tuşluları üstlendi.

1996 yılında arkadaşlarıyla kurduğu Egoist grubuyla da çalışmaları sürdüren Taşkıran, Barış Manço’nun best of albümü Mançoloji’nin tüm düzenlemelerini yazdı.

Daha sonra birçok albümün prodüksiyonunu üstlenen, filmlere ve TV dizilerine müzik hazırlayan, orkestralar yöneten, öğrenci yetiştiren Taşkıran, Whisky grubunda da çaldı.

 

ETHEM ATINÇ (BAS GİTAR)

12 Mayıs 1948’de Ankara’da doğdu. Liseyi bitirince Antik Set’e girdi ve bas gitar çalmaya başladı. Bu toplulukta devam etti. Daha sonra Türkiye’nin sayılı piyano ithalatçılarından biri oldu.

 

EYLEM PELİT (BAS GİTAR)

1971’de Ankara’ da doğdu. İlkokuldan sonra İ.T.Ü. Devlet Konservatuarı Viola Bölümü’nde eğitim gördü.

1988’de bas gitara geçti; Ali Perret’ten caz armoni ve teorisi dersleri aldı. Devamında caz camiasında tanındı ve birçok projede çaldı; festivallere katıldı, lokallerde sahne çalışmaları yaptı.

John Scofield, Claudio Roditi, Fatih Erkoç, Aşkın Arsunan, Okay Temiz, Elvan Aracı, Önder Focan, Mark Harris, Karl Potter, Jack Tama, Russel Melon, Aydın Esen, Kerem Görsev, Fahir Atakoğlu, Stephane Belmondo, Larry, Coryell Muvaffak Falay, Mısırlı Ahmet, Diana Reevese, De De Bridgewater, Rex Richardson, Robby Ameen, Bob Francescini, Amik Guerra, Ernie Watts, Dave Weckl, Yıldız İbrahimova gibi sanatçılarla, konser ve jam-sessionlar da yer aldı.

1997’de Dublin’de düzenlenen 42. Eurovision Şarkı Yarışması’nda Grup Etnik’le Türkiye’yi temsil etti ve Dinle adlı besteyle ülkeye üçüncülükle döndüler.

Emir Ersoy’un Cuban Portrait, Sarp Maden’in Bence, Cem Nasuhoglu’nun Yolculuk, Ayhan Sicimoglu’nun Friends&Family, Aşkın Arsunan’ın One Day, Şenay Lambaoğlu’nun İçimde Aşk Var’, Eren Coşkuner’in The Long Way, Yahya Dai’nin Ümit Var Mavi, Hakan Kurşun’un Kütle gibi birçok caz albümünün kayıtlarında, Kayahan, Ajda Pekkan, Nilüfer, Sezen Aksu, Nükhet Duru, İzel, Yaşar, Mustafa Sandal, Işın Karaca, Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Modern Folk Üçlüsü, Nazan Öncel, Funda Arar, Volkan Konak gibi isimlerin stüdyo kayıt ve sahne çalışmalarında çaldı.

2015’te Fosforlu Cevriye müzikalini yazdi. Grup Habbecik, Authentic Anatolian Project, Passiflora, İstanbul Superband, Kültür Bakanlığı Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu’nda çaldı. Öğrenciler yetiştirdi.

 

EYLÜL BİÇER (GİTAR)

1987’de İstanbul’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi’nde okurken müziğe başladı. 2006’da girdiği Yıldız Teknik Üniversitesi Müzik Toplulukları Programı’ndan “Yüksek Onur Öğrencisi” derecesiyle mezun oldu.

Bahçeşehir Üniversitesi Ses Teknolojileri Anabilim Dalı Caz Yüksek Lisans programını “Çalgı Grupları Arasında Projeksiyon” teziyle tamamladı.
Okul yıllarında Mümtaz Solmaz, Şevket Akıncı, Önder Focan, Kalle Kalima ve Dave Allen gibi gitaristlerle çalıştı.

Kurduğu ve dahil olduğu gruplarla İstanbul Caz Festivali, İstanbul Müzik Festivali, Akbank Caz Festivali, EUROPAFEST Bükreş, Berlin Fusion Festivali, Berlin MyFest, Juu Jaab Estonia gibi organizasyonlarda yer aldı.

Gitarist olarak caz ve pop albümlerinin kayıtlarında çaldı, düzenlemeler yazdı.

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Caz Bölümü’nde 2017’de gitar dersleri vermeye başladı.

Eylül Biçer, bestelerinden oluşan ilk solo albümü Byblos’u (10 parçalık) Kasım 2020’de yayınladı.

 

FAHİR ATAKOĞLU (PİYANO)

Cemal Reşit Rey’in öğrencisi; 1963 doğumlu. Adını kimsenin bilmediği günlerde bestelediği reklam müzikleri Seksenler’in ortasında kulaklara yerleşmiş bile. Hiçbir müzik, reklamlar kadar geniş kitlelere ulaşamıyor, etkileyemiyor; bol para getirmiyor. Onun için reklamlardan kazandıklarıyla yaşamını sürdürüp mesaisinin büyük bölümünü belgesel müziklerine ayırmayı hedefliyor.

Mehmet Ali Birand’dan bir yakın tarih belgeselinin müziği için teklif alıyor ve TRT’de ekranlara gelen 1990 tarihli Demirkırat’la dikkatleri çekiyor. 1991’de sıcağı sıcağına Demirkırat’ın müziklerini kasette topluyor.

Sonra Yeşilada Kıbrıs, Sarı Zeybek, 12 Mart belgeselleri derken Fahir Atakoğlu ismi duyulmaya başlıyor. Enstrümental müziğin Türkiye piyasasındaki sınırlı yerini çok iyi bilmesine karşın, kendi adını verdiği albümü 1994’te kaset ve CD formatında yayınlama cesaretini gösteriyor.

Asansör müziğinden ‘new age’e kadar birçok etiket koyulan müziğine bir ad yakıştırmak istemiyor. Can Dündar ise, Atakoğlu’nun notalarla Türkiye’nin tarihini yazdığı notunu düşüyor albümün kapağına.

Bir dönem İstanbul Gelişim Orkestrası’nda çaldığı, Mazhar Fuat Özkan’ın 1990 albümü Geldiler’de önemli işler üstlendiği, 1988 tarihli Arkadaşım Şeytan (yön: Atıf Yılmaz) ile Sinan Çetin’in Berlin in Berlin’inin (1993) müziklerine katkıda bulunduğu gibi bilgiler de gündeme geliyor zamanla.

Atakoğlu imzalı solo albümler birbiri ardına yayınlanırken üzerine yapışan ‘belgesel müzikçisi’ etiketi Sezen Aksu, Nilüfer, Sertab Erener gibi pop müziğin krem dö la kremleriyle gerçekleştirdiği ortak çalışmalarla bir nebze olsun unutulurken asıl sükseyi film müziklerine terfi ederek yapıyor. Zaten, uzun süredir Atakoğlu bestelerinin görsel yanının güçlü olduğunu yazıyor eleştirmenler …

Yıl 2000; Serdar Akar, ‘Hayat fena halde futbola benzer’ diyerek Dar Alanda Kısa Paslaşmalar’ı çekiyor ve müzikler Fahir Atakoğlu’na emanet ediliyor. Ortaya çıkan malzeme, albüm yapacak kadar zengin bulunuyor ve yapıt iyi satıyor.

Sıra, 2006 yapımı İlk Aşk (yön: Nihat Durak) ile müzik albümü de yayınlanan Beyza’nın Kadınları’na (yön: Mustafa Altıoklar) geliyor.

2010’da ise Ata Demirer’le çalışmaya başlıyor. Art arda Eyyvah Eyvahlar ile Berlin Kaplanı’na müzikler hazırlıyor. Atakoğlu’nun popüler işleri de kolaylıkla kıvırabildiği, sektörde çıtayı yükseğe koyduğu konuşuluyor bu kez de.

2015’te A. Taner Elhan’ın romantik filmi Aşk Sana Benzer’in kadrosunda neden bulunduğuyla ilgili olumsuz eleştiriler alıyor ve ardından Olanlar Oldu’yla yine Ata Demirer’in ekibine dönüyor.

Devamında, beş buçuk milyon kişinin izlediği Ayla (2017) ve Kıvanç Tatlıtuğ’lu Hadi Be Oğlum’la (2018) gişesi bol filmlerin vaz geçilmezlerinden biri artık Atakoğlu.

Küçük konser salonlarından Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’na, oradan ülkenin gözde festivallerine, organizasyonlarına sıçrayan, şimdi de beyazperdede devam eden son derece parlak bir kariyer bu; medyada hiç gözükmeden, ondan bundan sıfır destekle.

Atakoğlu’nun yeni adımı ise Can Ulkay’ın yönettiği, sezonun iddialılarından Turkish’i Dondurma. Bununla da bitmiyor; Naim Süleymanoğlu’nun filmi Türk Herkül’ün müzikleri geliyor.

 

FARUK AKEL (SAKSAFON)

1926’da İstanbul’da doğan Faruk Akel, lise çağlarında okul orkestrasında saksafon çalarak sahneye çıkmıştı. 1951’de bir süre 14 kişilik büyük caz orkestrasında yer aldıktan sonra kendi topluluğunu kurmuştu.

Orkestra hem sahne çalışmalarıyla, hem radyodaki Caz Saati programında piyanoda Bülent Önal, trompette Mişon Tıkıryan, davulda Zeki Akartürk, vurmalılar ve alto saksta Faruk Akel, vokalde Rafael De Luna’lı kadroyla kitlelerin hayranlığını kazanmıştı.

Bir ara başka orkestralarda da çalışan çıkan Faruk Akel, başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde beş yıl müzik yapıp ülkeye dönmüştü.

Bütün nefesli enstrümanları ustalıkla çalan Akel ve topluluğu, 1963’te Boğaziçi Müzik Festivali’nde en iyi orkestra ödülünü de kazanmıştı.

O dönem Beatles şarkılarını en iyi icra eden ekip diye de ünlenen Faruk Akel Show Orkestrası uzun yıllar sahnelerde kaldıktan sonra Akel solo çalışmalarla müzik yaşamına devam etmişti.

 

FARUK EKEN (GİTAR)

Temmuz 1949’da İstanbul’da doğdu. Profesyonel müziğe 1966’da Meçhuller Orkestrası’nda gitar çalarak başladı. Ardından şarkı söyleyerek de sahnelerde yer aldı, kulüplerde şovlar yaptı.

 

FATİH DURU (BAS GİTAR)

Aslen Nevşehirli olan Fatih Duru 1951’de Edirne’de dünyaya geldi.

Babasının görevi nedeniyle bulunduğu Bilecik’te ilkokul dördüncü sınıfta mandolin çalmaya başladı.

Balıkesir’de okul orkestrası kurarak sahneyle tanışan Duru, İstanbul’da Şişli Motor Meslek Lisesi bünyesinde Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’na katıldı.
Ertan Anapa Orkestrası’nda profesyonel hayata adım atan Fatih Duru, devamında Attila Özdemiroğlu ile tanıştı ve onun yardımıyla ŞAT Yapım’ın ürettiği plaklarda stüdyo müzisyeni olarak bas gitar çaldı; Sezen Aksu, Melike Demirağ, Cici Kızlar, Seyyal Taner, Yeliz, Aylin Urgal, Asu Maralman, Esmeray, İskender Doğan, Arzu Ece, Güzin ile Baha, Funda, Erol Evgin, Delikanlılar , Ercan Turgut, Ömür Göksel, Alpay, Ajda Pekkan, İlhan İrem konserlerinde sahne aldı.

Reklam cıngılları, TV programları turneler, festival gibi etkinliklerde de yer alan, besteler yazan Fatih Duru, Grup Bağıt, Boğaziçi Orkestrası, Yeditepe Orkestrası, Ulvi Kırımlı Orkestrası bas gitarı üstlenirken 1998’de kendi topluluğu Blue Ritim’i kurdu.

 

FATİH ERKOÇ (TROMBON)

Fatih Erkoç 7 Nisan 1953’te Fatih’te (İstanbul) doğmuştu. Müziğe ud sanatçısı babasının armağanı kemanla üç yaşında başlamış, 1965’te İstanbul Belediyesi Konservatuvarı’na girmiş, okulda yedi yıl trombonpiyano ve kontrbas eğitimi almış, mezun olmadan piyasaya girerek dönemin en gözde orkestralarından İstanbul Gelişim Orkestrası’na katılmıştı.

Orkestrayla Nihayet adlı albümü yayınlayan Erkoç bir süre de trombon sanatçısı olarak İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası‘nda görev almıştı. Birçok çalgıyı iyi düzeyde çalan Erkoç trombonun yanında piyano, saksafon, trompet, ud ve flütle de bulunduğu topluluklara katkı sağlamıştı.

Ardından Norveç’e gitmiş ve 11 yıl kalmıştı. Türkiye’ye kesin dönüş yapınca şarkıcılığa başlamış, pop söylemiş, 1986 ve 1989’da Kuşadası Altın Güvercin Şarkı yarışmalarında sırasıyla ‘Yol Verin A Dostlar’ ve ‘Sen Ve Ben’ adlı şarkılarıyla iki kez birincilik kazanmış, 1988 Haziran ayında Yol Verin A Dostlar adlı ilk albümünü yayınlamıştı.

Pop yapmasına karşın, gönlündeki caz müziğini hiç ihmal etmemiş, altı yıl tromboncu ve solist olarak TRT Hafif Müzik Ve Caz Orkestrası’nda trombon çalmıştı. Fatih Erkoç, uluslararası standartlarda bir tromboncu olarak kabul görmüştü.

On dört albüm yayınlayan ve ağır bir hastalığa yakalandıktan sonra özellikle nefesli sazları çalmakta zorlanan Erkoç, bol konser vererek müzikseverlere seslenmeye devam etmişti…

 

FAZIL ABRAK (GİTAR)

İstanbul’da yetişen ilk kuşak gitaristlerindendi ve notlarda elektro gitarı ülkede çalan ilk kişi olarak adı geçiyordu.

Abrak, müzik hayatına klasik mandolin çalarak başlamıştı. Telli sazlara olan yeteneği ailesinin dikkatini çekmişti. Okuluna devam ederken müzik faaliyetlerini de sürdürebilirdi…

Piyasaya adını kabul ettiren Abrak İbrahim Özgür gibi dönemin nadir isimleriyle İstanbul Radyosu’nun ilk caz programlarını yapmıştı.

Ayrıca çeşitli lokallerde İstanbul Kadıköy Halkevi’nde arkadaşlarıyla sahneye çıkmıştı. Bu programlarla İstanbul’da popüler Batı müziğinin yaygınlaşmasına büyük katkıda bulunmuştu.

Tıp eğitimi gördükten sonra doktor olmuş ve uzmanlaştığı dönemde cerrahi müdahalelere devam ettiği günlerde aktif gitar çalmaktan biraz uzaklaşınca, gitar dünyasına yeni eserler kazandırmak amacıyla daha ziyade gitar için düzenlemeler yazmış ve bu yapıtları belgeler halinde müzisyenlere sunmuştu.

Abrak, kariyeri boyunca Gido Kornflit ile Necdet Alpün orkestralarında da çalışmıştı.

 

FEHİMAN UĞURDEMİR (GİTAR)

1953 İstanbul doğumlu Fehiman Uğurdemir (Anadolu Pop/Rock camiasındaki lakabı Pembe Panter), dayısının yurtdışından getirdiği Höhner marka elektrogitarla genç yaşta müziğe başlamıştı ve 1971’de Yaratıklar grubuyla Toto Karaca’nın tiyatrosunda çalarken Cem Karaca tarafından Kardaşlar’a transfer edilmişti.

Kardaşlar’ın Ersen’le birleştiği dönemde kendini göstererek birçok parçanın düzenlemesini yazmıştı. Hiç eğitim almadan kendi kendine yetişmiş bir müzisyen olarak Çökertme, Çakmağı Çak, Metelik adlı parçalardaki gitar performansı şaşırtıcı derecede üst düzeydeydi.

Kardaşlar’ın devamında Ersen’le birlikte Dadaşlar’ın kurulmasına öncülük yapmış ve grubun yüzaklarından Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm’ü (Karacaoğlan) bestelemişti,

1975’in sonunda Dadaşlar’dan Kurtalan Ekspres’e geçmiş; 1976 ise Biricik’le birlikte grup kurmuştu.Bir süre arabeski denemeye karar vermişti. Ardından Edirdahan’da çalmış ve Kara parçasının bestesini, Safinaz’ın bazı bölümlerini yazmıştı.

1978’de Federal Almanya’ya yerleşmiş ve Köln’de kendi stüdyosunu kurmuştu. 1980’de dört konserliğine Kurtalan Ekspres’e dönmüştü.

Bir ara, Die Kanaken topluluğunda o dönem F. Almanya’da yaşamış Cem Karaca’yla çalışmıştı. Doksanlar’ın başında çıkardığı Fay Sahara adlı albümde ise çeşitli deneylerini bir araya getirmişti

Almanya’daki Türkiye kökenli müzisyenlerin bir çoğuna F-Soundstudio adlı stüdyosunu açmış ve deneyimlerini aktarmıştı.

 

FEHMİ EGE (KEMAN)

1 Mayıs 1902 Kıztaşı-İstanbul doğumlu Hasan Fehmi Ege, 12 yaşında Şehzadebaşı Ferah Tiyatrosu’nda ustaların arasında keman çalmaya başladı. Bestekar İsmail Hakkı ile Ali Rıza Bey’in öğrencisi olmuş, ilk bestelerini alaturka yapmıştı. Sonra alaturkadan alafrangaya geçti ve sessiz filmler zamanında sinema salonlarında piyano çaldı.

16 yaşında Cemal Sahir’in Meçhul Opereti’ne iki beste vererek profesyonel olan Fehmi Ege, müziğin yanında öğrenimi de ihmal etmeyerek Dişçilik Okulu’nda okudu.

1924’den sonra Ankara ve İstanbul radyolarında kurduğu tango orkestralarıyla bant kayıtları yapan Fehmi Ege’nin besteleri kısa sürede meşhur oldu. Yerli müzik tarihinde büyük izler bırakan tangolarından bazıları Sana Nerden Gönül Verdim, Ayrılık, En Son Hatıran, Ne Kadar Sevmişti Bu Gönül Seni, Mehtaplı Bir Gecede, Sevgiden Usanmadı Gönül, Emelim, Kirpiklerin, Çok Ağladım’dı.

Fehmi Ege, Atatürk’ün takdirlerini de kazandı ve 1936’da Riyaseticumhur Senfoni Orkestrası (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) şef yardımcılığına getirildi.

Senfoni orkestrasındaki göreviyle birlikte sürdürdüğü Fehmi Ege Orkestrası’na aldığı yeni vokal Celal İnce’yle 1941’den 1946’ya dek Ankara Radyosu’nda beğenilen tango programları yaptı.

Fehmi Ege 1950’de Ankara Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’ndaki görevinden ayrılarak İstanbul’a geldi ve düzenli yayına geçen İstanbul Radyosu’nda tango orkestrası kurdu. Bu orkestranın eşliğinde İbrahim Öztürk, Mefharet Atalay, Nezahat Onarer, Şecaettin Tanyerli, Zeki Müren, Ayla Büyükataman, Tülin Yakarçelik gibi isimler de yayınlara katıldı. Yıllar içinde birçok ünlü sesi radyoya konuk eden orkestra, geleceğe önemli tango kayıtları bıraktı.

Yerli pop müziğin kök salmasında büyük katkıları olan ve 5 Ekim 1978 tarihinde yaşamını yitiren Fehmi Ege’nin orkestrasındayerli popüler müziğe yön verecek birçok isim yer aldı.

 

FEHMİ ÖZBİLEK (TROMPET)

1947’de Karabük’te doğdu. 1973 ‘de İstanbul Şehir Armoni Orkestrası’na girdi. 1983’te TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’na katıldı, Aydemir Mete, Yurdaer Doğulu, Erdoğan Soyalp , Barok 6, Ritm 73, Osman İşmen ve Albatros orkestralarında yer aldı. Kasım 2013’te yaşamını yitirdi.

 

FERDİ ÖZBEĞEN (PİYANO)

1941’de İzmir’de doğmuş Ferdi Özbeğen 11 yaşındayken özel müzik dersleri almaya başlamıştı. Müzikle uzun süre amatörce ilgilendikten sonra 1963’ten itibaren İzmir’de Önder Bali (saksafon), İlhan (vokal), Aydın (Trompet), Yılmaz (kontrbas), Nezihi’li (davul) kadroyla kendi orkestrasını kurup pavyonlarda çalışmaya başlamıştı

Hürriyet Gazetesi’nin 1965’te organize ettiği Altın Mikrofon Yarışması, Ferdi Özbeğen ve Arkadaşları adlı orkestranın kaderini değiştirmişti. Sandığımı Açamadım türküsünü Batılı soundla düzenleyen orkestra finale kalmış ve ilk üçe giremese de kendini İstanbul piyasasına tanıtabilmişti.

Bir yıl sonra kadroyu yenileyen ve İstanbul Hilton’da program yapan Özbeğen, bu kez Esin Engin (vokal), Okay Temiz (davul), Mustafa Özkent (gitar), Aydemir Mete (kontrbas), Serdar Çınar, Suavi Akkanat (vokal), Emin Aydın’la (flüt, saksafon) sahneye çıkmıştı…

Çeşitli kadrolarla program yapmaya devam eden Özbeğen 1974’e kadar çeşitli mekanlarda çalışmıştı. Yeşilköy Çınar Oteli’nin uzun süreyle greve gitmesi sonucu, o mekanda müzik yaptığı orkestrası dağılan Özbeğen, piyanist olarak Şefik Uyguner’in orkestrasına katılmıştı.

Devamında, sahnelerde piyanist şantör modası esmeye başlayınca, tek piyano ve ritm makinasıyla saatlerce sahnede kalarak ve de albümler çıkartarak büyük üne kavuşmuş, tavernalar döneminin yıldızlarından olmuştu.

Özbeğen 2013 yılında amansız bir hastalıktan yaşamını yitirmişti.

 

FEYZİ ASLANGİL (PİYANO)

1910 İstanbul Beyazıt doğumlu Aslangil, Saint Benoit’da öğrenim görürken müzik aşkıyla okulu bırakmış ve özel piyano dersleri almaya başlamış.

Daha sonra Batı müziğinden uzaklaşıp Türk musikisine merak sarmış ve Setrak Efendi’nin öğrencisi olmuş.

Udi Fahri Bey ile Neyzen İhsan Bey’in yardımlarıyla Darüttalim-i Musiki Heyeti’ne kabul edilmiş ve bu topluluk bünyesinde turnelere, konserlere çıkarak üç yıl piyano çalmış.

Devamında, Hafız Ahmet ve Hafız Burhan’ın fasıl heyetlerinde çalışmış; 1933te de Münir Nurettin Selçuk’a konserlerinde eşlik etmiş.

İstanbul Radyosu’nda haırladığı Piyano ile Saz Dersleri adlı programla  geniş kitlelere ulaşabilmiş ve Türk müsikisinin en sevilen piyanisti haline gelmiş.

22 Ağustos 1965’te İstanbul’da yaşamını yitirmiş Feyzi Arslangil’in 1950’li yıllarla 60’ların başında yorumladığı parçalardan oluşan Piyano ile Saz Eserleri ve Taksimler adlı albüm 2000 yılında Kalan müzik tarafından yayınlandı.

 

FİKRET BABALI (GİTAR)

1943’te doğdu. Mandolinle müziğe başladı. Çocukluğu İstanbul Fener’de Rum mahallesinde geçtiğinden buzuki de öğrenmişti.

Gitar çaldı, orkestralara girdi, tavernalarda müzik yaptı. Piyasada Fiko olarak tanınan Babalı, uzun süre Kupa Dörtlüsü’nde yer aldı.

 

FİKRET ŞANİ (GİTAR)

1956’’da İstanbul’da doğdu. Önce mandolin çaldı, ardından 12 yaşında gitara geçti. Nota, solfej dersleri aldı. 16 yaşında düğün salonlarında çalmaya başladı. Gece kulüpleri, gazinolar, turneler, İstanbul lokalleri derken dans, yemek müziği, pop, arabesk her tür müzikle ilgilendi. Birçok popçunun arkasında çaldı.

 

FİKRET ŞENTUNA  (DAVUL)

25 Nisan 1948’de Eskişehir’de doğdu. Yükseköğrenimiyle birlikte müziği de sürdürdü ve orkestralarda davul çaldı, şarkı söyledi. Besteleri de bulunan Şentuna, Maça Beşlisi’nde profesyonel oldu ve ardından Yurdaer Doğulu Metronomlar’da dikkat çekti.

 

FİLİP SÜMBÜLKAYA (DAVUL)

1984’te Whisky grubuna katıldı. Kamil Özaydın (bas gitar), Serdar Çokuslu (gitar, vokal), Filip Sümbülkaya’lı (davul, vokal) kadro, 1986’da Babaanne adlı, Türkçe sözlü dokuz parçalık rock albümünü piyasaya sürdü.

Ardından Bulutsuzluk Özlemi’nde davul çalmaya başladı ve kadronun sağlam rock soundu ve hayata dair çarpıcı sözleri kabul görmüştü.

Türkçe rock yapılabileceği tartışmalarına Seksenler’de son verişiyle daha bir önem kazanmıştı grubun varlığı.

Sound fazla özgün olmasa da dillendirilen sorunlar, sol tavır, gündemi izleyen muhalif söylem özellikle üniversitelileri etkilemişti…

1989 tarihli ikinci albüm Uçtu Uçtu büyük başarı kazandı. Politik dil sivrileşirken Bulutsuzluk Özlemi ‘Acil Demokrasi’ diye haykırıyordu.

Bulutsuzluk Özlemi’nin 1992 tarihli Güneşimden Kaç albümünde de davulun başında Sümbülkaya vardı.

Devamında Reflex grubuna girdi. Reflex, 1997’de grubun adını taşıyan, pop albümü tadındaki yapıtı çıkardı ve bir yıl sonra dağıldı.

 

FUAT DOMANİÇ (TUŞLULAR)

Küçük yaşta piyanoyla müziğe başladı. Galatasaray Lisesi’nin ardından ABD’de Berklee Müzik Okulu’nda öğrenim gördü. Ülkeye döndüğünde çeşitli topluluklarda tuşluları üstlendi. Devamında pop albümlerinde stüdyo müzisyeni, tonmaister ve yapımcı olarak yer aldı.

Gece Dansı tutsakları filmine müzik yazan Domaniç, 2000’li yıllarda medyada ürettiği motor programlarıyla da ünlendi.

 

FUAT GÜNER (GİTAR)

Ünlü fotoğraf sanatçı Sami Güner’le Cemile Hanım’ın oğlu Fuat Güner 1 Nisan 1948’de İstanbul’da dünyaya gelir. Çocukluğu Kadıköy’de Kalamış’ta geçen Fuat faal biridir; sporu sever, voleybol oynar, yelken ve atletizm yapar.

1959’da kız kardeşine alınan piyano, Zühtü Paşa İlkokulu’nda okuyan Fuat’ın hayatını değiştirir. O da müziğe heves eder ve bir şeyler çalmak ister. Israrları sonucu Cemal dayısı, sapı kırık İspanyol gitarını vermeye razı olur. Sapı marangozda yapıştırdıktan sonra ufak ufak bir şeyler çıkarmaya başlar gitarla.

Fuat’la Mazhar’ın yolları ilk kez Moda’da kesişir. Mazhar’ın elinde Beatles’ın Rubber Soul albümünü görür Fuat. ‘Bu plağı dinlemem lazım arkadaş’, diyerek onu Ender’in evine davet eder. Plak pikapta dönmeye başlar ve üç telli gitarla Fuat melodiyi çıkarmaya çalışırken, Mazhar da şarkıyı seslendirmektedir.

Semtin çocuğu Barış Manço’yla dost olurlar. Avrupa’da kurduğu grupları Türkiye’ye getirmekte zorluk çeken Manço beraber çalışmayı teklif eder ve 1968’de bir araya gelirler. Bir süre birlikte çalışırlar.

Manço’nun yanında büyük ilgi görürler ama Barış Manço’nun orkestrası gibi algılanmaktan rahatsız olmuşlardır; Ekim 1969’da verilen iki veda konserinin ardından yolları ayırırlar…

Kaygısızlar isim olarak müzik dünyasında bir ağırlığa sahiptir ama pratikte bunun pek fazla yararı yoktur; üyeler farklı kentlerde yaşadığından grup çok az bir araya gelebilmektedir. Mazhar Alanson Ankara’da konservatuarda tiyatro eğitimi görmekte, Fuat Güner, İstanbul Yıldız Üniversitesi Devlet Mimarlık Akademisi İnşaat Fakültesi’nde okumaktadır. Kaygısızlar dağılır.  Özkan diğer gruplarda çalarken, okullarını bitiren Mazhar ile Fuat, 1971’de pop tarihimizin en önemli yapıtlarından olacak uzunçaları yayımlar ve bu 33’lük Hey listelerinde iki numaraya kadar yükselir. Aşık Veysel’in sözlerine yazdıkları beste Türküz Türkü Çağırırız’ın adını vermişlerdir albüme.

Ancak, bu plak da onlara bekledikleri profesyonel aşamayı sağlayamaz. Yapıtı takip eden üç 45’lik de parasal sorunları çözemeyince yine asıl işlerine dönerler. Fuat ‘Karayolları’nda çalışır, Mazhar da Ankara Devlet Tiyatrosu’nda kadrolu sanatçı olarak oyunlarında rol alır ve TV dizilerine dublaj yapar.

1977’de ise, Mazhar Alanson (gitar ve vokal), Fuat Güner (gitar ve vokal), Özkan Uğur (bass ve vokal), Galip Boransü (tuşlular ve vokal) ile Ayhan Sicimoğlu (davul), İpucu Beşlisi’ni kurar. İki kanal stüdyoda Heyecanlı’yı ve Hop Otur Hop Kalk’ı doldurup 45’lik halinde piyasaya sürerler. İzzet Öz’ün TV programlarında yayımlanan, kimilerine göre ilk yerli videoklip kabul edilmesi gereken Heyecanlı’nın siyah-beyaz görüntüleriyle İpucu ilgi görür, plak da satar ama grup fazla yaşamaz.

1979’da Fuat Güner, STFA’daki görevinden istifa edip tamamen müziğe eğilmeye karar verir ve Ferhan Şensoy’un en parlak yapıtlarından Şahları da Vururlar oyununun müziklerini yazar.

Mazhar ise, Ankara’da tiyatroda oynamakta, Fuat ile Özkan da Şensoy’un Orta Oyuncuları’yla birlikte sahnede bir köşede Şahları da Vururlar’ın müziklerini seslendirmektedir. Sahnede yer ala ala, zamanla oyunda hem müzisyen, hem de oyuncu olarak görev yaparlar.

Fuat, Ferhan Şensoy’un ‘Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı’ yapıtının müziklerini de yazar ve yine Şahları da Vururlar’daki gibi bu oyunda da Özkan’la sahnede rol keser.

Oyunlarda kullanılan şarkıları daha sonra değişik adlarla albümlerde değerlendiren grup, 1981’de Eurovision Türkiye elemelerine Doldum bestesiyle katılır ama finale kalamaz.

Alanson’un askerden dönüşünden sonra Mazhar-Fuat-Özkan adıyla gazino sahnesinde, konserlerde, müzikallerde Ajda Pekkan’a, Sezen Aksu’ya vokal yapmaya, para kazanmaya başlarlar.

Albüm çıkarmanın vakti gelip geçmiştir. Aslında besteler hazırdır; ancak çizgilerini fazla Batılı bulan plak şirketleri prodüksiyonu üstlenmek istememektedir.

Sonunda Fuat, diğerlerine haber vermeden, biriktirdikleri tüm parayı gidip stüdyoya yatırır. Bu nedenle aralarında kavga çıksa da, kazasız belasız albüm tamamlanır.

Arabeske teslim olmuş yerli müzik piyasasında Ele Güne Karşı Yapayalnız adlı ‘ilk albüm’ müthiş bir çıkış yapar ve yıllardır köşede özenle birikmiş parçalardan oluşan yapıt tam 26 hafta ‘1 numara’da kalır.

Yerli pop-rockta bütün zamanların en başarılı ürünlerinden biri olacak Ele Güne Karşı Yapayalnız dibe vurmuş piyasada ‘umut albümü’ diye tanımlanır…

Daha önce, Doldum, Yalnızlık Ömür Boyu ve Ele Güne Karşı Yapayalnız parçalarıyla Eurovision elemelerinde şansını deneyip başarılı olamayan grubun aynı yarışmadaki ‘uluslararası final maceraları’ 1985’te başlar. 4 Mayıs gecesi İsveç’in Göteborg kentinde TRT ile Türkiye adına sahneye çıkan Mazhar-Fuat-Özkan, Aşık Oldum-Diday Diday Day’la 14. sırayı alır. Üçlü, 1988 yılında ise bu kez Sufi’yle yine uluslararası finalde yarışacak ve 15. sırada kalacaktır.

Peki Peki Anladık (1985), Vak The Rock (1986), No Problem (1987) albümlerinde, arada iyi parçalar olsa da, garip bir disco soundu ortaya çıkar. Dolayısıyla, grubu izleyen kitlenin yaş ortalaması düşer, konserlerin ‘eğlence yanı’ artar ve MFÖ imajı değişik bir çizgiyle pazara sürülmeye başlanır. Grubun tasavvuf müziğine merakı sonucu, o kaynaktan elde edilen ilahilerden her albüme koyulması yabancılaşmayı bir derece dengeler.

Atıf Yılmaz’ın yönettiği Arkadaşım Şeytan (1988) adlı filmde birlikte rol alan ve yapıtın müziklerini de yazan üçlünün 1989’da yayımladığı The Best of MFÖ albümü, koleksiyoncuları sevindirmekle kalmayıp, son derece kısır giden yerli pop albümlerinin satışlarını da güdümler. Bu şekilde, eski albümleri ıskalamış müzikseverler, grubun hit parçalarına kaliteli CD’ler aracılığıyla ulaşma olanağını bulur.

Aynı yıl ‘Adı Naim’ adlı sıradan parçayla Eurovision elemelerine katılıp, halterci Süleymanoğlu’nun popülerliği sayesinde gündemde kalmayı dener koskoca MFÖ.

Doksanlar’a ise ‘Geldiler’ albümüyle girerler. Bu yapıttaki Ali Desidero ve Anında Görüntü’yle ‘yerli rap’ üreten Mazhar-Fuat-Özkan için ‘sürekli değişmek’ ana hedeftir. Özel TV’ler dönemine geçilirken devletin televizyonunda yaptıkları sevimli talk şovla, ilginç reklam filmleriyle görsel medyayı da isabetle kullanmaya başlarlar.

1992’de garip bir durumla karşı karşıya kalır MFÖ dinleyicileri; grubun iki farklı şirketle sözleşmesi olduğundan, Agannaga ile Dönmem Yolumdan adlarındaki iki MFÖ albümü çok kısa aralıklarla yayımlanır. Bu kargaşa nedeniyle tanıtımları iyi yapılamayan albümlerdeki birçok iyi parça güme gider.

1995 tarihli Mazeretim Var Asabiyim ise, grubun diskografisinde çıtayı çok üstlere koyan, Kaygısızlar günlerini anımsatan ve yer yer ‘Anadolu Rock’a kayan bir çalışmadır. Düzenlemelerini Erdal Kızılçay’ın yazdığı albümde özellikle, Fikret Kızılok sözlerine Fuat’ın bestesi Sakın Gelme, Anadolu Rock tutkunlarına hoş bir sürpriz yapar ve bu türün en çarpıcı örneklerinden biri olarak kulaklarda yer eder. Ayrıca, albüm ‘çalmalar’ açısından da yerli rockın en iyileri arasına adını yazdırır.

Bu tarihten sonra MFÖ yıllarca sadece konserlerle gündemde kalırken, elemanlar ortak albüm yerine solo işleri tercih eder.

Bir ara müzik stüdyosu kuran ve o günlerde ciddi sağlık sorunları yaşayan Fuat iyileşince ‘Aziz Fuat Güner’ (1999) solo albümünü yayımlar (Aziz, Fuat Güner’in göbek adıdır). MESAM yönetim kurulunda başkan yardımcılığına yükselen Güner, arkadaşları Dağhan Baydur ve Erdal Kızılçay’la ‘Beatles In Alaturka’ projesini de yaşama geçirir. Liverpool’daki Beatles festivaline katılan üçlü, yurda dönünce parçaları, projenin adını verdikleri albümde toplar.

Yaşlar ilerledikçe sabırlar tükenip egolar daha bir sivrileşmeye başlamıştır. Üç kişilik düşünmekten yorgun düşmüş elemanlar, gruba uymadığı için köşede bekletilen besteleri solo albümlerde değerlendirip stokları eritir. MFÖ rolantiye alınır ve bireysel şöhreti destekleyecek, refah sağlayacak projeler önemsenir…

MFÖ markasını da arada sırada parlatmak gerekmektedir. 2003’te atv’de sundukları talk şov programının ardından bol bol konser veren grup, aynı yıl MFÖ adlı single çalışmada Ele Güne Karşı ile Yalnızlar Garı gibi iki simge parçayı değişik düzenlemelerle bir araya getirir ama bu ‘lüzumsuz proje’ müzikseverlerden destek görmez. Kendi coverlarını kendilerinin yapması beğenilmez.

Kasım 2003’te ise MFÖ bu kez, piyasada kolay bulunamayan eski yapıtlarıyla, ıskalanmış parçalarını gözden geçirip ‘Collection’ adıyla albümde toplar. Hayal kırıklığı yaratmış ‘single’ın ardından gelen Collection’la yüreklere su serpilir ve merakla yeni albüm beklenmeye başlanır.

Her fırsatta, grup bünyesinde ortak bir şeyler yapacaklarını söylemelerine karşın yeni albüm üretemeden akıp giden upuzun on bir yılın ardından Nisan 2006’da yaz albümü AGU çıkagelir.

Seksenler’in ikinci yarısında adında indirime gidip MFÖ diye çağırılmayı benimseyen grup, işin bir de ‘soyadı versionunun’ olması gerektiğine karar vererek ‘AGU’yu isim biçer albüme. 2010’da <dinleyene Aşk Olsun adlı ikinci solo albümünü yapan Güner, daha sonra TRT’ye radyo ve TV programları yapar, filmlerde ve dizilerde rol alır, genç gruplara el verir…

 

GALİP BORANSÜ (TUŞLULAR)

14 Şubat 1950’de İstanbul Yeşilköy’de doğan Galip Boransü, küçük yaşta İstanbul Belediye konservatuarı piyano/ solfej bölümüne verildi. On sekiz yaşındayken Ozanlar grubunda profesyonel olarak org çalmaya başladı.

1974’te arkadaşları Mazhar Alanson ile Fuat Güner’in stüdyo kayıtlarında yer aldı. Aralarına Özkan Uğur ile Ayhan Sicimoğlu’nun katılmasından sonra İpucu beşlisi adıyla müzik yaptılar ve Heyecanlı/Hop Otur Hop Kalk 45’liğini çıkardılar.

1978’de Özkan Uğur ve Cengiz Teoman ile Grup Karma adıyla bir araya gelip Boransü bestesi İmkansız adlı parçayla Eurovision Türkiye elemelerine katıldılar ve finale kalıp, dördüncü sırayı aldılar. İmkansız ve Mutlu mu Gülenler adlı Boransü besteleri 45’lik olarak yayınlandı…

Ferdi Özbeğen‘in teklifiyle tek piyanist olarak çalışmaya başladı. Özbeğen‘in sahneye çıktığı lokallerde yemek müziği ve dans müziği yaparak yoluna devam ederken iki de kaset doldurdu: Galip Boransü 1 (1979) ve Galip Boransü 2 (1981). 1984’te de Dosta Veda adlı albümü müzikseverlere sundu.

Doksanlar’ın başından itibaren Galata Kulesi‘nde uzun yıllar eğlence programları yaptı. 1 Şubat 2010’de kalp krizi soruncu yaşamını yitirdi.

 

GALİP KAYIHAN (GİTAR)

27 Ocak 1952 Samsun doğumlu Galip Kayıhan, babasının memuriyeti nedeniyle Anadolu’nun birçok yerinde öğrenim görmüştü. Lise sıralarında katıldığı Milliyet’in yarışmasında en iyi gitarist seçilen Kayıhan, Dostlar’da solo gitarist göreviyle profesyonelliğe adım atmıştı.

Dostlar’ın ardından 1977’de Marşandiz grubunda müzik yapmış, Marşandiz bünyesinde arkadaşlarıyla stüdyo kurarak burada ilginç deneylere girişmişti. Müzikteki yeni teknolojileri yakından izlemeye özen gösteren ve gitarın yanında tuşlularla da önemli performans sergileyen sanatçı, yıllar sonra Grup Destan’ın prodüktörlüğünü üstlenerek Anadolu Pop’un her dönem iş yapabileceğini kanıtlamıştı.

Kartvizitinde besteci, söz yazarı, süpervizör ve yapımcı unvanlarını da taşıyan Kayıhan, genç yetenekleri bulup pop dünyasına kazandırmadaki yeteneğiyle de dikkat çekmişti.

Yapımcı olarak 2002’de DMC şirketinin yayımladığı ‘Altın Mikrofon- 56 Unutulmaz Eser’ adlı yapıtın altında da imzası vardı. Yapımcılığın yanında solo işlerle de yola devam eden Kayıhan 2018 yılında yaşamını yitirdi.

 

GARBO MAYK (GİTAR-ORG)

Diğer adıyla Galip Mutlu, küçük yaşa müziğe merak sardı ve o dönem çok popüler Mavi Işıklar’a rakip olarak 1966’da İstanbul’da kurulan Mavi Çocuklar’a katıldı. Org ve gitar çalıyordu. Önceleri adları Blue Boys’du. Ancak, Türkiye’de yabancı isimle müzik yapmanın anlamsız olduğuna karar verip ‘blue boys’un Türkçesi ‘Mavi Çocuklar’ı isim almışlardı. Mavi Çocuklar okul çaylarının aranan grubu olmuşlardı.

1967’de, Altın Mikrofon’un üçüncü yılında Mavi Çocuklar finale kalan altı yarışmacı arasındaydı. Sonuçta Mavi Çocuklar (Dinçer Erdoğan: vokal, Erdinç Kutlu: davul, Berç Minas: saksafon, Haluk Hancı: bas, Adnan Yeğinsoy: gitar, Garbo Mayk: org) Tamzara ile birinciliği kazanmış ve yarışma şartnamesine göre çıkarmaya hak kazandıkları 45’liğe Tamzara ile Develi Daylar’ı koyarak plağı yayınlamışlardı.

1968 kadrosunda Dinçer Erdoğan, Armağan Celep (gitar), Haluk Hancı, Garbo Mayk, Berç Minas’ın bulunduğu grup, Dinçer Erdoğan’ın önderliğinde birkaç plak çıkartmış, ancak Mavi Işıklar’ın popülaritesine ulaşamamıştı. Grup, 60’lı yılların sonunda Dinçer Erdoğan’ın solo devam etmek istemesi üzerine dağılmıştı.

Garbo Mayk 1969’da hemen Önder Bali ile Orha Şevki’nin orkestrasına transfer oldu. Otellerde müzik yapan orkestrada Silvia (vokal), Erdal Gürel (davul), Zafer Dilek (gitar), Hayri Tükel (org), Garbo Mayk (gitar), Haluk Hancı, Berç Kürkçü (bas gitar) yer almıştı. Orkestra ileride Asu Maralman adını alacak Silvia’yı Türk popuna kazandırdı ve kısa sürede dağıldı.

 

GARO MAFYAN (TUŞLULAR)

24 Şubat 1951’de İstanbul’da doğdu. Annesi ve babası keman, piyano, çalıyordu. Evde piyanoya başladı ve ilk konserini dört yaşındayken verdi ve Hürriyet Gazetesi baş sayfasında onu ‘harika çocuk’ başlığıyla tanıttı. Beş yaşından itibaren Ferdi Statzer’den piyano dersleri almaya, bir yıl sonra da Reşit Abed ile solfej, armoni çalışmaya başladı.

1962’de İstanbul Belediye Konservatuarı’na girdi ve sınıf atlayarak altı yılda mezun oldu.

1967’de Altın Parmaklar Orkestrası’na girdi. Adı daha sonra Barok 6 olacak toplulukta iki yıl çalıştıktan sonra arkadaşlarıyla İstanbul Gelişim Orkestrası’nı kurdu.

Vatani görevinden sonra bu orkestrayla çalışmalarını sürdürüp yıldızların arkasında, plak kayıtlarında çaldı, düzenlemeler yazdı.

Doksanlar’da yapımcı olarak birçok yeni ismi yerli pop dünyasına kazandırdı. Büyük orkestralar yönetti, jüri üyelikleri yaptı, yazdığı besteler listelerde zirveye yükseldi.

2000’erde Bahçeşehir İstanbul Gelişim adlı okulda öğrenci yetiştirmeye başladı. Sonra İzmir’e yerleşti ve TED İzmir Koleji Sanat Akademisi’nin genel koordinatörlüğü ile müzik bölümü yöneticiliğini yaptı.

 

GIDO KORNFLIT (PİYANO)

9 Eylül 1909’da İstanbul’da doğdu. İlkokulda klasik piyano dersleri aldı. Berlin’de yaşarken arkadaşlarıyla caz çalmaya ve orkestra şefliği okumaya başladı.

Piyanonun yanında gitar, kornet, klarnet, saksafon, trompet, trombon da öğrendi. Paris’e geçti ve düzenlemeler, film müzikleri yazdı.

1938’de Türkiye’ye döndü ve azınlıklardan oluşan 10 kişilik orkestra kurdu. Topluluğun davulcusu Şadan Çayligil’di. Kornfilt ve arkadaşları Fletcher Henderson ile Jimmy Lunceford karışımı müzik yapıyordu.

Bir ara eleman sayısı on dokuza çıkan orkestrada Hırant Lusigyan (alto saks), İsmet Sıral (saksafon), Berç Kaya, Halis Akıncı, Aleks Keleci (piyano), Fazıl Abrak (gitar), Kohenka (davul), Hüseyin Sermet, Arto Haçaturyan (davul, trombon), Orhan Avşar (kontrbas), Yorgo Efstratyadis (saksafon), Dikran Haçaturyan (trompet), Salih, Robert gibi isimler çalmıştı. Orkestra 2. Dünya Savaşı sırasında dağıldı.

Gido (Gideon) Kornflit 1993 yılında yaşamını yitirdi.

 

GİLDA ASSA (KEMAN)

İlkokul üçüncü sınıftayken mandoline başladı. Müziğe yeteneği olduğu anlaşılınca konservatuara verildi.

Ekrem Zeki Ün tarafından yetiştirildi. Fransız kız okulunda eğitim gördükten sonra konservatuvara yatılı devam etti.

Bu arada 1968-1974 arası Fehmi Ege Orkestrası’yla Kervansaray, Suadiye Oteli gibi gözde mekanlarda müzik yaptı, keman çaldı.

Necdet Koyutürk topluluğunda da yer alan Gilda Assa (Evlenmeden önce soyadı Abrahamyan’dı) 1971’de konservatuardan mezun oldu ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’na girdi.

Yurtiçi ve yurtdışında birçok konsere çıkan Assa, aynı zamanda başta Osman İşmen imzalı işler olmak üzere yerli pop ürünü albümlerin kayıtlarında da yer aldı.

2013’te İDSO’dan emekli oldu ve Bodrum’a yerleşti. Bodrum Filarmoni Derneği Yönetim Kurulu’nda görev yaptı.

 

GÖKÇE DAYANÇ (DAVUL)

1977’de Kırklareli’de dünyaya geldi. Davul çalan babasından etkilenerek okul gruplarında davul çalmaya başladı. İstanbul’da konservatuarda okuduktan sonra ABD’ye gidip vurmalılar ve ses mühendisliği eğitimi gördü.

Askerlik sonrası rock camiasında tanındı ve başta Haluk Levent olmak üzere birçok isimle çaldı.

Objektif, Malt gruplarında da baget ballayan Dayanç çeşitli projelerde yer aldı, albüm kayıtlarında bulundu ve birçok ünlü isimle aynı sahnede müzik yaptı.

Nadir solak davulculardan olan Dayanç, 2000’ler çalgıcı kuşağında şarkıya yaptığı katkılarla, ataklarıyla, yorumlarıyla ruh katmasıyla öne çıktı.

 

GÖKÇEN KAYNATAN (GİTAR)

20 Mayıs 1939 İstanbul doğumlu Gökçen Kaynatan (gitar) Haydarpaşa Lisesi’nde okurken arkadaşlarıyla amatör topluluklarda yer almış, deneyim kazanınca daha profesyonel sayılabilecek Genç Denizciler, Kara Kediler ve Erkin Koray’ın gruplarında çalmıştı. Bu grupların hepsi yerli hafif müziğin güçlenmesinde büyük öneme sahipti.

Tatbiki Güzel Sanatlar’da öğrenciyken, 1962’de arkadaşları Erdoğan Altuğ (davul), Erol Bilem (gitar), Mesut Aytunca’yla (bas gitar) ‘Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları’ grubunu kurdu. Kaynatan rock’n roll, twist gibi moda akımların peşinden gitmek yerine doğaçlamanın, deneyin peşindeydi. Beat müziğini de izliyordu ama, elektroniğe meraklıydı. Grup her yerde sahneye çıkmıyordu.

Enstrümantal parçalar çalsalar da konserleri tıklım tıklım geçiyor, sandalyeler kırılıyor, gençler coştukça coşuyordu. Kaynatan’ın özel ürettirdiği teyp, amplifikatör gibi malzemelerin yardımıyla fonda ilginç sesler, efektler duyuluyordu sahnede. Elektronik aletlerden yararlanarak türküler ve besteleri plak yaptı. Televizyon için de ilginç şovlar hazırladı.

1968’den sonra grup yerine tek başına müzik üretmeyi tercih eden Kaynatan, elektronik sound arayışlarına ağırlık verdi. ’Pencerenin Perdesini/Beyoğlunda Gezersin ile Sihirbaz/Evren 45’likleriyle çığır açan Gökçen Kaynatan yıllar sonra Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları Show Grubu’yla nostaljik konserlere çıktı.

2017’de ise, İngiliz şirket Finders Keepers, Kaynatan’ın erken dönem yapıtlarını Gökçen Kaynatan adlı uzunçalarda ve dijital platformda yayınladı. Ülkede elektronik müzik adına ilk adımları atan bir sanatçının parçalarına ulaşmada zorluk çekenlere ve koleksiyonculara gün doğdu.

Aynı şirket 2019’da Kaynatan’ın yapıtlarını Cehennem adını verdiği bir başka albümde topladı.

 

GÖKHAN PEKKAYA (BAS GİTAR)

1961’de Ankara’da dünyaya geldi. 70’lerin başında rock müziğe ilgi duydu ve 1974’te gitar dersleri almaya başladı. İstanbul Moran Lisesi’nde okurken ikinci gitarist olarak White Cheese grubuna girdi. Sonra bas gitara geçti. Punk çalmaya başladılar.

White Cheese’den ayrılıp 27 Kasım 1980’de Halil Bal (gitar) ve Selami Sevinç’le Egzotik Band’i kurdu.

Bir yıl sonra aralarına Gürdal Polat (vokal) ile Ercan Birol (gitar) katıldı.

Grubun verdiği ilk konser 31 Mayıs 1981’de Beyoğlu Fitaş sinemasında gerçekleşti ve bu adım yerli rock dinleyicisinde büyük heyecan yarattı.

Döneminin önemli yerli rock grupları arasında gösterilen ekibin Mayıs 1983’de bu kez RA, Devil, Latin 2 ile verdiği ortak konser boyunca seyircilerin ‘Diskolara Ölüm’ sloganını atması müzik tarihine geçti. Sürekli eleman değiştiren Egzotik Band’ın 1983 kadrosu Sefa Ulaştır (davul), Karaca Somer (vokal), Gökhan Pekkaya (bas gitar), Halil Bal’dan (gitar) oluşuyordu.

TRT’de yayınlanmak üzere birkaç parça dolduran grup, 1986’da çalışmalarına ara verdi.

Pekkaya bir ara Reflex’te bas gitar çaldı.

1988’de yeniden Egzotik Band olarak toplansalar da ekip kalıcı işler üretemedi.

 

GÖKHAN ŞEŞEN (BUZUKİ)

Babası Hava subayıydı. Aile tayinlerle Türkiye’yi gezerken 1956’da Eskişehir’de dünyaya gelmiş, sekiz yaşında mandolin alınmış, 10 yaşında Diyarbakır’da gitar sahibi olmuştu. Diyarbakır’da ona gitarı öğretecek biri bulamamıştı ama bir yıl sonra Ankara’da Kemal Eroğlu’dan dersler almaya başlamıştı. Melodika, akordeon da çalmasını öğrenmişti bu arada. Lisede arkadaşlarıyla grup kurmuş, düğünlerde çalarak para kazanmıştı.

Amatör lisanla top oynamış, Hacettepe, ODTÜ derken İstanbul İktisat’tan diplomasını almış, bu arada müziğe de devam etmişti.

Seksenler’in başında Gündoğarken kurulunca grupta önce mandolin çalmıştı. O günlerde Yeni Türkü’nün şarkılarından etkilenmiş, Yunan müziğine ilgi duymuş ve babası bu kez de Yunanistan’dan bir buzuki getirmişti. Dört telli buzukiyi kendi keşfetmiş ve Gündoğarken’in müziğine bambaşka bir tat gelmişti.

Kardeşi Burhan ile amcası İlhan’lı aile üçlüsü Gündoğarken’de işler ciddileşmiş, konserlerin yanında tiyatro başlamış, Levent Kırca’nın Kadıncıklar ve Aşağı Yukarı, Ferhan Şensoy’un İçinden Tramvay Geçen Şarkı gibi oyunlarda rol aldıktan sonra yine Kırca ile bu kez TV’de yıllara yayılacak Olacak O Kadar macerası yaşamıştı.

40 yıllık Gündoğarken tarihinde Dert Olur, Gündoğarken, Anlatamam, Mustafa, Ver Elini gibi besteleri özel yer edinmişti…

 

GÜLTEKİN KAÇAR (GİTAR)

Çok genç yaşta profesyonel müzik piyasasına girdi ve gitadaki yeteneğiyle kısa sürede dikkat çekti. Dadaşlar, Fethi Taner-Toplama Adamlar, Labirent gibi gruplarda çaldıktan sonra stüdyo müzisyenliğine başladı ve Sertab Erener, İlhan İrem, Haluk Levent, Edip Akbayram, Hande Yener, Gökçe, Mazhar Fuat Özkan, Ajda Pekkan, Nazan Öncel, Volkan konak, Pinhani, unda Arar gibi birçok isin kayıtlarında yer aldı, sahne çalışmalarına katıldı.

 

GÜNER GÜLER (PİYANO)

Şubat 1939’da İstanbul’da doğdu. Konservatuarda piyano ve flüt dallarında eğitim gördü ve mezun oldu.

Profesyonel müziğe 1964’te Müfit Kiper Orkestrası’nda piyano çalarak başladı.

İstanbul Senfoni Orkestrası’nda da iki yıl flüt çalan sanatçı, devamında İlhan Feyman ve Kanat Gür orkestralarında çalıştı.

Ekim 1969’da orkestrasını kurup Güner 6 adını verdi: Güner Güler (piyano, org, flüt), İzzet Bici (vokal, ritm gitar), İldeniz Ürel (bas gitar), Nurettin Irmak (piyano, org), İhsan Moray (tenor ve alto saks), Güngör Uygurer (davul).

Daha sonra Nuri Irmak yerine Şansın Ölmeztürk (trombon, piyano) ile Ergin Erge (vokal, trompet) ekibe katıldı.

Ülkedeki çalgı ve nota eksikliği nedeniyle yurtdışında çalışmayı tercih eden orkestra, uzun dönem Almanya, İtalya ve İsviçre’de müzik yaptı.

 

1974’de orkestranın eleman sayısı beşe düştü. Lokallerde çalışan orkestra dağıldıktan sonra Güner Güler, Belediye Şehir Armonisi’nde şef muavinliği yaptı.

 

GÜNGÖR İLERİ (GİTAR)

Nisan 1937’de İstanbul’da doğdu. Deniz Astsubay Okulu’nu bitirdi. Müziğe amatör olarak 1960’da başladı ve bir yıl sonra profesyonel olarak Almanya’da orkestralarda çaldı. 1963 yılında Çetin İnöntepe Orkestrası’na girdi.

 

GÜNGÖR UYGURER (DAVUL)

1936’da İstanbul’da doğdu. Haydarpaşa Lisesi ve Gazetecilik Okulu’nu bitirdikten sonra davul çalmaya başladı. Çakın Eray Trio’sunda profesyonel olan Uygurer, Yavuz Özışık Orkestrası, İlhan Feyman Orkestrası, Güner 6 ile Orhan Şevki Orkestrası’nda da çalıştı.

 

GÜNNUR PERİN (BAS, TROMBON)

15 Temmuz 1947 İzmir doğumlu Günnur Perin, İsmet Sıral Orkestrası’nda kontrbasıyla ve trombonuyla profesyonel olduktan sonra Zekai Apaydın Orkestrası’na geçti.

İsmet Sıral’la çalışırken tanıştığı Özdemir Erdoğan’ın kurduğu orkestrada 1968’den itibaren yıllarca kontrbas ile trombon çalan Perin, Erdoğan’ın birçok p0püler plağının arajmanlarını yazdı.

Adına orkestra da kuran sanatçı, Lale Belkıs ile Berkant’la da çalışmalar yaparken Fikret Kızılok’un Zaman Zaman albümünde önemli görevler üstlendi.

Caz camiasında da sivrilen Perin, aralarında Emin Fındıkoğlu’un da bulunduğu önemli müzisyenlerle ortak işler yaptı. Bir dönem İstanbul Devlet Operası Orkestrasında bas gitar çalan Günnur Perin, yıldızların plak kayıtlarına da katıldı.

 

GÜR AKAD (GİTAR)

İstanbul Kadıköy çocuğu Gür Akad (1958), ilk müzik çalışmalarına ağabeyinin akustik gitarıyla evde kendi kendine başlamıştı. 1975’te arkadaşları Levent Candaş ve Orhan Erişir’le çalarak devam etmiş, Seksenler’in başında elektrikli gitara geçmişti. Elektro gitarı ise 1980’lerde çalmaya başlamıştı.
Sahneye ilk defa Sinan Kurtul’un White Cheese grubuyla Moda’daki Enis Fosforoğlu Tiyatrosu’nda 1983’te çıkmıştı. Kısa sürede müzik camiasının dikkatini çekmiş, aynı yıl davulcu Derya Bozkurt’la Klips grubunu kurmuştu.

Tesadüfen onları dinleyen, dönemin ünlü organizatörü Egemen Bostancı tarafından, İstanbul’a gelecek Gloria Gaynor’ın konserinde ön grup yapılmışlar, bu vesileyle de Melih Kibar’la tanışmışlardı.

1986’da Onlar (Sevingül Bahadır-Candan Erçetin) grubuyla birleşip, sözleri İlhan İrem’e, bestesi Melih Kibar’a ait Halley şarkısıyla Türkiye’yi Eurovision Şarkı Yarışması’nda temsil etmişler, Türkiye’nin o güne kadar aldığı en iyi derece dokuzunculukla dönmüşler, Onlar ile ortak albüm yayınlamışlardı.

Bir başka ilginç olay daha yaşamış ve çok uluslu bir kola firmasının Türkiye reklamları için Tina Turner ile düet yapmıştı…

Gür Akad 1991 Eurovision Şarkı Yarışması uluslararası finalinde bu kez de İzel (Çeliköz), Can Uğurluer, Reyhan Karaca’nın seslendirdiği İki Dakika adlı şarkıyla müzisyen olarak yer almıştı.

O tarihten sonra pop olsun, rock olsun çok oluşumun içinde yer almış Akad, yıldızların arkasında çalmış, rock gruplarında gitarını konuşturmuştu. Adı ‘nöbetçi gitarist’e çıkan Akad, rockseverler tarafından seçici olmamakla suçlanınca, her ortamda rockçı ruhuyla çaldığını söylemişti. Gerçekten de, en olmaz ortamlara rock gitarı sokarak, bu konuda ülkede önemli bir görev üstlenmişti…
90’lı yılların sonunda Alpay Şalt ve Cem Köksal’la Gitarizma projesini başlatmış, birçok kentte ve KKTC’de konserlere katılmış, stüdyo kayıtlarında çalmış, hep aynı enerjiyle sahnede kalmaya devam etmişti.

 

GÜRAY AKTALAY (TROMPET)

15 Ağustos 1948’de İstanbul’da doğdu. Müziğe amatör topluluklarda başladı ve Roberto Lorano’nun orkestrasında trompet trombon çalarak profesyonel oldu. Kardeşiyle Almanya’ya gidip Alman orkestrasına katıldı.

1965’de Aydemir Mete’nin orkestrasına giren Güray Aktalay, ardından gece kulüplerinde de çalışan, dönemin modasını izleyerek oyun havası albümleri üreten, gazino sahnesinde yıldızlarla müzik yapan Kentet Dogo’ya geçti.

Burnu ve çenesiyle org çalmasıyla ünlenmiş Rıza Silahlıpoda tarafından 1968’de kurulan Ritm 68’e transfer oldu ve birçok sanatçıya sahnede, plak kayıtlarında çaldı.

Devamında, Ritm 68’den ayrılan Taner Olcay’ın (trompet) kurduğu Ritm 69’da yıldızların sahne ve plak çalışmalarında yer aldı. Bir ara Üstün Poyraz Set’te nefeslileri üstlenen Aktalay,

Seksenler’de ise, ‘big band’ şeklinde kurulan, TRT İstanbul Radyosu Hafif Müzik ve Caz Orkestrası adı verilen ekipte bulundu.

Caz camiasında aranan isimlerden biri haline geldi ve birçok projede yer aldı, Kerem Görsev’le TV programları hazırladı, lokallerde çaldı, albümlere katkıda bulundu.

Aktalay ağır bir hastalığın ardından 2020’de yaşamını yitirdi.

 

GÜRHAN TARAKO (DAVUL)

1951’de İstanbul’da doğdu. Amatör orkestralarda ve gruplarda davul çaldıktan sonra Beyaz Kelebekler’e katıldı.

1979’da Ne Güzel Olmuşsun albümünü çıkaran Beyaz Kelebekler ‘Yaşa Sen de’ adlı parçayla Türkiye Eurovision elemelerine katılmış ama başarılı olamamıştı. Akacan, Ercüment Ateş, Gürhan Tarako, Ahmet Kalaycıoğlu, Salih Korkmaz’dan oluşan kadrosu Mayıs 1980’de dağılma kararı aldı ve 16 yıllık müzik macerasından sonra Beyaz Kelebekler tarihe karıştı. Tarako bir ara, Ritm 68’den ayrılan Taner Olcay’ın (trompet) kurduğu Ritm 69’da çalışmış ve dönemin eşlik orkestraları gibi sahne ve plak çalışmalarında yıldızların arkasında çalmıştı.

 

GÜROL AĞIRBAŞ (BAS GİTAR)

Bas gitar deyince Türkiye’de akla gelen ilk isimlerden Gürol Ağırbaş (d. 1962) işin alfabesinden başlayıp festival orkestralarına yükselmiş, çeşitli albümlerin yönetmenliğini ve düzenlemelerini yüklenmiş, birçok yıldızla aynı sahneyi paylaşmış, onlara besteler vermiş müzik adamı…

Askerlik sırasında Turhan Yükseler’le tanışmış, dönünce ilk önemli sınavını Çeşme Müzik Festivali’de vermiş, Altın Güvercin, Eurovision finalleri derken vazgeçilmezlerden olmuş ve besteleriyle, bas gitarıyla birçok projede yer almıştı. Demet’in söylediği Arnavut Kaldırımı da Ağırbaş’ın ünlenen ilk bestesiydi.

Başarılı kariyere rağmen uzun süre ünlü davul sanatçısı Salim Ağırbaş’ın oğlu diye anılmış Gürol Ağırbaş ancak 1995’te yayınladığı Bas Şarkıları adlı solo albümüyle rüştünü ispat edebilmişti.

Yedi yılda biriktirdiği bestelerini, ‘müzisyen albümü’ Bas Şarkıları’nda bir araya getirmiş ve bu tip projelere kalkışacak diğer isimleri de yüreklendirmişti.

Cesur adımdı şüphesiz ve hiçbir şansı olmadığını söyleyen Unkapanı piyasasına da anamlı bir yanıt vermişti. Unkapanı aslında haklıydı; dünyada bile çok örneğine rastlanmayan bas albümü, ancak fantezi arayanların işi olabilirdi ama Ağırbaş bunu başarmıştı.

Teknik ve performans olarak vasatı çok aşan yapıt, bas gibi meraklıları dışında ilgi çekmeyen bir enstrümanı vitrine koyuyordu.

Ağırbaş, devamında Bas Şarkıları 2 ve Bas Şarkıları 3 albümlerini yayınlamıştı.

 

GÜVEN AYDIN (PİYANO)

Ağustos 1938’de İstanbul’da doğan, İstanbul Belediye Konservatuarı piyano bölümünü bitiren Güven Aydın, profesyonel müzik hayatına 1957’de Güven Aydın Dans ve Show Orkestrası’nda başladı.

1957-1985 arası bu orkestra ile İngilizce, İtalyanca, İspanyolca müzik yaparak, her zevke hitap ederek İstanbul ve İzmir lokallerinde, pavyonlarında çalıştı.

Güven Aydın 1963’de Fehmi Ege ile tanışmış, İstanbul Radyosu’nda Fehmi Ege Tango Orkestrası eşliğinde Türkçe tangolar söylemişti.

1967’de ise, radyonun kadrosuna alındı ve orkestrası ile haftalık programlar hazırladı. Bunun yanı sıra, sekiz yıl İstanbul Radyosu’nda tonmaisterlik yaptı …

Orkestranın 1970 kadrosunda Güven Aydın (şef, solist, vibrafon), Neşe Tezel (vokal), Behiç Tanyeli (piyano, org), Kemal Çizin (bas gitar, keman), Oğuz Kayıhan (tenor saks), Veysel Çadır (davul), Nurhan Akgün (piyano, org) vardı. Orkestra bir ara Neşe Tezel’in O Çok Çapkındır Çok Yaramaz 45’liğinde çalmıştı.

Müzik hayatına 1985’den sonra, piyanist şantör olarak devam Güven Aydın, İstanbul Radyosu Tango Orkestrası eşliğinde radyo ile televizyonda Türkçe tangolar programlarına katıldı. Aydın TRT’den emekli oldu ve piyanosuyla bir süre daha lokallerde müzik yaptı.

 

GÜVEN İLTER (TUŞLULAR)

18 Haziran 1965’te İstanbul’da doğdu. Beş yaşında piyanoya başladı. Beş yaşında piyanoya başladı; gitarı da denedi. Elektrik-elektronik mühendisliği okudu. Açık Radyo’da Mavi Tren adında blues programı yaptı. Moonshine, Patron, Bluesaint, Sabih Cangil Band gibi gruplarda yer aldı.

 

HAKAN BEHLİL (BAS GİTAR)

1954’te İstanbul’da doğdu. Alman Lisesi’nde okurken müzikle tanıştı. Aynı liseden isimlerin kurduğu Dönüşüm grubuna bir ara gitarist olarak yer aldı, Dönüşüm’ün ülke dışı turnelerine katıldı. 1980 başlarında Paris’te okurken Gunsmoke adlı reggae grubunda davul çaldı. Türkiye’ye dönünce önce Okay Temiz’le çaldı, ardından Emin Fırdıkoğlu’nun Euphony grubuna girdi. Birçok ünlü cazcıyla aynı sahneyi paylaştı, çeşitli formasyonlarla caz yapmaya devam etti.

 

HAKAN ÇİMENOT (TROMBON)

1976’da İstanbul’da doğdu. İlkokuldan sonra Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na girdi, Aycan Teztel’in trombon sınıfında eğitim gördü.

İstanbul Trombon Topluluğu’na katıldı ve konserlerde yer aldı.

1995’te TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda çalışmaya başladı.

2003 yılında EBU (Avrupa Radyo–Televizyon Birliği) Caz Orkestrası’na Türkiye’den katıldı. Emre Kayahan ile bir ikili oluşturarak “Funk–Bones” isimli grubu kuran Çimenot sonra yine Emre Kayhan, Doğan Aykon ve Berna Sağdıç ile birlikte 4–Bones grubunu kurdu.

Çimenot 1995 ve 1996’da Kerem Görsev’in iki albümünün kayıtlarında yer aldı ve konserlerinde de çaldı.

2002’de Beck’s Big Band’e birinci trombonist olarak giren Çimenot, Emin Fındıkoğlu’nun Detant projesinde, Ali Perret’in Barbarlar grubunda, Rick Ford’un Istanbul Jazz Collective grubunda, İstanbul Super Band Grubu’nda, Önder Focan ile Deep Purple ile FoBop projelerinde çalışan Hakan Çimenot TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda ve dostlarının albüm kayıtlarında çalmayı sürdürdü.

 

HAKAN KURŞUN (GİTAR, DAVUL)

1967’de Almanya Hanau am Main’da doğdu. Almanya’da büyüdü. 14 yaşında Türkiye’ye geldi. İstanbul Erkek Lisesi’nde okurken gitar çalmaya başladı. Okulda grup kurdu.

Devamında Aqua grubunda davul çalmaya başladı. Kısa Devre, Norm ve Other Gate isimli gruplarda da yer aldı.

Ardından Viyana’ya gidip SAE Medya Enstitüsü’nde ses mühendisliği okudu. Okuldan sonra Varşova’ya yerleşip Polonyalı müzisyenlerle çalıştı.

Yerli piyasaya hızlı giriş yaptı ve albüm prodüksiyonlarının yanında kendi yapıtlarını da Kaos albümünde müzikseverlere sundu.

2002’de Pb Müzik Yapım Ltd. şirketini kurdu ve Bilgi Üniversitesi’nde,

İstanbul Teknik Üniversitesi Müzik İleri Araştırma Merkezi’nde (İTÜ MIAM) ders vermeye başladı. Stüdyo ortamının dışına çıkıp, sıra dışı projelerini lokallerde, festivallerde çalmaya, müzikseverlere aktarmaya özen gösterdi.

Düzenleme, yapımcı, tonmaisterlik, stüdyo müzisyenliği, besteci kartvizitleriyle ulusal ve uluslararası müzik markete hizmet veren Kurşun yoğun mesaisine rağmen solo albümler yayınlamaya da özen gösterdi: Kütle (2003), Kuark (2016), Pearl Bracelet (2017), Vazgeçme (2018).

 

HAKAN ÖZER (TUŞLULAR)

1970’da İstanbul’da doğdu. 1988’de Waiting For The China adıyla kurulan toplulukta Mehmet Gencer (davul), Tarkan Mumkale (gitar), Ömer Ahunbay (vokal), Cem Özkan’la (bas gitar) new wave yaptı ve China Band’e dönüşen grupla genellikle Taksim mekanlarında çalarak üstün sahne performansıyla dikkat çekti.

Halıcı Midi Bilgisayarla Beste Yarışması’nın ilk ve ikinci yılında birinci oldu.

Ömer Ahunbay’la Hakan Özer’in ikili olarak ürettiği ‘Bir Hayal Gibi’. Albümü 1993’te yayınlandı. Ardından reklam müziklerine ağırlık veren üyeler, Walkman dergisi tarafından okurlarına dağıtılan özel albümler de üretti.

Hakan Özer, reklam ve film müzikleri ile ilgili çalışmalara 1991 yılında Ömer Ahunbay ile Jingle House’u kurarak başladı. 10.000’in üzerinde reklam müziği üreten, besteci, düzenlemeci, vokalist ve yapımcı olarak çalışan Özer, TV dizilerine, belgesellere ve sinema filmlerine müzik de yazdı.

China Band 2000’li yıllarda Rebel Movies adıyla yola devam etti. O güne dek yoğun şekilde reklam müziği üreten ekip, sektör krize girince gönüllerindeki müziği yapabilmek amacıyla grubu oluşturmuştu.

İlk iş olarak bestelerini In-House Sessions albümünde topladılar ve sınırlı sayıda ürettikleri yapıtı eşe dosta dağıttılar.

Deneysel, doğaçlama çizgide ilerleyen Rebel Moves İngilizce, Fransızca, Türkçe ve ‘Rebelce’ şarkılarını seslendirdi, bol konsere çıktı.

Yurtdışında da sahne alan grup elektronik, funk, reggae, caz, ska, hip hopa yakın duran soundla devam etti ve 2003’de 10. İstanbul Caz Festivali’ne katıldı.

Rebel Moves aynı yıl, üç parçalık maksi tekli ‘Sheep’i, bir yıl sonra da Are You Satisfated albümünü yayınladı ve Rock’n Coke’ta çaldı.

 

HAKAN ÖZOĞUZ (GİTAR)

Ekim 1976’da İstanbul Fenerbahçe’de dünyaya geldi ve çift yumurta ikizi Gökhan Özoğuz’la küçük yaşta müziğe merak sardı. 15 yaşında gitar çalmaya başlayan Özoğuz, trash metalle ilgi duymuş, zamanla punk-skaya geçmişti. Hakan ile Gökhan aynı kafadaki İlkan ve Erdem’le, tanrıça Athena’nın adını alarak grubun kurmuştu.

Horror Dimensions demosu, elden ele dolaşan konser kayıtları, sık değişen elemanlar (AF grubunun Asrın’ı ile Ferit’i dahil) derken 1993’de Özoğuz kardeşler, sedasız raflarda yer alan ve pek tutulmayan One Last Breath adlı İngilizce albümü çıkardı

Ardından, Nisan 1998’de Holigan albümü geldi. Demolarıyla yıllardır tezgah altının flaş gruplarından olan Athena, endüstriyle ortak yol bulup ‘ska’nın ağır bastığı, yer yer de ‘punk’a kaçan, özünde pop denilecek soundla girmişti yasal markete.

Skalonga parçasının sürüklediği Holigan albümü, Türkiye’de ska müziği tanıtmakla kalmayıp tüm yaş gruplarından hatırı sayılır dinleyici kitlesinin sevgisini kazanmış, tezgah altından çıkan bir grup dostluk, samimiyet yüklü ritmik şarkılarıyla, pop piyasasına şirin gelecek dokunuşlarla liste başı olabilmişti.

Başarılar devam ediyordu. 19 Eylül 1998’de Rolling Stones’un İstanbul Ali Sami Yen Stadı konserinde ön grup olarak sahne alan Athena, 2000 tarihli Tam Zamanı Şimdi albümündeki akılda kalıcı parçalarıyla üst sıralara tırmanmayı sürdürmüştü…

2001, Athena için önemli bir tarihti ve Türkiye’de düzenlenen 32. Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda ‘milli takım’ için besteledikleri 12 Dev Adam marşıyla grup zirvedeydi artık. Dövmeli, acayip aksanlı bu gençler milyonların sevgilisi olmuş, tek parçayla ‘sistem’e ilave edilmişti. ‘Mehteran Seferi/12 Dev Adam’ teklisi

Sıra, Eurovision Şarkı Yarışması’ndaydı. TRT’ye ısmarlama üç parça yapan Athena, İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Eurovision finalinde For Real parçasıyla dördüncü olarak dikkat çekti ve ardından beşinci albüm ‘Us’ı For Real sattırdı.

Her albümüyle çıtayı yükselten Athena’nın soundunda Hakan Özoğuz’un payı büyüktü ve sahnedeki çalmalardaki kalite ondan soruluyordu…

 

HALDUN HÜREL (DAVUL)

Hürel kardeşler radyoyu ilk kez Fatih’te arkadaşlarının evlerinde görmüştü ve Beatles ile Elvis Presley’i dinleyerek popa sevdalanmıştı.

Kardeşlerin müzik serüveni babalarının eve getirdiği akordeonu kendi çabalarıyla öğrenerek ve sırayla çalarak başlamıştı; tarih 1965’ti.

Yıllar geçmiş, 3 Hürel adıyla müzik yapmaya başlamışlardı. Anadolu Pop en verimli dönemini yaşarken Feridun Hürel bağlamayla elektrogitarı ayrı gövdede (saz-gitar adını verdiği çalgı) birleştirerek özel bir tını elde etmişti.

Haldun Hürel’in de (d. 8 Mayıs 1949) Beyazıt Bakırcılar Çarşısı’nda yaptırdığı dev bakır darbukalardan çıkan ritmle bu özel çalgının tınısı birleşmiş, grubun sounduyla birlikte şov yanı da sivrilmişti.

Aşk, ayrılık temalarını içeren türkü formundaki deneysel bestelerle devam eden üçlüde davula oturmuş Haldun Hürel’in sıra dışı performansı taklit edilmeye başlanmıştı.

Haldun Hürel sürekli yeni ritm arayışlarıyla sıkı bir dinleyici kitlesi kazanmış ve askılı davul, kaşık, dev darbuka, çan, teflerle adeta bir vurmalılar sentezi oluşturmuştu.

Plaklar birbirini kovalamış ve belgelere göre, Türkiye’de pop müzikçilere verilen ilk altın plak (uzunçalar) ödülü 3 Hürel’e gitmişti.

Güçlü ritm, güçlü gitar soloları ve hüzünlü vokal, eşittir 3 Hürel’di…

 

HALİL ÇAĞLAR SERİN (BAS GİTAR)

1991’de Manisa’da doğdu. 13 yaşında elektrik bas çalmaya başladı. 2009’da Işılay Saygın Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü’nden mezun oldu. Lise ve sonrası birçok grup bünyesinde müzik yaptı.

Daha sonra çeşitli burslar kazanarak aralıklarla yurt dışında müzik eğitimi aldı.

2014’de 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bilimleri Bölümü’nden mezun oldu. ABD, İtalya, Almanya ve Türkiye’nin birçok şehrinde konserler verdi.

Önceleri caz camiasında ‘genç yetenek’ kartvizitiyle yerli, yabancı yıldızlarla ortak projelerde çalıştı. Cazcıların albüm kayıtlarına katıldı. Çeşitli formasyonlarla festivallerde, lokallerde çaldı. Workshoplar düzenleyerek birikimleri genç müzisyenlere aktarmayı sürdürdü.

 

HALİL SAÇLI (TROMPET)

1935’te Tekirdağ’da dünyaya geldi. Müziğe askeri okulda trompetle müziğe başladı. Okulun bando takımında nefeslileri çaldıktan sonra profesyonel olarak orkestralarda çalışmaya başladı. Trompet ve tromboncu olarak yer aldığı ilk orkestra Kontraslar’dı.

Ergun Özer, Süheyl Denizci, Güner 5, Yalçın Ateş, Norayr Demirci, Erol Pekcan orkestralarında, TRT İstanbul Radyosu Caz Orkestrası’nda trombon ve trompet çalan Halil Gürşan Saçlı, ayrıca birçok plağın kayıtlarında da yer aldı.

 

HALİS BÜTÜNLEY (DAVUL)

8 Aralık 1956’da İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta müzikle ilgilenmeye başladı. Ağabeyi Halis Bütünley’le İstanbul Nişantaşı’nda plakçı açtı. Birçok toplulukta davul çaldı. Ardından, birlikte müzik stüdyosu kurdular ve albüm prodüksiyonuna başladılar. Tayfun Duygulu, Bora Gencer, Jale, Bendeniz, Of Aman Nalan gibi isimlerin menajerliğini üstlendi.

Menajerliğini yaptığı Kerim Tekin’le 1988’de geçirdiği trafik kazasından ağır yaralı olarak kurtuldu. 1989’da Yeni Türkü grubuna katıldı. Vira Vira albümünün kayıtlarında ve birçok konserde baget salladı. Besteler yazdı, şarkıcı olarak yarışmalara katıldı, vurmalılar alanında öğrenciler yetiştirdi. 4 Temmuz 2016’da kalp krizinden yaşamını yitirdi.

 

HALUK HANCI (BAS GİTAR)

O dönem çok popüler olan Mavi Işıklar’a rakip olarak 1966’da İstanbul’da kurulan Mavi çocuklar’da altı yıl çaldı. Okul çaylarının aranan grubu olmuşlardı.

Altın Mikrofon’un üçüncü yılında (1967) Mavi Çocuklar finale kalan altı yarışmacı arasındaydı. Sonuçta, Tamzara ile birinciliği almış ve yarışma şartnamesine göre çıkarmaya hak kazandıkları 45’liğe Tamzara ile Develi Daylar’ı koyarak plağı yayınlamışlardı.

1968 kadrosunda Dinçer Erdoğan, Armağan Celep (gitar), Haluk Hancı, Garbo Mayk, Berç Minas’ın bulunduğu grup, Dinçer Erdoğan’ın önderliğinde birkaç plak çıkartmıştı.

Haluk Hancı 1969’da Önder Bali-Orhan Şevki Yedilisi’ne katıldı; sonra da Önder Bali Dörtlüsü adıyla plak kayıtlarına girdi. Zafer Dilek (gitar), Haluk Hancı (bas gitar), Erdal Gürel (davul), Önder Bali’den (org, klarnet) oluşan dörtlü, Bergama Zeybeği 45’liğiyle listelerde zirveye çıkmıştı.

 

HALUK PEKEL (DAVUL)

1927’de Üsküdar’da doğdu. Kabataş lisesi’nde okudu. Lisede arkadaşlarıyla grup kurdu ve caza merak sardı. Üsküdar Halkevi’nde müzik çalışmalarına devam etti ve ardından Şevket Yücesaz Orkestrası’na girdi. Sololarıyla dikkat çekti.

 

HALUK ŞİRİN (ORG)

1953’te İstanbul’da doğdu. Profesyonel müziğe Berkant’ın orkestrasında org çalarak başladı. Askerlikten sonra 1974’te Ritm 69’a katıldı. Sahne çalışmalarının yanında orkestranın düzenlemelerini de yazdı. Almanya’ya gitti ve Kombo grubuna girdi. Orgla beraber flüt ve bas gitar da çaldı.

 

HAMİ BARUTÇU (BAS GİTAR)

1955’te Trabzon’da doğdu. Altı yaşında İstanbul Kadıköy’e geldi. Genç yaşta gitar çalmayı öğrendi ve Fenerbahçe Lisesi’de öğrenim görürken 1974 Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’nda okuluyla Türkiye ikincisi oldu.

1977’de Murat Töz’ün yerine Dervişan grubuna katıldı. Cem Karaca’nın ‘Toplum İçin Sanat’ yolunda en önemli yapıtlarını verdiği günlerde, Dervişan grubunun son plağı 1 Mayıs/Durduramayacaklar Halkın Coşkun Akan Selini 45’liğinin kayıtlarında yer alan Barutçu, devamında ‘1 Mayıs’a açılan soruşturma nedeniyle bir yıl Almanya’da yaşamak zorunda kaldı.

Dervişan’ın yerine kurulan Edirdahan grubunda da Cem Karaca’nın yanında yer alan Hami Barutçu, Mayıs 1978’de yayınlanan Safinaz albümünün kapağı için ekiple, üzerinde ‘Kahrolsun Yoz Müzik’ yazılı duvarın önünde fotoğraf çektirmişti.

Grup, sert politik söylemin peşinden gideceğini göstermiş, Anadolu ezgilerini kucaklayarak progressive rock doğrultusunda ilerleyeceğini belirtmişti. ‘Anadolu rock opera’ olarak tanımlanan Safinaz albümü, Karaca çizgisinin ne derece politikleştiğinin tipik örneğiydi.

Safinaz’ın başarısına karşın elemanlar gitmiş, Uğurdemir ile Barutçu’nun yanına, davula önce Sefa Ulaştır, ardından da Mehmet Gözüpek gelmişti. Edirdahan tek albümün ardından 1978’in sonunda dağılmıştı.

Barutçu devamında popçularla çalıştı; Şan Sineması müzikallerinde yer aldı; Yurdaer Doğulu’nun orkestrasında, Turgay Noyan’ın plaklarında çaldı. Albüm kayıtlarında stüdyo müzisyeni olarak görev yaptı. Kenan Doğulu’yla 22 yıl müzik üretti; diğer yıldızlarla da çaldı.

2010’da Levent Baki’nin önderliğinde bir araya gelen deneyimli müzisyenler, Dervişan’a yeniden hayat vermek amacıyla Hami Barutçu (bas gitar), Sefa Ulaştır (davul), İskender Paydaş (tuşlular), Levent Baki’li (vokal) kadroyla konserlere çıktı.

 

HARUN BATIRBAYGİL (GİTAR)

26 Haziran 1944’te Ankara’da doğdu. Andrea Paleologo’dan gitar dersleri aldı. İspanyol gitarın yanında keman da çaldı. Bir dönem Fikret Kızılok’la çalıştı.

Sosyal Bilimler dalında profesör oldu. Yıldız Üniversitesi’nde gitar konusunda birçok etkinlikler düzenledi, toplantılar yaptı.

 

HARUN KOLÇAK (BAS GİTAR)

1955’de İstanbul’da doğdu. Saint Benoit kolejinde okurken arkadaşlarıyla grup kurup gitar çaldı, şarkı söyledi. Ardından bas gitarı öğrendi. Öğrenim hayatını bırakıp profesyonel müzik dünyasına adım attı.

1975’te Seyhan Karabay, Nurhan Özcan (gitar), Akay Temiz’li (davul) son Kardaşlar kadrosunda bas gitar çaldı. Erkin Koray’ın 1977 tarihli Tutkusu albümünün kayıtlarında bulunan Kolçak 1978’de Ritm 68 Orkestrası’na girdi.

Vatani görev sonrası caz müziğe merak sardı ve Aydın EsenNeşet RuacanNükhet RuacanErol Pekcan gibi isimlerle çalıştı.

Onno Tunç‘un orkestrasına davet edildi. Aynı dönemde Sezen Aksu‘nun teşvikiyle şarkı söylemeye başlayan Kolçak yedi yıl Onno Tunç Orkestrası’nda bas gitaristlik, vokalistlik ve solistlik yaptı.

Zerrin Özer ve Aşkın Nur Yengi ile birlikte Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması ve Akdeniz Akdeniz Müzik Yarışması’nda ödüller kazandı.

1992’de ilk solo albümü Beni Affet’le büyük çıkış yaptı ve Gir Kanıma şarkısı ile zirveye çıktı. Bendeniz, Aşkın Nur Yengi, Emel’le düet yapıtlar söyleyen Kolçak, albümlerle yola devam etti.

2012’de ‘ünlüler orkestrası’ diye kurulan topluluk Ferda Anıl Yarkın (vokal, keman), Harun Kolçak (vokal, bas gitar), Reyhan Karaca (vokal, kemane), Metin Özülkü (vokal, gitar), Asım Ekren (davul), Feyyaz Kuruş (vokal, tuşlular), Hazım Körmükçü’den (vurmalılar) oluşuyordu. Orkestra sahne çalışmalarının ardından 2014’de Extra Şarkılar adlı beş parçalık EP’yi yayınladı.

Amansız hastalığına rağmen müziği bırakmadı ve uzun süre çalışmalarına devam etti. 19 Temmuz 2017 tarihinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

 

HASAN CİHAT ÖRTER (GİTAR)

1958’de İstanbul Üsküdar’da doğan Hasan Cihat Örter yedi yaşında gitar dersleri almaya başladı. Sonra piyano ve keman öğrendi. Bu arada cazla ilgilendi; ayrıca Türk Müziği makam, nazariyat dersleri aldı, Türk Halk müziği çalışmaları yaptı.

Lise döneminde küçük orkestralarda çaldıktan sonra ABD’ye gidip Berklee Müzik Akademisi’nde 1976-79 arası öğrenim gördü. Devamında Gordon Delemond’un öğrencisi olarak Belçika Kraliyet Liege Konservatuvarı’nda caz kompozisyon derslerine katıldı (1979-1980), yüksek lisans ve doktorasını yaptı.

İsmi bugüne dek daima düzeyli yapımlarla birlikte anıldı. Anadolu’nun geleneksel ezgilerini topladığı Anatolian Folk Music adlı ilk albümü gölgede kalmasına karşın iyi çalışmaydı: kentli kadını yansıtmayı amaçladığı ikinci albümü Kadın’ın Senfoni’si de 1995’in kaliteli yapıtları arasındaydı.

Örter, İstanbul Kent Orkestrası’nda çaldığı dönemde Ahmet Kurtaran ve Selami Karaibrahimgil’le Modern Folk adıyla birleşti.

1997’de Re-formation albümünde Türk Musikisi’nin önemli isimlerinin yapıtlarını gitarıyla yorumladı.

Çeşitli televizyon ve radyolarda programlar yaptı.

Sanatçı birçok belgesele ve filme özgün müzik yazdı. Türk müziğinin çoksesli müziğe uyarlanması konusunda çalışmalarını sürdüren Hasan Cihat Örter, yurtiçi ve yurtdışı konserlerine devam etti, konferanslar verdi, öğrenciler yetiştirdi.

 

HASAN HÜRSEVER (DAVUL)

Müzik çalışmalarını Hasan Hür adıyla da sürdüren Hasan Hürsever, 1936’da Kosova’nın Mitroviça şehrinde doğdu ve burada küçük yaşta davul çalmaya başladı.

Yugoslavya’dan Türkiye’ye gelen ve 1961’de Erol Büyükburç Orkestrası’nda profesyonel müziğe adım atan Hürsever devamında “Kuyruklu Yıldızlar” grubunda girdi.

Hürsever aralarında Kadri Ünalan, Süheyl Denizci, Atilla Şereftuğ, Özdemir Erdoğan, Ayten Alpman, Ali Kayral, Kayahan, Ümit Aksu, Esin Engin, Ayhan Yünkuş’un bulunduğu birçok müzisyenle çalıştı. 70’ler boyunca orkestrasıyla lokallerde sahneye çıkan, plak kayıtlarında yer alan Hasan Hürsever, Seksenli yılların başında Süheyl Denizci tarafından kurulan İstanbul TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nda baget  salladı.

1987’de Fatih Erkoç, Neşet Ruacan ve Ergun Eremkar ile Finlandiya’da Uluslararası Pori Caz Festivali’nde çaldı.

TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’ndan emekli olduktan sonra uzun yıllar piyanist Şevket Uğurluer ile birlikte çalışan Hürsever devamında piyanist ve kontrbas sanatçısı olan oğulları Hakan ve Volkan Hürsever ile müzik çalışmalarına devam etti.

 

HASAN SEL (BAS GİTAR)

1967’de Altın Mikrofon yarışmasında Selçuk Alagöz Orkestrası basçı Hasan Sel ile davulcu Engin Yörükoğlu’nun da dahil olduğu kadroyla üçüncü oldu.

Hasan Sel devamında Apaşlar’a katıldı. Yurtdışında da büyük işler yapmak istiyorlardı ve Anadolu halk ozanlarının yapıtlarıyla dünyaya açılacaklardı. Plaklardan kazandıklarıyla Federal Almanya’da stüdyoya girmişler, konserlere çıkmışlardı.

Ancak, organizatör oyunları sonucu konserlerden yeterli para gelmeyince bas gitarist Hasan Sel ile davulcu İhsan Avşar grubu bırakarak Türkiye’ye dönmüştü.

Bir süre sonra Selçuk Alagöz Orkestrası’ndan Cahit Berkay (bağlama, gitar, yaylı tambur, cura, kopuz, ıklığ) ile Engin Yörükoğlu (davul, vurmalılar), Vahşi Kediler’den Haluk Kunt (bas gitar), Murat Ses ile Aziz Azmet 12 Aralık 1967’de Moğollar’ı kurmuştu.

İki hafta sonra Haluk Kunt ayrılınca yerine Hasan Sel alındı. Moğollar ileriki yıllarda kuruluş tarihi olarak 1 Ocak 1968’i benimseyecekti.

Hasan Sel Şubat 1969’da ticarete atılarak Moğollar’dan ayrıldı.

 

HAYRETTİN TÜKEL (PİYANO)

1942’de İstanbul’da doğdu. 1957’de Cahit Oben’in topluluğunda piyano çalmaya başladı. Daha sonra Üstün Poyraz Set, Necdet Karar, Aydemir Mete, Güner 5 topluklarında çalıştı.

 

HENRY VASİLAKİ (GİTAR)

1950’lerin başından 1970’lere kadar ünlü yıldızlara, ünlü lokallerde eşlik eden Henry Vasilaki (gitar) ve orkestrası şov programlarıyla da tanınmıştı. Popüler şarkıların yanında caz standartlarına da repertuarda yer veren orkestra, sahnede aynı anda şantöz ve şantör bulundurarak fark yaratmıştı.

 

HİDAYET AKPARLAR (SAKSAFON)

1924’te İzmir’de doğdu. Ankara devlet Konservatuarı’nda eğitim gördü. Profesyonel müziğe Kemal Güleşoğlu Orkestrası’nda saksafon çalarak başladı. Sonra Kemal Yarar Orkestrası ile radyo Armoni Mızıkası’nda çalıştı. Konservatuarda yöneticilik yaptı.

 

HRANT LUSIGYAN (SAKSAFON)

1917’de İstanbul’da doğan Hrant Lusigyan’ın iki kız kardeşiyle annesi piyano, babası ve ağabeyi de keman çalıyordu. O da kemanı seçti. On yedi yaşındayken Şişli Halkevi’ndeki Mühendisyan Orkestrası’na girdi. Ancak, gönlü keman yerine saksafondaydı. Ağabeyinden öğrendiği saksafonla caz orkestralarında çalışmaya başladı; zamanla klarneti de becermişti.

1941’de Miko Fayon, Viktor Kohenka, Moni Fayon’la Yeşilköy Luna Park’da çalışmaya başladı. Birçok orkestrayla sahneye çıktıktan sonra kendi adını verdiği toplulukla (Peter Lederer: piyano, Nubar Zeynur: keman, Poli: davul, Orhan Avşar: piyano, Hrant Lusigyan: saksafon, klarnet) lokallerde sahneye çıktı. 1966 yılında Şan Tiyatrosu’nda jübilesini yaptı.

 

HULKİ SANER (KLARNET)

24 Temmuz 1921’e İstanbul’da dünyaya geldi .Haydarpaşa Lisesi’nde okurken, Kadıköy Halkevi Caz Orkestrası’nda klarnet çalmaya başladı.

1944’de metalurji yüksek lisans için ABD’ye gitmiş, orada orkestralarla çalmış ve opera eğitimi alarak yurda dönmüştü. Yurda dönüşünde İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan Bölümü’ne girip mezun olmuştu. Sonra  İstanbul Operası’nda ses sanatçısı olarak görev aldı, besteler yazdı. “Tosca” operasında oynadı. Askerliği sırasında Ankara Orduevi’nde müzik yaparak sahnesini geliştirmişti.

1940’larda ‘Halk Evleri’nde Sanat musikisi yasaktı; Hulki Saner de (klarnet) Artie Shaw tarzı müzik yapan, Batılı örneklerine benzeyen büyük bir orkestra kurdu. Kadıköy Halkevi’nde Caz Topluluğu adıyla hayata geçirilen bu orkestra, tango ve rumba ağırlıklı parçalar çalıyor, sık olmasa da caza yer veriyordu.

Saner tangoya da merak sararak ‘İlk Buse’ ve ‘Senin İçin’ gibi besteler yazmıştı. Moda Deniz Kulübü, Belvü ve Ankara Gar gazinolarında sahneye çıkan orkestra, yıllarca hoş müzikler dinletti.

Hulki Saner 1956’da “Kalbimin Şarkısı” ve “Beş Hasta Var” filmlerine müzik hazırlayarak sinemaya girdi ve devamında yönetmenliğe geçerek en çok film üreten isimlerden biri oldu.

 

HURŞİD YENİGÜN (GİTAR)

1951’de Ankara’da doğdu. Babası Türk Sanat Müziği bestekârlarından Hayri Yenigün‘dü. İlkokulda mandolin ile müziğe adım attı. Okul yıllarında gitara geçti ve Ankara Deneme Lisesi’nde okurken Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’na katıldı.

Grup kurarak gece kulüplerinde, lokallerde çaldı ve profesyonel müziğe geçti.

Ankara Devlet Konservatuvarı ‘nda bir sene şan eğitimi gören Yenigün, İstanbul’a gidip Dün Bugün Yarın Orkestrası’na katıldı ve dönemin en favori gece kulüplerinde ve plak kayıtlarında çalmaya başladı. 70’li yıllarda yerli popta önemli yere sahip olan Şat Yapım bünyesinde prodüktörlük yaptı, düzenlemeler yazdı.

Yerli pop müziğin yetenekli isimlerinden Hurşid Yenigün 1980’lerin başında adına kurduğu orkestrayla, popüler ve klasikleşmiş eserleri albümlerde topladı.

Art arda yayınladığı bu albümlerle gazinolardaki havayı evlere taşıyan Yenigün (gitar, vokal), dönemin önemli stüdyo müzisyenleriyle çalışarak ilginç yapıtlara imza attı. Film müzikleri yazdı, müzik atölyesi kurdu.

Hurşid Yenigün Orkestra, Saz ve Vokal Grubu uzunçalar formatında Pop Gırgıriye, Pop Fıstikiye, Pop Yallah, Lüküs Hayat, Pop Vırvıriye, Pop Dingala Dingala, Maniki Dünya, Akşamdan Akşama, Alaturka Pop-Fasıl, Pop-Rumeli, Gırgır-Sekseniki, Hekimoğlu, Pop Yallah 2, Cafer Ortadirek, Pasajda Sohbet, Gırgıriye Film Şarkıları albümlerini çıkardı.

Yenigün ile müzisyen dostları, devamında da bu kez Hürşid Yenigün ve Grubu adıyla Çiftetelli Türkiko, Sıcak Sıcak Tatlı Tatlı Sıkı Sıkı Deli Deli, Şekeroğlan, Unutulmayan Aranjmanlar, Unutulmayan Aranjmanlar 2, Pembe Pembe, Disco-Fasıl Rumbada, Unutulmayan Günlerin Unutulmayan Şarkıları-2009 albümlerini yayınladı.

 

HÜSEYİN SULTANOĞLU (DAVUL)

29 Kasım 1949 Adana doğumlu Sultanoğlu, İstanbul Kabataş Lisesi mezunuydu. Profesyonel müziğe adım attığı Grup Bunalım’la 1969’da Taş Var Köpek Yok/Yeter Artık Kadın 45’liğini kaydetmiş ve 1970’de Kardaşlar’a geçmişti.

Kardaşlar’da davulun yanında, askılı davul, bongo, darbuka, tumba gibi diğer vurmalıları da başarıyla kullanarak sounda büyük katkı yapmıştı.

Dervişan’ın ilk kadrosunda da yer alan Sultanoğlu, o dönem davula merak sarmış gençlerin favroi ismi olmuş, sahnedeki performansı taklit edilmeye çalışılmıştı…

Sultanoğlu müzik piyasasında fazla kalmayıp yurtdışında yaşamayı tercih etmişti.

 

IŞIL ÖZTUNÇ (ORG)

1940’ta İstanbul’da doğdu. Roma Santa Cecilia Konservatuarı’ndan mezun oldu. 1961’de İstanbul Şehir Orkestrası’na girdi ve korno kontrbas ve piyano çaldı. Hafif müzik piyasasına da adım attı; orkestralarda orguyla yer aldı ve düzenlemeler yazdı. Kendi adına orkestra kurdu.

 

İBRAHİM ÖZGÜR (SAKSAFON)

1910’da İstanbul’da doğdu. 16 yaşında Ankara’da Riyaseti Cumhur Musiki Heyeti’ne kabul edildi ve burada saksafon çalmayı öğrendi.

Saksafonun yanında Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi öğrencisiyken balo ve çaylarda orkestra eşliğinde şarkı söylüyordu İbrahim Özgür. İşi ilerletti ve Ankara Radyosu’nda Şevket Yücesaz Orkestrası’yla caz programları yaptı.

1931’de yurtdışına çıktı ve Beyrut, İngiltere, Hindistan, Singapur, Endonezya’da müzik yaptı.

İstanbul Beyoğlu’nda Galatasaray Lisesi karşısında Tea Room ya da diğer ismiyle ‘Ateş Böceği-Özgür Bar’ dans lokalini açtı ve Ateş Böcekleri orkestrasıyla söylemeye, saksafon, klarnet çalmaya başladı. Sevinç ile Sevim Tevs kardeşler onun vokalleriydi.

Lokal için kurduğu orkestrada piyanoda Aleks Keleci, davulda Cihat Erduran vardı; Roberto Lorano da şarkı söylüyordu. Aleks Keleci’nin yerine piyanoya sonra İlham Gencer gelmişti. İstanbul Radyosu’nda trio halinde programlara devam etti ve tangodan caza seçkin örnekler verdi. Mavi Kelebek, Aşkın Sesi, Yalan, Kim bilir bestelerinden birkaçıydı.

Metin Özyol (davul), Ümit Aksu (piyano), Zehra Eren (vokal), Erol Sıdal (saksafon), Tahsin Teksan (piyano) uzun zaman diliminde İbrahim Özgür’le (ölüm Şubat 1959) çalışan isimlerden bir kaçıydı.

 

İHSAN AVŞAR (DAVUL)

26 Ocak 1947 doğumlu İhsan Avşar davulcu olan babasından etkilenerek Adana’da müziğe başladı. Amatör çalışmaların ardından 1960’ların ortasında Cem-Karaca Apaşlar’da davul çalmaya başladı. Bir takım maddi sorunlar nedeniyle bu gruptan ayrıldıktan sonra bir süre Sis Beşlisi, Orkestra İzler, Ali Kayral Orkestrası ve Ali Erdoğan Orkestrası’nda baget salladı.

Sağlam tekniğiyle dönemin aranan isimlerinden biri haline gelen Avşar, müzik yaşantısına Rıza Silahlıpoda’nın Ritm 68 orkestrasında devam etti ve Ritm 69 orkestrasında da davul Avşar’a emanet edildi.

 

İHSAN MORAY (SAKSAFON)

20 Nisan 1938’de doğdu. Askeri Mızıka Okulu’nu bitirdi ve bir süre sonra sivil hayatta müzik yapmaya başladı. 1961’de Melodi Sekstet’te profesyonel oldu. Devamında Güner 5, Güner 6 topluluklarında Boğaziçi Orkestrası’nda tenor saksafon çaldı.

 

İLDENİZ ÜREL (BAS GİTAR)

Ocak 1940’ta İstanbul’da doğdu. Avusturya Lisesi’nde okurken profesyonel oldu ve Nejat Cendeli Orkestrası’na girdi. Nevzat Yalaz, Müfit Kiper, Süheyl Denizci, Kanat Gür orkestralarında çalışan Ürel, Kanat Gür’le 1965 Altın Mikrofon Yarışması’nda finale kaldı.

 

 İLHAM GENCER (PİYANO)

1927 İstanbul Bakırköy doğumlu İlham Gencer (Asıl adı Osman olan sanatçı, müzik dünyasında göbek adı İlham’ı kullandı) beş yaşında piyano dersleri alarak müziğe başladı. Halkevlerindeki kurslarda piyano çalmayı geliştiren Gencer 20 yaşında profesyonel oldu.

Devamında topluluklar bünyesinde lokallerde ve İstanbul Radyosu’nda programlara çıkarken, tek piyanoyla da müzik yaptı.

1950’lerin başında İlham Gencer Trio topluluğunu kuran ünlü piyanistten başka ekipte Ali Çetinkaya (davul), Aydemir Mete (kontrbas) vardı ve üçlünün önünde Ayten Alpman şarkı söylüyordu. Hasan Kocamaz, Balarası Özdemir, Turhan Eteke, Orhan Avşar, Mehmet Karatosun, Sabahattin Karatosun, Aleks Keleci gibi isimlerin de çaldığı orkestra, uzun süre sahnelerde kalmıştı.

1961’de İstanbul Şişli’de ‘Çatı’ adlı kulübü açan İlham Gencer, burada konservatuar havası yaratarak Ajda Pekkan, Emel Sayın, Tülay German gibi isimlerin camiayla tanışmalarını sağlamıştı.

Modaya uyup orkestrasına, yabancı isimleri andıran Los Çatikos adı vererek Çatı’da programlar yapan İlham Gencer, aynı binadaki Site sinemasında filmlerden önce 45 dakikalık şovlar düzenliyor ve konserlerde orkestranın eleman sayısı artıyordu.

İlham Gencer, yeniden kendi adını koyduğu orkestrasının kalitesini çeşitli yarışmalarda sınamayı düşünmüş ve 1964’de katıldığı 2. Boğaziçi Müzik Festivali’nde İstanbul şarkısıyla en iyi beste, The Song Goes Around The World şarkısıyla en iyi ikinci beste ödüllerini kazanmıştı.

Gencer’in üçlüsü bir yıl sonra aynı yarışmada orkestra kategorisinde ikinci sırayı alırken elemanlardan Ali Çetinkaya en iyi davulcu, Süheyl Denizci en iyi saksafoncu seçilmiş, topluluk Cherbourg Şemsiyeleri parçasındaki yorumuyla en iyi şarkı ödülüne layık görülmüştü.

1965’te ilk Altın Mikrofon’a İlham Gencer, Ali Çetinkaya, Mehmet Karatosun (bas gitar) kadrosuyla katılan üçlü Zamane Kızları parçasıyla finale kalmış, dereceye girememesine karşın yarışma şartnamesi sonucu Zamane Kızları/İstanbul 45’liğini çıkarmıştı.

1967’ye dek orkestrasıyla çalışan İlham Gencer, o tarihten sonra solo işlere yönelmişti.

1997’de 50. sanat jübilesi yapıldı.

 

İLHAMİ UÇKİN  (DAVUL)

1934’te İstanbul’da doğdu. Müziğe amatör orkestralarda davul çalarak başladı. Özkan Acargil Orkestrası’nda çalıştı.

 

İLHAN ERŞAHİN (SAKSAFON)

1965’te İsveç Stockholm’de doğdu. Eve alınan plakları dinleyerek büyüdü. Squash sporunda İsveç’te milli olduktan sonra müziği seçti ve 1981’de saksafon öğrenerek bir gruba girdi.

Rock ve reggae ile ilgilenirken ablasının plaklarını dinledikten sonra caza merak sardı. Özel dersler almaya başladı.

Liseyi bitirip New York’a gitti ve 1987 ‘de Berklee Müzik Okulu’nda eğitim görmeye başladı. Okulu sevemedi ve New York’a dönüp Joe Lovano’dan dersler aldı.

Küçük kulüplerde çaldı ve beste biriktirdi. Kendi adını taşıyan gruplarla Türkiye’de ve Avrupa’da festivallere katılmaya başladı. Albümler yayınladı.

1996’da ilk albümü She Said’i yayınladı. Nublu plak şirketini kurdu, yapımcı oldu ve alternatif işleri cazseverlere sundu. Çeşitli şehirlerde caz kulüpleri açtı.

Saksafondaki sıra dışı performansı, doğaçlamadaki yeteneğiyle sivrildi. Düzenli aralıklarla albümler yayınladı, festivallere katıldı.

 

İLHAN ERTEN (BAS GİTAR)

12 Ekim 1945’te Adana’da doğdu.  Önce disk-jokeylik yaptıktan sonra kendi kurduğu orkestrayla kulüplerde sahne almaya başladı. 1967’de İstanbul’a gidip Kontrastlar’a katıldı.

1969’da Mustafa Boz Orkestrası’na girdi; bas gitarı çaldı, şarkıları söyledi. Ardından İstanbul’da çeşitli topluluklarda Ajda Pekkan gibi yıldızların arkasında sahne aldı.

Ankara’ya gidip Amerikan Subay Kulübünde uzun süre gitarist ve solist olarak İngilizce şarkılar söyledi. Aynı kulübün şubeleri olan Amsterdam, Napoli ve Vesbaden kentlerinde de müzik yaptı. Devamında, halk müziğine ağırlık veren Erten, derlemeler yaptı.

1970’li yılların başında kendi orkestrasını yeniden kurdu ve halk müziği formundaki şarkılarıyla Anadolu turneleri düzenledi.  Almanya’da üç yıl süre kendi orkestrası ile halk türkülerimizi yorumladı.

14 adet 45’lik plak, 43 adet kaset, beş uzunçalar ve CD’ler üreten, kitaplar yazan Erten Anadolu’da ilk defa orkestra ile türkü söyleyen sanatçı olarak müzik tarihimize geçti. Erten, 2019’da yaşamını yitirdi.

 

İLHAN FEYMAN (TROMPET)

12 Mayıs 1930 doğumlu İlhan Feyman (ö. 2014) Konya Askeri Ortaokulu ile Bursa Askeri Lisesi’nden mezun olduktan bir süre sonra sivil hayatı seçti ve profesyonel müziğe 1953’de Yaşar Güvenir Orkestrası’nda trompet çalarak başladı. Üç kardeşinin hepsi de müzikle ilgilendi.

Orhan Sezener ile Şevket Yücesaz orkestralarında da çalışan sanatçı, 1958’de orkestrasını kurdu. Orkestra 1964’de katıldığı 2. Boğaziçi Müzik Festivali’nde Kundurama Kum Doldu şarkısıyla folk dalında ikinciliği kazandı.

Zamanla okul haline gelen orkestra, bir dolu müzisyenin vitrine çıkmasına ön ayak oldu.

Uzun süre sahnelerde kalan İlhan Feyman Orkestası’ndaki elemanlar daha sonra yerli hafif müzikte önemli yerlere geldi.

Feyman, 1970’li yıllarda gece kulübü açtı ve caza yöneldi. Birçok mekanda trompetiyle solo çalışmalar yaparken, çeşitli oluşumlarda da yer aldı.

 

İLKER DÖKEK (DAVUL)

Ekim 1947’de İstanbul’da doğdu. Uğurtan Günal Orkestrası’nda profesyonel oldu. Orhan Şevki, Nevzat Süer, Vehbi Turan topluluklarında çalıştı.

 

İLKER ÖZALP (BAS GİTAR)

1968’de doğdu. Bir süre yurtdışında yaşadı. Türkiye’ye dönünce caz camiasıyla tanıştı ve üretilen yerli caz albümlerinin büyük bölümünün kayıtlarında yer aldı. Çeşitli projelere katılırken, alternatif çalışmalar ve pop albümlerinde de yer aldı.

 

İLKİN DENİZ (BAS GİTAR)

1961’de Trabzon Sürmene’de doğdu. Adapazarı’nda ilkokulda mandolin çalmaya başladı.

Lisede bas gitara geçti.Düğünlerde, pavyonda, taverna, gece kulüplerinde, gazinolarda profesyonel olduktan sonra 1980’de caza yöneldi ve Neşet Ruacan’dan kompozisyon, Ali Perret’den armoni dersleri aldı.

Birçok projede yer aldı, çok çaba sarf etti ve 1993’te pop caz albümü JazzBank’ı yayınladı.

1995’te ise Florida ABD’ye yerleşti ve türlü zorluklara karşın caz yapmaya devam etti.

2006’da Türkiye’de Erkan Oğur ve Turgut Alp Bekoğlu’yla Telvin albümünü yaptı ve devamında ABD’de

2008’de Old School, 2009’da Goodfellas caz albümlerini çıkardı.

Uzun kariyeri boyunca Neşet Ruacan, Emin Fındıkoğlu, Selim Selçuk, İmer Demirer, Önder Focan gibi yerli cazın kalburüstü isimleriyle de çalıştı. Sık sık Türkiye’ye gelip cazcı dostlarının albüm kayıtlarına katıldı.

 

İLTER YENİŞEN (TROMBON, PİYANO)

Ankara Devlet Konservatuarı’nda eğitim gördü. Ardından profesyonel müzik piyasasına girdi. Kadri Ünalan, Roberto Lorano, İsmet Sıral, Üstün Poyrazoğlu, Turhan Eteke orkestralarında trombon ve piyano çaldı. 1970’lı yılların başında Avrupa’ya gitti ve Viyana’ya yerleşip Avusturya Radyo Televizyon Orkestrası’nda tromboncu olarak yer aldı, albüm kayıtlarında bulundu, piyanosuyla programlar yaptı, Frank main takma adıyla şarkı söyledi. 2016’da yaşamını yitirdi.

 

İLYAS DEMİRCAN (BAS GİTAR)

1965’te amatör topluluk Pantalon Beşlisi’nde müziğe başladı. Sonra Batılılar Orkestrası’yla tanındı. 1970’te Salim Ağırbaş Orkestrası’na girdi. Devamında Orkestra Pratik Set, Çetin İnöntepe Orkestrası’nda  çalıştı. Süheyl Denizci’nin davetiyle TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’na katıldı. Bağdat’ta, Tahran’da da müzik yaptı.

 

İMER DEMİRER (TROMPET)

1964’te Ankara’da doğdu. Küçük yaşta ailesiyle Almanya’ya gitti. Orada ona bir org alındı. 12 yaşında trompeti denedi.

1976’da İstanbul Devlet konservatuarı trompet bölümüne girdi. Okul sırasında cazcılarla tanıştı ve caza yöneldi. Cem Aksel, İlkin Deniz, Can Ayer gibi isimlerle ilk çalışmalarını yaptı. 1986’da okulun yüksek kısmından mezun oldu.

Aynı yıl İstanbul Caz Dörtlüsü’ne katıldı. Bilsak Caz Festivali’nde çaldı.

1989’da TRT İstanbul Radyosu Caz Orkestrası’na girdi. Bu dönemde orkestra ile çok sayıda kayıt, konser ve festivalde yer alarak big band deneyimini artırdı. Orkestranın bağlı olduğu ve Avrupa Yayın Birliği‘nin kurduğu EBU Caz Orkestrasında TRT’yi temsil etti.

Devamında uzun süre Tuna Ötenel’le çalıştı.

Yurtdışı festivallerinde çaldı. Ünlü isimlerle jam sessionlara katıldı.

Popçulara düzenlemeler yazdı. 1995’te Acid Trippin’de yer aldı.

Emin Fındıkoğlu ile tanışan Demirer, Fındıkoğlu’nun kurduğu Detant ve Euphony gruplarında yer aldı.

1998’de İstanbul Bilgi Üniversitesi‘nde öğretim görevlisi olan Demirer, 1998-2004 arası bu üniversitede ensemble ve trompet dersleri verdi.

Birçok albümün kaydında çalan İmer Demirer, 2009’da You, Me & Char adlı ilk albümünü yayınladı.

2013’te ise UNESCOKültür ve Turizm ile Dışişleri bakanlıkları, Thelonious Monk Caz Enstitüsü ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı‘nın işbirliğiyle ikincisi İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası Caz Günü etkinliğinde dünyaca ünlü sanatçılardan oluşan kadroda yer aldı.

 

İRFAN BAŞARAN (GİTAR)

Şubat 1948’de İzmir’de doğdu. Yüksek öğrenimi sırasında müzik çalışmalarını da sürdürdü. Başaran, Sinyaller topluluğuyla sahneye çıktıktan sonra Krallar ve Siluetler topluluklarında gitar ile bongo çaldı. Gerektiğinde davul ve vokaliyle topluluğa destek verdi.

 

İRFAN ESENTAŞ (PİYANO)

1938’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Konservatuvarı’nı bitirdi. 1964’te Şevket Uğurluer Orkestrası’nda piyano çalarak profesyonel oldu. Erol Büyükburç’un topluluğunda da uzun süre çalıştı.

 

İRFAN GÜNEY (TUŞLULAR)

12 Nisan 1957 İstanbul doğumlu İrfan Güney, müziğe mandolinle başlıyor. Ardından melodikaya geçiyor ve okul zamanı gitarı deniyor.

Belediye Konservatuarı yarı zamanlı bölümünde bir süre piyano eğitimi görüyor. Devam etmiyor ve dışarıdan özel dersler alıyor.

Çeşitli gruplarda gitar ve tuşluları çaldıktan sonra Tülay-Ozanlar’la çalışıyor, turnelere çıkıyor.

Birlikte film müziği ve reklam müziği hazırlıyorlar. (Şerif Gören’in yönettiği, Hülya Koçyiğit ile Cüneyt Arkın’ın başrollerde oynadığı İstasyon filmi gibi…).

Elektrik mühendisliği dalında akademik kariyere başlıyor ve üniversitelerde rektör yardımcılığına kadar yükseliyor.

Müziği de bırakmıyor.

1985’te sözü ve müziğini yazdığı, düzenlemesi Turhan Yükseler’e ait ilk 45’liği Rıhtımda’yı yayınlıyor.

2016 yılında ise, Senin İçin isimli ilk albümünü çıkartıyor. Albüme ismini veren Senin İçin şarkısı Fatih Erkoç tarafından da yorumlanıyor.

 

İRFAN SÜMER (SAKSAFON)

Ankara’nın küçük caz camiasında hızla yükselen İrfan Sümer, 1969’da başkente gelmiş Don Cherry konserlerinde saksafon çalarak ünlenmişti. Durul Gence 5’te işler yolunda giderken Attila Özdemiroğlu ile Selçuk Başar ayrılarak Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası’na gidince, Durul Gence nefeslilerin öne çıktığı, orgun yer almadığı bir oluşum planladı ve İrfan Sümer’in de çalacağı ‘Durul Gence 10’ ortaya çıktı.

Durul Gence 10’la müzik yapan Gence, maddi açıdan geniş kadroyu besleyemeyince 1971’de eleman sayısında indirime gitti. Yeni ekipte İrfan Sümer (nefesliler) yine vardı.

Gence, ‘Durul Gence 7’ grubunun ardından 1972 sonlarına doğru gitarda Nezih Cihanoğlu (gitar), Oğuz Durukan (bas gitar), Uğur Dikmen (org), İrfan Sümer’den (saksafon) oluşan kadro ile Asia Minor Mission’ı kurdu.

Almanya’ya, İngiltere’ye, bir ay sonra da Oslo’ya gittiler. Hiçbir profesyonel sahne çalışmasına kalkışmadan yedi ay stüdyoda prova yaptılar; fusion yeni besteler hazırladılar. Norveç ve İsveç’te, çoğu yardım dernekleri yararına düzenlenen konserlere çıktıktan sonra, bir yıl içli-dışlı oldukları İskandinav halkına veda edip Türkiye’ye döndüler.

 

İSKENDER PAYDAŞ (TUŞLULAR)

1967’de İstanbul’da müzisyen bir ailede doğdu. Babası Muhittin Paydaş, Yugoslavya’da konservatuar eğitimi aldıktan sonra Türkiye’ye gelmiş ve orkestralarda çaldıktan sonra kendi topluluğunu kurmuştu.

İskender Paydaş üç yaşında davul çalmaya, beş yaşında piyano dersleri alıp ‘Büyük İskender’ adıyla şarkı söylemeye, babasının orkestrasıyla sahneye çıkmaya başlamıştı.

Dokuz yaşında, yarı zamanlı konservatuara yazılan Paydaş, bir süre bu kurumda eğitim gördükten sonra katı kurallardan bıkıp ayrılmıştı. Rock gruplarında çaldıktan sonra yükseköğrenimini sürdürdüğü sırada Kayahan’la tanışmış ve düzenlemelerini yazmış, orkestrasında yer almış, Eurovision’daki grubunda müzik yapmıştı.

Ardından piyanist, yapımcı, orkestra şefi, besteci, düzenlemeci kartvizitiyle geniş yelpazedeki birçok yerli yapıma katkıda bulundu. Bu arada 2011 ve 2014 tarihlerinde, sevilen yapıtlarını topladığı Zamansız Şarkılar 1 ve 2 adlarında iki solo albüm yayınladı. 2017’de bu projenin parçalarını sahnede Zamansız Şarkılar Senfonik adıyla senfoni orkestrasıyla yorumladı.

 

İSMAİL SOYBERK (BAS GİTAR)

27 Ağustos 1954’te İstanbul’da doğdu. İlkokulda mandolin, genç yaşta gitar çalmaya başladı. Profesyonel müziğe adım attığı düğünlerde, lokallerde çeşitli gruplarla müzik yaparken gitarın yanında şarkı da söylüyordu. Bas gitarist eksikliğini görünce bu çalgıyı denemeye karar verdi. Bu arada yüksek öğrenimini de sürdürdü.

1982’den itibaren stüdyo müzisyeni olarak yüzlerce albümün kaydında yer aldı ve deneyimiyle yapıma çok şeyler kattı.

İlk dikkat çektiği grup bas gitarıyla yer aldığı EVRİM 5’di. 1978’de Edip Akbayram’la birleşecek Dostlar grubunun kurucu kadrosundaydı.

Pop yıldızlarının topluluklarına katılarak turnelere çıktı, festivallerde ve lokallerde sahne aldı.

2003’te kendi grubu Fenomen’i kurarak müziğe devam eti. 2006’da gitarda Barış Bölükbaşı, tuşlularda Mert Topel ve davulda Bülent Ay’dan oluşan grupla Fenomen adlı albümü çıkarttı.200’de de Bridges albümü geldi.

Yerli pop müzik tarihinin en değerli bas gitaristlerinden kabul edilen İsmail Soyberk 66 yaşında kalp krizinden 13 Ocak 2021 tarihinde hastanede yaşamını yitirdi.

 

İSMET DEMİRAL (SAKSAFON)

Haziran 1939’da İstanbul’da doğdu. Ortaokuldan sonra Deniz Kuvvetleri Askeri Mızıka Okulu’na girdi ve burada nefesliler üzerine eğitim aldı.

Sanat yaşamına 1958’de Deniz Kuvvetleri Bandosu’nda başladı ve ardından sivil hayatta saksafonuyla topluluklarda yer aldı. Ergun Özer, İlhan Feyman, Zafer Çotal orkestralarında çalan Demiral kendi orkestrasını da kurdu.

 

İZZET BİCİ (GİTAR)

Adana’dan gelip İstanbul’da müzik yapmaya başlayan İzzet Bici, kısa sürede Mavi Gölgeler, Okan Dinçer-Kontrastlar, Güner 6, İlhan Feyman Ork., Kanat Gür Ork. Müfit Kiper Ork., F.Akel Ork., Önder Bali Ork. gibi topluluklarında gitar, bas gitar çaldı, vokal yaptı. Bici, Küçük Bir Adada/Bir Gün Şarışın Bir Gün Esmer 45’liğini de yayınladı.

 

İZZET ETİ (DAVUL)

1949’da doğdu. Küçük yaşta davul çalmaya başladı. Milliyet Liseler Arası Hafif Batı Müziği Yarışması’nın ilk yılı 1967’de, okulu Haydarpaşa Lisesi’yle ikinciliği kazandılar. İzzet Eti (davul), Müjdat Sayan (trompet), Namık Denizli (trombon), Faruk Dayıoğlu (tuşlular), Mithat Danışan (bas gitar), Ali Özen’li (vokal) kadro, yarışma şartnamesi gereği iki şarkı Una Mentira ve Espanyola’yı 45’likte bir araya getirdi.

1963’ün başında arkadaşlarıyla Adamo Juniors grubunu kurdular. Galatasaray Lisesi’nde faaliyetlerini sürdüren orkestra 1965’de Çizgiler adını aldı. İzzet Eti’nin ilk kez davula oturduğu topluluğun üyeleri Avrupa’ya okumaya gidince topluluk dağıldı.

İzzet Eti 1969’da ‘Ahit-Cahit Oben 6’ grubuna girdi ve dönemin en iyi müziğini yaptıklarıyla ilgili övgüler aldılar.

1973’de ise yeni topluluğu Behiç Altındağ Orkestrası’ydı. O dönem yeni yeni caza yönelen İzzet Eti, bir dönem de Süheyl Denizci Orkestrası’nda baget salladı.

Daha sonra Bodrum’a yerleşen Eti özel günlerde dostlarıyla çalmayı yeğledi. 2017’de yaşamını yitirdi.

 

İZZET HİÇKALMAZ  (DAVUL)

1967’de İsrail’de doğdu. Lise sıralarında rocka merak sardı, davul çalmaya başladı ve ilk eğitimi Burhan Tonguç’tan aldı. Sonra Caz Kozlu’nun derslerine katıldı. Selim Benba, İzzet Eli, İzzet Bana ile grup kurup Damdaki Kemancı ile Don Kişot müzikallerinde çaldı. Askerlik görevinden sonra Grup Kömür’e katıldı. Devamında caz camiasına girdi ve birçok sanatçıyla ortak projelerde sahneye çıktı. 1992-95 arası ahsin Ünüvar Caz Quartet’te yer aldı. Popçularla müzik yaptı. Beşiktaş Pera Güzel Sanatlar Okulu’nda davul dersleri verdi.

 

KAAN ALTAN (GİTAR)

Almanya’da doğdu. Yıllar sonra Tarsus Amerikan Koleji’nde, 1979’da öğrencilerinden Tibet Ağırtan (gitar), Murat Tümer (davul), Cevdet Tosyalı’yla (vokal) grup kurdu. Rock yapmaya ve Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’na katılmaya karar verdiler.

Yaşlar büyüdü ve Tarsus Amerikan Koleji’nin kuşaktan kuşağa miras kalan grubu Echo83’ün adıyla Adana ile Mersin’de konserlere çıkıldı ve Giderken demosu yayınlandı. Şans bu ya, hepsi İstanbul’daki üniversiteleri kazandı ve İstanbul’da adları Mavi Sakal oldu.

Müzikseverleri yakalayabilmek için 1992 tarihli ilk albüm Çektir Git’e güvendiler ama, umdukları çıkışı tam gerçekleştiremediler.

Bir yıl sonra gelen ikinci albüm Mavi Sakal-2’nin açılış parçası Şaşkın’la nihayet listelere girebildiler ve Teoman Yakupoğlu, Kaan Altan, Murat Tümer, Mahcem Öztürk’lü kadroyla 33 konserden oluşacak Türkiye turnesine çıktılar.

Daha sonra mavi Sakal Kaan Altan’ın besteleriyle yola devam etti ve 1997’de ‘İki Yol/Başladım Yürümeye/İki Yol (enstrümantal)’ yapıtlarından oluşan tekliyi çıkardı. Ardından, 13-14 Aralık 1997’de Londra Wembley Arena’da ünlü Status Quo grubunun konserine ön grup olarak katıldı ve üç parça çaldı.

Bir yıl sonra ise Kan Kokusu albümünü yayınlayan grup, müzik tarihimize CD formatındaki ilk rock albümünü armağan etmişti.

Mavi Sakal’ın faaliyetine ara verdiği 2000’lerin başında Kaan Altan (gitar) ile Andy Wand (bas gitar) Karapaks’ı kurdu. Mavi Sakal’ın elemanlarından Sinan Tansal (vurmalılar), Kramp’ın eski vokali Erdinç Ünlü ve Timur Kurşunoğlu (davul) ile çalışmaya başladılar. Solak gitarist Kaan Altan, sağlam tekniğinin yanında sözleri ve besteleriyle de yerli rock fotoğrafında farklı bir yerde durmaya başladı.

Tüm söz ve bestelerin Kaan Altan imzası taşıdığı ilk albüm İkinci Yol’u 2006’da çıkardılar. Grup, 2008’de gitarda Kaan Altan, basta Emre Altaç, vurmalılarda Sinan Tansal, davulda Timur Kurşunoğlu, vokalde Oğulcan Çınar ile devam etti ve Akustik 1992-2009 albümü dört yıllık sessizliğin ardından geldi.

‘Kaan Altan besteleri’nin akustik versiyonlarından oluşan albüm rockseverleri memnun ederken Doğu kokan bu sound, yerli rock için farklı heyecan demekti.

 

KAAN İLYAS (ORG, PİYANO)

Asıl adı Kerim soysal’dır. Ekim 1946’da İstanbul’da doğdu. Konservatuarda eğitim gördü. Profesyonel müziğe Antik Set’te org çalarak başladı.

 

KABİL OKAN (AKORDEON, PİYANO)

1922’de Romanya Silistre’de doğdu. Annesi ile babası keman çalıyordu. İlkokuldan sonra İstanbul’daki dayısının yanına gönderildi.

Dayısının armağan ettiği akordeonla müziğe başladı. Pandeli Çitraz’dan solfej ve armoni dersleri aldı; Halkevi’nde amatör orkestra kurdu.

Radyodan dinleyerek öğrendiği birçok dildeki yabancı şarkıları şovlar düzenleyerek İstanbullular’a sunmaya başladı.

O dönem bu tip sahne programı yapan az olduğundan kısa sürede tanındı ve özel toplantılardan İstanbul’un nezih lokallerine dek birçok yerde müzik yaparak hayran kazandı.

Tavernalarda özel seyirci edinmiş ve farklı şovuyla her gece mekanı doldurmayı başarmıştı.

Kabil Okan, yarım yüzyılı aşan sahne kariyerinin son bölümünde piyanist şantör olarak da çalıştı. Okan 2018’de yaşamını yitirdi.

 

KADRİ ÜNALAN (PİYANO)

1938 İstanbul doğumlu Kadri Ünalan müziğe mızıkayla başladı. 1958’de Kuyruklu Yıldızlar grubunda profesyonel olan Ünalan piyano, org ve gitar çalıyordu. Kısa sürede dikkat çekti ve Erol Büyükburç’un orkestrasına katıldı.

Şubat 1962’de Büyükburç’tan ayrılan Kadri Ünalan, yanına Nüceyim Fener’i (bas gitar), Necati Giray’ı (piyano), Erdoğan Aktuğ’u (davul) ve Başar Tamer’i (vokal) alarak orkestrasını kurdu. Kulüp şovlarıyla, sinema konserleriyle büyük ilgi gören orkestra buna rağmen kadroyu bir arada tutamadı.

Orkestrasını yeniden toparlayan Ünalan, deneyimli saksafoncu Muhittin Paydaş, vokal Salim Dündar, vokal Gönül Turgut, davulcu Hasan Hür, Nüceyim Fener, Başar Tamer, Ergüven Başaran’la yola devam etti. Bu kadro sahne başarısını plaklarla da tekrarlayarak aranan orkestralar arasına girdi.

1970’de F. Almanya, Belçika, İsviçre, Hollanda’da uzun süre çalışan, Federal Almanya’da bir de uzunçalar dolduran Kadri Ünalan Orkestrası’nda çeşitli tarihlerde Cemal Serezoğlu (bas gitar), Tufan Ünalp (vokal), Erdoğan Altuğ (davul), Şener Özkan (saksafon, flüt), Mustafa Özkent (gitar), Lamia (vokal), Emin Aydın (flüt, saksafon), Melih Çetiner (davul), İlter Yenisen (trombon), Enis Erge (vokal), Berna (vokal), Nil Demirhan (vokal), Alaettin Dal (saksafon) yer aldı.

Orkestrasının ardından Kadri Ünalan 1985’e kadar piyanosuyla İsviçre’de müzik yaptı ve Türkiye`ye dönünce aynı tarzda çalmaya devam etti. Ünalan 2011’de yaşamını yitirdi.

 

KAMİL ERDEM (BAS GİTAR)

1959’da Ankara’da doğdu. Müziğe klasik gitarla başladı ve deneyim kazanınca Türk sanat müziğini çok seslendirme yolunda çalışmalar yaptı. Bas gitara geçti ve caza merak sardı.

Caz ile Sanat müziği arasında ortak çizgi ararken, üniversite çağlarında Okay Temiz’in Oriental Wind grubuna girdi ve beş yıl süreyle bu toplulukla müzik üretti.

ODTÜ Elektronik mezunu Erdem 1990’da, geleneksel müziğimizi çağdaş normlarda değerlendirebilmek amacıyla Asiaminor grubunu kurdu. Asiaminor Türkiye’de ve uluslararası alanda festivallerde çaldı, albümler yayınladı.

Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nde öğrenci de yetiştiren Erdem, ülke dışında da atölye ve seminerler düzenledi.

Asiaminor’un çalışmalarının yanında bir diğer topluluğu Ensemble Ankara ile benzer bir müzikal yolculuğa çıkarak Balkanlar ve Ortadoğu’dan beslenen yeni bir çizgide ilerledi. Erdem solo çalışmalarla da müzikseverlere yapıtlarını sundu.

 

KAMİL ÖZAYDIN (GİTAR)

Şubat 1957’de İstanbul’da doğdu. Babaannesi tarafından büyütüldü. Lisede gitar çalmaya ve rockla ilgilenmeye başladı. 1979’da İstanbul Fatih’te arkadaşlarıyla Whisky grubunu kurdu.

İlk kadroda Özaydın’dan (davul) başka Ümit Altın (gitar), Nevzat Özkıratlı (bas gitar) ile Erhan Şakar (vokal) vardı. Her dilde aynı söylendiği için ‘whisky’ adını seçmişlerdi.

Bir bodrum katında provalar yapıp kayıtlara giriştiler. Birçok demo kaydettiler. 1983’te konserlere başladılar. TRT denetleme kuruluna Bak Biz Genciz isimli parçalarını yolladılar. Şarkı onaylandı ama isimleri Whisky olduğu gerekçesiyle yasaklandı. İsimlerini Yüzde Yüz olarak değiştirdiler. Bu isimle TRT onay verdi ve şarkılarını televizyonda sık sık ekrana getirdi. 1984’te davuldan bas gitara geçti.

Kamil Özaydın ve arkadaşları 1986’da Babaanne albümünü çıkardı. Araya askerliklerin girmesiyle topluluk üç yıl kadar faaliyetlerine ara verdi. Askerden döndükten sonra Özaydın bas gitardan gitara transfer oldu.

1993 başında Özaydın, Çokuslu, Arif Deniz Toker (gitar), Çağatay Ateş (bas gitar), Alpay Şalt’lı (davul) kadronun ikinci albüm çalışmalarını tamamladığı günlerde, Kamil Özaydın 17 Mayıs 1993’te beyin kanamasından yaşamını yitirdi.

 

KAMİL ÖZLER (GİTAR)

1955’de İstanbul’da doğdu ve Antonio Dumezic’ten gitar dersleri aldı. Çeşitli orkestralarda çalıştıktan sonra önce radyoda Orhan Borar’ın orkestrasında çaldı, ardından Süheyl Denizci’nin topluluğuyla radyo ve televizyon programlarına katıldı.

1977’deOrhan Borar’ın desteğiyle Kültür Bakanlığı Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’na girdi; Tülay Örser, Yavuz Özüstün, Demirhan Uluğ gibi isimlerle armoni, Türk Musikisi, caz ve klarnet üzerine çalıştı.

Kültür Bakanlığı Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’ndan mezun olduktan sonra aynı okulda öğrenci yetiştirmeye başladı.

Aynı dönemde Beklee’ye gidip armoni ve orkestrasyon dersleri aldı.

Özler 1982’de Süheyl Denizci tarafından kurulan TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’na gitarist olarak girdi ve bir süre sonra bu topluluğun düzenlemelerini de yazdı, besteler yaptı.

2011 yılında orkestranın şefliğini Neşet Ruacan’dan devralan şarkıcı 17 Ağustos 2018’de TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası şefliğinden emekli oldu.

Birçok albümün kayıtlarında çalan Özler’in Klarnet Tekniği adlı kitabı da vardır.

 

KAMİL ÖZPEKİN (ORG)

7 Mayıs 1949’da Bursa’da doğdu. 1967’de Boğaziçi 1 Orkestrası’nda org çalarak profesyonel oldu. Sonra Vehbi Turan Orkestrası’na geçti. Daha sonra kendi orkestrasını kurdu.

 

KAMİL YUSUF YÜCELGEN (ORG)

Haziran 1945’te İstanbul’da doğdu.Profesyonel müziğe 1964’te Maça Beşlisi’nde org çalarak başladı. Bir yıl sonra Samanyolu topluluğuna katıldı. Ardından Metronomlar grubunda da yer aldı.

 

KAMURAN BİLSEL (AKORDEON)

1927’de İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta müziğe merak saldı. Ortaokulda nota ve solfej dersleri aldı. Liseden sonra konservatuara girdi ve piyano, klarnet, armoni, kontrpuan öğrendi. 1952’de mezun olunca Faruk Akel Orkestrası’nda saksafon çaldı. Daha sonra akordeonuyla da sahnelerde müzik yaptı.

 

KAMURAN KIZILBOĞA (PİYANO, ORG)

Temmuz 1950’de İstanbul’da doğdu. Devlet Konservatuarı’nı bitirdi. Roberto Lorano, Antik 4, Yalçın Ateş, Üstün Poyraz Set topluluklarında yer aldı. Düzenlemeler de yazdı.

 

KANAT GÜR (GİTAR)

21 Mayıs 1937 Ankara doğumlu Kanat Gür, sanat yaşamına Orhan Sezener Orkestrası’nda gitarla başladı.

Sırasıyla İlhan Feyman, Müfit Kiper, Nejat Cendeli orkestralarında çalıştı, 1962’de topluluğunu kurdu. İstanbul ve Ankara lokallerinde programa çıkan orkestra, İtalyanca şarkılarla ünlendi. Gür aynı dönemde solist olarak 24 Mila Baci/Il Cane di Steffa 45’liğini doldurdu.

Kanat Gür (gitar), Ersin Üreksoy (piyano), Erol Erginer (tenor saksafon), İldeniz Ürel (bas gitar), Metin Özyol’dan (davul) oluşan Kanat Gür Orkestrası, zamanla folk düzenlemelerine ve giderek beate kaydıı.

1964’de 2. Boğaziçi Müzik Festivali’nde Türk folklorundan düzenlemeler dalında orkestradan Ergun Özer en iyi vokal seçildi.

1965’de ise ilk Altın Mikrofon müzik yarışmasında Karadır Kaşların türküsüyle finale kalmış ve Karadır Kaşların/İçimdesin 45’liğini yayınlamayı başarmışlardı.

Kanat Gür’ün orkestrasında yer verdiği birçok isim, ileriki yıllarda yerli hafif müziğin öne çıkan sanatçıları arasında yer aldı. Orkestra, yurtdışında çalıştıktan sonra 1970’lerin başında dağıldı.

Orkestranın çıkardığı 45’likler arasında Ne Sihirdir Ne Keramet/Bu Deli Gönül de (1967) vardı.

 

KANER SÜMER (SAKSAFON, FLÜT)

1 Mart 1981’de İzmir’de doğdu. Altı yaşında İZDOB Çocuk Korosu’na girdi. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’de flüt-piyano eğitimi aldı. Devamında Dokuz Eylül Üniversitesi Opera Şan Bölümü’nde eğitim gördü. Okul sonrası 2003’de İzmir Devlet Opera ve Balesi’ne girdi. Birçok eserde solist ve korist olarak yer aldı. Ayrıca, flüt ve saksafonuyla birçok projeye katıldı.

 

KEMAL ÇAĞMAN (DAVUL)

1932’de dünyaya geldi. Gazetecilik okurken müziğe merak sardı. 1953’te Ali Çetinkaya’nın teşvikiyle profesyonel müziğe adım attı. Necdet Karar, Nihat Baysal, Şevket Yücesaz, Selim Özer orkestralarıda baget salladı.

 

KEMAL GÜLEŞOĞLU (SAKSAFON, FAGOT)

1920 Kırklareli doğumlu Kemal Güleşoğlu ilkokuldan sonra İstanbul Konservatuarı’nda yatılı okudu. Fagot bölümünden mezun oldu ve bir süre Ankara kulüplerinde çalıştı. Ardından İstanbul’a dönüp ilk şehir orkestrasında fagot çaldı.

1950’lerin başında ise 16 kişilik orkestrasını kurdu. Akordeon, fagot ve saksafonu üstlendiği orkestrasıyla 1953’den başlayarak radyoda dans ve caz müziği yaptı.

Orkestrasını yönetirken Fehmi Ege Tango Orkestrası’nda akordeon çaldı ve radyoda da ses teknisyenliği görevinde bulundu.

Yaşamını yitirdiği 1969’a kadar radyoda, gazinolarda, gece kulüplerinde programlarını sürdüren Kemal Güleşoğlu’nun orkestrası, müzik tarihine Batılı örnekleri kadar kaliteli ve iyi çalan müzisyenler topluluğu olarak geçti. Orkestrada Melih Çetiner (davul), Hidayet Akparlar (saksafon), Gülsen Alanlıoğlu, Erol Sıdal (trompet), Norayr Demirci (piyano) gibi önemli müzisyenler yer almıştı.

 

KEMAL MISIRLI (SAKSAFON)

Şubat 1928’de İzmir Bornova’da doğdu. Sanat hayatına Fehmi Ege Orkestrası’nda saksafon çalarak başladı. Sonra İzmir Radyosu’nun orkestrasında çeşitli programlarda yer aldı.

 

KEMAL OKAN (DAVUL, SAKSAFON)

Kasım 1942 Mısır doğumlu Kemal Okan sanat hayatına Ertan Anapa Orkestrası’nda başladı. Davul ve saksafon çalan Okan, adına orkestra kurup 70’lerin ortasına dek gece kulüplerinde, gazinolarda çalıştı ve Dinçer Ergil, Ertan Anapa gibi isimlere plak kayıtlarında, sahnede eşlik etti. Ritm 68’in de ilk kadrosunda davulu üstlendi.

 

KEMAL SURAL (TROMPET)

1926’da İstanbul’da doğdu. Küçük yaşlarda Kadıköy’den Üsküdar’a yürüyerek Üsküdar Halkevi’nde trompet çalmayı öğrendi.

1940’lı yılların başında Hulki Saner’in caz orkestrasına katıldı ve sağlam tekniğiyle kısa sürede dikkat çekti.

Müzik piyasasında Badi Kemal olarak tanınan Kemal Sural, İstanbul’un gözde lokallerinde çalıştı ve İstanbul Radyosu’na programlar hazırladı.

İstanbul’a gelen Louis Armstrong’un konserinin arasında orkestrasıyla sahneye çıkan Badi Kemal üstün performansıyla Armstrong’dan büyük övgü aldı.

Badi Kemal’in sololarını duyan Armstrong perde arkasından ‘goon, go on’ diye seslenmiş, sahneden indikten sonra Kemal Sural’ı alnından öpmüştü.

Bir dönem ABD’de de müzik yapan Kemal Sural orada ünlü cazcılarla tanışmış ve 1978 yılında yaşamını yitirmişti.

 

KEREM GÖRSEV (PİYANO)

1961’de İstanbul’da doğdu. Cazı ileri taşıma, bestelerini fazla insana ulaştırma, iyi bir şeyler ortaya koyma arzusuyla dolu, azimli, yetenekli ve hayal gücü gayet geniş olan Kerem Görsev altı yaşında İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda Rana Erksan’dan dersler alarak başlayan klasik müzik serüvenini 1972-79 arası İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda piyanonun yanına kemanı ve viyolayı koyarak sürdürdü.

Kerem Görsev’in caza merak sarması 1985 yılına rastlıyor. Elvan Aracı yardımıyla bu geniş sahayı keşfeden sanatçı, bir yandan Stevie Wonder’ın geleneksel caz kalıplarının dışına taşan denemelerini inceliyor, diğer yandan beste biriktirmeye başlıyordu.

Maddi gereksinimler nedeniyle uzun süre pop şarkıcılarının arkasında çaldıktan sonra tamamen caza eğilmeye karar veriyor ve serüveni bol, uzun bir yolculuğa çıkıyordu. İlk durağı, ustaların çaldığı caz standartları oluyordu…

Uzun uğraşlardan sonra ilk CD’si Hands and Lipps’i 1995’de yayımlamayı başardır. Albüm tam anlamıyla caz yapıtı olmasa da, o günlerde medya Görsev’in ilk yerli caz CD’sini çıkardığını duyuruyordu.

İkinci albümün arasını fazla tutmadı ve I Love May’i 1996’nın hemen başında piyasaya sundu.

İnsanlarla iyi ilişkiler kurmanın meyvesini kısa sürede alıyor ve Görsev’in yaptıklarına medyada geniş yer alıyordu. Büyük gazetelerde önemli yer kaplayan söyleşileri yayınlanıyor, popun patladığı çatladığı dönemde birçok popçudan daha fazla ilgi topluyordu.

Sıcak ilgiyi en iyi şekilde değerlendirebilmek için cazın Türkiye’de gelişmesi için elinden geleni yapıyor, çeşitli oluşumlar ve projelerle bütün yerli caz festivallerinde çalıyor, caz kulübü açıyor, televizyonda caz programları üretiyordu.

Tabii bir de işin albüm yönü vardı. Her kapıyı zorlayıp, sponsorlarla uzun pazarlıklardan sonra elde ettiği parayla en iyi kayıtları yapabilmek için sık sık yurtdışında çalışıyor; ABD’den davet ettiği önemli isimlerle de Türkiye’de konserler veriyordu…

1997 tarihli üçüncü albümü For Murat’ı, bir trafik kazası sonucu genç yaşta yaşamını yitiren, yakın arkadaşı Murat Ersen’e adıyordu.

Bu arada, yerli cazdaki ağırlığı ve önemi arttıkça, ürettikleriyle ilgili polemikler doğuyor; etnik tatlara yer vermeden evrensel cazı hedefleyen soundunun bir fantezi olduğu ve yerli caza bir şey katmadığı tartışılıyordu. Görsev ise, sürekli güçlü melodinin peşinde olduğunu, etnik müziğin ritmine ve melodisine yakınlaşamadığını belirtiyordu…

Çeşitli formasyonları denedikten sonra trioda karar kılıyor ve kendini bu şekilde daha iyi yansıttığını söylüyordu.

Dördüncü albümü Relaxing’de trio müziğinin nitelikli örneklerini üretiyordu. Kariyerinin beşinci albümü Laid-Back’de ise 30’lu, 40’lı, 50’li yılların müzikallerinden ve filmlerden seçtiği parçaları Alan Harris’le, piyano-vokal eşleşmesiyle yorumluyordu.

2000 tarihli albümünün adı ise November in St. Petersburg’du. Güçlü müzisyenlerden oluşan St. Petersburg Filarmoni Orkestrası’yla, eski bir kiliseden bozma stüdyonun akustiğinde hazırlanan albüm Görsev’in eski, yeni bestelerinin yaylılar ve piyanoyla yorumlarından oluşuyordu. Aynı orkestrayla, aynı projeyi Temmuz 2000’de Caz Festivali’nde İstanbul’a taşıyordu. Bu, büyük orkestrayla ilk çalışması değildi; daha önce Türkiye’de de İstanbul Devlet Senfoni ve Bilkent Senfoni’yle de çalışmaları vardı kariyerinde.

2001’in albümü Warm Autumn’u ise New York’ta, Amerikalı cazcıların desteğiyle dolduruyordu. Devamında da Existence albümü ve bir dolu nitelikli yapıt, konser, proje geliyordu…

Görsev’in yerli caz için yaptıklarının özeti böyle; bu çaba aynı hızla daha süreceğe benziyor…

 

KEREM ÖZYEĞEN (GİTAR)

Mazhar Kerem Özyeğen 26 Eylül 1977’de İstanbul’da dünyaya geldi. Okul günlerinde piyano çalmayı öğrenerek müziğe başladı. Ardından gitara geçti ve bu çalgıyı kendi çabasıyla öğrenerek Spark punk grubuna katıldı; gitar çalıp şarkı söyledi.

Doksanlar’ın ikinci yarısında Siddartha grubunda yer aldı. Ardından Crusiana grubunda bas çaldı ve şarkı söyledi. Taxi rock’n’roll grubuyla İstanbul’daki Üst ve Alt Kemancı barlarında gitar çalıp vokal yaptıktan sonra 1997’nin sonlarında mor ve ötesi grubuna katıldı.

Kerem Özyeğen’in gelişiyle mor ve ötesi’nin müzikal yapısında büyük değişiklikler yaşandı ve çok genç yaşına karşın bestelerin kalitesi arttı; grubun çalma kapasitesi yükseldi.

Zamanla rock camiasındaki ağırlığı da artan Özyeğen’in tekniği yakından izlenmeye başlandı ve bestelere getirdiği özgü çözümlemeler dikkat çekti.

 

KERİM ÇAPLI (DAVUL)

1949’da İzmir Karşıyaka’da doğdu. Altı yaşında müzisyen babası Erdoğan Çaplı ve opera sanatçısı annesi Azra Gün’le ABD’ye gitti. 14 yaşındayken babasının plağında bongo çaldı.

23 yıl kaldığı bu ülkede yeteneğiyle dikkat çekti. 1967’de Jimi Hendrix ve Monkees’le turneye çıktı. Birçok grupta yer aldı ve bu arada kendi adına albümler de yayınladı. Gitar, bas gitar, tuşlular ve davul çalıyordu.

1978’de ABD’den Türkiye’ye dönüş yaptı ve Şerif Yüzbaşıoğlu, Mazhar Fuat Özkan, Seyyal Taner, Orhan Atasoy, Nükhet Duru, Neco, Nur Yoldaş, Sezen Aksu gibi isimlerle çalıştı, albüm kayıtlarına katıldı.

Bunun yanında Blue Blues Band’in daimi davulcusuydu. Sağlık sorunları nedeniyle istikrarlı bir performans sergileyemese e, yeteneği hep kabul gördü. 2 Kasım 2004 tarihinde yaşamını yitirdi ve 2017’de adına Blue adlı belgesel yapıldı.

 

KILIÇ DANIŞMAN (TUŞLULAR)

Anadolu pop-rock birçok kaliteli şarkıcı, gitarist, davulcu yetiştirse de iyi klavyecilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmemişti.

Bunlardan birisi, belki de en yeteneklisi, her şarkıya kendinden çok şey katan, ‘işi bilen’, ‘tuşluların sihirbazı’ Kılıç Danışman’dı.

10 Eylül 1949 İzmir doğumluydu. 1964’te İzmir Devlet Konservatuvarı viyolonsel bölümünde öğrenim görmeye başlamış, klasik eğitimden sıkılınca okulu bırakıp 15 yaşında Miserables (Sefiller) grubunda bas çalmıştı…

İzmir Özel Erdem Koleji’nin 1967’de Milliyet Liselerarası Müzik Yarışması’nda ikinci olan grubunda yer almıştı. Elektronik müziğe ilgi duymaktaydı ve genç yaşına karşın o günün Türkiye’sinde elektrikli tuşluların hepsini deneme olanağı bulmuştu.

Vatani görev sonrası, bir süre Cem Karaca-Moğollar’da çalarak ‘Anadolu pop-rock’a katılmış ve bu camiada en fazla grup değiştiren isimlerden olmuştu.

1973’te Ersen-Dadaşlar’da, ardından Edip Akbayram-Dostlar’da, kısa süre TANK grubunda ve Dervişan’da çalmıştı.

Asıl kariyeri 1975 sonlarında katıldığı Kurtalan Ekspres’te yapmış, özgün efektleri, düzenlemeleri, sololarıyla Anadolu pop-rocka çok şeyler katmıştı. Özellikle Ne Ola Yar Ola’daki performansı hiç unutulmamıştı.

Sonrasında grup müziğinden uzaklaşıp turistik otellerde müzik yaptı ve Paris’e yerleşip bu kentte yaşadı.

 

KORAL SARITAŞ (DAVUL)

1952’de İzmir’de doğdu. 70’lerin başında genç yaşta Yurdaer Doğlu Orkestrası’nda davul çalmaya başladı. Piyasanın dikkatini çekmişti. 1973 yazında Dönüşüm grubunun eski bas gitaristi Vecdi Ören ile Edip Akbayram bir araya gelerek Dostlar’ı hayata geçirdi.

Sevgi, kardeşlik, bağlılık simgesi olduğuna inanılan ‘Dostlar’ adını alan grubun ilk kadrosu Vecdi Ören (12 telli gitar, bas gitar), Cudi Koyuncu (cura, ıklığ, rebab, bağlama, yaylı tambur), Koral Sarıtaş (davul), Galip Kayıhan’dan (gitar) oluşuyordu.

Bağlamanın başrolde olduğu, ritm gücü yüksek bu sounda Edip Akbayram’ın gür sesi çok yakışmış, Dostlar favori gruplardan biri haline gelmişti.

Ancak, zamanla fikir ayrılıkları baş göstermiş ve kopuşlar başlamıştı.

Önce Koral Sarıtaş ayrılmış ve askerlik görevi sonrası Marşandiz grubunun kurucuları arasında yer almıştı. Aynı dönemde Stüdyo Marşandiz stüdyosunu kuran grup, diğer sanatçıların çalışmalarına da kapılar açmıştı.

1977’de Cemal Kılıç (gitar, piyano, vokal), Tayfun Meriç (gitar, ağız mızıkası, mandolin, vokal), Tanju Arıkan (tuşlular, keman, vokal), Kadir Saydam (bas gitar, mandolin, vokal), Koral Sarıtaş’lı (davul, vokal) kadro ‘Manşandiz’ albümünü çıkarttı.

Marşandiz, 12 Eylül döneminde fakirleşen pop sahnesinde romantik parçalarıyla sivrilirken, özellikle çocuk şarkılarıyla TV’de önemli dinleyici kitlesi edindi.

Koral Sarıtaş işin mutfak kısmına geçip yapımcılığa başladı ve uzun yıllar birçok pop yıldızının ortaya çıkmasına ön ayak oldu.

Sarıtaş, eşi Perran Kutman’ın başrolde olduğu Perihan Abla TV dizisine Özkan Turgay’la jenerik müziği yazmıştı.

 

KORAY DİKMEN (DAVUL, ORG, AKORDEON)

Ekim 1944’te İstanbul’da doğdu. 1960’da Mustafa Boz Orkestrası’nda profesyonel oldu. Ardından Taner Akansel’in topluluğunda çalıştı.

1974’de Münih’te, vokal ve hammond orgda Tufan Aydoğan, basta Muhittin Aydoğan, gitar ve vokalde Sedat Ürküt’le Doğuş grubunu kurdu. Aynı yıl adlarını verdikleri, hücum kayıtla üretilmiş kaseti yayınladılar. Dönemin ünlü Anadolu pop şarkılarının coverlarını içeren kaset fazla satmasa da, grup lokallerde çalışarak yoluna devam etti.

 

KORAY OKTAY (BAS GİTAR, VOKAL)

1943’te doğdu. 1963’de ‘Cahit Oben 4’te solo gitar çalan Oben’den başka Fikret Kızılok (ritm gitar), Erol Ulaştır (davul), Koray Oktay (bas gitar) vardı. Beat müzik yapan ve bunu halk müziğimize uyarlamayı hedefleyen, semt konserleri veren Cahit Oben 4, kendi parasıyla art arda iki 45’lik yayınladı. Birincisi Silifke’nin Yoğurdu/Hereke’ydi (beste: Fikret Kızılok), ikincisi ise Beatles ve Shadows parçalarının yorumlarından oluşan 36-24-36/I Wanna Be Your Man’di. Aynı kadro 1965’deki ilk Altın Mikrofon Yarışması’na katıldı ve Kızılok’un seslendirdiği Halimem parçasıyla dördüncü oldu.

Dereceye girenlere plak çıkarma olanağı sağlayan yarışma kuralları neticesinde Cahit Oben 4 bir 45’liğe daha kavuşmuştu: Halimem/Makaram Sarı Bağlar…

Ali Atasagun’un İngiltere’ye gitmesinden sonra adını Haramiler yapan gruba vokalist ve gitarist olarak katıldı.

1967’de bir kez daha Altın Mikrofon sahnesindeydi Haramiler. Enstrümantal yorumladıkları Çamlıca Yolunda’yla finale kalmalarına karşın ilk üçe giremediler ama, yine şartname gereği yayınlamaya hak kazandıkları Çamlıca Yolunda/Adanalı’yı ikinci plak olarak diskografilerine eklediler. Aynı yıl Koray Oktay’ın seslendirdiği Friendship/I’m Lookin’ For A Saxophonist/Gimme Some Lovin’/I Got You adlı bir cover 45’lik çıkarttılar.

1968’de Altın Mikrofon’da Koray Oktay (gitar-vokal), Oğuz Durukan (bas gitar), Uğur Dikmen (org), Asım Ekren (davul), Çetin Yorulmaz’lı (saksafon) kadroyla yarışan grup, geleneksel Arpa Buğday Daneler’i oryantalle swingin yoğrulduğu düzenlemeyle yorumladı ve bu kez ikinciliği aldı. ‘Arpa Buğday Daneler/Aya Bak Yıldıza Bak’ 45’liğini yine Altın Mikrofon yardımıyla yayınladı Haramiler.

Koray Oktay, Erkin Koray’la çalıştıktan sonra Aralık 1968’de kendi grubunu kurdu.

Koray Oktay (gitar), Erol Ulaştır (davul), Faruk Ülkü (org), Ziya Bakanay’dan (bas gitar) oluşan Koray Oktay Dörtlüsü, aynı yıl Yıldız Oyun Havası/Vefasız Dost 45’liğini yayınladı. Konserlere çıkan, gece kulüplerinde çalışan dörtlü kısa süre sonra dağıldı.

Ardından Okan Dinçer’in grubunda Önder Bali (saksafon), Veysel Çadır (davul), Uğur Başar’la çaldı Bir ara Üstün Poyraz Set’te de çalıştı.

 

KORKUT KORAY (DAVUL)

1943 İstanbul doğumlu Korkut Koray müziğe davul çalarak başladı. Kulüplerden gelen teklifler sonucu Erkin Koray, kardeşi Korkut’u da alıp 1959’da ilk profesyonel grubu Erkin Koray ve Ritmcileri’ni kurdu. İki kardeşin grubunda birçok eleman değişti.

Korkut Koray (davul), Ersin Ulusoy (elektro gitar), Utku Demirseven’li (piyano) kadroyla Erkin Koray ve Ritmcileri, 1960’dan itibaren İngilizce parçalar söyleyerek gece kulüplerinde çalışmaya başlamıştı. Sarı ceket, siyah pantolon, beyaz gömlek, siyah papyondan oluşan tek tip kıyafetleriyle elemanlar büyük sükse yapmıştı.

1962 kadrosunda Koray kardeşlerin yanında Ersin Ulusoy, Yavuz Koçak (piyano), Mustafa Toroslu’nun (saksafon) bulunduğu ekip İstanbul, Ankara ve İzmir’in popüler lokallerinde sahneye çıkıyordu.

O günlerde başlamış folklor denemelerine kayıtsız kalamayan Erkin Koray ve Korkut Koray dünyada büyük ilgi gören ‘twist modası’nı takip etmekte, Ceviz Oynamaya Geldim Odana türkü düzenlemesiyle seyircilerine ‘Mevlana Twist’ yaptırmaktaydı.

1965 sonunda Almanya’dan Türkiye’ye dönen Erkin Koray, orada kurduğu The Hiccups adlı grubun gitarcısı Bernhard Weber’ı yanında getirmiş, davulcu kardeşi Korkut Koray’ın da katılımıyla döneme göre sert sayılabilecek müzik yapmaya başlamıştı.

Yerli müzik tarihine ‘ilk rock davulcularından biri’ olarak geçen Korkut Koray solo çalışmalar da yaptı. Davul çalarken şarkı da söylemek gibi zor bir işi başaran Koray, 1969’da Yalnızlar Rıhtımı/Arabacı, 1970’de Kader Böyleymiş/ İnceldiği Yerden Kopsun solo 45’liklerini yayınladı ve Muhittin Payda’la  orkesra kurarak baget salladı.

Uzun yıllar yurt dışında da çalışan Korkut Moray televizyonda Şevket Uğurluer’le Anılarla Müzik programında müzik yaptı.

 

KUTLU ÖZMAKİNACI (BAS GİTAR)

23 Mayıs 1966’da İzmir’de doğdu.İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okurken müziğe amatörce gitar çalarak başladı. 1986-1988 arası İstanbul’da lokallerde solo ve ikili olarak müzik yaptı.

Daha sonra basın sektörüne geçti dergilerde, gazetelerde çalıştı. Doksanlar’ın ortalarına doğru yeniden müziğe döndü.

Kutlu Özmakinacı’nın etrafında Filinta adıyla bir araya gelmiş müzisyenler, 1997-2000 arası özgün sound arayışına girişmişti. 2000’de fiilen dağılan Filinta’nın ardından denemeler devam etti ve Mart 2004’de Yüksek Sadakat grubu kuruldu. Elektrikli gitardan bas gitara geçirdi. Kutlu Özmakinacı (bas gitar), Uğur Onatkut (tuşlular), Deniz Alemdar (davul), Cemil Demirbakan (vokal), Serkan Özgen’li (gitar) kadro, klasik rocktan hareketle daha modern işler hedefiyle çalışmalarına başladı.

Albüm çıkmadan radyolar grubun Üstümüzden Bir Kuş Geçer şarkısını sürekli çalarak adeta patlattı ve Yüksek Sadakat tahmin edemeyeceği tanıtımla pazara adım attı. O yılların en parlak çıkışlarından biriydi bu.

Özmakinacı önderliğinde grup hayli öne çıktı ve nihayetinde Yüksek Sadakat’e 2011’de TRT tarafından sürpriz yapıldı ve grup Eurovision’da Türkiye’yi temsille görevlendirildi. 10 Mayıs 2011’de Türkiye adına Düsseldorf’ta Live It Up (Hayatını Yaşa) isimli parçayla yarıştılar ve Eurovision formatına uygun müzik çalmadıklarından finale kalamadılar.

Eurovision başarısızlığının ardından sessizliğe bürünen grup, 2011 sonlarından itibaren yeniden yola koyuldu ve labümler, tekliler geldi.

Kutlu Özmakinacı, Yüksek Sadakat’ni formatına uymayan bestelerini, güçlü vokallerden Sibel Gürsoy’la değerlendirmek amacıyla 2012’de Skeç’i kurdu.

Skeç’in (Sibel, Kutlu ve üretimde emeği geçenlerin tanımlandığı şekliyle ‘Esas Çocuklar’ın baş harfleri) 2013’de albüm yayınladı.

 

LEON AVİDOR (KEMAN)

Türkiye’ye caz 1920’lerde Avrupa’dan gelmişti. Klasik müzik ve keman eğitimi almış Leon Avigdor, arkadaş tavsiyesi üzerine Paris’te dinlediği cazdan etkilenip yurda döner dönmez alto saksafon öğrenmeye başlamıştı.

Çevresi genişleyince Kolya Yakovlev adlı Beyaz Rus piyanist, bir davulcu ve banjo çalan bir iş adamıyla İstanbul’un ilk caz topluluğu ‘Ronalds Dörtlüsü’nü kurmuştu.

Union Française ile Amerikan konsolosluğundaki partiler derken birçok yerde Alexander’s Ragtime Band, Dancing In The Dark, Dardanella gibi dönemin sevilen parçalarını çalıyorlardı.

Dans orkestrası olduklarından tangolarla da müzikseverleri piste davet edebiliyorlardı.

Ronalds Dörtlüsü 1933’e kadar müzik yaptı. Avigdor, çalıştığı İETTden sahneye çıkmaması için ihtar almıştı. 1958’de emekli oldu ve 2 Aralık 1973’te yaşamını yitirdi.

 

LEON HABİB (DAVUL)

3 Ocak 1945’te İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta darbuka çalmaya başladı. Radyodan dönemin usta bateristlerini takip ederek davula sevdalandı.

16 yaşında arkadaşlarıyla Kurtet X grubunu kurdu. Lokallere caz ve dans müziği yapıyorlardı.

Ardından 1964’te Apaşlar’ın ilk kadrosunda yer aldı. Bir süre sonra askere gitti.

Dönüşte yeniden Apaşlar’a katıldı (Leon Habib, Mehmet Soyarslan, Faruk Şereftuğ, Yalçınkaya Tümay) ve Cem Karaca’yla çalıştı.

1969 sonuna kadar Apaşlar’da baget sallayan Habib, daha sonra Kardaşlar grubunun ilk kadrosunda yer aldı. Ancak kısa süre sonra İsrail’e gitmeyi kararlaştırıp ayrıldı.

İsrail’de çeşitli gruplarla ya da tek başına müzik yapmayı sürdürdü. Plak kayıtlarına katıldı, düğünlerde sahneye çıktı.

Çeşitli formasyonlarla İsrail’in yanında Avrupa’da da Yahudi gruplarının eğlencelerinde müzik yaptı.

 

LEVENT AĞRALI (TUŞLULAR)

30 Temmuz 1977’de İstanbul’da doğdu. Piyano çalmaya dört yaşında Muammer Sun’dan dersler alarak başladı. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği bölümünde okudu. Apsent grubunda tuşluları çaldı ve müzisyen dostlarıyla çeşitli projelerde yer aldı.

 

LEVENT ALTINDAĞ (NEFESLİLER)

6 Mayıs 1954’te İstanbul’da doğdu. Babası Erdoğan Altındağ’ın teşviki ile yedi yaşında mandolinle müziğe başladı. Sekiz yaşında akordeon ve piyano çalmayı öğrendi.

14 yaşında ise nefesli sazları seçti. Orta okulda öğrenimini yarı bırakıp ağabeyi Behiç Altındağ’ın orkestrasında çalmaya başladı.

Onno Tunç, Şerif Yüzbaşıoğlu, İsmet Sıral, Emin Fındıkoğlu, Neşet Ruacan, Süheyl Denizci, Okay TemizErkan OğurArto Tunç, Nükhet Ruacan ile çalışmalar yaptı. Babasının müzik okulunda dersler verdi.

Yurt içi ve yurt dışında birçok festivale katılan Altındağ, ayrıca yüzlerce albümün stüdyo kayıtlarında yer aldı. Stüdyo müzisyenliğinin yanında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı‘nda öğrenci yetiştirdi.

Stüdyo müzisyenliğinden başka Habbecik, Istanbul Superband ve Passiflora gruplarında klarnet, tenorsoprano sax ve flüt çaldı.

Müzik dünyasının Levent abisi, nefesli ustası Levent Altındağ namı diğer Baba Levo 67 yaşında yaşamını yitirdi. Sanatçının ölüm haberini sosyal medyada İBB Orkestralar hesabı “Dünya çapındaki müzikalitesi, farklı müzik tarzlarındaki başarılı icrası ve nüktedan karakteri ile çok özel bir müzisyeni kaybetmiş olmanın derin üzüntüsünü yaşamaktayız. Seni unutmayacağız Levent Altındağ…” paylaşımı ile duyurdu.

 

LEVENT CANDAŞ (BAS GİTAR)

1962’de İstanbul’da sanatçı bir ailede doğdu. Babası opera sanatçısı, bariton Nuri Candaş’tı. Levent Candaş İtalyan Lisesi’nde öğrenim gördükten sonra Roma Santa Cecilia Konservatuvarı’nda klasik müzik eğitimi aldı.

Ülkeye dönünce Kadıköy rock camiasına girdi ve 1983’de RA grubuna katılıp konserlerde şarkıları söylemeye başladı. Grup çalışmalarını yavaşlattı ve Doksanların başında Sabih Cangil, Levent Candaş, Nedim Tanyolaç’lı kadroyla toparlanmaya çalışsa da ardını getiremedi.

Gür Akad, aynı günlerde Klips grubunu Levent Candaş (bas gitar) ve Hakkı Doğusoy’la (davul) yeniden hayata geçirdi. Ozan Çolakoğlu (tuşlular), Aydın Şeref (davul), Özlem Tekin (tuşlular), Ogün Sanlısoy’un da (vokal) yer aldığı Klips uzun ömürlü olamadı.

Candaş devamında rockçılarla beraber pop müzikçilerle de çalıştı ve birçok yıldızın albüm kayıtlarında, sahnelerinde yer aldı.

2004’de Faruk Kurtulmuş (vokal, gitar), Erhan Akhan (davul) ile Levent Candaş (bas gitar) İstanbul’da Felek grubunu kurdu. İsimlerinin baş harflerini yan yana getiren ve sonuna da ‘ek’i ekleyerek Felek adını alan ekip, daha önce RA grubunda birlikte çalmıştı. Grup Eylül 2006’da ‘2L’ rock blues albümünü yayınladı.

Sıra Dilemma grubuna gelmişti. 2003’den itibaren birlikte çalmalarına karşın gruba isim koymayan Levent Candaş (bas gitar, vokal), Arıkan Sırakaya (davul) ile Taner Ayan (elektro gitar) Çemberimde Gül Oya adlı popüler TV dizisine yazdıkları Hep Bana şarkısıyla tanındı. Bunun üzerine albüm hazırlıklarına başlayan üçlü, isim olarak da Dilemma’yı seçti.

Progressive rock yapan ve kentlinin sorunlarını anlatan Dilemma, 2006’da Nereye Kadar albümünü yayınladı. Bir süre lokal çalışmalarını sürdüren Dilemma albümün ardını getirmedi.

70’li yılların progressif rock örneklerine öykünen, modern metal soundları da deneyen grubun ‘şamanizm’i inceleyen, etnik melodilerle Batı’yı sentezleyen Nemrud grubunda da çalan Levent Candaş uzun kariyerinde Planeur, k.a.m.y.o.n., A4, Künk, 13.30 gibi gruplarda da yer aldı.

 

LEVENT ÇOKER (TROMBON)

1958’de İzmit’te doğdu. Bahri Levent Çoker 1971’de Ankara Devlet Konservatuvarı Trombon Bölümü’nü kazandı; yatılı öğrenci oldu. 1975’te İstanbul Devlet Konservatuarı‘na nakil oldu. 1979’da yılında İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası‘nın sınavını kazandı ve bu kurumda trombon sanatçısı olarak göreve başladı.

1981’de İstanbul Devlet Konservatuvarı yüksek devre trombon bölümünden mezun oldu. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nda trombon grup şefi olarak çalıştı. Bu arada, piyasada çeşitli türlerdeki albümlerin kayıtlarında çaldı.

TRT’nin Eurovision Şarkı Yarışması orkestrasında yer aldı ve bir süre sonra bu yarışmaya beste göndermeye başladı. 1996’da Beşinci Mevsim bestesiyle Türkiye’yi Eurovision Şarkı Yarışması’nda Şebnem Peker’in solistliğinde temsil etti ve 12. sırayı aldı.

Bir yıl sonra bu kez Şebnem Paker-Grup Etnik’le yine uluslararası Eurovision finalinde yarıştı ve Dinle bestesiyle Türkiye’ye o güne kadar ki en iyi sonucu, üçüncülüğü getirdi.

Devamında, ulusal ve uluslararası birçok şarkı yarışmasında besteleri ile ödüller kazandı.

Mart 2009’da İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası trombon grup şefi olarak emekliye ayrıldı.

 

LEVENT YILMAZ (BAS GİTAR)

1956’da İstanbul’da doğdu. Kozmonot lakaplı Yılmaz, Salim Ağırbaş Orkestrası’nda profesyonel oldu. Daha sonra Nedim Katgı (org, piyano, bas gitar, ritm gitar, davul), Necdet Katgı (davul, piyano), Ahmet Uygur (nefesliler), Dikran Karakoç (gitar), Barbaros Ardıvar’dan (trombon) oluşan Otobüs Yolcuları topluluğuna katıldı. Otobüs Yolcuları güzellik yarışmaları gibi bir dolu etkinlik ve özel günde çaldıktan sonra 1981’de HEY Dergisi okurları tarafından ‘Yılın Orkestrası’ seçildi.

 

MAİL TEZSEZER (BAS GİTAR)

Kontrbas çalan ağabeyinin yanında 60’ların ilk yarısında müziğe başladı. Mahalle arkadaşlarıyla grup kurup düğünlerde bas gitar çalmaya başladı. Devamında çeşitli orkestralarda çalışmaya devam etti ve İstanbul’un çeşitli mekanlarıyla İzmir Fuarı dahil birçok sahneyi yıldızlarla paylaştı.

 

MANUK MICHEL HAMPARSUMYAN

25 Mart 1954’te Topkapı İstanbul’da doğdu. 1958 yılında Kadıköy Moda’ya taşındılar. 1967’de Fazıl Çağlayan’dan özel trompet dersleri almaya başladı.

1970’de dayısı Norayr Demirci’nin isteğiyle İstanbul Belediye Konservatuarı’na girdi. Profesyonel müzik hayatına 1971’de Kamil Özpekin Orkestrası’nda adım attı ve Çakıl Gazinosu’nda sahneye çıktı. Birkaç ay sonra Nükhet Duru’nun tavsiyesiyle ‘Kare As’ Orkestrası’na katıldı.

Konservatuardan hocası olan Muzaffer Tema bir gün onu ve sınıf arkadaşı Erhan Alpay’ı (nefesliler) Çakıl Gazinosu sahnesinde ‘yakaladı’. Ertesi sabah onları odasına çağırıp, konservatuar öğrencilerinin klasik müzik haricinde bir şey çalmalarının yasak olduğunu hatırlattı ve ne kadar iyi öğrenci olurlarsa olsunlar okuldan atılacaklarını söyledi.

Oysa, Hamparsumyan çok parlak öğrenciydi ve bir trompet sınavında hocaların hocası Ferdi Statzer’en kabiliyetiyle ilgili övgüler bile almıştı…

O sene sonu okuldan ayrıldı. Yalçın Ateş Orkestrası’ndan gelen teklifi kabul etti ve ve İzmir Fuarı’nda, Caddebostan Maksim’de çalıştı. Ajda Pekkan’a çalıyorlardı.

Bir iş çıkışında karşısında gördüğü Rıza Silahlıpoda onunla Ritm 68’de çalışmak istediğini söyledi…

Ritm 68 Orkestrası ile Türkiye’nin en tanınmış isimleriyle, yıldızlarıyla aynı sahneyi paylaştılar; Nükhet Duru, Nilüfer, Tanju Okan, Selçuk Ural, İlhan İrem, Sezen Aksu, Ayten Alpman gibi.

Bu arada, Esin Engin, Attila Özdemiroğlu, Ergüder Yoldaş, Şerif Yüzbaşıoğlu’nun prodüksiyonlarında da çaldılar. Nitelikli müzikten örnekler verdiler.

1974’de Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği Akdeniz seyahatinin gemi orkestrası oldular. Kıbrıs’ta savaş çıkınca günlerce denizde kaldıktan sonra Türk donanmasının yardımıyla ülkeye dönebildiler.

Aynı yıl askere giden Hamparsumyan Amasya Bayburt, Trabzon ve Erzincan’da orduevlerinde, özel gecelerde müzik yaparak vatani görevini tamamladı.

1977’de evlendi ve aynı yıl Grup Nazar’ın Eurovision şarkısı Sevince’nin kayıtlarında çaldı. 1979 sonuna kadar Ritm 68 ile ünlü lokallerde çalıştı, Anadolu turnelerine çıktı. Aynı zamanda aranjör dayısı Norayr Demirci ile gazinolarda, aranjör Onno Tunç ile stüdyo kayıtlarında yer alıyordu.

1980’de Fransa’ya yerleşti ve orada müzik üretmeyi sürdürdü. Mavi Çocuklar’ın ilk kadrosunda yer almış Marten Yorgun’la Fransa’da birlikte müzik yaptı. Juanito da arada sırada onları dinlemeye gidiyordu.

1981’de trafik kazası sonucu ağzından yaralanınca aylarca trompet çalamadı. Devamında, Fransa’nın en değerli hocalarından, önemli trompet metodunun yazarı James Stamp’in talebesi J. Christophe Wiener ile çalışmaya başladı; müziğe onların modern metodları sayesinde dönebildi.

1998’de ‘Antiller cazı’nın lider ismi Eddy Louiss’in ‘Multicolor Feeling’ grubuna girdi. ‘Sentimantal Feeling’ albümünü yaptılar, birçok caz festivalinde çaldılar, TV çekimlerine katıldılar.

2018’de emekli olup Fransa’nın güneyine yerleşti ve ‘Nimes 30 Big Band’ ile ‘Cool 6’ adlarında soul, funk, blues, R&B gruplarında çalıştı.

 

MEHMET AKINCI (TROMPET)

Ocak 1938’da İstanbul’da doğdu. 1960’ta Fehmi Ege Orkestrası’nda trompet  ve trombon çalmaya başladı. Ardından Atınç Savur, Celal Bozsoy, Muhittin Paydaş  Üstün Poyraz Set orkestralarında çalıştı.

 

MEHMET AKTER (KLARNET)

1926 doğumlu Mehmet Akter, okul sıralarında müziğe başladı. Kendi çabasıyla birçok enstrümanı çalmayı öğrendi. Daha sonra İlham Gencer’in Röne Koen’in caz orkestralarında, Gregor Caz Orkestrası’nda klarnet çalan Mehmet Akter, adını verdiği toplulukla yoluna devam etti.

40’ların sonu ile 50’lerin başında radyo programlarının yanında müzikhollerde, lokallerde de sahneye çıkan Mehmet Akter (klarnet) ve arkadaşları Nihat Divitçioğlu (piyano), Tacettin (kontrbas), Yalçın Oral (davul) popüler parçalardan oluşan zengin repertuvarıyla dikkat çekti.

 

MEHMET ALİ SANLIKOL (TUŞLULAR)

1974 doğumlu Mehmet Ali Sanlıkol Bursa’da büyüdü. Anne-baba müzikle ilgileniyordu. Evde piyano vardı. İlk müzik derslerini annesi Fethiye Sanlıkol’dan aldı.

Bursa o dönem rock patlaması yaşıyordu. Mehmet Ali Sanlıkol da rockla ilgilendi ve Symphony, Bohem gibi gruplarda gitar çaldı, Bursa Açıkhava Tiyatrosu’nda konserler verdi.

18 yaşında caza merak sardı ve Aydın Esen’den dersler aldı. Esen’in yardımıyla 1993’de ABD’ye Berklee’de okumaya gitti.

1997’de aynı okuldaki arkadaşı Onur Türkmen ile modern caz topluluğu AudioFact’i kurdu. Grupla 2003’e kadar birçok uluslararası festivale katıldı, çeşitli ülkelerde konserlere çıktı.

Berklee College of Music’ten Caz Kompozisyon ve Film Müziği branşlarından diploma aldı. Aynı yıl Berklee’de Clare Fischer ödülüne layık görüldü

Sanlıkol, 2004’te Boston’da Robert Labaree ve Serap Kantarcı Sanlıkol ile Dünya isimli kültür sanat vakfını kurdu.

Klasik sanat musikisine eğilen Sanlıkol, araştırmalarının sonuçlarını sık aralıklarla müzikseverlerle paylaşmaya özen gösterdi, albümler yayınladı.

Berklee College of Music ve New England Konservatuarı’nda dersler veren Sanlıkol, ardından Emerson College ve Brown Üniversitesi’nde öğrenciler yetiştirdi.

 

MEHMET DEMİRDELEN (DAVUL)

Lise yıllarında tanışmış, çeşitli gruplarda ve projelerde müzik yapmış Turan Sarıbay (vokal), Özgen Akçetin (gitar), Zafer İpek (gitar), Baran Bekiroğlu (bas gitar), Mehmet Demirdelen (davul) Ankara’da Ambulans’ı kurdu. Konserlerle lokal çalışmalarının yanında 2009’da albüm kayıtlarına başladılar.

2000’li yılların başında Spitney Beers adıyla bir araya gelen Mehmet Demirdelen (davul), Barış Ertunç (gitar), Cenk Turanlı (bas gitar), Melis Danişmend (vokal) barlarda cover çalarak devam etti. Grup, Türkçe şarkılar yazmaya başladıktan sonra, bar grubu izlenimi veren ismini değiştirerek 2005’de Üçnoktabir yaptı.

Yönetmen Serdar Akar’ın teklifiyle Barda filminin müziklerinin bir bölümünü yazdılar, düzenlediler ve filmin ana şarkısı Dediler ki ile daha albüm çıkarmadan internet ortamında ve müzik kanallarında, genç gruplara kolay nasip olmayacak şöhreti yakaladılar.

Etkili vokal, sert gitar, bas ve davulla öne çıkan dörtlü, Haziran 2007’de Sabaha Karşı albümünü yayınladı.

Demirdelen bir dönem de Aylin Aslım’ın 2005 albümü Gulyabani için oluşturduğu grupta davul çaldı. Fanta Gençlik Festivali kapsamında ülkeyi gezip nitelikli rocktan örnekler verdiler.

Üçnoktabir’in kayıtları da devam ediyordu. Bestelerin ‘dörtlü anonim’ hazırlandığı, sözlerin Danişmend tarafından yazıldığı, nitelikli çalmaların kendini hemen belli ettiği albüm gruba sınıf atlattı. Buna karşın Üçnoktabir 2010’da dağıldı.

Demirdelen Malt grubuna kayıtlarda ve sahnede davuluyla katkıda bulundu.

Sonra Nefes grubuna girdi ve 2011’de çıkan albümde çaldı. 2014’te ise, Yıldız Üniversitesi Müzik Bölümü’nden sınıf arkadaşları Cenk Turanlı (bas gitar) ve Emre Kula’yla (gitar) progressif rock yapmak için Kes grubunu kurdu.

2016’da Duman grubuna katıldı. Aynı dönemde Feza grubunda da çalmaya başladı. Stoner/sludge grubu Feza, yedi parçalık Kobro albümünü 2018’de yayınladı ve konserlerdeki enerjik sahnesiyle dikkat çekti.

 

MEHMET ERSÖZ (BAS GİTAR)

Nisan 1950’de İstanbul’da doğdu. Gölgeler topluluğunda profesyonel oldu. Daha sonra Mete Duruman Orkestrası’na geçip bas gitar çaldı. Devamında, uzun süre Özdemir Erdoğan’la çalıştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bandosu’nda da yer aldı.

 

MEHMET GÖZÜPEK (DAVUL)

Gözüpek, yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan amatör rock gruplarında davuluyla dikkat çektikten sonra 1969’da İstanbul’da Fehiman Uğurdemir (gitar) ile Stephan’la (bas gitar) kurduğu Yarasalar grubuyla İstanbul lokallerinde sevilen parçaları çalıyordu.

1971’de Aziz Azmet’in Yollar/Hele Hele Gel 45’liğinin kayıtlarında çalan Bunalım grubundan bir süre sonra Ahmet Güvenç ile Nihat Örerel de gidince, grubun kurucularından Aydın Çakus yanına gitarist Berç Yenal, bas gitarist Melik Yirmibir ile davulcu Mehmet Gözüpek’i alarak devam etti. Gözüpek de kısa süre sonra gruptan ayrılınca yerine aceleyle 15-16 yaşlarındaki deneyimsiz Nur Yenal davula oturtuldu.

Bu arada Ersen Anadolu poptan ‘arabesk-rock’a yönelirken Dadaşlar’ın kadrosu, geri dönen Taner Öngür (gitar) ile Cem Kılıç (bas gitar), Ufuk Kırbeyli (saksafon), Mehmet Gözüpek (davul), Selahattin Yünkuş’tan (org) oluşmaktaydı.

Gözüpek’in yeni durağı Edirdahan grubuydu. Grup, sert politik söylemin peşinden gideceğini göstermiş, Anadolu ezgilerini kucaklayarak progressive rock doğrultusunda ilerleyeceğini belirtmişti. ‘Anadolu rock opera’ olarak tanımlanan Safinaz albümü, Karaca çizgisinin ne derece politikleştiğinin tipik örneğiydi.

Safinaz’ın başarısına karşın elemanlar gitmiş, kadroya Mehmet Gözüpek gelmişti. Edirdahan tek albümün ardından 1978’in sonunda dağılmıştı.

 

MEHMET HOROZ (BAS GİTAR)

1940’da İstanbul’da doğdu. 1960’da Somer Soyata ve Arkadaşları’nda bas çalarak profesyonel müzik dünyasına girdi. 1965’te Yurdaer Doğulu Orkestrası’na katıldı ve devamında Durul Gence 5 topluluğunda yer aldı.

Çeşitli oluşumlarda müzik yapmaya devam eden Horoz, Seksenler’de prodüktörlüğe adım atarken bas gitarının yanında vokaliyle de öne çıktı.

Piyasayı iyi bilen yapımcı Yeşil Giresunlu, 1982’de deneyimli müzisyenler Nilgün Onatkut, Mehmet Horoz, Atakan Ünüvar ile Şebgün Tansel’i bir araya getirerek, ABBA tarzında Beş Yıl Önce On Yıl Sonra grubunu kurdu.

Kısa süre sonra Şebgün Tansel’in yerine kadroya Esma Erdem’i alan grup, ilk albümleri ‘****’i (Dört kişiden oluştuğu için) 1982’de yayınladı. Albümün bir yüzünde sevilen Türkçe pop şarkılarının yorumu, diğer yüzünde de Türk müziği klasiklerinin yorumları yer aldı.

Bir sonraki albüm ‘Beş Vals 10 Tango’da aynı formül uygulandı ve kulaklarda yer etmiş parçalar seslendirildi. Konserler, gece kulübü ve gazino programlarıyla ününe ün katan grup, 1983 Türkiye Eurovision elemelerinde Atlantis (beste: Attila Özdemiroğlu) parçasıyla yarışarak Çetin Alp’in Opera’sının ardından ikinci geldi.

1984’de ise Halay’la (beste: Selçuk Başar-söz: Ülkü Aker/S. Başar) yarışmada bir kez daha şansını deneyen Beş Yıl Önce On Yıl Sonra, bu kez birinci olarak Lüksemburg’da Türkiye’yi temsil etti ve 37 puanla 12’liği alarak, o güne dek kazanılmış en iyi dereceyle ülkeye döndü.

1985’de önce Extra albümünü, ardından Büyük Kabare adlı şovda birlikte sahne aldıkları Ajda Pekkan’la Ajda Pekkan-Beş Yıl Önce On Yıl Sonra albümünü yayınladılar.

1987’de ise, Esma Erdem’in yerine Didem Hekimoğlu’nu kadroya alan gruptan Nilgün Onatkut gitti. 1987’de ‘Beş Yıl Önce On Yıl Sonra, 1988’de Dört Mevsim albümlerini çıkaran Beş Yıl Önce On Yıl Sonra’nın popülerliği zayıflıyordu.

Pop müziği hep bir ağızdan söyleme, yakın tarihin parçalarıyla nostalji yapma operasyonu Seksenler’de tutmuştu ama, Doksanlar’da yeni isimlerin pazara girmesiyle silik kalmıştı. Kadın vokallerin ayrılmasının ardından Beş Yıl Önce On Yıl Sonra’nın erkek elemanları Mehmet Horoz ile Atakan Ünüvar yanlarına Ünüvar’ın kızı Seda’yı alarak 2001’de son albüm Biraz Müzik’i yaptı ve devamında gruba son verildi.

 

MEHMET KURT (GİTAR)

3 Ağustos 1951’de İzmit’te doğdu. Pasifik 7’lisinde profesyonel oldu. Ritm 68’e geçti ve sonra Üstün Poyraz Set’te gitar çaldı. Mehmet Kurt kendi adına da orkestra kurdu.

 

MEHMET SOYARSLAN (GİTAR)

1944 İstanbul doğumlu Soyarslan sinemacı bir aileden gelmekteydi. Dedesi, Türkiye’nin en büyük film şirketlerinden Özen Film’in kurucusuydu.

İstanbul High Scholl’da öğrenim gördüğü sırada müziğe başlamış ve Apaşlar’ı kurmuştu. İlk bestesi Vahşet adlı enstrumantal bir parçaydı. 1963-65 arası F. Almanya’da Freiburg Üniversitesi’nde ekonomi eğitimi aldıktan sonra yükseköğrenimini Şişli İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde bitirmişti. Yurtdışından dönüşte getirdiği Fender gitar ve amplifikatörle İstanbul’da büyük sükse yapmıştı.

Federal Almanya deneyimi sonrası, aralarında Nino Varon’un da bulunduğu bir grup müzisyenle birleşmiş, ama popüler Amerikan parçalarını çalmaktan sıkılınca Yalçınkaya Tümay’la Apaşlar grubuna bıraktığı yerden devam etmişti.

Subay olan babasının görevi nedeniyle Anadolu’da dolaştığı günlerden kulağı türkülerle doluydu. Yabancı okulda aldığı Batılı eğitimle Anadolu’da öğrendiklerini birleştirip zaman zaman hoş sentezler yaratmayı başarmıştı.

Sağlam gitar tekniğinin yanında besteleriyle de ünlenmişti. Bunlardan Resimdeki Gözyaşları ile Bu Son Olsun, Türk pop tarihine altın harflerle yazılmıştı.

1969 yılında Özen Film’de Dış Alımlar Müdürü ve yönetim kurulu ikinci başkanı olan Soyarslan, yirmi yıl sonra aynı şirketin yönetim kurulu başkanlığına seçilmişti.

Aynı dönemde film ithalatının yanında kartvizitine yapımcılığı da eklemiş, Toprağın Teri, Ağır Roman, Asansör, Kahpe Bizans gibi yerli filmlerin yapımcılığını üstlenirken 1982’de Toprağın Teri, 2000’de hasılat rekorları kıran Kahpe Bizans filmlerinin müziklerini yazmıştı.

 

MEHMET ŞAHİNBAŞ (GİTAR, BAS GİTAR)

12 Haziran 1944’de doğdu. Kontrbas ile gitar çalmayı öğrendi ve ilk ciddi çalışmasını Barış Manço-Harmoniler grubunda yaptı. Twist parçalarla ilerleyen topluluk ilanlarda ‘Twist, Madison ve lokomotif dansların kralı Barış Manço ve Harmoniler’ şeklinde tanıtılıyordu.

Barış Manço-Harmoniler, Asaf Savaş Akat (saksafon), Mehmet Şahinbaş (gitar), Şanal Pınar (gitar), Batur Pere (davul) ve Osman Önder’li (piyano, bas) ekiple twist tarzında üç plak (Let’s Twist Again/Do The Twist, The Jet/Twistin USA, Çıt Çıt Twist/Dream Girl) yapmayı başardı ve Hafif Batı müziği tarzında 45’lik çıkartan ilk Türk grubu unvanını kazandı. Dream Girl, Manço’nun ilk İngilizce bestesiydi.

Kulüplerde çalan, radyo programlarına çıkan, 1962’de ‘Türkiye Twist Dansı Müsabakaları’nda yarışmacılara eşlik eden Harmoniler’in repertuarında, Manço’nun annesi Rikkat Uyanık’ın derlediği Kızılcıklar Oldu mu da vardı, Puerto del Sol gibi yabancı parçalar da.

Şahinbaş 1960ların ikinci yarısında Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları’na katılıp bas çaldı.

Piyasanın aranan isimlerinden olan Mehmet Şahinbaş, dönemin önemli orkestralarından Durul Gence 5’te çalışmalarına devam etti. Grup Alpay, Ajda Pekkan, Rüçhan Çamay, Tayfun, Haldun Özdenizmen, Gönül Yazar, Füsun Önal gibi isimlerin de plaklarında yer almıştı.

 

MEHMET ŞENOL ŞİŞLİ (BAS GİTAR)

10 Nisan 1971’de doğan  Mehmet Şenol Şişli, müziğe flütle başladı ve ardından bas gitara geçti. Sırasıyla Lazy River, R-Ex, Kadıköy/Bostancı, A Rh+, Mister No gibi gruplarla sahne aldı ve demolar yayınladı.

Arkadaşları Selim Öztürk (gitar), (bas gitar), Deniz Aytekin (vokal), Atilla Yüksel (tuşlular), Aykan İlkan’lı (davul) kadroyla 1993’de Kargo adıyla Sil Baştan albümünü çıkardı.

Dönemin pop çalışmalarından farklı bir yerde duran albüm, iyi tanıtılamamış ve ilgi görmemişti. Elemanların bir bölümü ayrılırken geriye kalan Öztürk ile Şişli yeni üyelerle Kargo’yu sürdürme kararı almıştı. 1994’de konservatuar öğrencisi Serkan Çeliköz tuşlulara, Burak Karataş da davula gelmişti. Son olarak da, bir barda dinleyip beğendikleri Koray Candemir grubun vokali olmuştu.

1996’da ekip, birikmiş besteleri kaydedip büyük bir firmanın etiketiyle pop-rock albümü Yarına Ne Kaldı’yı yayınlamayı başarmıştı.

Yaptıklarına melodik rock diyorlardı ve Kargo kısa sürede listelerin en üst sırasına yerleşti. Albüm çok satarken basın onlara ’15’liklerin grubu’ ya da ‘genç kız grubu’ diyordu. Grup konserlerle, kliplerle gençliğin yeni favorisiydi.

Kargo, Nisan 1997’de Sevmek Zor albümüyle yine çok satarken rock müziğin Türkiye’de popülerleşmesine, liselileri yakalamasına, pazar oluşturmasına katkı sağlamıştı. Ancak, fazla medyatik hale gelmeleri rock camiasını rahatsız etmiş, Kargo iki arada bir derede kalmıştı.

Haziran 1998’de sıra Yalnızlık Mevsimi albümüne gelmişti. Tuşlular azalmış, gitara ağırlık verilmişti. ‘Uyanış’, ‘şüphe’ ve ‘kimlik’ olmak üzere üç bölümden oluşan yapıta bu kez underground kesim de ilgi göstermişti. Sert gitarların, karanlık ve yaşamı sorgulayan söylemin genç kızlara seslenmediği ortadaydı. Medyanın desteği de zayıflamıştı. Yeni kulvarda Şişli’nin ürettikleri öne çıkmıştı.

2000 tarihli Sen Bir Meleksin albümü daha olgun kulaklar içindi ve elemanlar askerlik görevleri nedeniyle o günlerde fazla bir arada bulunamamıştı. Buna rağmen çıkan iş bütünüyle beğenildi.

2003’de Kargo yeniden bir aradaydı ama, Serkan ve Koray’la fikir ayrılığına düşmüş M. Ş. Ş. ekipten ayrılmıştı.

2009’da Koray Candemir ile Serkan Çeliköz’ün artık yer almadığı gruba Mehmet Şenol Şişli geri dönmüş ve Mirkelam da vokalistleri olmuştu. Yeni kadroya bir de isim gerekmişti: ‘Mirkelam ve Kargo’. Birliktelikten ortaya çıkan sekiz parçalık RRDP (Rakın Rol Disko Parti) albümü pop-rock yanında alaturka öğeler de içermişti…

2013, Kargo’nun 20. kuruluş yılıydı ve şerefine Gelecekle Randevum Var albümü hazırlandı.

Haluk Babadoğan (vokal), Mehmet Şenol Şişli (bas gitar), Selim Öztürk (gitar), Burak Karataş’lı (davul) kadrodan Mart 2016’da Değiştir Dünyayı albümü gelmiş, yeni vokal Babadoğan’ın performansı ve Şişli’nin dönüşüyle daha bir zenginleşen sound beğenilmişti.

Solo albüm Sayıklamalar’ı yayınlayan MŞŞ kitaplar yazarak sanat serüveninde yeni bir sayfa açmıştı.

2018’de Satılık Aşk albümünü çıkaran MŞŞ düzenlemeler yazarak da sektörde dikkat çekmişti.

 

MEHMET YANKIR (DAVUL)

Bir dönem Gaziantep’te Edip Akbayram’ın ilk grubu Siyah Örümcekler’de davul çalan Mehmet Yankır, genç yaşta Anadolu pop/rock camiasına katıldı. Yankır’ın müzikal öyküsü 1970’lerin ortasında başladı ve Akbayram’ın desteğiyle İstanbul’da piyasaya girdi. 1977’de bir turne sırasında Kurtalan Ekspres’te çaldı ve diğer gruplarda da çeşitli dönemlerde, kısa süreliğine baget salladı.

1988’de Cem Karaca’nın çalıştığı Avrasya grubunda yer aldı. Ardından bu kez Yol Arkadaşları adlı grupta Cahit Berkay ve Uğur Dikmen’le birlikte Cem Karaca’yla müzik yaptı.

1999 yılında, gönlündeki türküleri ‘Yankır’ adını verdiği albümde topladı. Ahmet Güvenç’in yönetmenliğinde Cemalim, Uzun İnce Bir Yoldayım, Kirpiklerin Ok Ok Eyle, Dostum Dostum, Hem Okudum Hem Yazdım, Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle, Dönen Dönsün, Dere Boyu Kavaklar gibi sevilmiş ezgilerin yanında, Hasan Hüseyin Demirel’in yapıtı Yürü Bebek’e yer verdi albümde.
Yurt dışında da müzik yapmış Mehmet Yankır, sinema ve tiyatroyu denedi.

 

MELİH ÇETİNER (DAVUL)

Ağustos 1946’da İstanbul’da doğdu. Genç yaşta Fehmi Ege Orkestrası’na girdi. Ardından Metin Güzel, İlhan Feyman, Kemal Güleşoğlu, Yalçın Ateş, Üstün Poyraz topluluklarında davul çaldı. Kadri Ünalan Orkestrası’yla yurtdışında da çalıştı.

 

MELİH GÜROK (GİTAR)

Ocak 1943’te İzmir’de doğdu. Genç yaşta gitar çalmayı öğrendi. Ardından İstanbul Radyosu’nun orkestralarında çalıştı. Piyasaya girdi ve aralarında Mehmet Ceyhan Orkestrası da olmak üzere birçok toplulukta yer aldı.

 

MELİK YİRMİBİR (BAS GİTAR)

Profesyonel müzik yaşamına 1971’de Bunalımlar grubunda bas gitar çalarak başladı. İki kuzeni Berç Yenal ile Nur Yenal da aynı grupta yer alıyordu.

Rock macerasının ardından piyasadaki birçok iddialı albümün kayıtlarında yer alan Melik Yirmibir (Melik Orhanyan) o dönemin toplama albümlerinin de vaz geçilmez bas gitaristiydi.

Daha sonra ABD’ye göç eden Yirmibir, New York’ta çalışmalarına devam etti ve özellikle Fahir Atakoğlu’yla parlak işlere imza attı.

Türkiye ile bağlantısını kesmeyen sanatçı, başta Erkan Oğur olmak üzere tanınmış isimlerle müzik yaptı, düzenlemeler yazdı.

 

MEMDUH TUTUCU (BAS GİTAR)

9 Eylül 1947’de Mersin’de doğdu.1967’de Özkan Acargil Orkestrası’nda bas gitar çalmaya başladı ve bu toplulukta müzik yaşamına devam etti.

 

MERİÇ DEMİRKOL (SAKSAFON)

1980’de devlet konservatuarına girdi. Piyano, obua, solfej, armoni eğitimi aldı. Ardından senfoni orkestrasında obua çalmaya başladı. 1991’de saksafona geçti ve ilk caz konserini Jazz Without Fear grubu ile verdi. Aynı dönemde oda orkestrasında çalıştı.

1995’te Bilkent Sahne Sanatları Fakültesi’nden mezun oldu.
Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde obua bölümünü kurdu ve dersler verdi.

2000’de kurulan, caz, rock, popu başarıyla bir arada kullanarak yerli müzik pazarına yeni soluk getiren Bağdat Avenue grubunda yer aldı. 5. Roxy Müzik Günleri’nde birinci olan ve aynı yıl İstanbul Caz Festivali’nde çalan Bağdat Avenue, ’01/10’ adını verdiği ilk albümünü 2003’de piyasaya çıkardı. Parçalarında kentlinin Batılı yüzüyle Doğu’nun duygusal derinliğini buluşturan Bağdat Avenue, 2000’lerin ortalarına dek konserleri sürdürdükten sonra çalışmalarına ara verdi.

Meriç Demirkol devamında İstanbul Radyosu TRT Caz
Orkestrası’nda çalışmaya başladı. Aynı dönemde profesyonel caz müzisyenlerinin Aycan Teztel yönetiminde kurduğu big band İstanbul Superband’e girdi.

Teztel, caz standartlarından popüler caza geniş repertuvar yaratabilmek amacıyla Türkiye’deki kalburüstü cazcılarla genç yetenekleri bir araya getirmişti.

Önemli organizasyonlarda ve yerli festivallere gelen yabancı yıldızların arkasında sahne alan orkestra, 2008’de yerli müzik tarihinin ilk big band albümü İstanbul Superband Plays Ömer Göksel’i yayınladı. Bir ara Ayşe Tütüncü’yle çalan Meriç Demirkol, çeşitli projelere destek verdi ve Selçuk Sun Beşlisi’yle de müzik yapmayı sürdürdü.

 

MERİH DUMLU (BAS GİTAR)

1949’da  Ankara’da doğdu. Babası Kemal Dumlu, Orhan Sezener’in Türk Hava Kuvvetleri bünyesinde kurduğu ‘big band’de nefeslileri çalıyordu.

Merih Dumlu müziğe küçük yaşlarda piyano dersleri alarak başladı. 1965’te lise çağlarında Ankara’da düğün orkestralarında çalışıyordu. Üniversite için İstanbul’a gidince müziğe devam etti ve 1967’de Mehmet Pekün’le Vahşiler grubunu kurdu. Bu grupla 1969’a kadar sahneye çıktı.

Daha sonra Odeon şirketinin kayıt orkestrasına katıldı e birçok yıldızın plaklarında çaldı.

1970’te Behiç Altındağ 5 topluluğuna girdi ve bas gitar çaldı. Gazino sahnelerinde gözükürken, kayıt işlerini aksatmadı, birçok isme düzenlemeler yazdı.

Dumlu 1973’te Ferdi Özbeğen, 1976’da Faruk Akel, 1977’de Mustafa Özkent, 1981’de Ritm 69, Osman İşmen topluluklarında, 2008’de Orkestra Elite’de yer aldı.

 

MERT ALKAYA (DAVUL)

17 Ağustos 1976’da İstanbul’da doğdu. 15 yaşında davul çalmaya başladı. 1993`te rock grubu Badluck`a katıldı.

1997’de Ercüment Vural ile konuk olduğu Işığın Yansıması grubunun Birdenbire albümünün kayıtlarında çaldı.

1997’de Mister No grubuna katıldı ve 2002’de Aşk adlı albümü yaptılar.

Aynı yıl Feridun Düzağaç ile çalışmaya başladı. Düzağaç’ın Orjinal Altyazılı albümü çıktıktan sonra Türkiye çapında 180’den fazla konser verdiler.

Bu arada Repertuvar Köpekleri grubunda da yer aldı. 2005’te Aylin Aslım ile çalmaya başladı. 2007’de ise Yaya grubuna girdi.

Devamında, 70’li yılların progressif rock örneklerine öykünen, modern metal soundları da deneyen Nemrud grubunda baget salladı ve topluluğun üçüncü albümünde yer aldı.

2018’de Bulutsuzluk Özlemi’nde çalan Alkaya 2021’de beş parçalık solo EP çalışma Omnipotence’i yayınladı.

 

MERTOL ŞALT (KEMAN)

1968’de İstanbul’da doğdu. 11 yaşında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na girdi ve on yıl keman ile piyano eğitimi aldı.

Bu süreçte 19 Mayıs İstanbul Gençlik ve Akdeniz Oda Müziği orkestralarında müzik yaptı.

1985’de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’na Lüküs Hayat Opereti ile girdi. Kariyeri boyunca tiyatro oyunlarına müzikler yazdı.

Edip Akbayram Dostlar’da tuşluları üstlendi. Devamında Aqua grubunda çaldı. 1993’te Cem Akgün ve Tevfik Tufan’la Çağrı grubu bünyesinde Güneşlerime Kar Yağdı albümünü çıkardı.

Uzun yıllar müzisyen, orkestra şefi ve besteci olarak sektörde faaliyette bulundu, albüm kayıtlarına katıldı, dersler verdi.

2000’de Bir Yudum Hayat bestesi ile Kuşadası Altın Güvercin’i kazandı.

Eurovision şarkı yarışmasında iki kez Türkiye finallerine kaldı. 1998’de İrlanda 21. Kavan Şarkı yarışmasında aranjör olarak birincilik aldı.

Ayrıca, bir dönem Şehir Tiyatroları çocuk eğitim biriminde ve Müjdat Gezen Sanat Merkezinde eğitmen olarak görev yaptı. Birçok albümde besteci ve aranjör olarak yer aldı, çeşitli reklam ve jenerik müzikleri besteledi.
Son dönemde Yasemin Mira ile Ege Kafası ikilisini oluşturarak Ege kokan şarkıları, Ege tadıyla yorumladı.

 

MESUT AYTUNCA (GİTAR)

1944’te İstanbul’da doğdu. Profesyonel müziğe 1958’de Gökçen Kaynatan Orkestrası’nda adım attı.

Mesut Aytunca ile Erol Bilem, Gökçen Kaynatan’ın grubundan ayrılarak, soyadı sonradan Erenus olacak Bilgesu Duru’ya radyo programlarında eşlik etmişti. Bir sınavın ardından radyoda program yapma hakkını Duru kazanmıştı ve Duru’nun adıyla radyoda çalabiliyorlardı.

İngiliz Shadows grubuna öykünen topluluk, sahnede çeşitli ışık oyunlarıyla siluetlerini de gösteriyordu. 1965’de Siluetler adını almışlar ve birkaç yıl sonra ortaya çıkacak Anadolu popla, bir önceki dönem Beat grupları arasında köprü olmuşlardı.

Özensiz şarkı sözlerinin müziği zedelediği gerekçesiyle parçaların büyük bölümünü enstrümantal icra etmeleri Siluetler’in en belirgin özelliğiydi.

Mesut Aytunca (gitar), Muzaffer Güler (vokal), Erol Bilem (gitar), Koray Yılmaz (davul), Berç Kürkçü (bas gitar) 1965’de Robert Kolej’in son kez düzenlediği 3. Boğaziçi Festivali’nde folk düzenlemesi dalında Üsküdar parçasıyla üçüncülük kazanmıştı.

Sıra, aynı yıl Hürriyet’in ilk kez gerçekleştireceği Altın Mikrofon yarışmasına gelmişti. Mesut Aytuncalı Siluetler, Kaşık Havası’nın düzenlemesiyle finale yükselmiş ve halk oyuyla üçüncü seçilmişti.

Siluetler 1965’in sonbaharında Batı’daki ‘folku modernleştirme akımı’nın uzantısı olarak türkülere ve anonim parçalara yönelmişti. Öykünme müzikle sınırlı kalmamış, kitch elbiselerle, uzun saçlarla, çeşitli aksesuarlarla da onlara benzemişlerdi.

1966’daki Altın Mikrofon Yarışması’na Siluetler grubu hoş swinge dönüşmüş halay ‘Lorke Lorke’yle birinciliği kazanmıştı.

1967’nin başında Mesut Aytuncalı Siluetler, Eylül 1967’de grubun ilk uzunçalarına imza atmıştı.

Siluetler, eski başarılardan uzak olsa da 1969’da gayet iddialı bir slogan dillendirmişti: ‘halka inmek ve onları eğitmek’. Ancak, Siluetler eskisi kadar müzikseverleri tatmin edecek işler üretemiyordu. Aytunca eski yaratıcılığında ve formunda değildi.

Askerlik sonrası Aytunca grubun hâlâ talep edildiğini düşünüp ‘Mesut Aytunca ve Siluetleri’ adıyla yoluna devam etmişti.

1973’de Aytunca grubu dağıtarak Kuveyt’e gitmiş, İtalyan orkestrası Rino and Valery’de gitarist, vokalist olarak çalışmaya başlamış, Batı müziğinin yanında Arap ve Hint müziğinden örnekler vermişti.

Siluetler’in serüveni 32 yaşındaki Mesut Aytunca’nın 27 Mayıs 1976 günü arkadaşının evinde boğazı sıkılmış halde ölü bulunmasıyla sona ermişti.

 

METE DURUMAN (GİTAR)

İstanbul doğumlu Mete Duruman profesyonel müziğe Genç Arslanlar Orkestrası’nda başladı. Selçuk Alagöz Orkestrası’nda üç yıl gitar çalan sanatçı 1968’de ayrıldı ve altı ay sonra orkestrasını kurdu: ‘Mete Duruman 4’ (Mete Duruman: gitar, Haluk Tüzün: bas gitar, Murat Sekban: org, Rıza Gülata: davul).

Farklı kadrolarla otellerde, lokallerde, gazinolarda 2010’a kadar müzik yapmayı sürdüren Mete Duruman’ın orkestrasında Mehmet Ersöz (bas gitar), Şenay Aygün (saksafon), Oğuz Erkurt (davul), Alpaslan Beyaztaş (saksafon) gibi isimler çaldı.

 

METİN ALATLI (TUŞLULAR)

10 Şubat 1943’te İstanbul’da doğdu. Şişli İlkokulu’ndan sonra Robert Kolej’e girdi ve lise sıralarında İstanbul Belediyesi Konservatuarı’nda yarı zamanlı piyano eğitimi aldı. Aynı dönemde akordeon, cümbüş, banço, gitarı da öğrendi.

1960’ların başında Dişçilik Fakültesi’nde öğrenim görürken gece kulüplerinde piyano çalmış, ardından Siluetler grubuna girmişti. 1966’daki Altın Mikrofon Yarışması’na Siluetler grubu Mesut Aytunca, Erol Bilem (bas gitar), Rasim Ulusman (ritm gitar, vokal), Metin Alatlı (org), Mehmet Dirisu (ritm gitar), Aydın Daruga’dan (davul) oluşan ekiple katılmış ve hoş swinge dönüşmüş halay ‘Lorke Lorke’yle birinciliği kazanmıştı. Bu şarkı, B yüzü’ne ‘Dede Efendi 66’ koyularak 45’lik halinde yayınlanmıştı. Lorke Lorke’nin düzenlemesi Alatlı’ya aitti.

Metin Alatlı 1970’lerin başında adını verdiği üçlüyü kurdu. Dediklerine göre, elektronik aletlerden yararlanıp gürültüden uzak müzik yapacaklardı. O dönem eleman sıkıntısı nedeniyle, altı kişilik orkestranın işini üç kişiyle gerçekleştirmek amacıyla elektronik davulları ve diğer bazı aletleri kendileri imal etmişlerdi. Metin Alatlı (org, elektronik davul, vokal, banço, gitar), Metin Bulut (gitar, bandoneon), Seren Dosdoğru (davul, bas gitar, vokal) ülke dışında da sahneye çıkmış, albüm kayıtlarına katılmıştı.

Alatlı, 1975’te Sentetik Oyun Havaları uzunçalarını çıkardıktan sonra profesyonel müzikten kopup kanser üzerine araştırmalara yöneldi. Haziran 1989’da kalp krizinden yaşamını yitirdi.

 

METİN ALKANLI (GİTAR)

1940’ta İstanbul’da dünyaya gelmiş Metin Alkanlı, konservatuarın piyano bölümüne devam etmiş, 1965’te gitar çalarak Siluetler’de profesyonel olduktan sonra aynı yıl kendi orkestrasını kurmuştu. Yine 1965 yılında, Altın Mikrofon yarışmasına Y. Kesen (bas gitar), Hayri Tezcan (gitar), Erdoğan Temli (davul), Hayrettin Dömeke (vokal), Zafer Öztürk (vokal), Metin Alkanlı (gitar) kadroyla katılan orkestra finale kalmış, ancak ilk üçe girememişti.

Yarışma şartnamesine göre Karadut/Gül Dalında Öten 45’liğini çıkarmaya hak kazanan Alkanlı ve arkadaşları, ardından dönemin yıldızlarına lokal çalışmalarında eşlik etmişti.

45’likler çıkardıktan sonra, 1970’lerin ortalarından itibaren orkestrasıyla Altın Gitar ve Altın Kemanlar uzunçalarlarını yayınlamış Metin Alkanlı, bu yapıtlarda kulaklarda yer etmiş şarkıları pop tarzında yorumlamıştı.

Şarkıları birçok Yeşilçam filmi aracığıyla bilinen Alkanlı, çok sayıda albüme müzik yönetmenliği ve aranjörlük de yapmış, 20 Eylül 2007’de yaşamını yitirmişti.

 

METİN ÇOTAL (TROMBON)

10 Ağustos 1940’da İzmir’de doğdu. 1954’te Beşiktaş Belediyesi Konservatuarı’na girdi. Önce keman, sonra piyano öğrendi. 1960’da bitirdi. Ankara Devlet Konservatuarı’nda trombon çaldı.

1974’te tromboncu olarak operaya girinceye kadar piyasada çalıştı. Londra’da yaşadı. Ünlü Dün Bugün Yarın Orkestrası’na katıldı. Kendi orkestrasını kurdu.

1999’da operadan emekli oldu. Operada çalarken piyanosuyla piyasada müzik yapmaya devam etti. Şubat 2003’te sahnede caz çalarken kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.

 

METİN HAMURABİ (DAVUL)

19403’te İstanbul’da doğdu. 1963’te davul çalarak Orhan Akansel orkestrası’nda profesyonel oldu. Uzun süre Ankara’da çeşitli topluluklarda müzik yaptı. Sonra Ertan Anapa Orkestrası ile Nejat Cendel Orkestrası’nda baget salladı.

 

METİN ÖZÜLKÜ (GİTAR)

15 Temmuz 1962’de Mersin’de dünyaya geldi. Çok küçükken müziğe sevdalandı ve yedi yaşında İstanbul Belediye konservatuvarı keman bölümünde eğitim almaya başladı. Dokuz yaşında ilk 45’liği Ana Kucağı/Kına Gecesi’ni çıkardı.

Metin Celalettin Özülkü 15 yaşında Erol Büyükburç’un grubu Evren’de Cem Bezeyiş (gitar), Sabahattin Taşdöğen (bas gitar), Aziz Göksel (tuşlular), Erdinç Kılıçarsan’la (davul) çalıyordu.

Edip Akbayram, jürilik yaptığı Millet Liseler Arası müzik Yarışması’nda Fenerbahçe Lisesi grubunda sahneye çıkan Özülkü’yü keşfetti ve onu bas gitarist olarak Dostlar’a transfer etti.

Bu arada, 1982’de kendi parasıyla bir solo uzunçalar yayınladı.

Lise çağlarından başlayarak gruplarda ya da ikili olarak müzik yapan Adnan Ergil ile Metin Özülkü, Seksenler’in ortasında ‘Grup Çağrışım’ adıyla Gerçekler uzunçalarını ve kasetini yayınladı. 10 parçalık albüm 1985 tarihliydi. Ergil ile Özülkü başka sanatçıların projelerinde çalışırken Çağrışım’a vakit ayıramayınca, grup tek albümün ötesine gidemedi.

Metin Özülkü (akustik gitar, vokal, tuşlular) ardından Nevcivan Özel (tar, vokal, vurmalılar) ve Nevbahar Özel’le (kemençe, vokal) Seksenler’in sonunda Müzik Yolcuları adıyla sahneye çıkmaya başladı. Tar ile kemençenin birlikteliği ilgiyle karşılanırken Özülkü’nün gitarı soundu zenginleştiriyordu. Üçlünün folk ile popu birleştirdiği 12 parçalık ilk albümü ‘Görmedik mi?’ 1989’da yayınlandı.

TV programlarına katılarak, konserler vererek devam eden grup, 1991’de ‘2. Albüm’ adlı yapıtı çıkardı ve bir süre sonra dağıldı.

Doksanlar’ın başından bu yana ikili ya da solo müzik üreten Eda-Metin Özülkü ise pop müzik camiasının her dönem aranan isimlerinden oldu.

Sözlerini Eda Özülkü’nün, bestelerini de Metin Özülkü’nün yazdığı parçaları 1999’da Böyle Aşk Olmaz, 2010’da Issız Ada adlı ortak albümlerinde toplayan ikili, Aysel Gürel’e saygı albümü ‘Aysel’in’e 1945 adlı parçanın yorumuyla katıldı.

Solo albümler de yayınlayan sanatçılar, ‘Eda-Metin Özülkü Orkestrası’yla konserler ve TV programlarına çıkmayı sürdürdü. 2015’de ise ‘Özülkü Project’ adıyla kendi parçalarını hem seslendirerek, hem de diğer sanatçılara yorumlatarak ‘Bizim Şarkılar’ albümünde bir araya getirdiler.

2012’de ‘ünlüler orkestrası’ diye kurulan topluluk Ferda Anıl Yarkın (vokal, keman), Harun Kolçak (vokal, bas gitar), Reyhan Karaca (vokal, kemane), Metin Özülkü (vokal, gitar), Asım Ekren (davul), Feyyaz Kuruş (vokal, tuşlular), Hazım Körmükçü’den (vurmalılar) oluşuyordu.

 

METİN ÖZYOL (DAVUL)

1938’de İstanbul’da doğdu. 1954’te İbrahim Özgür Orkestrası’nda davul çalarak profesyonel oldu. Fehmi Ege, Necdet Koyutürk, Ergün Özer, Ertan Anapa, Kanat Gür orkestralarında çalışan Özyol, Kanat Gür’le 1965 Altın Mikrofon Yarışması’na katıldı ve finale kaldı.

 

MISIRLI AHMET (DARBUKA)

Türkiye piyasasında fazla tanınmamasına karşın uluslararası pazarda sessiz sedasız önemli işler yapan biriydi. Zamanla ülkesinde de şöhrete ulaştı.
Adı Ahmet Yıldırım; 1963 Ankara doğumlu. Küçük yaşlarda darbukaya aşık oluyor ve hiç eğitim almadan kendi başına bu enstrümanı öğreniyor.
Lise sıralarında pavyonlarda ve düğün salonlarında çalışıyor. Genelde fazla ciddiye alınmayan, soliste eşlik sazı ya da bahşiş toplamak için bir araç gibi görülen darbukaya hak ettiği değeri verebilmek için dünyaya açılmayı kafasına koyuyor. Önce Fransa’ya gidip Arap müziği ve caz üzerine çalışmalar yapıyor.
Ardından, darbukanın merkezi kabul ettiği Mısır’da stüdyo çalışmalarına katılıyor, tekniğini geliştiriyor ve kendini kabul ettiriyor. Arada sırada Türkiye’ye döndüğünde bizim kayıtlara da giriyor. Stüdyolarda ona Mısırlı Ahmet denmeye başlıyor ve o da bu yeni adı seve seve kabul ediyor.
İlk kez Gürol Ağırbaş’ın Bas Şarkıları 2 albümünde yer alan Şelpe adlı parçadaki performansıyla kitlelerin dikkatini çekiyor. Ardından Mega Müzik, onun 1993’te Mısır’da yaptığı albümü Oriental Dance&Percussion adıyla 1998’de Türkiye’de yayımlıyor. Bu yapıt fazla vitrine çıkmamasına karşın muraklısına ulaşıyor ve Mısırlı Ahmet’in yeteneği, en azından, müzik camiası tarafından keşfediliyor.
Doğulu ve Batılı sanatçılarla yaptığı ortak çalışmalardan geriye kalan çeşitli etkilenimleri, teknikleri kullanarak doğaçlama kayıtlarla oluşturduğu albümleri ritm tutkunları için tam bir hazine işlevi taşıyor…

 

MİHRAN BARON (PİYANO)

1919’da İstanbul’da doğdu. 1937’de lokallerde piyano çalarak profesyonel oldu. Ardından, Necip Divitçioğlu Orkestrası’na katıldı. Keman da çalan Baron, uzun süre solo programlar yaptı. Baron, Özdemir Erdoğan’ın dayısıydı.

 

MİRAY SONER (DAVUL)

18 Nisan 1942’de Ödemiş’te doğdu. Yüksek öğrenimini müzik çalışmaları nedeniyle yarıda bıraktı ve DJ’lik yaptı. Ardından Mustafa Boz Orkestrası’nda davul çaldı.

 

MİSAK PERKER (KEMAN)

1960’ların başında orkestrasını kuran Misak Perker (İstanbul Şehir Senfoni Orkestrası’nın ilk elemanlarından) on yıl boyunca bazen arkadaşlarıyla, bazen tek başına gazino, lokal, otel programları yaptı. Orkestra 60’ların ikinci yarısında daha çok Çigan müziği üzerine repertuvar sunuyordu. Misak Perker (keman) bir ara eşi Anahit Perker (piyano), Selahattin Özbaş (akordeon, tumba) ve Roberto Lorano’yla (vokal) Perker Quarteti adıyla lokallerde swing, bogie, blues, rumba, samba çalmıştı.

 

MİTHAT DANIŞAN (BAS GİTAR)

3 Mart 1948’de İstanbul’da doğmuş ‘panço’ lakaplı Danışan, müziğe lise sıralarında başlamıştı.

Milliyet Liseler Arası Hafif Batı Müziği Yarışması’nın ilk yılı 1967’de Haydarpaşa Lisesi, seslendirdiği Una Mentira ve Espanyola şarkılarıyla ikinciliği kazanmıştı. İzzet Eti (davul), Müjdat Sayan (trompet), Namık Denizli (trombon), Faruk Dayıoğlu (tuşlular), Mithat Danışan (bas gitar), Ali Özen’li (vokal) kadro, yarışma şartnamesi gereği bu iki şarkıyı 45’likte bir araya getirmişti.

Yurdaer Doğulu Orkestrası’nda profesyonel olduktan sonra Kaygısızlar, Aydın Daruga Beşlisi, Kurtalan Ekspres, Moğollar, Dostlar, Marşandız, Erenler’de bas çalmış ve bulunduğu her oluşumda ağırlığını hissettirmişti.

Anadolu pop/rockın en renkli simalarından olan ‘Panço Mithat’ 4 Mart 2016 tarihinde yaşamını yitirmişti.

 

MUAMMER EREN (GİTAR)

Nisan 1943’te Giresun’da doğdu. 1964’te Ergun Özer Orkestrası’nda profesyonel oldu. Devamında Şerif Yüzbaşıoğlu topluluğunda çalıştı.  Kent Dörtlüsü’ne girdi ve gitar çaldı.

 

MUAMMER KETENCOĞLU (AKORDEON)

İzmir Tire doğdu. İlk ve ortaokul yıllarında körler okulunda okurken müziğe merak sardı ve akordeonu seçti. 1983’te Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde eğitim alırken Balkan ve Batı Anadolu müziklerine eğildi, araştırmalara girişti. 1993’de eski ve yeni Yunanca şarkılardan oluşan ilk albümü Sevdalı Kıyılar/ Latremena Akrogalia’yı yayınladı. Nisan 2001’de Karanfilin Moruna-Anadolu Zeybekleri albümünü çıkardı.

Uzun süredir kurduğu bir düşü gerçekleştiren sanatçı, Anadolu’dan kadınlarca yakılmış türküleri seslendirmek üzere 17 kadın sesini bir araya getirdi. 2005 sonundan başlayarak, “Kadın Sesleri Topluluğu” adını verdiği koro ile Ketencoğlu kadınlara özgü çoğu zaman göz ardı edilmiş toplumsal kültürü yansıtan kadın ağzı türküleri ustalıkla sahneye taşıdı.

Topluluğun repertuarı, Anadolu’nun çeşitli yörelerinden kına havaları, ninniler ve hüzünlü türkülerle birlikte kaşıklar ve ziller eşliğinde söylenen eğlenceli düğün havalarını içeriyordu. Çeşitli televizyon programlarına katılan ve önemli konserler veren toplulukta yer alan koristler arasında mimar, avukat, biyolog, mühendis, öğretmen ve öğrenciler bulunuyordu.

Anadolu’da kadınlardan türkü derlemenin halk müziğinde karşılaşılan en önemli zorluklardan biri olmasından yola çıkan Muammer Ketencoğlu ve Kadın Sesleri Topluluğu, türkülerle Anadolu kadınının kültürünü ve gerçekliğini günümüze taşıyordu.

Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu, Batı Anadolu’da yüzyıllarca beraber yaşamış Türkler ile Rumların müzik geleneğini sahneye taşıyordu. Batı Anadolu’dan Türkçe ve Rumca zeybekler, halk türküleri ve İzmir tarzı rebetiko örnekleri seslendiren topluluk 2003 yılına dek rebetiko müziği icra eden Kompania Ketencoğlu adıyla tanınmakta idi.

Balkan Yolculuğu topluluğu ise, Türkiye Trakyası’ndan, Çek Cumhuriyeti’ne kadar geniş bir coğrafyadan halk türkülerini ve dans havalarını en saf haliyle yorumlamaktaydı. Muammer Ketencoğlu Balkan Yolculuğu ile 2001’de Ayde Mori, 2007’de Balkan Yolculuğu adlı iki albüm yayınladı. 2009 baharında çok başarılı bir Bulgaristan turnesi gerçekleştiren topluluk farklı ve otantik performansıyla ulusal basından büyük ilgi gördü, pek çok TRT programına katıldı.

Albümler birbirini izledi ve Ketencoğlu, Temmuz 2007’de Balkan Yolculuğu / The Balkan Journey albümünü, Ocak 008’de İzmir Hatırası/ Smyrna Recollections albümünü müzikseverlere sundu. “Eski İzmir’den Türk, Rum ve Yahudi Türküleri alt başlığını taşıyan albüm 1922 öncesinin çok kültürlü İzmir’ine müzikal bir gezintiydi…

Ketencoğlu, Haziran 2010’da bestelerinden oluşan Gezgin / The Traveler albümünü yayınladı.

Bu çalışmaların yanında, radyo programları hazırladı, filmlere müzik yazdı, sanat danışmanlığı yaptı.

 

MUHİTTİN ÖZKAN (TROMBON)

1942’de İzmir’de doğdu. 20 yaşında profesyonel olarak topluluklarda trombon çalmaya başladı. Dönemin ünlü isimleriyle birlikte programlar yapan Boğaziçi Orkestrası’yla uzun dönem çalıştıktan sonra İstanbul Belediyesi Konservatuarı Pop ve Caz Orkestrası’yla TRT ekranlarında, büyük organizasyonlarda yer aldı.

 

MUHİTTİN PAYDAŞ (SAKSAFON)

1936 Yugoslavya doğumlu Muhittin Paydaş, konservatuarda eğitim görmüş, sanat hayatına Yugoslavya’da bir Macar orkestrasında başlamıştı.

Beş yıl klarnet çaldıktan sonra 1958’de Türkiye’ye gelmiş ve Çetin İnöntepe Orkestrası’na girmişti.

Devamında Şerif Yüzbaşıoğlu, Ergun Özer, Kadri Ünalan ve Ulvi Temel orkestralarında, ‘Radyo Evi’nde saksafoncu olarak çalışmıştı.

1968’de ise, Muhittin Paydaş ve Lordları adıyla orkestrasını kurmuştu.

Ayten Alpman, Salim Ağırbaş, Salim Dündar, Selçuk Başar gibi isimlerle çalışan Paydaş, 1980’e kadar The Marmara Oteli’nde orkestrasıyla program yapmış, Fecri Ebcioğlu ile TV programlarında yer almıştı. Sonra Avrupa’yı dolaşmaya çıkmış ve birçok şehirde çalmıştı.

 

MURAT ÇEKEM (GİTAR)

1968’de Adana’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nde okurken 1981′ de okul orkestrasında piyano çalmaya başladı ve 1984’de grubun solistliğini üstlendi. 1986’da Milliyet Liseler Arası Müzik Yarışması’nda en iyi erkek solist, en iyi klasik orkestra düzenleme, en iyi pop orkestra düzenleme dallarında birincilik kazandı.

İlk profesyonel çalışmasını Ali Poyrazoğlu’nun Yeşil Kabare’sinde yaptı ve piyano çalıp şarkı söylerken, Müjdat Gezen, Uğur Yücel, Cem Özer’in sahne şovlarında çaldı.

1988’de Grup Lokomotif’e katıldı ve solistliğin yanı sıra Zerrin Özer, Ayşegül Aldinç, Sezen Aksu, Seyyal Taner, Aşkın Nur Yengi, Fatih Erkoç, Harun Kolçak gibi isimlere vokal yaptı. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Konservatuar şan bölümüne girdi.

1991’de Mercury grubunu kurdu ve konserler, lokal çalışmalarının yanında 1994’te Sen Neyin Peşindesin albümünü yayınladılar.

Beste yazmaya devam etti ve Kenan Doğulu, Özgün, Atiye Deniz, Bengü, Özlem Tekin, Ufuk Yıldırım ve Akrep Nalan gibi sanatçılar bunlardan bir bölümüne albümlerinde yer verdi.

Kenan Doğulu, Özgün, Nazan Öncel, Candan Erçetin, Haluk Levent, Işın Karaca, Alex gibi birçok sanatçının albümlerinde vokal yapıp gitar çalan Çekem, filmlere müzik yazdı, vokal koçluğu yaptı.

 

MURAT ERTEL (BAĞLAMA, GİTAR)

1964’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası grafik sanatçısı Mengü Ertel’di. Çocukluğunda eve gidip gelen Ruhi Su ile halk müziği sanatçılarından etkilenerek, anne babasının sevdiği plakları dinleyerek müziğe sevdalandı.

Küçük yaşlarda fanzinler yayınladı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi‘nde televizyon, Boğaziçi Üniversitesi‘nde İngiliz Dili ve Edebiyatı okudu. Gitar ve bağlama çalmayı öğrendi.

Hiçbir kalıba, modaya bağlı kalmadan doğaçlama ‘o anın müziği’ni üretmek ve melodiye pek prim vermemek amacıyla 1988’de Zen grubunu kuranlar arasında yer aldı. Ürettiklerine ‘toplu meditasyon’ diyorlardı. Doğaçlama çalan ZeN’in konserleri de sahne çevresinde o anda yaşananların müziğe yansımasıyla gelişiyordu. Performans sırasında müzikle film ve dia gösterisi iç içe geçiyor, görüntüler şarkıları destekliyordu.

Aynı isimler 1996’da BaBa ZuLa grubunu kurdu ve bu projeye ağırlık verdi…

Derviş Zaim ilk uzun metraj filmi Tabutta Rövaşata için onlardan müzik istemişti. Bazıları film müziği işine sıcak bakmayınca, aralarından Murat Ertel (bağlama, gitar, Ramazan davulu, loop, teyp), Emre Önel (darbuka, tuşlular, zil, vurmalılar, sampler) ile Levent Akman (def, bongo, vurmalılar, kaşık) tek projelik olmak üzere BaBa ZuLa grubunu oluşturup filme müzik yazmıştı. Devamı geldi.

Tiyatro oyunlarına müzik hazırlama ve konser teklifleri artınca, ZeN grubunun yan projesi olarak BaBa ZuLa yola devam etmiş, gelenekselle çağdaşı birleştirme, evrensel bir dil yakalama yolunda kafa yormaya başlamıştı.

Ertel konserlerle, albümlerle yola devam etti ve yerli müzikte vitrinin en önemli figürlerinden biri haline geldi. Deneylere girişerek elektronik bağlamada yeni çalma teknikleri geliştirdi.

 

MURAT SES (TUŞLULAR)

Hammond orgun tınısını Moğollar’a ve Anadolu popa sokan isim Murat Ses (Opera sanatçısı Kenan Ses’in oğlu) 17.12.1946 İzmir doğumlu. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nde okurken öğretmeninin halk oyunları ekibi için davulcu bulmakla görevlendirdiği Ses, davulcu ve zurnacının yanında halk müziğine gönül vermişti.

1964’te Meteorlar’ı (Aziz Azmet-bas, Oğuz Aksu-gitar, İlhan Akar-davul, Neşe Okakın-gitar) kurdu; 1967’de Siluetler’e katıldı ve ardından Moğollar’ın ilk kadrosunda yer aldı.

İstanbul Üniversitesi’nde İktisat öğrenimi gördükten sonra 1979’da Avusturya’ya gidip aynı dalda Johannes Kepler Üniversitesi’nde yüksek öğrenim yaptı.

Moğollar’ın, geleneksel sazlarımızla orgu ustalıkla birleştirip Anadolu pop dedikleri yeni türe hayat vermelerinde büyük pay sahibi olan Ses’in, grubun birçok bestesinde ve düzenlemesinde imzası vardı.

Ayrıca Ses, ‘Hammond org’dan zurna sesine benzer sesler elde ederek özgün bir çizgi yaratmıştı Anadolu popta. Kariyeri boyunca çaldığı her grubu tam anlamıyla ihya ettiği de rahatlıkla söylenebilir.

Arayışların deneysel havasını yitirdiğini ve ticarete kaydığını iddia edip Moğollar’dan ayrıldı. 1972’de Ağrı Dağı Efsanesi grubunu kurdu.

Daha sonra Kurtalan Ekspres, Dostlar ve Dervişan’da çalıştı. Dervişan kadrosundan Taner Öngür (gitar), Murat Töz (bas gitar), Hüseyin Sultanoğlu (davul) ve Tahsin Ünüvar’la (flüt) birlikte kaydettiği progressive rock örneği Fasulye Dişli Adam’ı (B yüzü geleneksel türkünün yorumu Dağ Çiçekleri) 1976’da solo 45’lik olarak yayınladı.

1977’de profesyonel müziği bırakarak ticarete atıldı ve 1979’da ailesiyle Avusturya’ya yerleşti. Bu ülkede elektronik müzik üzerine araştırmalarını geliştirip ev stüdyosunda çeşitli deneylere girişerek geleneksel Türk sazlarının tınılarıyla çağdaş teknikleri kaynaştırdı. Synthesizerla üretilmiş ney, mey, zurna, kanun tınılarına, mehter sounduna, çeyrek seslere ve aksak ritmlere yer verdiği 1989 tarihli Automaton albümüyle ‘üçleme’sini başlatır. Automaton’da Murat Ses Anadolu pop adına değişik bir adım atmış ve çalışmaları elektronik boyuta taşımıştı.

Binfen (1995), Culduz (Yıldız-1999) 2004’te Automaton 2 (2004), 2005’te Binfen 2005 Remix (2005), Electric Levantine (2006) ile 2007’de Umami (2007) albümleriyle en üretken dönemini yaşayan Ses Murat Ses yeni yolunu, Anadolu popun diyalektik uzantısı olarak değerlendirmekteydi ve bu yolda albümler üretmeye devam etti.

 

MURAT SUNGAR (PİYANO)

1942’de Ankara’da doğdu. Annesi Sabahat Hanım eski operacıydı. Onun teşvikiyle altı yaşında evde piyano dersleri almaya başladı. Orta sonda konservatuara girmek istedi; müzisyen adamın aç kalacağı gerekçesiyle ailesi izin vermedi.

Lise sondayken Aralık 1958’de Ankara TED Koleji’nde öğrenim gören birkaç arkadaşıyla, vokal müziğine uygun şarkılar seslendirmeye başlamışlardı. Kendilerini dinleyen Yener Arıkoğlu birlikte çalışmayı teklif etmiş ve Arıkoğlu topluluğun şefi seçilmişti.

Ankara Koleji 11. sınıfların düzenlediği eğlenceye davet edilmişler ve o konserde hepsi süveter giyince adları da The Sweaters veya Süveterliler olmuştu.

Mart 1959’daki ilk radyo konserleri çok beğenilmişti. Mülkiye’de yapılan müzik yarışmasını da kazanan The Sweaters, kolej grubundan öteye gidip 1960’da popüler müzik topluluğuna dönüşmüştü.

The Sweaters’ın erkek vokal kısmında Murat Sungar, Alp Arıkoğlu, Erdem Kayaalp ile Kemal İnan, kız vokal kısmında Işık Turan, İnci Eymür, Ayşe Silimen, Bercis Göydün yer alırken piyanoyu Caner Tunaman, gitarları Burak Gürsel, Kemal İnan, Erdem Kayaalp, davulu Durul Gence çalmıştı. Şanar Yurdatapan ile Bob England da toplulukta yer almıştı. Gruptaki elemanlar koleji bitirince The Sweaters sona ermişti.

Mülkiye’de okurken piyanosuyla lokallerde çalıp para kazanmaya başlamıştı. Bu arada 1961’in sonunda SSS Sextet grubuna katılıp piyanoyu üstlenmişti. Ardından‘Alpay ve Arkadaşları’ grubuna girmişti.

Mülkiye’yi bitince Devlet Planlama Teşkilatı’nda çalışmış, sonra askere gitmişti. Vatani görev sonrası burs kazanıp ABD’ye gitti.

Devamında emekli oluncaya dek Dışişleri’de çalıştı, büyükelçilik, AB genel sekreterliği görevlerinde bulundu.

 

MURAT TÖZ (BAS GİTAR)

Yurdaer Doğulu Orkestrası’nda profesyonel oldu. Bir süre sonra Cem Karaca-Dervişan grubuna bas gitarıyla katıldı ve ayağının tozuyla Temmuz 1975’de konsere çıktı…

Dervişan Hüseyin Sultanoğlu (davul), Murat Töz (bas gitar), Taner Öngür (gitar), Kılıç Danışman (tuşlular) ve yeni gelen Tahsin Ünüvar’lı (alto sax) kadrosuyla bomba gibi bir 45’lik yaptı: Kavga/Mutlaka Yavrum. Bu plakla gruba Anadolu rockçıların geldiği belli olmuş, yerel tatlar yeniden ön plana çıkmıştı.

Cem Karaca’nın Kavga’yla ‘yerli rock’ın zirvesine oturduğu günlerde Dervişan, protest müziğin dozunu arttırarak Beni Siz Delirttiniz, Niyazi, Parka, İşçi Marşı, Kerem Gibi, Sevdan Beni, Adiloş Bebe gibi besteler üretmişti. Yapılan slogan müziğiydi ama, parçaların melodileri güçlüydü. Grup, köy ile Anadolu yerine kentlinin sorunlarına eğilmeye başlamıştı.

Töz Mor Perşembe/Bir Mirasyediye Ağıt 45liğinin  ve Yoksulluk Kader Olamaz albümünün kayıtlarının ardından 1977’de askerlik görevi nedeniyle gruptan ayrıldı.

Askerlik dönüşü pop yıldızlarıyla çalışan Töz, bir ara da Edip Akbayram-Dostlar’da çaldı.

Uzun sürgün yıllarının ardından ülkeye dönen Cem Karaca’nın 1987 Merhaba Gençler ve Her Zaman Genç Kalanlar albümünün kayıtlarında yer aldı. Devamında da Cem Karaca’nın yeni konser grubunun üyesi oldu.

Şubat 2001’de yeniden Cem Karaca’yla yolu kesişen Murat Töz arkadaşları Barış Göker ve Cengiz Tuncer‘le oluşturdukları üçlüyle Karaca için çaldı.

 

MURAT VERDİ (VURMALILAR)

İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nejat Verdi perküsyon sanatçısıydı ve evde çalgı bolluğu vardı. Onları keşfederek 6 yaşında müziğe sevdalanan Murat Verdi ortaokulda davul çalmaya başladı. Berklee’de eğitim aldı ve mezun oldu. New York’ta eğitimini sürdürdü ve çeşitli gruplarda müzik yaptı. Ülkeye dönünce Türk Halk müziğine, tasavvufa eğildi. Caz camiasında dostları arttı. Doğaçlama performansını ilerletti ve etnik müzik araştırmalarında bulundu. Ritmistanbul, Sıfır Virgül Bir, Euphony gruplarında yer aldı. Shuara albümünü yayınladı.

 

MUSTAFA ALTAN (BAS GİTAR)

Haziran 1947’de Giresun’da doğdu. 1964’te müziğe başladı ve birkaç amatör grupta gitar çaldıktan sonra Taner Akansel’in topluluğuna bas gitarist olarak katıldı. Aynı orkestrada davul ve org da çaldı.

 

MUSTAFA BOZ (TROMPET)

1926’da Akhisar’da doğdu.12 yaşında Askeri Musiki Mektebi’ne girdi. Daha sonra operada misafir sanatçı olarak trompet çaldı.

1945’te faaliyete geçen orkestrasıyla Mustafa Boz 10 yıl boyunca  lokallerde, gazinolarda müzik yaptı. Aralan topluluklardan biri olan Boz ile arkadaşları 1970’lerde de çalışmalarını sürdürdü.

 

MUSTAFA KOS (GİTAR, DAVUL)

Dizel grubundaki başarılı performansıyla metal camiasında tanındı. 1987’de Barış Manço’yla çalışmaya başladı ve ABD’de konser verdi. Daha sonra pop ve rock albümlerinde enstrümentalist ve düzenlemeci olarak görev yaptı.

Barış Manço şarkılarını yorumlamak üzere, bir bölümü Kurtalan Ekspres eski üyelerinden oluşan müzisyen grubu 24 Ayar’a katıldı. Caza merak sardı ve ortak projelerde yer aldı.

 

MUSTAFA ÖZKENT (GİTAR)

Müziği küçük yaşlarda mandolinle başlayan Mustafa Özkent (doğum 1942) daha sonra keman, akordeon ve bateriyi de öğrendi. 1957’de Ankara Devlet Konservatuarı’na girdi ve aynı dönemde Teenagers grubunda gitar çaldı. Grupta 13 yaşından küçük, 19 yaşından büyük eleman olmadığı için bu isim seçilmişti.

1960’da Cemil Başargan Tango Orkestrası’yla profesyonel oldu. Ferdi Özbeğen’in ekibinde çalıştıktan sonra kayıt orkestralarında yer aldı ve devamında Süheyl Denizci yönetimindeki TRT İstanbul Radyosu Caz Orkestrası’na gitarist ve aranjör olarak seçildi. İsmet Sıral Orkestrası,Ali Çetinkaya Orkestrası, Kadri Ünalan Orkestrası, Kanat Gür Orkestrası, Ritm 73, Selim Özer Orkestrası, İlhan Feyman Orkestrası’nda da çalan Özkent, 1973’te stüdyoda tek başına ‘Gençlik ile Elele’ albümünü kaydetti. Yurtdışında müzik yapmayı kararlaştırdı ve bir süre yabancı orkestralarda yer aldı.

1977’de yurda dönünce kendi orkestrasını kurarak, Lunapark ve Maksim gazinolarında dönemin sanatçılarına eşlik etti; diğer sanatçılara düzenlemeler yazdı.

2000’lerin başında Dijitalpiyano ve Dijital gitar albümlerini çıkardı.

Türküleri caz, rock, funk ve saykodelik çizgide yorumlayarak yaptığı Gençlik ile Elele albümü yıllar sonra keşfedildi ve yurtdışında basıldı.

 

MUSTAFA SARIŞIN (GİTAR)

Anadolu popa en fazla emek veren isimlerindendi. Müziğe genç yaşlarda merak sardı. Kendi kendine gitarı öğrendi. Semtten arkadaşlarıyla filmlerden önce sinemalarda çalmaya başladı. Devamında düğün salonlarına terfi etti.

Siluetler’e katıldı ve bir süre sonra Kuveyt’te sahneye çıktı. Türkiye’ye dönünce, Moğollar’dan ayrılmış Murat Ses ile Mavi Işıklar’ın eski vokali Nejat Toksoy’un, 1972’de bir araya gelerek kurduğu Ağrı Dağı Efsanesi grubuna katıldı. Grup adını, Murat Ses bestesinden almıştı.

Murat Ses o günlerde neden bu ismi seçtiklerini şöyle anlatmıştı: ‘Ağrı Dağı, Türkiye’nin en yüksek dağı. Amacımız Türkiye’nin en yüksek müziğini yapmak. Ağrı Dağı, mitolojide Nuh Tufanı’nda olan yeriyle tüm dünyanın tanıdığı ünlü bir dağ. Amacımız da bir Türk grubu olarak tüm dünyanın kalbine girmek’…

Okul konserleriyle başlayan grup, yedi aylık kısa ömründe iki 45’lik yayınlamıştı: Deli Gönül Neylersin/Düşenin Dostu Olmaz (1972), Gün Doğmadan Neler Doğar/It’s All Right (1973).

Murat Ses (org, piyano, armonika), Nejat Toksoy (vokal, kazoo davul), Mustafa Sarışın, Nadir Uygun (davul), Erhan Akdoğan (bas gitar), Fikret Ural’dan (gitar) oluşan Ağrı Dağı Efsanesi büyük hedeflerine karşın Mayıs 1973’de dağıldı.

Mustafa Sarışın bir süre Esin Afşar’la çalıştıktan sonra Kurtalan Ekspres’e girdi. Kurtalan Ekspres’le turnelere çıktı, plak kayıtlarına katıldı. Bu arada gitarın yanında yaylı tambur, bağlama, ıklığ, zurna da çalmaya başlamıştı.

Askerden sonra Sheraton Oteli’nde program yapan yabancı bir orkestraya bas gitarist olarak girdi. Bu toplulukla yurtdışında da çaldıktan sonra Edip Akbayram-Dostlar’a katıldı. Birkaç önemli plağın ardından ayrıldı.

Ülke dışında yaşamaya başladı ve müziğe orada devam etti.

 

MUSTAFA SÜDER (KLARNET, KEMAN)

Mustafa Süder ya da piyasada bilenen adıyla Mustafa Hoca. Yerli popun son çeyrek yüzyılında birçok iddialı albümün kayıtlarında yer almış, viyola, klarnet, keman, saksafon, akordeon çalmış, İstanbul Senfoni Orkestrası’nda viyola bölüm şefliği yapmış, gayet üretken bir müzisyendi.

Süder, pop yıldızlarıyla çalışmanın yanında kendi de Romantica, Mustafa Süder 2, Aşk Rüyaları gibi albümler de çıkartmıştı.

 

MUSTAFA TOROSLU (FLÜT, SAKSAFON)

Yerli hafif müzik dünyası yeni yeni şekillenirken, sahnelerde yer alan az sayıdaki nefesliler çalgıcısı sık sık topluluk değiştiriyordu.

Bunlardan flüt ve saksafon çalan Mustafa Toroslu, 1960’ların başında Erol Büyükburç’la çalışmaya başladı ve ardından Kentet Dogo’da tenor saksafon çaldı.

1961’de Kuyruklu Yıldızlar Vokal Grubu’na geçti ve Umur Kırgöz, Rüştü Kurtuluş, Oktay Yurdatapan vokalleri üstlenirken, Şanar Yurdatapan (bas gitar), Utku Demirseven (piyano), Nesim Levi (piyano), Gökçen Kaynatan (gitar), Adil Örs (gitar), Muhittin Paydaş (saksafon), Mustafa Toroslu (saksafon), Hasan Hür (davul) orkestra bölümünü oluşturmuştu.

Erkin Koray ve Ritmcileri’nin 1962 kadrosunda yine Mustafa Toroslu vardı. O günlerde başlamış folklor denemelerine kayıtsız kalamayan Erkin Koray, dünyada büyük ilgi gören ‘twist modası’nı takip etmekte, Ceviz Oynamaya Geldim Odana türkü düzenlemesiyle seyircilerine ‘Mevlana Twist’ yaptırmaktaydı.

1964’de Faruk Akel Orkestrası’na katılan Toroslu bir yıl sonra Ertan Anapa Orkestrası’na gitmişti.

 

MUVAFFAK FALAY (TROMPET)

8 Aralık 1930 İzmir Kuşadası doğumlu Muvaffak Falay, 1942 yılında Kuşadası bandosunda şef Halil Bereket‘den aldığı derslerle müziğe adım atmış, Ankara Müzik Konservatuarı’nda trompet ve piyano eğitimi gördükten sonra çeşitli orkestralarda çalmıştı.

1960’ta İsveç’e yerleşmiş ve adı zor söylendiğinden Maffy olarak bu ülkede caz yapmaya başlamıştı. Bir ara Okay Temiz’le kurduğu Sevda grubuyla etnik cazı deneyen Falay, ardından 70’li yıllarda oluşturduğu Maffy Falay Grubu’nda İsveçli ve Türk elemanları bir araya getirerek ‘beşli’, ‘altılı’ olarak çalışmalarını sürdürmüştü.

1984’te ‘We 6’, 1993’te ‘Maffy Falay Sextet’ adlı iki albüm yayınlayan Maffy Falay Grubu, 1994 yılında 1. Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nde M. Falay (trompet), Bernt Rosengren (saksafon), Ake Johansson (piyano), Per-Ola Gadd (bas gitar), Can Kozlu’lu (davul) kadroyla sahneye çıkmıştı.

Uluslararası İstanbul Caz Festivali’nin 2005’te ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık gördüğü Falay, Doksanlı ve 2000’li yıllarda Muvaffak Falay Beşlisi grubuyla sahneye çıkmış, 2010’da da 24. Uluslararası İzmir Festivali’ne katılmıştı.

Trompet çalmayı Kuşadası’nda öğrendiği için Kuşadası Belediyesi Muvaffak Falay’ın heykelini ilçeye dikmişti.

 

MUZAFFER ARTUN (BAS GİTAR)

1944’de İstanbul’da doğdu. Genç yaşta Deniz Atları Orkestrası’nda profesyonel oldu ve bu toplulukla sahne macerasına devam etti.

 

MÜFİT KİPER (TROMPET)

1926 İstanbul doğumlu Müfit Kiper, Bahriye Müzik Okulu’ndan mezun oldu ve 1945’te profesyonel müziğe atılarak kulüplerde trompet çalmaya başladı. Cüneyt Sermet’ten İsmet Sıral’a kadar birçok müzisyenin orkestrasında yer aldı.

1955’te kendi adını verdiği orkestrayı kurdu ve tangodan valse uzanan geniş bir repertuar hazırladı. Müfit Kiper Orkestrası uzun yıllar müzik sahnesinde kalırken, piyasaya damgasını vuracak birçok isme de okul oldu.  1963’te Beyrut’ta çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönen Müfit Kiper kadroda revizyona gitmiş ve yeni katılan üç İtalyan üyenin varlığını vurgulamak için orkestranın adını ‘3+3 Kiper Orkestrası’ yapmıştı. Kiper’in kızı Nazan da 1967’de orkestrada şarkı söylemişti.

 

ÇALGICI TAYFASI 2 >>>

error: Content is protected !!